Bizi Takip Edin

Lifestyle

Beyaz şeker mi, esmer şeker mi?

Yayınlandı

tarihinde

Beyaz şeker mi, esmer şeker mi diye tereddüt ediyorsanız Ofix Blog'u ziyaret edebilirsiniz.

Merhaba sevgili okurlarım! Bilenler bilir, ben çayımı da kahvemi de şekersiz içerim. Öğrencilik yıllarımdan kalma bir huyum var; günde 2 bardak nescafe, 2 bardak çay ve 1 fincan Türk kahvesi olmazsa olmazımdır. Vücuda bu kadar çok kafein girince kafa süper çalışıyor! Ancak bunun zararları da var elbette. Bu zararları en aza indirmek için hayatımdan şekeri tümüyle çıkardım. Bundan da son derece memnunum, çünkü şekerin (sofra şekeri olarak bilinen beyaz şekerden bahsediyorum) zaten vücuda hiçbir faydası yok. Zararlarına gelince, esmer şekerin daha sağlıklı (ya da daha az zararlı) olduğuna dair söylemleri duymuşsunuzdur. Sokakta 100 kişiye sorsak beyaz şeker mi, esmer şeker mi daha sağlıklı diye, belki 90’ı esmer şeker der. Fakat kullanım tercihlerinde beyaz şeker açık ara önde. O vakit şunu sormak lazım. Esmer şekerin daha sağlıklı olduğu düşünüldüğü halde neden beyaz şeker daha fazla tercih ediliyor? Daha da önemlisi, esmer şeker gerçekten de daha mı sağlıklıdır? 

Şeker kullanmayan birisi olarak aslında bu konu çok da umurumda değil arkadaşlar. Ama bir dakika! Birileri çıkıp da esmer şekerin beyaz şekerden daha sağlıklı olduğunu iddia ederse durum değişir. Hatta buna bir de esmer şekerin faydaları konusunda anlatılanlar eklenince, o vakit durup düşünmek lazım. Esmer şeker beyaz şekerden daha mı sağlıklıdır? Esmer şekerin daha sağlıklı olduğu söylemi eğer bir şehir efsanesi değilse bu söylemin çıkış noktası nedir? Burada acaba bir pazarlama kurnazlığı mı yapılıyor? Dediğim gibi, normal şartlarda umurumda olmayan bu konu, böyle bir perspektiften bakınca çok önemli hale geliyor. Eğer şeker kullanıyorsanız, zaman zaman beyaz şeker mi, esmer şeker mi tereddüdünde kalıyor olabilirsiniz. Durumdan vazife çıkarmayı çok seven Ofixboy kardeşiniz bendeniz, internette okuduğu “esmer şeker beyaz şekerden daha sağlıklıdır” konulu bir yazıdan sonra bu konuya el atmaya karar verdim. Ulaştığım sonuçları bu haftaki blogumda paylaşırken hangi türde olursa olsun şeker kullanımınızı azaltmanızı tavsiye ederim. 

Önce şekerden başlayalım.

Şeker denildiğinde insanın aklına birçok şey gelebilir arkadaşlar. Beyaz şeker mi, esmer şeker mi tereddüdüne geçmeden önce şekeri kısaca tanıyalım. Şekerin mazisi aslında günümüzden 5 bin yıl öncesine kadar uzanıyor. Tarihte ilk olarak Polinezya Adaları’nda kullanıldığı düşünülen şeker, o dönemde işlenmeden kullanılıyordu. Zaman içinde dünyaya yayıldı ve yiyecekler ile içeceklerin tatlandırılmasında bala bir alternatif haline geldi. Şekerin bu tüketim şeklinde doğal şeker kamışları kullanılıyordu. İşlenmeden tüketildiği için şekerin metabolize edilmesi, yani hücre içinde kullanılarak enerjiye dönüşmesi zor değildi. Şeker üretiminde kullanılan yöntemlerle birlikte şeker işlendikçe metabolize edilmesi zorlaştı. Ayrıca sanayi devrimiyle birlikte artan hava kirliliği, endüstriyel atıklar ve daha pek çok nedenden dolayı kanserden diyabete kadar birçok hastalık için uygun zeminler oluştu. Şekerin işlenmesiyle zorlaşan metabolize edilme sürecine bu çevresel unsurlar eklenince şeker masumiyetini yitirdi. İşlenmiş şekerin hangi türü olursa olsun hepsi metabolizma açısından bir tehdit haline geldi. 

Günlük hayatta şeker dediğimizde doğal şeker türlerini değil, daha çok işlenmiş şeker türlerini kastediyoruz arkadaşlar. Doğal şeker türlerinin en önemlileri, okul yıllarınızdan hatırlayabileceği gibi glikoz, fruktoz ve galaktoztur. Bunların senteziyle laktoz ve sakkaroz gibi ikincil doğal şeker türleri oluşur. Şeker metabolizmanız düzgün çalışıyorsa, yani şekeri metabolize etmenizi engelleyen bir hastalığınız yoksa doğal şeker tüketebilirsiniz. Bunlar içinde özellikle fruktoz, beyin sağlığı için faydalıdır, beyin fonksiyonlarının çalışmasını hızlandırır. Fazla alınması durumunda ise yağa dönüştürülür. İşlenmiş şekere geldiğimizde ise durum farklı. Beyaz şeker mi, esmer şeker mi tereddüdü aslında işlenmiş şekeri daha yakından tanımamızı gerektirir. Çünkü şeker işlendikçe metabolize edilmesi zorlaştığı için vücutta serbestçe dolaşmaya başlar. Bu durumu zararlı gören pankreas, insülin salgılayarak kandaki şeker miktarını düşürmeye çalışır. Eğer insülin direnci ve diyabet gibi bir hastalığınız varsa, işlenmiş şeker tüketiminiz hayati sonuçlar doğurabilir. İşlenmiş şeker türlerinin başlıcaları beyaz şeker, esmer şeker ve mısır şurubudur. Her üçü de karaciğeri yorar. 

Beyaz şeker nedir?

Beyaz şeker mi, esmer şeker mi tereddüdü yaşıyorsanız, öncelikle her ikisinin de işlenmiş şeker grubunda yer aldığını bilmelisiniz arkadaşlar. Bu durum aslında konuya ilişkin önemli bir ipucu veriyor. Yani ikisi aynı türde ve ikisi de metabolizma üzerinde risk teşkil ediyor. Peki, bu ayrımın temelinde ne var? Beyaz şeker ile esmer şeker arasındaki farklar nelerdir, diye merak ediyor olabilirsiniz. Beyaz şeker, şeker üretiminde kullanılan saflaştırma işlemi sonucunda elde edilen işlenmiş şekerdir. Halk arasında sofra şekeri veya çay şekeri olarak da adlandırılan beyaz şeker, saflaştırma işlemi sırasında şekerden melas maddesinin uzaklaştırılmasıyla elde edilir. Şeker üretiminde şeker kamışı veya şeker pancarı kullanılabilir. Şeker kamışından üretilen şekerlerin kalitesi ve fiyatı yüksektir. Ancak günümüzde daha çok şeker pancarından şeker üretilmekte. Kullanılan yöntemler sayesinde 8-10 kilo pancardan 1 kilo toz şeker üretmek mümkündür. Şekerin beyaz rengini almasının nedeni, saflaştırma işlemi sırasında melas maddesinin şekerden uzaklaştırılmasıdır. Ve bu işlem, şekerin tadı ile kokusunu da etkiler. 

Esmer şeker nedir?

Beyaz şekeri tanımlarken aslında esmer şekeri de tanımlamış olduk arkadaşlar. Yine de altını bir kez daha çizeyim. Şeker üretiminde saflaştırma işlemiyle melas maddesi uzaklaştırılmadan elde edilen şeker türüne esmer şeker diyoruz. Şeker türleri içinde kahverengi şeker olarak da bilinen bu şeker türü, bileşimindeki melas nedeniyle beyaz şekerden bazı noktalarda ayrılır. Esmer şekere rengini veren melas, şekerin tadı ve kokusunu farklılaştırır. Hatta esmer şeker üretiminde kimi zaman şekere daha koyu bir renk ve farklı bir lezzet kazandırmak için ilave melas eklenmekte. Koyu esmer şeker, bu konuda farklı bir deneyim sunar. Esmer şeker çeşitleri arasında renk ve lezzet bakımından bazı farklılıklar vardır. Melas maddesinin en önemli özelliği ise metabolizmada katalizör görevi görmesidir. Yani şekerin metabolize edilmesini bir parça kolaylaştırır. İşte bu nokta, beyaz şeker mi, esmer şeker mi tereddüdünün çıkış noktasıdır. Esmer şekeri beyaz şekere tercih ettiğini söyleyen kullanıcılar, melas nedeniyle esmer şekeri daha sağlıklı görür. 

Beyaz şeker mi, esmer şeker mi daha sağlıklıdır?

Beyaz şeker ile esmer şeker arasındaki fark anlaşıldığına göre “Esmer şeker sağlıklı mıdır?” sorusu akıllara gelebilir. İşin doğrusu, hayır arkadaşlar! Esmer şeker sağlıklı değildir. Esmer şekerin melas taşıyor olması, beyaz şekere oranla onu daha sağlıklı yapmaz. Çünkü melasın şeker yakımını kolaylaştırma etkisi, işlenmiş şekerin zararlarını ortadan kaldırmıyor. Esmer şekerde melas oranını arttırıp şekeri daha koyu hale getirmek de bu gerçeği değiştirmez. Beyaz şeker mi, esmer şeker mi tereddüdüyle ilgili bu durumu şu şekilde açıklayabiliriz. Karnınız açken bir tencere yemek yediğinizi düşünün. Böyle bir durumda midenize vereceğiniz zararı anlatmama sanırım gerek yok. Üzerine 2 bardak maden suyu da içseniz, 5 bardak maden suyu da içseniz bir tencere yemeğin vereceği zararları gideremezsiniz. İşlenmiş şeker de böyledir. Hücrelerin kullanabileceğinden çok daha yüksek bir enerji düzeyine sahiptir. Esmer şekerde melas oranının yükselmesi, şekerin enerji düzeyini düşürmüyor. Melasın etkisine aldanıp da esmer şekeri beyaz şekerden daha sağlıklı görmeyin lütfen. 

Şekerin zararlarını biliyor olsak da ülkemizde şekerin özellikle tatlılarda, içeceklerde ve zeytinyağlı gibi bazı yiyeceklerde kullanıldığını görüyoruz. Bu konuda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, metabolizmanın şekere verdiği tepki ve günlük şeker tüketim miktarıdır. Eğer insülin direnci ve diyabet gibi bir hastalığınız varsa, az miktarda bile olsa işlenmiş şeker tüketmeniz durumunda çok önemli sağlık riskleriyle karşılaşabilirsiniz. Fakat şeker metabolizmanız düzgün çalışıyor ve şekeri damak zevkinizin dışında tutamıyorsanız, sınırlı miktarda olmak şartıyla şeker tüketebilirsiniz. Bence hiç tüketmeseniz daha iyi ama, günde 1-2 adet küp şeker tüketmekten dolayı kimsenin öldüğünü gösteren bir bilimsel çalışma yok. Bu bağlamda en tehlikeli nokta, esmer şekeri daha sağlıklı zannedip örneğin 1 küp beyaz şeker yerine 2 küp esmer şeker kullanmak gibi durumlarda ortaya çıkıyor. Beyaz şeker mi, esmer şeker mi tereddüdü yaşayanları bu noktada özellikle uyarmak isterim. 1 küp beyaz şeker ile 1 küp esmer şeker arasında önemli diyebileceğimiz hiçbir fark yoktur. 

Esmer şeker diyette kullanılır mı?

Beyaz şeker mi, esmer şeker mi tereddüdü yaşayanların zihnini kurcalayan önemli sorulardan biri de “Esmer şeker diyette kullanılır mı?” sorusudur. Esmer şeker nedir, esmer şekerin beyaz şekerden farkı nedir diye araştırdığınız zaman, bu soruya verilecek cevap kendiliğinden çıkıyor. Diyetisyen gözetiminde hazırlanmış ve sağlıklı bir diyet programınız varsa, şekere izin verilen durumlarda esmer şeker kullanabilirsiniz. Diyette esmer şeker tüketimi konusunda kriter budur. Fakat diyetisyeniniz şeker kullanma demişse, arka kapıdan dolaşıp esmer şeker tüketmemelisiniz. Uyguladığınız diyet eğer internette bulduğunuz abuk subuk bir ünlü diyetiyse, zaten sağlığınızı riske atmışsınız demektir. Bir de esmer şeker tüketerek metabolizmanızı daha fazla zorlamayın. Hazır ve ezbere tüm diyetler zararlıdır arkadaşlar. Yok karpuz diyeti, yok elma diyeti, yok filanca mankenin diyeti, diye reklamı yapılan tüm diyetleri unutun gitsin. Diyet yapmak istiyorsanız lütfen bir diyetisyene başvurun, beslenme programınızı birlikte hazırlayın. Şekere izin varsa vardır, yoksa yoktur. İzin yoksa, arka kapıdan dolaşıp esmer şekere yönelmeyin lütfen. 

Tariflerde beyaz şeker yerine esmer şeker kullanılabilir mi?

Kahverengi toz şeker birçok insana ne kadar masum görünüyor, öyle değil mi arkadaşlar! Beyaz şeker mi, esmer şeker mi tereddüdünün görüldüğü en önemli durumlardan biri de tariflerdir. Eğer evde kek, dondurma, puding veya benzeri yiyecekleri hazırlamaktan ve tüketmekten keyif alıyorsanız, ölçüye dikkat etmek şartıyla bu yiyecekleri tüketebilirsiniz. Beyaz şekere oranla esmer şeker, hazırladığınız yiyeceklere farklı bir renk ve lezzet kazandırabilir. Esmer şeker fiyat bakımından da daha cazip gelebilir. Organik esmer şeker ise daha sağlıklı görünebilir. Burada dikkat etmeniz gereken nokta, esmer şekeri daha sağlıklı zannedip bu yiyecekleri tüketme sıklığınızı arttırmamaktır. Esmer şeker zararlı mı diye araştırdığınız zaman konu zaten ortaya çıkıyor. Esmer şeker de beyaz şeker kadar zararlıdır. Esmer şekerin beyaz şekerden daha az kalori içermesi de sizi yanıltmasın. Arada önemli diyebileceğimiz bir fark yok. Esmer şekerle hazırlanmış 2 dilim kek, beyaz şekerle hazırlanmış 1 dilim kekten daha yüksek kaloriye sahiptir. 

Bu haftalık da benden bu kadar sevgili arkadaşlar. Bu blogu okuduktan sonra eminim ki artık beyaz şeker mi, esmer şeker mi tereddüdünden kurtulacaksınız. İşim bittiğine göre, bir kahve molası verebilirim. Siz bu blogu okurken ben kahvemi bitirmiş olacağım. Ve tabii ki, şekersiz! Size de tavsiye ederim, şekeri hiç tüketmeseniz de olur. Zaten bir faydası da yok, zararları da çok. Ama diyorsanız ki ben çayımı, kahvemi şekersiz içemem, zaten günde 1-2 adet kullanıyorum, onu da yakabiliyorum, o zaman buyrunuz Ofix.com‘u ziyaret ediniz sevgili arkadaşlar. Sitemizde şeker grubunda dilediğiniz ürünü uygun fiyat avantajıyla buradan sipariş verebilirsiniz.

Haftaya görüşmek üzere.

Ofixboy… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler