Bizi Takip Edin

Seyahat

Balıklıgöl’e hiç gittiniz mi?

Yayınlandı

tarihinde

Balıklıgöl hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Şanlıurfa ilimiz sınırları içinde yer alan Balıklıgöl, ülkemizde inanç turizminin en önemli merkezlerinden biri olarak kabul edilmekte. Üç büyük dinin atası sayılan Hz. İbrahim‘in ateşe atıldığı yerde oluştuğuna inanılan Balıklıgöl, her yıl yerli ve yabancı çok sayıda ziyaretçiyi ağırlamakta. Ofix Blog‘da bu ayki gezi rehberi köşemizde, Şanlıurfa turizminin en önemli merkezlerinden biri olan Balıklıgöl hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Balıklıgöl nerededir?

Balıklıgöl, Şanlıurfa’nın güneybatısındaki Eyyübiye ilçesinde, Urfa Kalesi’nin hemen önünde yer almakta. Şanlıurfa’nın en kalabalık ilçesi olan Eyyübiye’nin ismi Hz. Eyyub‘den geliyor. Kendisinin burada hasta olduğuna ve çile çektiğine inanılan mekanı günümüzde türbe olarak ziyaret edilmekte. Dini bayramlar ve kandil gecelerinde ziyaretçi akınına uğrayan Balıklıgöl İstanbul’a 1263, Ankara’ya 810, İzmir’e 1244 km uzaklıkta. Balıklıgöl’e ister kendi aracınızla, isterseniz otobüs veya uçak seferleriyle ulaşım sağlayabilirsiniz. Balıklıgöl’ün uzunluğu 150, genişliği 30, derinliği 3-5 metre ve gölde sazan türü balıklar bulunmakta. Yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından büyük saygı duyulan bu balıklar yenilmemekte.

Balıklıgöl efsanesi nedir?

İnanışa göre putlara tapan ve halkına zulmeden bir kral olan Nemrut, doğan erkek çocukların kılıçtan geçirilerek öldürülmesini emreder. İbrahim‘in annesi, onu bu zulümden korumak için bir mağarada doğurur ve dallardan beşik yaparak orada bırakır. Dişi bir ceylan tarafından emzirilen İbrahim, askerler tarafından bulunur ve Nemrut‘un sarayına getirilir. Çocuğu olmayan Nemrut, İbrahim‘i çok sever ve sarayında büyütülmesini emreder. Ne var ki Nemrut, putlara tapmaya ve halkına zulmetmeye devam eder. İbrahim büyüdükçe, Nemrut‘un bu davranışlarına tepki göstermeye başlar. Dahası, halka da bu düşüncelerini anlatır ve putların Allah olmadığını söyler. Nemrut‘tan korkan halk, İbrahim‘e hak verir ama Nemrut‘tan korktuğu için putlara tapmaya devam eder.

Günlerden bir gün İbrahim, Nemrut‘un sarayında bulunan putları baltayla gizlice parçalar ve baltayı en büyük putun üstüne asar. Durumu fark eden rahipler, İbrahim‘den şüphelenir ve Nemrut‘a onu şikayet eder. Nemrut‘un sorduğu sorulara İbrahim, “Görüyorsunuz işte, balta büyük putun omzunda. Balta kimdeyse bu işi o yapmıştır!” şeklinde cevap verir. Cevaba sinirlenen Nemrut, “Bir taş parçası eline balta alıp bu işi nasıl yapar?” diye sorar. Bunun üzerine İbrahim, “İşte benim anlatmak istediğim budur. Kendi ellerinizle yaptığınız bu taş parçalarından medet umuyorsunuz. Onlara adak adıyor, dara düşünce onlara koşuyorsunuz. Bu gerçekten tanrıysa, neden diğerlerini kırmasın?” der.

Bu cevap üzerine Nemrut ve çevresindekiler çok sinirlenir, İbrahim‘in üzerine yürürler. Ceza olarak Nemrut, İbrahim‘in yakılmasını emreder. İnanışa göre odunlar, Balıklıgöl’ün bulunduğu yere yığılır. Odunlardan kocaman bir dağ meydana getirilir ve Nemrut‘un kalesinin kuzeyinde iki büyük sütun yaptırılır. İbrahim‘in, bu sütunlar arasına gerilen halatlarla ateşe fırlatılması düşünülür. Bu duruma Zeliha çok üzülür. Zeliha da İbrahim gibi, Nemrut tarafından evlatlık olarak alınıp sarayında büyümüştür. Zaman içinde İbrahim‘e ilgi duymaya başlayan Zeliha, İbrahim‘in affedilmesi için Nemrut‘a günlerce yalvarır, fakat Nemrut‘un geri adım atmaya niyeti yoktur.

İbrahim ve Balıklıgöl

İnfaz günü geldiğinde İbrahim, sütunların arasına gerilen halatlarla ateşe fırlatılır. Bunu gören Zeliha, kendine hakim olamaz ve o da kendini ateşe atar. Ne var ki, İbrahim odun yığınlarının ortasına düşer düşmez burası göl olur, odunlar ise balığa dönüşür. Bu göle daha sonra Halil ür-Rahman Gölü ismi verilir. Zeliha‘nın düştüğü yerde de küçük bir göl oluşur ve bu göle ise Aynzeliha Gölü ismi verilir. Balıklıgöl efsanesi olarak yüzlerce yıldır anlatılagelen bu olaydan sonra İbrahim, babası ve yeğeni Lut‘la birlikte Urfa’dan göç ederek Harran’a yerleşir.

Halil ür-Rahman Camisi

Balıklıgöl’ün yakınlarında bulunan en önemli kutsal mekanlardan biri Halil ür-Rahman Camisi’dir. Balıklıgöl’ün güneydoğusunda yer alan bu cami, halk arasında Döşeme Camisi olarak da anılmakta. Ünlü seyyah Evliya Çelebi ise Seyahatname‘sinde bu camiden İbrahim Halil Tekkesi olarak bahsetmekte. 504 yılında Rahip Urbisyus tarafından Meryem Ana Kilisesi olarak inşa edilen bu yapı, 9. yüzyılda Abbasi Halifesi Memun döneminde camiye dönüştürüldü. 13. yüzyılda Selahattin Eyyubi’nin yeğeni tarafından onarılan, 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman döneminde restore edilen cami, 1810 yılında kapsamlı bir restorasyondan geçirilerek bugünkü görünümünü kazandı.

Rızvaniye Camisi

Balıklıgöl’ün kuzeyinde, Rızvaniye Camisi bulunmakta. 1736 yılında Rakka Valisi Rıdvan Ahmet Paşa tarafından yaptırılan bu cami, mihraba paralel ve üç kubbeli olarak inşa edilmiş. Caminin doğusunda tek şerefeli bir minare bulunmakta. Caminin ana ibadet alanı, yani harim kısmı her yönden açılan pencereleriyle oldukça aydınlık bir ortama sahip. Caminin girişindeki ahşap kapıda geleneksel el sanatlarımızdan geçme ve kakma kullanılmış. Kapı üzerindeki bitki ve geometri desenleri oldukça dikkat çekici. Cami avlusunun kuzeyinde bir de medrese bulunuyor.

Yolunuz Balıklıgöl tarafına düşerse, bölgede ayrıca Aynzeliha Gölü, Hz. İbrahim Mağarası ve Şanlıurfa Kalesi’ni de ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Görsel Kaynaklar:

https://www.sozcu.com.tr
http://www.hurriyet.com.tr
https://www.tripadvisor.com.tr 

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Elissa

    12 Nisan 2021 saat 19:09

    Bu bilgi için çok teşekkürler ben burayi gezdim ve cok beğendim tavsiye ederimmmm?????????

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Seyahat

Türkiye’de Görmeniz Gereken 5 Antik Kent (Ve Neden Bu Kadar Konuşuluyorlar?)

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Türkiye, antik kent konusunda dünyanın en şanslı coğrafyalarından biri. Neredeyse her şehirde “2-3 bin yıl önce burada hayat vardı” diyebileceğiniz bir yer çıkıyor karşınıza. Ama bazıları var ki hem tarihi hem de hikâyeleriyle gerçekten başka bir seviyede.

İşte hem tarih meraklılarının hem de gezginlerin dilinden düşmeyen Türkiye’nin en önemli 5 antik kenti;

Efes – Antik Dünyanın “Metropolü”

Efes, Türkiye’deki antik kentlerin belki de en popüleri. İzmir Selçuk’ta bulunan bu şehir bir dönem Roma İmparatorluğu’nun en büyük şehirlerinden biriydi.

Ama Efes’i ilginç yapan şey sadece büyüklüğü değil.

  • Devasa Celsus Kütüphanesi
  • 25 bin kişilik antik tiyatro
  • Mermer yollar
  • Ve evet… tarihin ilk “reklam tabelası” sayılan taş işareti

Kısacası Efes’te dolaşırken insanın aklına şu geliyor:
“2000 yıl önce insanlar burada bayağı bayağı şehir hayatı yaşıyormuş.”

Göbekli Tepe – “Tarihi Baştan Yazdıran Yer”

Şanlıurfa’daki Göbekli Tepe, arkeoloji dünyasında adeta bomba etkisi yaratan bir keşif.

Sebebi basit ama çok büyük:
Burası yaklaşık 12.000 yıllık.

Yani piramitlerden, Stonehenge’den ve bildiğimiz birçok antik şehirden çok daha eski.

En çarpıcı kısmı ise şu:
Göbekli Tepe, insanların tarımdan önce tapınak yaptığını gösterdi. Bu da insanlık tarihine dair birçok teoriyi değiştirdi.

Kısaca:
“İnsanlık tarihi sandığımızdan biraz daha karışıkmış.”

Hierapolis – Antik Dünyanın Spa Merkezi

Pamukkale travertenlerinin hemen yanında yer alan Hierapolis, Roma döneminde termal turizmin merkeziydi.

Yani bugünkü kaplıca tatillerinin atası diyebiliriz.

İnsanlar buraya:

  • romatizma için
  • sağlık için
  • dinlenmek için

geliyordu.

Bir anlamda Hierapolis için şöyle diyebiliriz:
“Antik dünyanın wellness merkezi.”

Termessos – Büyük İskender’in Bile Vazgeçtiği Şehir

Antalya’daki Termessos, Türkiye’nin en etkileyici antik kentlerinden biri.

Ama onu özel yapan şey manzarası değil, hikayesi.

Şehir öyle bir dağın tepesine kurulmuş ki Büyük İskender bile burayı ele geçirememiş.

Evet, tarihte birçok şehri fetheden İskender, Termessos’a bakıp “uğraşmaya değmez” demiş.

Bugün oraya giden herkes aynı şeyi söylüyor:
“Manzarası ayrı, hikayesi ayrı efsane.”

Aphrodisias – Antik Dünyanın Sanat Okulu

Aydın’daki Aphrodisias, adını aşk tanrıçası Afrodit’ten alıyor.

Ama burayı önemli yapan şey romantizm değil.

Burası bir dönem antik dünyanın heykel üretim merkeziydi.

Roma’ya gönderilen birçok heykel burada yapılmış.
Hatta bazı sanat tarihçileri Aphrodisias için şöyle diyor:

“Antik çağın sanat akademisi.”

Türkiye Aslında Dev Bir Açık Hava Müzesi

Türkiye’de 400’den fazla antik kent olduğu düşünülüyor.

Ama Efes’ten Göbekli Tepe’ye kadar bazı yerler var ki sadece tarihi değil,
insanlığın nasıl yaşadığını da anlatıyor.

Ve şunu fark ediyorsunuz:
Biz bugün modern şehirlerde yaşadığımızı sanıyoruz ama insanlar 2000 yıl önce de gayet şehir hayatı yaşıyormuş.

Okumaya Devam Et

Seyahat

Suda boğulmamak için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Suda boğulmamak için neler yapmak gerektiği Ofix Blog'da...

Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte deniz, dere ve göl kenarları hemen her yaştan ziyaretçiyle dolmaya başladı. Su kenarlarında piknik yapanlar serinlemek için suya girmek istiyor. Oysa suda serinlemek ne kadar keyifli olursa olsun, çeşitli riskleri içinde barındıran bir konudur. Suda boğulmamak için yapılması gerekenler hakkında yeterli bilgisi olmayanlar maalesef boğularak hayatını kaybedebiliyor. Boğulma tehlikesi yaşayanları kurtarmak isteyenler de panikle hareket edip akıntıya kapılabiliyor. Bu gibi durumlarda ilk yardım uygulamaları çaresiz kalabiliyor. Yaz aylarında derelerin pik yapan debisi can kayıplarını arttırıyor. Akıntının etkisiyle sürüklenen cansız bedenler yüzlerce metre uzakta bulunabiliyor. Her yıl Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında boğulma haberleri medyada sıkça yer almakta. Özellikle hafta sonlarında boğulmalar artıyor. Peki suda boğulmamak için neler yapmak gerekir? Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, suda boğulmamak için yapılması gerekenler hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Suda serinlemek isteyen veya yakınlarını kurtarmak isteyen herkes bu bilgiler sayesinde hayati riskleri önleyebilir. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Seyahat

Tatil harcamalarından tasarruf nasıl yapılır?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili okurlarım! Tasarruf konulu blog dizimde bu hafta, tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri konusunu ele alacağım. Fakat öncesinde hepinizin mübarek Ramazan Bayramı’nı en içten dileklerimle kutlamak istiyorum. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayı göz açıp kapayıncaya kadar geçti ve bayrama kavuşuyoruz. Bayram demek günümüzde artık tatil anlamına geliyor. Ev ev dolaşıp akrabaları, komşuları ziyaret ettiğimiz bayramlar artık mazide kaldı. Ne var ki tatil masrafları da epeyce arttı. Ucuz tatil yapmak artık eskisi kadar kolay değil. Eğer şöyle ailecek güzel bir tatil yapmak istiyorsanız iyi bir bütçeye sahip olmalısınız. Bununla birlikte tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri ile bütçenizden tasarruf yapabilirsiniz. En uygun tatil fırsatları bu konuda bazı katkılar sağlar. Ucuz tatil yöntemleri eskisi kadar olmasa da yine de daha ekonomik bir tatil geçirmenize yardımcı olur. Tasarruf konulu blog dizimin bu haftaki konusu olan tatil harcamalarından tasarruf yöntemleri işte huzurlarınızda… 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler