Bizi Takip Edin

Lifestyle

En İyi 10 Ücretsiz Stok Fotoğraf Sitesi

Yayınlandı

tarihinde

En iyi 10 ücretsiz stok fotoğraf sitesi hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Dijital medya ve masaüstü yayıncılığın gelişmesiyle birlikte görsel ağırlıklı içeriklerin önemi her geçen gün artmakta. İyi görsellere sahip içerikler daha fazla tıklanıyor, daha çok beğeniliyor. Görsel ihtiyacını karşılamak için hizmet veren stok fotoğraf sitelerinin bir kısmı ücretliyken, bir kısmı ücretsiz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, en iyi 10 ücretsiz stok fotoğraf sitesi hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Freepik

Listemizin ilk sırasında Freepik var. Stok fotoğraf konusunda hem çeşit, hem de görüntü kalitesi bakımından en fazla tercih edilen sitelerden biri olan Freepik, stok fotoğrafların yanı sıra çizim, vektör ve diğer PSD çalışmaları için de pek çok alternatif sunuyor. Grafikerlerin veya grafik-tasarım işleriyle uğraşan çeşitli kullanıcıların en sık ziyaret ettiği sitelerden biri olan Freepik’ten ücretsiz olarak indirebileceğiniz fotoğraf ve dosyalarla birbirinden güzel tasarımlara imza atabilirsiniz.

Pexels

Geniş kütüphanesiyle kullanıcılara stok fotoğraf konusunda yardımcı olan Pexels sitesi, en iyi 10 ücretsiz stok fotoğraf sitesi listemizin ikinci sırasında. Freepik’ten sonra en geniş stok fotoğraf arşivine sahip Pexels’te hemen her sektör için uygun fotoğraflar bulmak mümkün. Freepik’te olduğu gibi Pexels’te de üyelik şartı olmaksızın yüksek çözünürlüklü birbirinden güzel stok fotoğraflar indirip kullanabilirsiniz.

Pixabay

En iyi 10 ücretsiz stok fotoğraf sitesi listemizin üçüncü sırasında Pixabay var. Freepik ve Pexels’e oranla Pixabay’ın kütüphanesinin fazla geniş olduğunu söyleyemeyiz. Eğer çok spesifik amaçlarla değil de genel kategorilerde stok fotoğraf ihtiyacınız varsa, Freepik ve Pexels’ten sonra Pixabay’ı değerlendirebilirsiniz. Sitede Türkçe dil seçeneğinin bulunması da önemli bir kolaylık.

Flickr

Listemizin dördüncü sırasında Flickr var. Diğerlerinde olduğu gibi Flickr’dan da stok fotoğraf kullanmak için üye olmanıza gerek yok. Fakat üyelik oluşturursanız, kendi çektiğiniz fotoğrafları yükleyebilir, düzenleyebilir, arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Bununla birlikte, Flickr’ın kütüphanesindeki bütün fotoğraflar indirilebilme özelliğine sahip değil. Kimi kullanıcılar kendi fotoğraflarının indirilmesini kısıtlayabilmekte. Lisanslı fotoğrafları filtrelemek için arama butonunun altındaki kısımdan All creative commons bölümünü seçebilirsiniz.

Gratisography

En iyi 10 ücretsiz stok fotoğraf sitesi listemizin beşinci sırasında Gratisography var. Yapacağınız çalışmalar için daha ilginç ve eğlenceli fotoğraflar arıyorsanız, Gratisography sitesinde bu türde yüz binlerce fotoğraf bulabilirsiniz. İhtiyaç duyduğunuz görseller için arama butonuna anahtar sözcükleri girebilir, karşınıza gelecek birbirinden ilginç ve eğlenceli görseller arasında seçim yaptıktan sonra dilediğiniz fotoğrafı kolayca indirebilirsiniz. Başka hiçbir yerde bulamayacağınız bu fotoğrafları indirmek için üye olmanıza gerek yok.

Unsplash

Listemizin altıncı sırasında Unsplash var. Bu sitede de Gratisography’de olduğu gibi ilginç ve eğlenceli çok sayıda stok fotoğraf bulabilirsiniz. Fakat Unsplash’ın kütüphanesi Gratisography’ye oranla daha küçük. Unsplash’ın en önemli özelliği, retro fotoğraf sevenler için oldukça fazla seçenek sunması. Yapacağınız çalışmalarda retro fotoğraf kullanmayı tercih ediyorsanız, aradığınız fotoğrafları Unsplash’ta bulabilirsiniz. Üstelik, fotoğrafları indirmek için herhangi bir kısıtlama yok.

SplitShire

En iyi 10 ücretsiz stok fotoğraf sitesi listemizin yedinci sırasında SplitShire var. Bu site de yine retro fotoğraflar konusunda birbirinden güzel alternatifler sunuyor. Fakat kütüphanesi yeterince geniş değil. Çalışmanıza başlamadan önce SplitShire’da kütüphane içinde küçük bir gezinti yaparsanız, birbirinden güzel stok fotoğraflar arasında zihninizi açabilir, yaratıcılığınızı geliştirebilirsiniz.

FreeImages

Listemizin sekizinci sırasında FreeImages var. 300 binden fazla stok fotoğrafa ev sahipliği yapan bu sitenin kütüphanesi daha geniş. Yüksek çözünürlüğe sahip bu fotoğrafları indirmek için siteye üye olmanıza gerek yok. Kendi fotoğraflarınızı yüklemek isterseniz FreeImages’a kolayca üye olabilirsiniz. Sitede arama butonunu kullandığınızda, arama sonuçlarından önce iStock sitesinden öneriler sıralanıyor. Ekranın aşağısına indiğinizde, FreeImages’daki ücretsiz stok fotoğrafları görebilirsiniz.

Getrefe

En iyi 10 ücretsiz stok fotoğraf sitesi listemizin dokuzuncu sırasında Getrefe var. Fotoğraf indirmek için üyelik isteyen bu sitede genel kategorilerde birbirinden güzel stok fotoğrafı bulabilirsiniz. Bununla birlikte, Getrefe’nin kütüphanesi yeterince zengin değil. Çektiğiniz stok fotoğraflarının satışını yapmak isterseniz bu siteyi de değerlendirebilirsiniz.

Picjumbo

Listemizin onuncu sırasında Picjumbo var. Ücretsiz stok fotoğraf bulabileceğiniz bu sitenin kütüphanesi oldukça geniş. Ve diğerlerine oranla kategori planı daha iyi. Sitenin sol üst köşesindeki arama butonunu kullanarak istediğiniz stok fotoğrafına kolayca ulaşabilir, siteye üye olmadan fotoğrafları indirebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
3 Yorum

1 Yorum

  1. Egemen Küpçü

    24 Ocak 2020 saat 21:22

    Merhabalar,

    Türkiye’den bir proje olan stokfoto.com adresinide listeye dahil ederseniz çok mutlu olurum.

  2. Gülsün Arslan

    4 Mart 2020 saat 15:58

    Faydalı bir yazı oldu çok teşekkürler

  3. Hasibur Joy

    12 Eylül 2020 saat 17:32

    Stock images are files that you can buy and download on specialized websites. Usually, these are royalty free stock images, or are offered for non-commercial use. You can use these images in your articles, in the design of your website, your posts on social networks and, of course, in your newsletters. Anyway, Thanks for this blog. Stay Safe.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler