Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis Dostu Activex Ürünleri

Yayınlandı

tarihinde

Activex antibakteriyel sıvı sabun türleri hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Her gün milyarlarca mikrop elden ele dolaşıyor. Gün içinde en çok kullandığımız organlarımızdan biri olan ellerimiz, temas ettiğimiz yüzeylerde mikroorganizmaların kolayca yayılmasına yol açabiliyor. Günün büyük bir bölümünü masa başı işlerde geçiren ofis çalışanları ofis araç ve gereçlerine temas ettikçe enfeksiyonlar hızla yayılabiliyor. Bunun önüne geçmek için ellerin sık sık yıkanması yeterli değil, nasıl ve neyle yıkandığına da dikkat edilmesi gerekir. El yıkamak adına elleri musluğun altında tutup sabunla birkaç saniye ovalamak, enfeksiyonların yayılmasını önlemeye yetmiyor. Aynı şekilde, nemli bir toz beziyle veya basit bir ıslak mendil ya da ıslak havlu ile masa ve diğer yüzeylerin üzerinden geçmek de temizlik ve hijyen için yeterli değildir. Oysa Activex ürünleri, temizlik ve hijyen konusunda etkin çözümler sunmakta. 

Tüm dünyada korku ve paniğe yol açan koronavirüs salgını nedeniyle enfeksiyonlardan korunma yollarına dair farkındalıklar ülkemizde de üst düzeye ulaştı. Şu an için ülkemizde koronavirüse rastlanmamış olsa da toplu yaşam alanlarında koruyucu önlemlere ve özellikle antibakteriyel sıvı sabun ve diğer temizleyicilere ilgi yüksek düzeyde. Online ofis marketiniz Ofix’te satışını yaptığımız antibakteriyel temizleyiciler arasında Activex ürünleri özel bir yere sahip. Activex antibakteriyel ürünlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan 7 etkili özel formülü, enfeksiyonlara yol açan bakterilerin cilt üzerine yerleşmesini önleyerek 12 saate kadar etkin bir koruma sağlıyor. Ofix Blog’da bugünkü yazımızda, kullanıcılarımızın en çok sipariş verdiği Activex ürünleri arasında ilk beşte yer alan ürünleri kısaca tanıtacağız. 

Activex Antibakteriyel Sıvı Sabun Doğal Koruma – 1.5 L

Listemizin ilk sırasında, Activex antibakteriyel sıvı sabun doğal koruma – 1.5 l var. Test edilen zararlı bakterilerin yüzde 99.9’unu 10 saniye gibi kısa bir sürede öldüren bu ürünler ciltte maksimum hijyen sağlamakta. Toplu yaşam ve çalışma alanlarında el temizliği konusunda ilk tercihinizi her zaman için antibakteriyel sıvı sabunlardan yana kullanmanızda yarar var. Sıradan sabunlar, özellikle de katı sabunlar bazı durumlarda el hijyenini sağlamada yetersiz kalabiliyor. Fazla kişinin kullandığı tuvaletlerde katı sabunlar artık pek tercih edilmiyor. Katı sabunları bu gibi ortamlarda kuru tutmak çok zor olduğu için sabun bile olsa nemli yüzeylerden mikroorganizmalar kolayca yayılabiliyor. 

Activex Antibakteriyel Sıvı Sabun Hassas Koruma – 700 ml

Ofix kullanıcılarının en çok sipariş verdiği Activex ürünleri listemizin ikinci sırasında, Activex antibakteriyel sıvı sabun hassas koruma – 700 ml var. Hassas koruma özelliğine sahip bu ürünler, cildi temizlerken canlandırıyor. Activex antibakteriyel sabun türleri içinde bu ürünler, zengin doğal içeriğiyle hassas ciltlerin ihtiyacı olan özenli bakımı sağlamakta. Sıvı sabunlar temizlik konusunda, özellikle el ve vücut temizliği için hem kolay, hem de ekonomik çözümler sunmakta. 

Activex Antibakteriyel Sıvı Sabun Aktif Koruma – 700 ml

Listemizin üçüncü sırasında, Activex antibakteriyel sıvı sabun aktif koruma – 700 ml var. Eğer lokanta, restoran veya sağlık kurumları gibi el hijyenine büyük özen göstermeniz gereken bir işte çalışıyorsanız, Activex sıvı sabun türleri içinde bu ürünler iyi bir seçim olabilir. Bu gibi ortamlar için özel olarak geliştirilen aktif koruma özelliğine sahip bu ürünler, el temizliği ve hijyeni konusunda daha etkili çözümler sunmakta. Aynı zamanda sivilce ve cilt enfeksiyonlarına yol açan bakterilere karşı da etkin bir koruma sağlayan bu ürünler, dermatolojik olarak test edilmiş olup ciltte iritasyona yol açmamakta. Bununla birlikte, yaptığınız işin gereği olarak dezenfektan kullanmanız gerekiyorsa bu durumda antibakteriyel sıvı sabunlar ile yetinmemelisiniz. 

Activex Antibakteriyel Sıvı Sabun Nemlendiricili Koruma 1.5 L + 700 ml

Ofix.com kullanıcılarının en çok sipariş verdiği Activex ürünleri listemizin dördüncü sırasında, Activex antibakteriyel sıvı sabun nemlendiricili koruma 1.5 l + 700 ml var. Diğerlerinden farklı olarak bu ürünler, cildin nem dengesini korumasına büyük katkı sağlıyor. El yıkarken kullanılan suyun içeriğindeki bileşenler, hatta suyun sıcaklığı bile cildin nem dengesine zarar verebiliyor. Doğru el yıkama yöntemleri konusuna gereken özen gösterilmediğinde cilt üzerinde çatlaklar oluşabiliyor. Cilt çatlakları hem estetik yönden, hem de sağlık açısından hoş olmayan bir durumdur. Enfeksiyonlara yol açan bakteriler bu çatlaklardan kolayca vücuda girebilir. Hassas bir cilde sahipseniz ve kullandığınız ürünlerde nemlendiricilik özelliği yoksa, el temizleme kremi gibi ürünleri de ayrıca kullanmanız gerekebilir. 

Activex Hassas Antibakteriyel Islak Mendil 56 Yaprak

Listemizin beşinci sırasında, Activex hassas antibakteriyel ıslak mendil 56 yaprak var. Ofiste ve evde diğer temizlik ürünlerini kullanamadığımız durumlarda genellikle ıslak mendil kullanmayı tercih ediyoruz. Günlük ofis temizliği veya işyeri temizliği söz konusu olduğunda ıslak mendiller yeterli olmayabilir. Fakat ofiste veya işyerimizde diğer temizleyicilere ulaşamadığımız durumlarda en çok el ve ağız temizliğinde ıslak mendilleri tercih ediyoruz. Islak mendil fiyatları tekli alımlarda biraz yüksek gibi gelse de ıslak mendil toptan alımlarda daha ekonomik hale gelebilmekte. Piyasada bulunan en ucuz ıslak mendil türleri ise ofiste temizlik için yeterli olmayacağı gibi, enfeksiyonlara karşı etkin koruma sağlamayabilir ve cilde zarar verebilir. 

Ofix’te satışı devam eden diğer Activex ürünlerini inceleyebilir, Activex ıslak mendil ve Activex sıvı sabun fiyatlarını öğrenebilirsiniz. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler