Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Alessandro Volta: Pili icat eden mucit…

Yayınlandı

tarihinde

Alessandro Volta ve pilin icadı Ofix Blog'da...

İtalyan fizikçi ve kimyager Alessandro Volta, icat ettiği pil sayesinde elektrokimya alanında büyük bir buluşa imza attı. Antik dönemden beri varlığı bilinen elektriğin doğası 18. yüzyıla kadar henüz anlaşılamamıştı. Elektrik üretecek bir cihaz yapmak ve bu gücü kullanmak şeklinde bir düşünce de henüz yoktu. 1770’lerin ikinci yarısından itibaren Alessandro Volta, elektrikle ilgili birçok çalışma yaptı ve elektrik üretmek için çeşitli yöntemler denedi. 1794 yılında Luigi Galvani’nin kurbağa deneyini incelerken çok önemli bir şey fark etti. Galvani, kurbağa kasına iki farklı metal değdirdiğinde elektrik akımı oluştuğuna dair bir hipotez geliştirmişti. Ancak Alessandro Volta, elektrik akımı oluşturmak için metallerin aslında yeterli olduğunu gördü. Kas hücrelerinin içindeki sıvıdaki metal iyonlarını keşfetmesi pili icat etmesini sağladı. Volta piliyle birlikte tarihte ilk kez elektrik enerjisi elektrokimyasal yöntemlerle üretilmiş oldu. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, pilin mucidi Alessandro Volta‘nın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Alessandro Volta kimdir?

Alessandro Volta olarak bilinen Alessandro Giuseppe Antonio Anastasio Volta, 18 Şubat 1745 tarihinde İtalya’nın Como kentinde dünyaya geldi. Ailesi soyluydu, fakat zengin değildi. Babasının ölümünün ardından küçük Alessandro’nun eğitimini amcası üstlendi. 12 yaşına kadar evde eğitim gören Alessandro çok zeki bir çocuktu. Özellikle dilsel zekası çok yüksekti. Kısa sürede öğrendiği Latincenin yanı sıra Fransızca, Almanca ve İngilizceyi de hızlıca öğrendi. Dil öğrenme konusundaki bu yeteneği ona ileride farklı insanlarla iletişim kurmak konusunda büyük bir avantaj sağlayacaktı. Yabancı dillerin yanı sıra doğa felsefesi, yani fizik alanına da büyük bir ilgi duyuyordu. Bu alanda kendisini geliştirdi ve 1774 yılında Coma Kraliyet Okulu’nda fizik dersleri vermeye başladı. Derslerinde özellikle deneysel fiziğe büyük bir yer veriyordu. Üzerinde yoğunlaştığı başlıca alan ise elektrikti. Okulun sağladığı imkanlarla elektriğin doğasını anlamak ve elektrik üretmek için çeşitli deneyler yapmaya başladı. Bu deneyler sonraki icatlarının ortaya çıkmasını ve elektrokimya alanının doğmasını sağlayacaktı. 

Elektriğin varlığı MÖ 600’lerden itibaren bilinse de doğası henüz anlaşılamamıştı. Antik Yunan filozoflarından Thales, bir kumaş parçasını kehribara sürterek küçük bir elektrik kıvılcımı üretmişti. Elektriklenmenin nasıl oluştuğu, elektrik yüklerinin yapısı ve diğer konular hakkında henüz bir teori üretilmemişti. 18. yüzyıla gelinceye kadar elektrik enerjisi hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmiyordu. Elektrik üretecek bir cihaz yapmak ve bu gücü kontrol altına alıp kullanmak şeklinde bir düşünce de henüz yoktu. 1770’lerin ikinci yarısından itibaren Alessandro Volta, elektrikle ilgili çeşitli deneyler yapmaya başladı. Elektriğin sahip olduğu potansiyelleri gören Volta, bu enerjiyi üretip kullanabilecek bir araç geliştirmeye dönük düşüncelere çok küçük yaşlardan itibaren sahipti. Coma Kraliyet Okulu’nda yaptığı deneyler, elektrofor ismini verdiği aracın ortaya çıkmasını sağladı. Elektrokimya açısından önemli bir buluş olan elektroforda sertleştirilmiş reçine karışımda metal plaklar elektrostatik yük üretebilmekteydi. Böylelikle Volta, elektrofor icadı sayesinde elektrokimyanın temellerini atmış oldu. Bu icat sayesinde İtalyan bilim insanlarının dikkatini çekmeyi başardı. 

Alessandro Volta’nın Bilimsel Çalışmaları

1775 yılında icat ettiği elektrofor yalnızca Alessandro Volta için değil, aynı zamanda elektrokimya alanı için de büyük bir dönüm noktasıydı. Bu icatla birlikte Volta, elektrik akımının daha kolay ve verimli şekilde nasıl üretilebileceğini araştırmaya başladı. Statik elektrik üretebilen elektrofor, Volta’nın kimya alanıyla daha fazla ilgilenmesine de yol açtı. Nitekim sertleştirilmiş reçineye oranla gazlar, elektrik üretimi ve iletimi için daha iyi bir araç olabilirdi. Bu nedenle çalışmalarını gazların kimyasal yapılarını araştırma üzerine odakladı. Bu dönemde en çok etkilendiği isimlerden biri ise Benjamin Franklin idi. Franklin’in hem elektrikle, hem de gazların kimyasal yapılarıyla ilgili deneysel çalışmaları Alessandro Volta’nın çok ilgisini çekti. Bu çalışmalardan birinde Benjamin Franklin, “yanabilen hava” şeklinde ifade ettiği bir gazdan bahsediyordu. Bu konuyu inceleyen Alessandro Volta, böylelikle metan gazını keşfetti. Yanıcılığı yüksek olan metan gazı, doğru şekilde kullanıldığında ısınmak için iyi bir araç olabilirdi. Bunun üzerine Volta, İtalya’da metan gazı aramaya başladı. 

1776 yılında Alessandro Volta, Maggiore Gölü’nde metan gazı buldu. Ardından metan gazının ısınma ve aydınlatma için uygun olup olmadığını incelemeye başladı. Metan ve hava karışımı kapalı bir kapta elektrik kıvılcımıyla buluştuğunda patlama oluşuyordu. Sonraki süreçte içten yanmalı motorların temelini oluşturacak olan bu reaksiyon Volta için çok şaşırtıcıydı. Ancak üzerinde durduğu esas konu elektrikti. Bu nedenle metan gazının özellikle elektrik üretimi için uygun olup olmadığını anlamak istiyordu. Bu çalışmalar sırasında elektriğin bazı özelliklerini keşfetti. Nitekim elektriğin iki farklı yükü vardı ve elektrik üreten bir araç, aynı zamanda da elektrik depolamak için kullanılabilirdi. Kapasitans Yasası olarak ifade ettiği bu durum, özellikle farklı iletkenler kullanarak elektrik üreten ve depolayan araçlar konusunda onu motive etti. Bu malzemeler metalin yanı sıra örneğin seramik veya cam da olabilirdi. Yalıtıcı olarak ise gazlar kullanılabilirdi. Bu çalışmaları sayesinde Volta, 1779 yılında Pavia Üniversitesi’ne fizik profesörü olarak atandı. 

Alessandro Volta ve Pilin İcadı

Pilin icadına giden süreçte Alessandro Volta için en önemli dönüm noktalarından biri Luigi Galvani’nin kurbağa deneyiydi. Nitekim 1780 yılında arkadaşı Luigi Galvani, kurbağa kasına iki farklı metal değdirdiğinde elektrik akımı oluştuğuna dair bir hipotez geliştirdi. Bu deneyde Galvani, ölü bir kurbağanın bacaklarına metal çubukları değdirdiğinde statik elektrikle bacakların hareket etmesini sağladı. Ancak bu deneyde Galvani, kasların elektrik içerdiğine inandı. 1794 yılında Volta, Galvani deneyi üzerine çalışmalarını yoğunlaştırdı. Bu sayede elektrik akımı oluşturmak için metallerin aslında yeterli olduğunu gördü. Bu çalışmaları sırasında Volta, kas hücrelerinin içindeki sıvıda metal iyonlarını keşfetti ve bu hareketi bu şekilde açıkladı. Başka bir deyişle, elektrik üretmek için hayvansal dokulara gerek yoktu. Böylelikle elektrik üretmek için tuzlu su çözeltisi hazırladı. İki ucuna çinko ve bakır parçaları yerleştirerek elektrik akımı üretmeyi başardı. Alessandro Volta ile birlikte “hayvansal elektrik” söylemi geçerliliğini kaybetti. Bunun yerine “metalik elektrik” söylemi kabul gördü. 

1800’lerin başlarında Alessandro Volta, ürettiği Volta piliyle bilim çevrelerinde büyük bir heyecan yarattı. Nitekim Volta pili, çinko ve bakır elektrotların sülfürik asit ve tuzlu suda reaksiyona girerek elektrik enerjisi üretmesini sağladı. Bu pilin esas önemi, Antik dönemden beri bilinen fakat kontrol edilemeyen elektrik enerjisini kontrol etme imkanı sunmasıydı. 1800 yılında Alessandro Volta, yaptığı çalışmaların sonuçlarını Kraliyet Cemiyeti’ne mektupla iletti. Volta pilini heyecanla karşılayan Kraliyet Cemiyeti, bu buluşu metalik elektrik söyleminin en güçlü kanıtı olarak değerlendirdi. Dahası, 1801 yılında Alessandro Volta, Paris’e giderek yaptığı pili Napolyon’a tanıttı. Gördüklerinden çok etkilenen Napolyon, Alessandro Volta’yı Lombardiya Krallığı kontu ve senatörü olarak atayarak ödüllendirdi. 1815 yılında Volta, Padova Üniversitesi Felsefe Fakültesi’nde yönetici olarak göreve başladı. 5 Mart 1827 tarihinde hayatını kaybetti. Volta’nın ölümünün ardından, bu şekilde üretilen elektrik biriminin adı volt olarak kabul edildi. Aynı şekilde anısını yaşatmak için günümüzde de elektrik birimi olarak volt kabul edilmekte. 

Volta Pilinin Önemi

Elektrokimyasal yöntemlere dayalı Volta pilinin en önemli özelliği, elektriğin kimyasal olarak üretilebileceğini kanıtlamış olmasıydı. Böylelikle Voltaik pil, elektriğin sadece canlılar tarafından üretilebileceği hipotezini çürütmüş oldu. Volta pili sayesinde kimyasal yöntemlerle elektrik enerjisi üretmeye dönük birçok çalışma başladı. Başka bir deyişle elektrokimya alanında yapılan pek çok çalışma için Volta pili esin kaynağıydı. Sonraki süreçte pilleri geliştirmek için örneğin Dr. William Cruickshank ve Humpry Davy gibi bilim insanları önemli çalışmalar yaptılar. Fakat bu piller tekrar şarj edilemiyordu. Şarj edilebilen ilk pil, 1859 yılında Fransız fizikçi Gaston Plante tarafından icat edildi. Ancak pillerin yaygınlaşması 20. yüzyılda başladı. Özellikle 1947 yılında icat edilen nikel kadmiyum pillerle birlikte pil hücresinin tümüyle izolasyonu gerçekleşti. Bu sayede pillerin ömürleri uzadı. İlk lityum piller ise 1970’lerde kullanıcılarla buluştu. Aynı zamanda da nikel metal hidrit pil sistemleri üzerine çalışmalar hızlandı. 1980’lerde bu piller şarj edilebilir hale geldi. Üstelik yeni hidrit alaşımlarla pillerin kullanım süreleri daha da uzadı. 

Ofis dostu piller Ofix’te!

Alessandro Volta‘nın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini ve pilin icadını kısaca anlattığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre ofislerin en çok sipariş verdiği piller içinde ilk üçte yer alanları tanıtmak istiyoruz. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Duracell Alkaline AA Kalem Pil 1.5 V 20 Adet

Listemizin ilk sırasında, Duracell Alkaline AA kalem pil 1.5 V 20 adet var. Pil çeşitleri içinde en yaygın olanlarından biri AA pillerdir. Bu piller halk arasında daha çok kalem pil olarak ifade edilir. Diğer taraftan bu pillerin daha incesi olan AAA piller için ince pil ifadesini kullanmak yaygındır. En çok kullandığımız pil çeşitlerinden biri olan AA pillerin farklı kapasiteleri mevcuttur. Az enerji harcayan örneğin televizyon kumandası ve benzeri araçlarda yüksek kapasiteli pil kullanımı pek söz konusu değildir. Mouse ve benzeri araçlarda ise yüksek kapasiteli AA pil kullanımı maliyet avantajı sağlar. Pil almadan önce ilk olarak kullanacağınız üründe ne tür bir pile ihtiyaç olduğunu bilmelisiniz. Çünkü birinin yerine diğerini takmanız durumunda cihazınız çalışmaz. Duracell Alkaline AA kalem pil 1.5 V 20 adet ürünümüz, yüksek kapasitesi sayesinde sıradan alkalin pillere oranla 10 kat daha dayanıklıdır.  

Energizer Multi Pack Alkaline AA Kalem Pil 1.5 V 12 Adet (8+4)

Listemizin ikinci sırasında, Energizer Multi Pack Alkaline AA kalem pil 1.5 V 12 adet (8+4) var. Bütün alkalin piller gibi bu ürünler de karbon çinko pillere oranla daha yüksek bir akıntı hızına sahip. Ayrıca daha kararlı bir iç dirençleri var. Düşük sıcaklıklarda bile performanslarından bir şey kaybetmiyorlar. Bu sayede elektronik cihazlar için uzun ömürlü bir enerji kaynağı sunuyorlar. Örneğin el feneri, CD çalar, radyo, saat vb. ürünlerde kullanabileceğiniz bu ürünlerle enerji maliyeti konusunda tasarruf yapabilirsiniz. ABD merkezli pil markası Energizer, faaliyete başladığı 1896 yılından bu yana pazarın en önemli oyuncularından biri konumunda. Halihazırda dünya genelinde 45 ülkede distribütörlüğü bulunan Energizer ürünlerini ihtiyaç duyduğunuz her alanda güvenle kullanabilirsiniz. 

Duracell Alkaline AAA İnce Kalem Pil 1.5 V 20 Adet

Listemizin üçüncü sırasında, Duracell Alkaline AAA ince kalem pil 1.5 V 20 adet var. AAA piller de yine ofislerde ve evlerde pek çok amaçla kullanılmakta. Duracell pillerinin özellikle uzun kullanım süreleri en önemli tercih nedenlerinden biridir. Dahası çoklu alımlarda fiyat avantajı yükseliyor. Kalabalık bir ofiste çalışıyorsanız, çalışanların özellikle teknolojik araçları için fazla sayıda AAA pile ihtiyaç duyabilirsiniz. Bu gibi durumlarda paket şeklinde alımlar avantaj sağlar. Nitekim, çalışma sırasında biten piller işlerin aksamasına neden olur. Bu yüzden çalışanlar zor durumda kalır. Duracell Alkaline AAA ince kalem pil 1.5 V 20 adet ürünümüz özellikle bu gibi sorunlardan kurtulmanızı sağlar. Bu ürünleri ayrıca el feneri, oyun konsolu, motorlu oyuncak gibi farklı araçlarda da kullanabilirsiniz. 


Ofix’te satışı devam eden diğer pilleri piller ve şarj cihazları kategorsinde inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımızın her gününün bir başarı hikayesi ile geçmesini diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler