Bizi Takip Edin

Lifestyle

Soğandaki Güzellik Sırları

Yayınlandı

tarihinde

Soğandaki güzellik sırları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Sonbaharı karşılamaya hazırlandığımız bu zaman diliminde, metabolizmamızda bazı değişimler ortaya çıkmakta. Bu değişimler genel sağlık durumumuzu etkilediği gibi, dış görünüşümüze de yansımakta. Tadı ve lezzetiyle ülkemizde oldukça sevilen bir sebze olan soğan, güzellik konusunda birçok faydayı içinde barındırıyor. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, soğandaki güzellik sırları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Soğandaki güzellik sırları nelerdir?

A, B, C, E vitaminleri bakımından zengin bir sebze olan soğan, içinde barındırdığı fosfor, iyot, silis, kükürt gibi faydalı birçok mineralle metabolizmamızın düzenli şekilde çalışmasına büyük katkı sağlamakta. Özel bileşimi sayesinde vücudumuzda antibiyotik görevi gören soğan, mide ve sindirim sistemi sorunlarına iyi geliyor, kalp damar sağlığını güçlendiriyor, sinir sistemi şikayetlerini azaltıyor, idrar söktürüyor, vücuttan toksin atımını destekliyor. Soğan ayrıca, vücutta biriken fazla tuz ve ürenin atılması ve pankreasın insülin salgılamasına yardımcı olması nedeniyle de önemli bir sebze. Üstelik, soğanı fazla tüketen kişilerde kanser riskinin azaldığını gösteren bazı araştırmalar da mevcut.

Soğanın genel faydalarının yanı sıra cilt sağlığı üzerindeki etkileri de oldukça önemli. Bileşimindeki vitamin ve mineraller sayesinde cilde canlı ve parlak bir görüntü kazandıran soğan, cildin nem dengesini korumasına yardımcı oluyor, ciltte kolajen üretimini destekliyor, çevresel etkenlerden dolayı zarar gören hücrelerin kendisini yenilemesine katkı sağlıyor, saçları besliyor, saçların sağlıklı uzamasını sağlıyor. Soğandaki güzellik sırları içinde soğanı ister yemeklerin içinde pişmiş olarak, isterseniz salatalar üzerinde çiğ olarak ya da soğan suyunu cilde doğrudan uygulamak şeklinde kullanabilirsiniz. Soğanı çiğ olarak tüketirken kokusundan rahatsız oluyorsanız, bir miktar ekmek kabuğu veya maydanozla birlikte tüketebilirsiniz.

Cilde canlı ve parlak bir görüntü kazandırır.

Soğandaki güzellik sırları listemizin ilk sırasında, soğanın cilde canlı ve parlak bir görüntü kazandırma özelliği var. Sonbaharın yaklaşmasıyla birlikte soğumaya başlayan hava nedeniyle vücudumuz, kan dolaşımını azaltıyor, yağ ve ter bezlerimizin çalışmasını yavaşlatıyor. Kan dolaşımı yavaşladığı için cildimizin ihtiyaç duyduğu vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve diğer besleyici maddelerin alınması zorlaşıyor. Bunlara bağlı olarak gelişen cilt kuruluğu, sonbahar ve kış aylarında en sık karşılaşılan cilt sorunlarından biri haline geliyor. 

Bu sorunların üstesinden gelmek için, sonbahar ve kış aylarında soğan tüketiminizi arttırabilirsiniz. Soğandaki vitaminler içinde özellikle C vitamini, cildin canlı ve parlak bir görüntü kazanmasına büyük katkı sağlıyor. Soğanı yemek ve salatalarla birlikte tüketerek de bu faydadan yararlanabileceğiniz gibi, cildinize doğrudan da uygulayabilirsiniz. Soğandaki güzellik sırları cildinize soğan suyu uygulamak isterseniz, bir miktar bal ve zeytinyağı da ekleyebilirsiniz. Bununla birlikte, cildinizde herhangi bir hassasiyet veya cilt sorunu varsa, soğan suyu uygulaması yapmadan önce bir dermatologa danışmanızda yarar var.

Cildin nem dengesini korumasına yardımcı olur.

Sonbaharın yaklaştığı bu zaman diliminde günlük sıcaklık değişimleri, cildimizin nem dengesini korumasını zorlaştırmakta. Üstelik, cilt hastalıklarına genetik yatkınlığınız varsa, cilt sağlığınızı korumak için nem dengesini sağlamanız büyük önem taşımakta. Erkek cildi kadın cildine göre daha yağlı olduğu için erkek cildinde nem dengesini sağlamak daha zordur. Bu konuda yapılan hataların başında su bazlı değil, yağ bazlı nemlendiriciler kullanmak geliyor. Oysa cilt zaten gereğinden fazla yağlandığı için nemlendiriciden gelen yağ parçacıkları gözeneklerin kapanmasına yol açabiliyor. Bu nedenle, kuru bir cilde sahip olsanız bile nemlendiricinizin yağ bazlı değil, su bazlı olmasını tercih edebilirsiniz. Soğandaki güzellik sırları içinde cildinizi nemlendirmek için soğandan yararlanabilirsiniz. 

Cildinizin nem dengesini korumasına yardımcı olmak için nemlendirici değil de doğal yöntemleri kullanmak istiyorsanız, soğan kürü iyi bir seçim olabilir. Soğandaki güzellik sırları içinde soğan kürü, cildin nem dengesini korumasına büyük katkı sağlamakta. Soğan kürü için kullanacağınız soğanların taze olmasına ve kürü ılık olarak tüketmeye dikkat etmelisiniz. Soğan kürü hazırlayacak vaktiniz yoksa, günde 3 kez yemeklerden önce bir çorba kaşığı soğan suyu tüketerek de soğanın faydalarından hem cildiniz, hem de genel sağlık durumunuz için yararlanabilirsiniz.

Ciltte kolajen üretimini destekler.

Soğandaki güzellik sırları listemizin üçüncü sırasında, ciltte kolajen üretimini destekleme etkisi var. Vücudumuzdaki birçok proteinden biri olan kolajen, cildimizden eklem ve kemiklerimize, diş hücrelerimizden tırnak ve saç köklerimize kadar pek çok doku ve organın temel yapı taşlarından biridir. Kolajenin temel işlevi, doku ve organlara esneklik kazandırmaktır. Kolajenin cilde en büyük faydaları ise esnekliği arttırıp kırışıklıkları azaltması, cildi gençleştirmesidir. Kolajen ayrıca deri pullanması, egzama ve cilt lekelerine iyi gelir, ciltte lezyon oluşumunu önler, cildin bariyer fonksiyonunu güçlendirir.

E vitamini bakımından zengin bir sebze olan soğan, cilt hücrelerinin kolajen üretimini desteklemekte. Soğanı ister çiğ, isterseniz kür olarak tüketin, cildinize sağlayacağı elastikiyeti birkaç hafta içinde kolayca fark edebilirsiniz. Özellikle mevsim geçişlerinde soğan tüketiminizi arttırırsanız, mevsimsel etkilere bağlı olarak oluşan cilt sarkmalarını önleyebilirsiniz. Soğandaki güzellik sırları içinde soğandan etkin bir şekilde yararlanarak daha güzel bir cilde sahip olabilirsiniz. E vitamininin yanı sıra A, B ve C vitaminleri bakımından da zengin bir sebze olan soğan, ciltte serbest radikallerden kaynaklanan erken yaşlanma belirtilerinin oluşmasını da önlemekte.

Zarar gören hücrelerin kendisini yenilemesine katkı sağlar.

Soğandaki güzellik sırları listemizin dördüncü sırasında, çevresel etkenlerden dolayı zarar gören hücrelerin kendisini yenilemesine katkı sağlama özelliği var. Vücudumuz mükemmel bir çalışma düzenine sahip olsa da hücrelerimiz çevresel etkenlerden dolayı zarar görür. Bu zararların üstesinden gelemeyen hücreler zamanla ölür ve vücudumuz yeni hücreler üreterek yaşamsal faaliyetleri sürdürür. Fakat ne var ki, yeni hücre oluşumu yaşa veya genetik nedenlere bağlı olarak sağlıklı bir şekilde gerçekleşmezse, doku ve organlarımızda çeşitli işlev bozuklukları oluşabilmekte.

Tüm doku ve organlarımızda olduğu gibi cildimiz de yeni hücre oluşumunu doğal süreçleri içinde gerçekleştirir. Bununla birlikte, cildin doğal yapısı bozulduğunda yeni hücre oluşumu yavaşlar, cilt üzerinde oluşan hasar, yaralanma veya iltihapların iyileşmesi zorlaşır. Antienflamatuar özelliğe sahip olan soğan, soğandaki güzellik sırları içinde özellikle soğan suyu şeklinde cilde doğrudan uygulandığında, zarar gören cilt hücrelerinin kendisini yenilemesine büyük katkı sağlıyor. Bu özelliği sayesinde soğan suyu, iltihaplı sivilcelerin iyileşmesine, kızarıklık ve şişkinliğin azalmasına, aknelerin geçmesine yardımcı oluyor.

Saçları besler, saçların sağlıklı uzamasını sağlar.

Soğandaki güzellik sırları listemizin beşinci sırasında, saçları besleme ve saçların sağlıklı uzamasını sağlama etkisi var. Soğandaki organik kükürtlü bileşikler ve flavonoitler, özellikle de kuersetin, saç derisi ve hücreleri üzerinde faydalı birçok etkiye sahip. Güçlü bir antioksidan olan kuersetin, saç derisini ve hücreleri besleyerek saçların sağlıklı uzamasını sağlamakta. Soğandaki kalsiyum, magnezyum, demir, krom ve fosfor gibi mineraller de saç derisi ve hücreleri güçlendiriyor. Soğandaki güzellik sırları içinde soğandan yararlanarak zarar gören saç hücrelerinizin kendini yenilemesine katkı sağlayabilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler