Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Hans Schwarzkopf: Kozmetik sektörünün kurucusu…

Yayınlandı

tarihinde

Hans Schwarzkopf hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

Alman kimyager Hans Schwarzkopf, 1903 yılında icat ettiği toz şampuanla sadece yeni bir ürün tipi yaratmadı. Aynı zamanda da kozmetik sektörünün temellerini attı. Tarih içinde insanlar saç ve cilt temizliği ve bakımı için farklı maddeler ve yöntemler kullanıyor, bunların faydalarının yanı sıra zararlı sonuçlarını da görüyorlardı. Sabunun icadından sonra sabun, temizlik ve güzellikle ilgili faaliyetlerin merkezine yerleşmişti. Sabun parçacıkları kullanarak İngilizlerin geliştirdiği saç solüsyonları da saç temizliği ve bakımında kullanılıyordu. Ancak bu solüsyonlar saç derisine zarar veriyor, saçların doğal parlaklığını kaybetmesine yol açıyordu. Hans Schwarzkopf tarafından icat edilen toz şampuan, saç temizliği ve bakımında yepyeni bir sayfa açtı. Alkali derecesi düşük sabun üretmeyi başarması, kozmetik sektöründe yeni geliştirilecek ürünlere de ilham kaynağı oldu. Henkel şirketiyle kurduğu ortaklık ise Schwarzkopf markasını Avrupa ve dünya liderliğine taşıdı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Hans Schwarzkopf‘un hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Hans Schwarzkopf kimdir?

Hans Schwarzkopf, 1874 yılında Almanya ve Polonya sınırları arasında bağımsız bir kent devleti olan Danzig’de dünyaya geldi. Kimya alanına ilgisi küçük yaşlardan itibaren ortaya çıktı. Bu nedenle yüksek öğrenimini kimya alanında tamamladı. 1898 yılında Berlin’de küçük bir eczane açtı. Kozmetik tarihi açısından bu eczane ileride çok önemli bir başarıya sahne olacaktı. Bu eczanede Schwarzkopf tarafından icat edilen toz şampuan sadece saç bakımı alanında değil, aynı zamanda da kozmetik tarihinde yepyeni bir sayfa açacaktı. Nitekim o yıllarda eczaneler sadece ilaç satışı yapan yerler değildi. Aynı zamanda da ilaçların üretildiği ve insanların çeşitli ihtiyaçlarını karşılayan yerlerdi. Öksürük şurubundan kuvvet şuruplarına, merhemlerden diğer bakım ürünlerine kadar pek çok ihtiyacı karşılamak için eczaneler hizmet veriyordu. Eczanelerde aynı zamanda da pek çok temizlik maddesinin satışı gerçekleşiyordu. Sabunun icadından sonra eczaneler, sabuna erişim için en önemli adreslerden biri haline gelmişti. Sabunlar hem çamaşır temizliği, hem de kişisel bakım için kullanılıyordu. 

Saç temizliği ve bakımı için tarih boyunca farklı malzemeler kullanıldı. Bunlardan soda en yaygın kullanıma sahip maddelerden biriydi. Sodanın yanı sıra bazı bitkiler de bu konuda güzel sonuçlar veriyordu. Örneğin çöven bitkisi suyla birleştiğinde köpürüyor, saçların temizliği ve bakımını sağlıyordu. Sabunun icadı ile birlikte temizlik alanında birçok şey değişmeye başladı. Aynı zamanda da saç temizliğinde sabun ön plana çıktı. 20. yüzyılın başlarında su ve sabun, temizlik için kullanılan diğer maddelerin önüne geçmişti. Bununla birlikte sabun, alkalik yapısı nedeniyle saç derisi üzerinde zararlı sonuçlar doğuruyordu. Sabundaki maddeler sudaki iyonla birleştiğinde bir tür kirece dönüşüyordu. Bunun sonucunda saçların doğal rengi kayboluyordu. Üstelik sabunu saça uygulamak zordu. Uzun saçlarda bu zorluk daha fazlaydı. Bu zorlukları aşmak için kimyagerler, sabunun seyreltilmiş asetik asit veya sitrik asitle durulanmasına dönük çözümler geliştirmişti. Bunların satışı da yine eczanelerde yapılıyordu. Bu süreçte Hans Schwarzkopf birçok ezberi bozan yeni bir çözüm geliştirdi. 

Hans Schwarzkopf ve Toz Şampuan

1898 yılında Berlin’de açtığı eczanede Hans Schwarzkopf, ilaçların yanı sıra parfüm satışı gerçekleştiriyordu. Günlerden bir gün bir müşterisi, İngilizlerin kullandığı saç temizleme solüsyonundan almak için eczanesine uğradı. Hans Schwarzkopf böyle bir ürün tipiyle ilk olarak bu şekilde tanıştı. Başka bir deyişle eczanesinde saç temizleme solüsyonu yoktu. Bunu nasıl üreteceğini de bilmiyordu. Bunun üzerine müşterisi, bu solüsyonu İngiltere’den getirtip getirtemeyeceğini sordu. Hans Schwarzkopf’un böyle bir imkanı da yoktu ve bu nedenle müşterinin talebine olumlu karşılık veremedi. Daha sonra müşteri birkaç defa yine aynı taleple gelince Schwarzkopf, bu ürün tipi üzerinde düşünmeye başladı. Solüsyonu İngiltere’den getirtme imkanı olmasa da kendi eczanesinde üretme imkanı vardı. Böylelikle sabun ve sabun çözeltileri üzerinde çalışmaya başladı. Birkaç yıl devam eden bu çalışmaların ardından ilk toz şampuanı 1903 yılında kullanıcıların beğenisine sundu. Bu ürünler diğer solüsyonlara oranla hem daha başarılıydı, hem de uygun fiyat avantajına sahipti. 

19. yüzyılın sonlarında İngiltere’de bazı kuaförler, saç temizliğinde sabuna daha iyi bir alternatif olan sabun solüsyonlarını kullanmaktaydı. Bu solüsyonları küçük küçük doğradıkları sabun parçacıklarını birtakım bitkilerle suda kaynatarak hazırlıyorlardı. Ortaya çıkan sıvı hem saça daha kolay uygulanıyor, hem de saçların doğal rengini korumasını sağlıyordu. Karışımda kullandıkları doğal bitki özleri, saçların doğal rengini kaybetmesine yol açan sabun kirecini önlüyordu. Bu yöntem aynı zamanda da günümüzde kullandığımız sıvı şampuanlar için bir ilham kaynağı olacaktı. Bu şekilde ilk şampuan üretimini Kasey Hebert gerçekleştirmişti. Hebert şampuanları 20. yüzyılın başlarında İngiltere’de kuaför salonlarında kullanılıyor, halkın ilgisini çekiyordu. Bu dönemde İngiltere’de ticari amaçla üretilen başka şampuanlar da vardı. Aynı zamanda da sabunun saç için zararlarını azaltmaya dönük başka çözümler araştırma konusuydu. Fakat Hans Schwarzkopf‘un 1903 yılında icat ettiği toz şampuan, o güne kadarki sabun solüsyonlarından çok daha başarılıydı. Üstelik kullanımı da kolaydı. Toz şampuanı kullanmak için sadece suda çözmek yeterliydi. 

Saç Bakımı Kozmetiğinde Hans Schwarzkopf

Hans Schwarzkopf’un toz şampuanı, kozmetik endüstrisinin doğuşunda önemli bir milat oldu. Nitekim Schwarzkopf, ürünlerin gördüğü başarının ardından eczacılık işlerine ara verdi ve yeni ürün tipleri üzerinde çalışmaya başladı. Aynı zamanda da toz şampuanları daha da geliştirmek için neler yapabileceğini araştırdı. Bu ürünler özellikle ince ve normal saçlarda başarılı sonuçlar veriyordu. Yağlı saç derileri için ise henüz uygun değildi. 20. yüzyılın ilk yıllarında Hans Schwarzkopf, farklı saç türleri için farklı şampuan çeşitlerinin kullanılması gerektiği sonucuna ulaşan ilk kimyagerdi. Oysa İngiltere’de satışı devam eden saç solüsyonlarında saç türlerine yönelik ayrım henüz hesaba katılmamıştı. Bu nedenle ürünler sadece normal saç türlerinde başarılı oluyor, yağlı saç türlerinde ise beklentileri karşılamıyordu. Diğer taraftan, İngilizler ürünlerinde sodyum ve sülfat kullanarak solüsyonun köpürmesini sağlıyordu. Oysa Hans Schwarzkopf’un toz şampuanında bu maddeler yoktu. Buna rağmen ürünler yeterince köpürüyor, saçların doğal rengine zarar vermiyor, saç derisini güçlendiriyordu. 

Zaman içinde şampuanın formülünü daha da geliştiren Hans Schwarzkopf saçlara parlak, dolgun ve esnek bir görünüm kazandıran pek çok başarıya imza attı. Şampuanın kullanımını da kolaylaştırdı. Kullanıcılar toz şampuanı önce avuç içinde bir süre sallıyordu. Ardından suyla karıştırıyorlardı. Suda çözündükten sonra şampuanı tıpkı günümüzdeki gibi saçlara uyguluyorlardı. Durulamada ise sadece su kullanmak yeterliydi. Saçların parlak, dolgun ve esnek bir görünüm kazanması için başka bir ürüne gerek yoktu. Oysa aynı dönemde satışı yapılan diğer birçok saç solüsyonunda durulama işlemi için farklı kimyasallar gerekiyordu. Bu nedenle hem kullanım zordu, hem de ek maliyet ortaya çıkıyordu. Bu maliyeti karşılamak istemeyenler ise saçlarını sirkeli veya limonlu suyla durulamayı tercih edebiliyordu. Hans Schwarzkopf’un toz şampuanı bütün bu güçlüklere başarılı bir çözüm sunmuş ve saç bakımı kozmetiğinin temellerini atmıştı. 1900’lerin ilk yıllarında bu ürünler, özellikle kadın müşteriler arasında en popüler saç bakım ürünlerinden biri haline geldi. 

Kozmetik Endüstrisinde Hans Schwarzkopf

Saç bakımı kozmetiğinde büyük bir başarıya imza atan Hans Schwarzkopf, elde ettiği başarının ticari sonuçlarını ve potansiyellerini kısa sürede gördü. Saç temizliğinde sert sabunların ve pahalı yağların kullanımını sonlandıran bu şampuanlar, kısa süre içinde Berlin’deki diğer eczanelerde de aranmaya başlandı. Hans Schwarzkopf’un elde ettiği başarılar, Fritz Henkel tarafından da ilgiyle takip ediliyordu. 1876 yılında kurulan Henkel & Cie şirketi, kimyasal madde ve boya alanında Almanya’nın en önemli oyuncularından biri haline gelmişti. Bu dönemde Schwarzkopf, en büyük desteği Henkel’den gördü. Kendisi kozmetik alanında her ne kadar büyük bir başarıya imza atmış olsa da henüz kitlesel üretim için yeterli kaynağa sahip değildi. Henkel’le kurduğu ticari ortaklık sayesinde Hans Schwarzkopf, şampuanlarını Almanya’nın hemen her köşesine ulaştırma imkanı buldu. Üstelik yurt dışından da sipariş aldı. İlk ihracatlar Avusturya, Macaristan ve İsviçre’ye yapıldı. Bu süreçte Hans Schwarzkopf, zamanının büyük bir bölümünü satış ve pazarlama işleriyle geçirmeye başladı. 

1917 yılında Hans Schwarzkopf, ticari faaliyetleri sürdürmede ciddi birtakım sorunlarla karşılaştı ve şirketini Henkel’e sattı. Böylelikle tüm zamanını yeniden Ür-Ge süreçleriyle geçirmeye başladı. Toz şampuanın ardından Schwarzkopf’un en önemli başarısı alkali derecesi düşük sabun üretmekti. 1921 yılında Berlin’de hayatını kaybettiğinde, arkasında çok önemli kimyasal çalışmalar bıraktı. Hans Schwarzkopf’un izinde yürüyen kimyagerler, Schwarzkopf ve Henkel bünyesinde ilk sıvı şampuanı 1927 yılında piyasaya sürdüler. Bu şampuanlarda Hans Schwarzkopf’un geliştirdiği yöntemlerle üretilen alkali derecesi düşük sabunlar kullanıldı. Sabunun icadından sonra en önemli başarılardan biri olan bu sabunlar, cilt bakımı alanında yeni bir sayfa açtı. Bu ürünlerin el bakımı için de kullanılabileceğinin görülmesi üzerine ilk el kremi piyasaya sürüldü. Küçük tüplerde satışı yapılan el kremleri 1960’lara kadar el bakımı kategorisinde en popüler ürünlerden biri olarak kalmayı başardı. Sonraki süreçte ether sülfatların cilt bakımında daha iyi sonuçlar verdiği ortaya çıktı. Bunun üzerine Schwarzkopf markası kozmetik ürünlerinde bazı değişimlere gitti. 

Editörün Tavsiyesi; Head & Shoulders 2’si 1 Arada Şampuan Klasik Bakım 400 ml

Listemizin ilk sırasında, Head & Shoulders 2’si 1 arada şampuan klasik bakım 400 ml var. Kepeğe karşı etkili bu şampuanlarda aynı zamanda da saç bakım kremi mevcut. Düzenli kullanım halinde saçlara sağlıklı bir görünüm kazandıran bu ürünler kepeksiz bir saç derisi sunuyor. Bu ürünlerin bir diğer özelliği de tüm saç türleri için uygun olmasıdır. Nasıl bir saç türüne sahip olursanız olun, kepek sorununuzu çözmek için bu ürünlerden yararlanabilirsiniz. Başarısı klinik olarak test edilen bu ürünler, saçlarınıza doğal bir güzellik kazandırabilir.  

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler