Bizi Takip Edin

Lifestyle

Jenga nasıl oynanır?

Yayınlandı

tarihinde

Jenga oyunu hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Afrika kökenli keyifli ve eğitici bir masa oyunu olan jenga, ofiste öğle paydosu veya molalarda rahatlıkla oynayabileceğimiz oyunlardan biri. 2 farklı eksende 3’erli gruplar halinde üst üste dizilen 54 tahta blokla oynanan bu oyunda amaç, blokları yerinden çıkartıp üst üste dizerek kulenin yükselmesini sağlamak. Fiziksel becerilerin yanı sıra düşünsel yetenekleri de geliştiren jenga oyunu, günün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz ofisimizde boş zamanlarımıza renk katabilir. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, jenga oyunu hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Jenga nedir?

Jengayı kısaca, bir denge ve konsantrasyon oyunu olarak tanımlayabiliriz. Jenga sözcüğünün anlamı için kule yükseltme ifadesi kullanılabilir. Afrika kökenli bu oyun ilk kez, Afrika’da yaşayan bir İngiliz kız çocuğu tarafından geliştirilmiş. Babasının işi nedeniyle Afrika’da bulunan Leslie Scott isimli bir kız çocuğu, can sıkıntısından kurtulmak için kardeşiyle birlikte oynayabileceği bir oyun bulmak isterken jenga oyununu yaratmış. Oyunun Afrika’dan çıkıp dünyaya yayılması, kuruluşu 1860’lara kadar uzanan Milton Bradley Company ve Hasbro‘yla gerçekleşti.

Jenga oyununda amaç, 2 farklı eksende ve 3’erli gruplar halinde üst üste dizilen tahta blokları kuleyi yıkmadan çekip alarak kulenin yüksekliğini arttırmak. Başlangıçta oyuncular, blokları yerinden çıkartırken daha serbest hareket edebiliyor. Fakat oyun ilerledikçe, hangi blokların çıkartılacağı üzerinde uzun uzun düşünmek ve strateji geliştirmek gerekiyor. Oyunda yapılan küçük bir hata, tüm kulenin yıkılmasına ve oyunun kaybedilmesine yol açmakta.

Bu yönüyle jenga, doğru bloğu seçip kulenin yüksekliğini arttırmaya dayalı bir strateji oyunudur. Ülkemizde yakın dönemlere kadar pek bilinmeyen bu oyun, jenga oyun takımlarının satışa açılmasıyla birlikte tanınmaya başlandı. Jenga çeşitleri kullanıcıların dikkatini çektikçe, jenga dünya rekoru konusunda ilgi arttı. Siz de hem ofiste öğle paydosu veya mola anlarınızda, hem de evde ailenizle birlikte jenga oynayarak keyifli vakit geçirebilir, fiziksel becerilerinizin yanı sıra düşünsel yeteneklerinizi de geliştirebilirsiniz. Fiyatı fazla yüksek olmayan jenga oyun takımını ister kendiniz için alabilir, isterseniz sevdiklerinize armağan edebilirsiniz.

Jenga oyunu nasıl oynanır?

Jenga oyunu, 54 adet tahta blokla oynanmakta. Oyuna başlarken bloklar 3’erli gruplar halinde birbirine paralel ve 2 farklı eksende üst üste dizilerek kule oluşturulur. Bir jenga bloğu 6.6 x 2.3 x 1 cm ölçüsündedir. Kulenin yerleştirileceği zeminin sert ve pürüzsüz olması gerekir. Aksi durumda kule kendiliğinden yıkılabilir. Zeminde olduğu gibi, blokların da pürüzsüz olması gerekir. Doğru zemin seçildikten sonra, kulenin ilk katına doğu-batı ekseninde birbirine paralel 3 blok yerleştirilir. İkinci katta bloklar kuzey-güney ekseninde birbirine paralel şekilde dizilir ve her katta eksen değiştirilir. Tüm bloklar 2 farklı eksende 3’erli gruplar halinde üst üste dizilerek 54 blok yerleştirildiğinde, toplam 18 katkı bir kule oluşur ve oyun başlar.

Jenga oyunu en az 2 kişiyle oynanabilir. Bu oyununda oyuncu kısıtlaması olmamakla birlikte, toplam oyuncu sayısını 4’le sınırlamak yaygın bir durumdur. Oyun başladıktan sonra oyuncular, uygun bir bloğu seçip yerinden çıkartarak kulenin üstüne koyup kuleyi yükseltmeye çalışır. İlk hamleyi kimin yapacağı uzlaşıyla belirlenebileceği gibi, zar atarak veya kura yoluyla da belirlenebilir. Oyuncu çekeceği bloğun hangisi olduğuna doğru karar vermeli ve bir kez dokunduğu bloğu yerinden çıkartmalıdır. Bloğu yerinden çıkartırken oyuncunun tek elini kullanması ve başka hiçbir bloğa dokunmaması gerekir.

Oyuncular en üst sıra hariç diledikleri sıradan blok almakta serbesttir. Bununla birlikte, jenganın bazı oynanma biçimlerinde ilk 3 sıradan blok alınması engellenebilmekte. Üst üste konulan bloklar düzgün ve dengeli bir şekilde yerleştirildiğinde kule yükselmeye devam eder. Fakat oyunculardan biri fiziksel veya stratejik bir hata yaptığında kule yıkılır. Kulenin yıkılmasına yol açan oyuncu, oyunu kaybetmiş olur. Oyun eğer 2’den fazla kişiyle oynanmaktaysa, kulenin yıkılmasına yol açan kişi oyunu kaybettikten sonra kuleyi tek başına dizer. Kalan oyuncular aynı şekilde kuleyi yükseltmeye çalışır.

Jenga oyununun kuralları nelerdir?

Jenga oyunu farklı yer ve zamanlarda farklı kişiler tarafından farklı şekillerde oynanabilmekte. Bununla birlikte, oyunun bazı genel kurallarının olduğunu da söyleyebiliriz. Bu kurallardan biri, kulenin ilk katında kullanılan blokların doğu-batı ekseninde yerleştirilmesidir. Fakat bu eksen, coğrafi doğu-batı ekseni yerine oyuncuların bulunduğu konuma göre enlemesine olacak şekilde de değerlendirilebilir. Oyunun en yaygın oynanma şeklinde oyuncu sayısı 2’yle sınırlıdır. Fakat oyuncu sayısı konusunda üst sınır yoktur. Yine de oyunun en fazla 4 kişiyle oynanması daha sık rastlanılan bir durumdur. Jengayı 4 oyuncu ayrı ayrı oynayabileceği gibi, 2’li gruplar halinde de oynayabilir. 4 oyuncu eğer ayrı ayrı oynayacaksa, oyunu kimin kazanacağı eleme usulüyle belirlenir. 

Jenga oyununun en önemli kuralı, bir kez temas edilen bir bloğun yerinden çıkartılmasıdır. Aynı şekilde, kulenin devrilmesini engellemek adına diğer bloklara dokunmak kesinlikle yasaktır. Dokunduğu bloğu almayan oyuncu, oyunu kaybetmiş sayılır. Bloğu çıkartma sırasında oyuncunun tek elini kullanması gerekir. Kuleye 2 eliyle dokunan oyuncu da hükmen yenilmiş sayılır. Oyuncunun en üst sıradan blok almasına izin verilmez. Jenganın bazı oynanma şekillerinde ilk 3 sıradan blok alınmasına da izin verilmeyebilir.

Jenga oyununun faydaları nelerdir?

Jenga oyunu yukarıda da belirttiğimiz gibi hem fiziksel, hem de düşünsel yeteneklerin geliştirilmesine katkı sağlıyor. Fiziksel yetenekler içinde özellikle el ve kas becerileri daha fazla ön planda. Düşünsel yetenekler içinse dikkat, analitik düşünce ve planlama ön planda. Bunların yanı sıra jenga oyunu, oyuncular arasında sosyal iletişimi geliştiriyor, yenme ve yenilme duygularının dışa vurum şeklini düzenliyor. Hayatta yenmek kadar yenilmenin de mümkün olduğunu hatırlatan bu oyun, kişiler veya takımlar arasındaki sosyal bağları güçlendirici bir etkiye sahip. Rakip bile olsalar kuleyi birlikte yükseltmeye çalışan oyuncular, gerçek hayatta aynı hedefler doğrultusunda birlikte hareket etme becerilerini geliştiriyorlar. 

Ofix.com‘da satışı devam etmekte olan Mi-Toys Jenga Standart 48 Parça ürünümüz için siparişinizi buradan verebilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Yaz Sıcaklarında Kurtarıcı: Vantilatör Seçmenin ve Kullanmanın Püf Noktaları

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Vantilatör alacaklar için yaz geldiğinde herkesin aklından aynı şey geçer:
“Biraz serinlesek yeter.”

İşte tam bu noktada devreye en pratik çözümlerden biri girer: vantilatörler.
Klimaya göre daha ulaşılabilir, daha az elektrik tüketen ve neredeyse her ortamda kullanılabilen bu cihazlar, özellikle son yıllarda yeniden popüler hale geldi.

Ama iş sadece “bir vantilatör alayım” demekle bitmiyor.
Doğru ürünü seçmek, doğru şekilde kullanmak ve biraz da bakımını yapmak gerekiyor.

Bu yazıda vantilatörlerle ilgili bilmen gereken her şeyi sade sade anlatıyoruz.

Vantilatör Kullanmanın Avantajları

Vantilatör basit bir cihaz gibi görünür ama sağladığı konfor düşündüğünden daha fazladır.

Sıcak havalarda en büyük etkisi, ortamı gerçekten “soğutmak” değil, havayı hareket ettirmesidir.
Bu hareket, vücudun terleme yoluyla serinlemesini hızlandırır. Yani aslında seni serinleten şey rüzgâr hissidir.

Kapalı bir ortamdaysan, vantilatörün bir diğer avantajı da hava sirkülasyonudur.
Uzun süre kapalı kalan bir odada oluşan o ağır hava hissi, vantilatör çalıştığında kısa sürede dağılır. Özellikle ofis ortamlarında bu fark çok net hissedilir.

Bir de işin ekonomik tarafı var.
Klimalarla kıyaslandığında çok daha az elektrik tüketir. Bu da özellikle uzun süreli kullanımlarda ciddi bir tasarruf anlamına gelir.

Üstelik çoğu model hafif ve taşınabilirdir.
Yani sabit bir yere bağlı kalmazsın. İhtiyaç neredeyse vantilatör de orada olur.

Vantilatör Seçerken Nelere Dikkat Etmeli?

Burada en sık yapılan hata şu:
Görüntüsüne bakıp karar vermek.

Oysa asıl önemli olan nerede ve nasıl kullanacağın.

Küçük bir çalışma masası için dev bir sanayi tipi vantilatör almak da, geniş bir salon için mini bir masaüstü model seçmek de aynı şekilde verimsiz olur.

Alan büyüdükçe, cihazın gücü de artmalı.
Aksi halde çalışır ama etkisini hissettirmez.

Hız ayarları da önemli bir detay.
Günün her saatinde aynı rüzgârı istemezsin. Bazen hafif bir esinti yeterli olur, bazen daha güçlü bir hava akışı gerekir. Bu yüzden farklı hız seçenekleri sunan modeller her zaman daha kullanışlıdır.

Bir de ses konusu var.
Özellikle uyurken ya da odaklanman gereken bir iş yaparken, vantilatör sesi can sıkıcı olabilir. Bu yüzden sessiz çalışan modeller bir adım öne çıkar.

Son olarak yön ayarı.
Havanın sabit bir noktaya değil, odanın geneline yayılması genelde daha konforlu bir kullanım sağlar.

Vantilatörler Hakkında Kapsamlı Bir Kılavuz

Vantilatör Çeşitleri

Piyasada çok fazla seçenek var ama aslında kullanım şekline göre ayrılıyorlar.

Ayaklı vantilatörler en bilinen model.
Yüksekliği ayarlanabilir, geniş alanlarda etkili olur ve ev–ofis dengesini en iyi kuran tiptir.

Duvar tipi vantilatörler daha çok yer kazanmak isteyenler için.
Özellikle dar alanlarda oldukça işe yarar.

Sanayi tipi vantilatörler ise bambaşka bir kategori.
Depolar, atölyeler, büyük iş alanları… Güçlüdür, geniş alanı rahatlıkla çevirir.

Masaüstü modeller ise daha kişisel kullanım içindir.
Çalışma masasında, küçük bir alanda direkt serinlik sağlar.

Tavan vantilatörleri ise biraz daha kalıcı çözümdür.
Hem dekoratif durur hem de geniş alanlarda dengeli bir hava akışı sağlar.

Vantilatörle Tasarruf Gerçekten Mümkün mü?

Kısa cevap: Evet.

Ama biraz doğru kullanım gerekiyor.

Örneğin vantilatörü pencereye yakın konumlandırırsan, dışarıdaki serin havayı içeri taşıyabilirsin.
Ya da içerideki sıcak havayı dışarı atacak şekilde kullanabilirsin.

Gece saatlerinde, hava zaten serinlemişken vantilatörle desteklemek çoğu zaman klimaya ihtiyaç bırakmaz.

Yani mesele sadece cihazı çalıştırmak değil, biraz doğru konumlandırmak.

Vantilatör Bakımı Nasıl Yapılmalı?

Genelde ihmal edilen ama performansı direkt etkileyen konu bu.

Zamanla pervanelerde toz birikir.
Bu hem hava kalitesini düşürür hem de cihazın verimini azaltır.

Aslında çözümü basit:
Belirli aralıklarla pervaneleri ve ızgarayı temizlemek yeterli.

Temizlik yaparken cihazın fişini çekmek önemli.
Basit bir detay gibi görünür ama çoğu kişi bunu atlıyor.

Bazı modellerde yağlama ihtiyacı da olabilir.
Kullanım kılavuzuna bakarak ilerlemek en sağlıklısı.

Bir de kablo kontrolü.
Ufak bir hasar bile ileride sorun çıkarabilir, o yüzden gözden kaçırmamakta fayda var.

Evde ve Ofiste Kullanım

Vantilatörün en güzel tarafı şu:
Neredeyse her ortama uyum sağlar.

Evde salon, yatak odası, mutfak…
Nerede ihtiyaç varsa orada kullanılır.

Ofiste ise çoğu zaman fark yaratan detaylardan biridir.
Hava dolaşımı arttığında ortam daha yaşanabilir hale gelir, bu da direkt çalışan konforuna yansır.

Açık alanlarda bile işe yarar.
Balkon, bahçe, küçük organizasyonlar… Taşınabilir modeller burada ciddi avantaj sağlar.

Vantilatörler Hakkında Kapsamlı Bir Kılavuz

İşyerlerinde ve Evlerde Vantilatör Kullanımı

Vantilatörün en güzel tarafı şu:
Neredeyse her ortama uyum sağlar.

Evde, ofiste ya da açık alanda… Nerede ihtiyaç varsa orada devreye girer. Ama kullanım şekli biraz ortama göre değişir.

İşyerlerinde kullanım

Yaz aylarında ofis ortamı çok hızlı bunaltıcı hale gelebilir. Özellikle kalabalık alanlarda hava kısa sürede ağırlaşır. İşte bu noktada vantilatör, ortamın havasını hareketlendirerek ciddi bir rahatlama sağlar.

Sadece serinlik değil, çalışma konforu açısından da fark yaratır. Hava dolaşımı arttıkça ortam daha yaşanabilir hale gelir, bu da çalışanların odağını ve verimini doğrudan etkiler.

Bir de işin maliyet tarafı var.
Klima kullanımını biraz dengelemek ya da tamamen azaltmak isteyen işletmeler için vantilatörler oldukça iyi bir alternatif sunar.


Evlerde kullanım

Evde ise kullanım daha esnek.
Salon, yatak odası, mutfak… Günün hangi saatinde neredeysen vantilatör de oraya taşınır.

Özellikle akşam saatlerinde, hava biraz serinlediğinde vantilatör tek başına bile yeterli olur. Klimaya göre daha hafif bir serinlik verir ama çoğu zaman aranan şey de zaten bu.

Ayrıca kapalı kalan odalarda oluşan o ağır havayı dağıtmak için de oldukça işe yarar. Kısa sürede ortamın daha ferah hissettirmesini sağlar.


Açık alanlarda kullanım

Vantilatör sadece kapalı alan işi değil.
Balkon, veranda, bahçe… Hatta küçük organizasyonlarda bile rahatlıkla kullanılabilir.

Pikniklerde, yaz akşamı buluşmalarında ya da barbekü sırasında taşınabilir bir vantilatör, ortamın havasını tamamen değiştirir. Özellikle rüzgâr olmayan günlerde farkı daha net hissedersin.


Kısaca…

Vantilatör küçük bir dokunuş gibi görünür ama bulunduğu ortamın havasını gerçekten değiştirir.
Serinlik sağlar, havayı dolaştırır, ortamı daha yaşanabilir hale getirir.

Doğru yerde ve doğru şekilde kullanıldığında, hem konforu artırır hem de gereksiz enerji tüketiminin önüne geçer.

Evinde ya da ofisinde daha ferah bir ortam yaratmak istiyorsan, ihtiyacına uygun vantilatör modellerine göz atabilirsin.
Farklı kullanım alanlarına hitap eden pratik ve tasarruflu seçenekler Ofix’te seni bekliyor.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Trendler