Bizi Takip Edin

Seyahat

Assos’ta tatil keyfi…

Yayınlandı

tarihinde

Assos hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Çanakkale ilimizin Ayvacık ilçesi sınırları içinde yer alan Antik Assos kenti, ünlü filozof Aristoteles‘e yaptığı ev sahipliğiyle anılmakta. MÖ 348-345 yılları arasında Assos’ta dersler veren Aristoteles, kentin tarihsel ve kültürel öneminin artmasını sağlamış. Günümüzde Assos denildiğinde, Antik Assos kenti ve Behramkale Köyü’nün bulunduğu daha geniş bir bölge anlaşılmakta. Berrak ve tertemiz suları, mavi bayraklı koyları, yerel mimariyle uyumlu otelleri, zeytin ağaçlarının arasından geçen tarihi yollarıyla Assos, ülkemizin saklı kalmış güzelliklerinden biri adeta. Ofix Blog‘da bu ayki gezi rehberi köşemizde, Assos hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Assos nerededir?

Çanakkale’nin 87 km güneyindeki Ayvacık ilçesine bağlı küçük ve şirin bir yerleşim birimi olan Assos, İstanbul’a 400, Bursa’ya 300, İzmir’e 270 km mesafede. Antik Assos kenti, bugün Antik Liman olarak bilinen bölgeyi ve çevresini kapsıyor. Bazı kaynaklarda, Asya kıtasının batıdaki en uç noktası Babakale’den Küçükkuyu’ya kadar uzanan geniş bir bölgeye Assos denildiği görülmekte. Fakat Antik kentin günümüze ulaşmayı başaran yapıları bugün Antik Liman denilen bölgede yoğunlaşmakta. Günümüzde Assos denildiğinde, Antik Liman ve Behramkale Köyü’nün bulunduğu bölge anlaşılmakta.

Antik Assos kenti, kıyıya 250 metre uzaklıkta 236 metre yükseklikte sönmüş bir volkanik tepe üzerine kurulmuş. Bölgede kullanılan temel yapı malzemesi çok sert ve dayanıklı volkanik kayalar olduğu için Antik eserler günümüze kadar ulaşmayı başarmış. Bu yapılar içinde Athena Tapınağı, agora ve nekropolün iyi durumda olduğu söylenebilir. Kentin 4 kilometreye yakın ve 20 metre yüksekliğindeki surları da yine günümüze kadar ulaşmayı başaran yapıları arasında. Antik Liman’daki çok sayıda tarihi bina, bölgeyi bir tür açık hava müzesi haline getirmekte. Behramkale Köyü’nde ise yerli halkın yanı sıra çok sayıda turistik otel ve tesis bulunmakta.

Assos’a nasıl gidilir?

Assos’a karayolundan gitmek için D-100 karayolunu kullanabilirsiniz. Fakat bu yolu kullanan ağır taşıtlar nedeniyle trafikte güçlük çekebilirsiniz. Kış aylarında yoğunluğun görülmediği bölgede bahar aylarının gelişiyle birlikte yoğunluk artmaya başlıyor. Yola çıkmak için uygun saatleri beklerseniz, bölgeye daha kolay ulaşım sağlayabilirsiniz. Ulaşım konusunda bir diğer alternatif ise TEM otoyolunu kullanarak Tekirdağ üzerinden geçmektir. Eceabat’a ulaştıktan sonra arabalı vapura binerek karşı tarafa geçebilir, güneybatıda kalan Ayvacık’a ulaştıktan sonra Assos’a varabilirsiniz.

Assos’un Kısa Tarihçesi

Assos’taki ilk yerleşimler, MÖ 2000’lere kadar uzanıyor. Bölgenin ilk sakinlerinin Lelegler olduğu bilinse de Lelegler hakkında fazla şey bilinmiyor. Bölgede zaman içinde Thebe, Khrysa, Anderia, Astrya gibi çok sayıda kent-devleti kurulmuş. Bu devletlerin büyük bir bölümü Truva savaşları sırasında yok oldu ve bölgede Grek hakimiyeti tesis edildi. Assos’un önem kazanmaya başlaması, MÖ 6. yüzyılda Midilli’den (Lesvos) yapılan göçlerle gerçekleşti. Grekler tarafından o güne kadar yalnızca bir liman üssü olarak kullanılan Assos, bu dönemde büyüdü ve gelişti. MÖ 4. yüzyılda Persler tarafından yönetilen şehir, Platon‘un öğrencilerinden Hermias‘la birlikte yeniden Greklerin yönetimine geçti.

Assos’u Antik dünyanın en önemli merkezlerinden biri haline getiren esas gelişme ise ünlü Grek filozofu Aristoteles‘in burayı ziyaret etmesi ve Assos’ta bir felsefe okulu kurmasıydı. Aristoteles‘i Assos’a davet eden Kral Hermias, Platon‘un Atina’daki felsefe okulu Akademia‘sında Aristoteles‘in sınıf arkadaşıydı. Daha sonra Hermias‘ın kız kardeşiyle evlenen Aristoteles, MÖ 348-345 yılları arasında burada dersler verdi.

Osmanlı döneminde Assos, eski önemini büyük ölçüde yitirdi. Osmanlı donanmalarının merkez üssü Midilli Adası olduğu için, savaş dönemlerinde kadırgalar Midilli’den denize indiriliyordu. Savaşlarda hasar gören kadırgalar ise Midilli’ye dönmeden önce Assos’ta, Kadırga Koyu bölgesinde tamir ediliyordu. Assos’un meşe ve kayın ağaçları bakımından zengin bir bölge olması, kadırgaların bakım ve onarım işlerinin bu bölgede yapılmasını sağladı.

Athena Tapınağı

Antik Assos kentinin en önemli yapısı olarak kabul edilen Athena Tapınağı, kentin en yüksek noktası üzerine kurulu. Antik Assos halkı, Grek mitolojisinde akıl, barış, strateji ve sanat tanrıçası Athena‘yı kentin koruyucusu olarak kabul edip ona tapınmak için bu yapıyı inşa etmiş. MÖ 530 yılında inşa edilen Athena Tapınağı’nın eni 6, boyu 13 metre yüksekliğinde. Antik Assos kalıntıları içinde en önemlisi olarak kabul edilen bu tapınak, Anadolu’da Antik dönemden kalan dorik sütunlu tek tapınak. Dahası, İyon üslubunun en önemli özelliklerinden biri olan çatıaltı frizine sahip olması, bu tapınağı Antik dönemden kalma diğer tapınaklar içinde benzersiz kılıyor. 

Kadırga Koyu

Kadırga Koyu, Assos’un yan koyunu oluşturmakta. Antik kente 2 km uzaklıktaki bu koyun ismi, Osmanlı döneminde kadırgaların bakım ve onarım işlerinin bu koyda yapılmasından geliyor. Assos ve çevresinde konaklamak ve denize girmek için en iyi alternatifleri barındıran Kadırga Koyu, bölgenin en uzun plajlarına ev sahipliği yapmakta. Koya inerken zeytin ağaçlarının arasından geçebilir, Antik dönemden kalma taş yollardan yürümenin keyfini yaşayabilirsiniz. Bununla birlikte, Kadırga Koyu öğle saatlerinde yoğun güneş aldığı için bu bölgeyi sabah veya akşamüzeri gezmenizi tavsiye ederiz. Kadırga Koyu’nun yanı sıra Assos’ta Kuruoba, Sokakağzı ve Sivrice Koylarını da ziyaret edebilirsiniz.

Behramkale Köyü

Behramkale Köyü, geleneksel yaşam şeklini günümüzde büyük ölçüde korumakta. Köyün ismi, Bizans döneminde Assos’u yöneten Makhram isimli bir komutandan geliyor. Sokaklarından köy kahvesine kadar her şeyiyle bu köyde adeta zaman içinde yolculuk yapabilirsiniz. Köyün en önemli yapısı, 14. yüzyılda inşa edilen Murat Hüdavendigar Camisi. Bu yapının en önemli özelliği ise giriş kapısının Antik Cornelius kentinin giriş kapısından yapılmış olması. Bu özelliği sayesinde cami, kendisinden yüzlerce yıl önceki bir kültürün izlerini günümüze kadar taşımayı başarmış. Köyde ayrıca antikacılar, seramik ve cam tasarım atölyeleri ve Yörüklerin kurduğu tezgahlar, sanatsal ve kültürel mirası yeni nesillere aktarıyor.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Görsel Kaynaklar:

https://yoldaolmak.com
https://uzaklardabiryer.com
https://www.bizevdeyokuz.com 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Seyahat

Türkiye’de Görmeniz Gereken 5 Antik Kent (Ve Neden Bu Kadar Konuşuluyorlar?)

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Türkiye, antik kent konusunda dünyanın en şanslı coğrafyalarından biri. Neredeyse her şehirde “2-3 bin yıl önce burada hayat vardı” diyebileceğiniz bir yer çıkıyor karşınıza. Ama bazıları var ki hem tarihi hem de hikâyeleriyle gerçekten başka bir seviyede.

İşte hem tarih meraklılarının hem de gezginlerin dilinden düşmeyen Türkiye’nin en önemli 5 antik kenti;

Efes – Antik Dünyanın “Metropolü”

Efes, Türkiye’deki antik kentlerin belki de en popüleri. İzmir Selçuk’ta bulunan bu şehir bir dönem Roma İmparatorluğu’nun en büyük şehirlerinden biriydi.

Ama Efes’i ilginç yapan şey sadece büyüklüğü değil.

  • Devasa Celsus Kütüphanesi
  • 25 bin kişilik antik tiyatro
  • Mermer yollar
  • Ve evet… tarihin ilk “reklam tabelası” sayılan taş işareti

Kısacası Efes’te dolaşırken insanın aklına şu geliyor:
“2000 yıl önce insanlar burada bayağı bayağı şehir hayatı yaşıyormuş.”

Göbekli Tepe – “Tarihi Baştan Yazdıran Yer”

Şanlıurfa’daki Göbekli Tepe, arkeoloji dünyasında adeta bomba etkisi yaratan bir keşif.

Sebebi basit ama çok büyük:
Burası yaklaşık 12.000 yıllık.

Yani piramitlerden, Stonehenge’den ve bildiğimiz birçok antik şehirden çok daha eski.

En çarpıcı kısmı ise şu:
Göbekli Tepe, insanların tarımdan önce tapınak yaptığını gösterdi. Bu da insanlık tarihine dair birçok teoriyi değiştirdi.

Kısaca:
“İnsanlık tarihi sandığımızdan biraz daha karışıkmış.”

Hierapolis – Antik Dünyanın Spa Merkezi

Pamukkale travertenlerinin hemen yanında yer alan Hierapolis, Roma döneminde termal turizmin merkeziydi.

Yani bugünkü kaplıca tatillerinin atası diyebiliriz.

İnsanlar buraya:

  • romatizma için
  • sağlık için
  • dinlenmek için

geliyordu.

Bir anlamda Hierapolis için şöyle diyebiliriz:
“Antik dünyanın wellness merkezi.”

Termessos – Büyük İskender’in Bile Vazgeçtiği Şehir

Antalya’daki Termessos, Türkiye’nin en etkileyici antik kentlerinden biri.

Ama onu özel yapan şey manzarası değil, hikayesi.

Şehir öyle bir dağın tepesine kurulmuş ki Büyük İskender bile burayı ele geçirememiş.

Evet, tarihte birçok şehri fetheden İskender, Termessos’a bakıp “uğraşmaya değmez” demiş.

Bugün oraya giden herkes aynı şeyi söylüyor:
“Manzarası ayrı, hikayesi ayrı efsane.”

Aphrodisias – Antik Dünyanın Sanat Okulu

Aydın’daki Aphrodisias, adını aşk tanrıçası Afrodit’ten alıyor.

Ama burayı önemli yapan şey romantizm değil.

Burası bir dönem antik dünyanın heykel üretim merkeziydi.

Roma’ya gönderilen birçok heykel burada yapılmış.
Hatta bazı sanat tarihçileri Aphrodisias için şöyle diyor:

“Antik çağın sanat akademisi.”

Türkiye Aslında Dev Bir Açık Hava Müzesi

Türkiye’de 400’den fazla antik kent olduğu düşünülüyor.

Ama Efes’ten Göbekli Tepe’ye kadar bazı yerler var ki sadece tarihi değil,
insanlığın nasıl yaşadığını da anlatıyor.

Ve şunu fark ediyorsunuz:
Biz bugün modern şehirlerde yaşadığımızı sanıyoruz ama insanlar 2000 yıl önce de gayet şehir hayatı yaşıyormuş.

Okumaya Devam Et

Seyahat

Suda boğulmamak için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Suda boğulmamak için neler yapmak gerektiği Ofix Blog'da...

Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte deniz, dere ve göl kenarları hemen her yaştan ziyaretçiyle dolmaya başladı. Su kenarlarında piknik yapanlar serinlemek için suya girmek istiyor. Oysa suda serinlemek ne kadar keyifli olursa olsun, çeşitli riskleri içinde barındıran bir konudur. Suda boğulmamak için yapılması gerekenler hakkında yeterli bilgisi olmayanlar maalesef boğularak hayatını kaybedebiliyor. Boğulma tehlikesi yaşayanları kurtarmak isteyenler de panikle hareket edip akıntıya kapılabiliyor. Bu gibi durumlarda ilk yardım uygulamaları çaresiz kalabiliyor. Yaz aylarında derelerin pik yapan debisi can kayıplarını arttırıyor. Akıntının etkisiyle sürüklenen cansız bedenler yüzlerce metre uzakta bulunabiliyor. Her yıl Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında boğulma haberleri medyada sıkça yer almakta. Özellikle hafta sonlarında boğulmalar artıyor. Peki suda boğulmamak için neler yapmak gerekir? Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, suda boğulmamak için yapılması gerekenler hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Suda serinlemek isteyen veya yakınlarını kurtarmak isteyen herkes bu bilgiler sayesinde hayati riskleri önleyebilir. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Seyahat

Tatil harcamalarından tasarruf nasıl yapılır?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili okurlarım! Tasarruf konulu blog dizimde bu hafta, tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri konusunu ele alacağım. Fakat öncesinde hepinizin mübarek Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutlamak istiyorum. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayı göz açıp kapayıncaya kadar geçti ve bayrama kavuşuyoruz. Bayram demek günümüzde artık tatil anlamına geliyor. Ev ev dolaşıp akrabaları, komşuları ziyaret ettiğimiz bayramlar artık mazide kaldı. Ne var ki tatil masrafları da epeyce arttı. Ucuz tatil yapmak artık eskisi kadar kolay değil. Eğer şöyle ailecek güzel bir tatil yapmak istiyorsanız iyi bir bütçeye sahip olmalısınız. Bununla birlikte tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri ile bütçenizden tasarruf yapabilirsiniz. En uygun tatil fırsatları bu konuda bazı katkılar sağlar. Ucuz tatil yöntemleri eskisi kadar olmasa da yine de daha ekonomik bir tatil geçirmenize yardımcı olur. Tasarruf konulu blog dizimin bu haftaki konusu olan tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri işte huzurlarınızda… 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler