Bizi Takip Edin

Sağlık

Beyaz Yakalılarda Yeme Bozuklukları

Yayınlandı

tarihinde

Beyaz yakalılarda yeme bozuklukları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Yoğun stres altında çalışan beyaz yakalılarda stresle baş edebilmek adına sergilenen bazı davranışlar yeme bozukluklarına yol açabiliyor. Ya çok az yemek yemek, ya da aşırı derecede yemek yemekle ortaya çıkan yeme bozuklukları nedeniyle kişinin yaşam kalitesi ve iş performansı olumsuz etkileniyor. Formda kalmak adına aşırı efor sarf eden ve zayıf görünmeyi saplantı haline getiren hastalar, yeme bozukluklarına yol açan psikolojik nedenlerin üstesinden gelmedikçe sağlıklarına kavuşamıyorlar. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, beyaz yakalılarda yeme bozuklukları konusunu ele alacağız.

Yeme bozukluğu nedir?

Önce biraz yeme bozukluğundan bahsedelim efendim. Tıp literatüründe anoreksiya nervoza ve bulimiya nervoza şeklinde iki kategoride incelenen yeme bozukluğu, psikolojik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan yanlış beslenme ve yeme davranışlarını ifade etmekte. Bunlar içinde anoreksiya nervoza, 25-35 yaş arası kadınlarda daha fazla görülen ve yemek yememek ya da çok az yemekle ortaya çıkan yeme bozukluğudur. Sosyal etkilerden dolayı kişinin kendisini kilolu hissetmesi ve zayıf görünmeyi saplantı haline getirmesi bu hastalığın en önemli nedeni. Ayrıca genetik faktörler ve ergenliğe geçiş sırasında oluşan hormonal değişikliklerin de bu hastalığın oluşmasında etkin olduğu düşünülüyor. 

Olduğundan daha zayıf bir bedene sahip olma arzusu içinde olan anoreksiya nervoza hastaları, son derece sıkı bir diyet uygulasalar bile yediklerini kusarak çıkartma eğilimi içinde olurlar. Bu yola başvurmak istemeyen hastalar ise ishal yapıcı ilaçları kullanma yoluna gidebilir. Tükettikleri besinlerin kalorisini hesaplayıp bunu yakacak şekilde egzersiz planları yapmak, bu hastaların günlük rutinleri haline gelir. Hissettikleri açlık duygusunu psikolojik olarak baskıladıkları için gün içinde yoğun stres ve hatta öfke patlamaları yaşayabilirler.

Bulimiya nervoza ise tıkınırcasına yemek yeme ve kilo almayı önlemek için sergilenen aşırı davranışları ifade etmekte. Bu hastalar ortalama 2 saatte bir yoğun bir açlık duygusu hisseder ve ihtiyaçlarından çok daha yüksek kalorili gıdalara yönelirler. Bu davranışlarını kontrol edemezler ve kilo almaktan korktukları için formda kalmak adına aşırı egzersizlere ve ağır sporlara yönelirler. Anoreksiya nervoza hastaları gibi bulimiya nervoza hastaları da yediklerini kusarak çıkartma veya ishal ilacı kullanma eğilimi içinde olurlar. Fakat anoreksiya nervoza hastalarına oranla kiloları normal düzeylerdedir.

Yeme bozuklukları daha çok kimlerde görülür?

Yeme bozuklukları en çok 25-35 yaş arası kadınlarda ortaya çıkmakta. Bu gruptaki hastaların çok azında anoreksiya nervoza görülürken, bulimiya nervoza vakıalarının görülme sıklığı daha fazla. Aynı yaş grubundaki erkeklerde ise yeme bozukluklarının görülme sıklığı kadınlara oranla yüzde 10 düzeyinde.

Yeme bozuklukları vücuda ne gibi zararlar verir?

Anoreksiya nervoza hastaları dengeli ve sağlıklı beslenemedikleri için düşük bir vücut direncine sahiptir ve kolay hasta olurlar. Vücutlarında kan şekeri dengesinin oluşması zordur ve su kaybı yüksektir. İleri derece anoreksiya nervoza vakıalarında iştah yok denecek kadar azaldığı için hayatı sürdürmek adına hasta, yalnızca protein tüketmeye yönelir. Fakat proteinin enerji kaynağı olarak kullanılması, kaslarda erimeye yol açar ve vücudun bazı bölgeleri diğerlerine oranla daha zayıf görünür. Fazla protein tüketimi, karaciğer ve damarlara zarar verir, kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini arttırır.

Bulimiya nervoza hastalarında ise dişlerde aşınma, yemek borusu zedelenmesi, karın ağrıları, bağırsak ve sindirim sorunları, parotis bezi büyümesi ve kalp yetmezliği en sık görülen şikayetler arasındadır. Aşırı gıda tüketimi nedeniyle hissettikleri suçluluk duygusunu bastırmak adına başladıkları diyetleri çok uzun süreler devam ettirme yoluna gittiklerinde metabolizmaları bozulur ve birçok hastalığa yakalanmaları kolaylaşır.

Beyaz yakalılarda yeme bozuklukları niçin oluşur?

Beyaz yakalılarda yeme bozuklukları daha çok sosyal etkilere bağlı olarak oluşmakta. Nitekim, yeme bozukluklarında genetik nedenler ve hormonal değişimler etkin olmakla birlikte, sosyal etkilerin rolü çok daha yüksek düzeydedir. Ve bu nedenle beyaz yakalılar, yeme bozuklukları konusunda temel risk grupları içinde yer alır. Yeme bozukluklarına karşı genetik yatkınlığa sahip ve hormonal değişimlerden olumsuz etkilenen beyaz yakalı kadınlarda bu sorunlar daha şiddetli hale gelebilir. 

Diyet konusunda aşırı hassasiyet gösteren, diyetini bozduğunda tüm psikolojisi bozulan ve aşırı suçluluk hisseden beyaz yakalıların bu davranışları büyük ölçüde sosyal etkilere bağlı olarak gelişmekte. Bu hastalar, kilo aldıklarında özgüven yitimine uğramakta ve kendilerine eskisi kadar saygı duyulmayacağına inanmakta. Yaptıkları işler nedeniyle sürekli yeni insanlarla tanışmak durumunda olan, karşı taraf üzerinde olumlu etkiler yaratabilmek adına dış görünüşüne aşırı özen gösteren beyaz yakalılarda anoreksiya nervoza daha sık görülmekte. Yoğun stres altında çalışan ve stresle baş edebilmek adına aşırı çikolata ve tatlı yiyecek tüketen, formda kalmak için aşırı efor sarf eden beyaz yakalılarda ise bulimiya nervoza daha sık görülmekte. 

Beyaz yakalılarda yeme bozukluklarını önlemek için neler yapmak gerekir?

Beyaz yakalılarda yeme bozuklukları konusunu ele aldığımız yazımızın bu kısmında, beyaz yakalılarda yeme bozukluklarını önlemek için neler yapmak gerektiğine kısaca temas edeceğiz. Fakat şu noktayı özellikle vurgulamak istiyoruz. Yeme bozuklukları, temelinde psikolojik sorunların olduğu ciddi bir hastalıktır. Bu hastalığı yaşıyorsanız veya böyle bir şüpheniz varsa, vakit geçirmeden hekiminize başvurmalı ve gerekli tedavi sürecini hekiminizin gözetiminde sürdürmelisiniz. Burada paylaşacağımız bilgiler yalnızca koruma amaçlı olup hiçbir tedavi edici niteliğe sahip değildir.

Sorunlarla yüzleşmelisiniz.

Eğer çok az yemek yiyor veya aşırı derecede gıda tüketiyorsanız, bu davranışınızın hangi nedenlere bağlı olarak ortaya çıktığını mutlaka anlamaya çalışmalısınız. Beyaz yakalılarda yeme bozuklukları yeni bir işe başlamak, sosyal çevrede kabul görme ihtiyacı hissetmek, özgüven yitimi yaratan bir travma yaşamak gibi nedenlerle oluşabilmekte. Bu gibi nedenlerle yeme bozukluğu davranışı geliştirmek yerine sorunlarla yüzleşip doğru çözümler üretmeye çalışmalısınız. 

Yemek konusunda ısrarcı olmamalısınız.

Yemek yeme davranışının biyolojik, psikolojik ve sosyal bakımdan pek çok etkeni bulunmakta. Bu etkenlerden biri veya birkaçı hakkında oluşan olumsuz düşünceler, kişinin gereğinden az veya çok yemek yemesine yol açabiliyor. Her iki durumda da kişi, yemek konusuna ilişkin aşırı ısrarcı bir tutum içine girebiliyor. Az yemek yeme konusunda olduğu gibi, çok yemek yeme konusunda da kişinin gösterdiği ısrar, sorunların büyümesine yol açıyor. Kendinizle daha barışık bir şekilde konuyu değerlendirip bu ısrarı yenerseniz, yeme bozukluklarını önlemek için epeyce yol katedebilirsiniz.

Sağlıklı beslenmeyi ilke edinmelisiniz.

Sağlıklı beslenmeyi ilke edinirseniz, yeme bozukluklarına karşı doğal bir savunma mekanizması geliştirebilirsiniz. Sağlıklı beslenmek için vücudunuzun protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller bakımından ihtiyaçlarını doğru şekilde karşılamalı, ihtiyacınızın üzerinde veya altında kalori almaktan kaçınmalısınız. Güne mutlaka kahvaltı yaparak başlamalı, günlük protein ve vitamin ihtiyacınızın büyük bir kısmını kahvaltıdan almalısınız. Bu sayede gün içinde kalori alımınız düzene girer ve yeme bozukluklarından kendinizi koruyabilirsiniz.

Ara öğünleri sınırlandırmalısınız.

Beyaz yakalılar arasında oldukça yaygın olan az ve sık yemek yeme davranışı, yeme bozukluklarını önlemeyi zorlaştırmakta. Ara öğünlerin sayısı arttıkça kan şekeri dengesi bozuluyor ve insülin miktarındaki artışa bağlı olarak açlık hissi yükseliyor. Az bile olsa mideye kısa aralıklarla yiyecek gelmesi pankreası yorduğu gibi, hazmı da zorlaştırıyor. Bulimiya nervoza şikayetiniz varsa, günlük ara öğün sayınızı birle sınırlamalı, bu mümkün olmuyorsa ikinin üzerine çıkmamalısınız. Şeker metabolizmanızı korumak için günde 1 porsiyondan fazla meyve tüketmemelisiniz. Gün içinde fazla atıştırmalık tüketmemeye dikkat etmelisiniz. Kan şekerinizi dengede tutmak için kuruyemişler faydalı olabilir. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beslenme & Spor

Fit Olmak Yeni Statü Kartı mı? Modern Dünyada Bedenin Değişen Anlamı

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir dönem statü; arabanın markasıydı, saatin modeliyle ölçülürdü. Kartvizit kalınlığı, ofis katı, hatta masa büyüklüğü bile semboldü.

Şimdi ise tablo biraz değişmiş gibi görünüyor.
Yeni statü göstergesi… beden olabilir mi?

Son yıllarda “fitlik” yalnızca estetik bir tercih olmaktan çıktı. Kaslı bir vücut artık sadece aynaya değil, algıya da hitap ediyor. Peki bu değişimin arkasında ne var?


1. Görünümden Mesaja: Fitlik Ne Anlatıyor?

Fit bir beden artık yalnızca fiziksel formu temsil etmiyor.
Şu mesajları da taşıyor:

  • “Ertelemiyorum.”
  • “Disiplinliyim.”
  • “Süreklilik gösterebiliyorum.”
  • “Kendime yatırım yapıyorum.”

Lüks bir çantayı satın alabilirsiniz.
Ama düzenli spor alışkanlığını satın alamazsınız.

İşte tam da bu yüzden fitlik, görünmeyen bir emeğin görünür sonucu olarak algılanıyor. Modern dünyada herkes yoğun, herkes stresli, herkes “çok meşgul.” Böyle bir düzende spor yapabilmek, zamanı yönetebilmek başlı başına bir prestij unsuru haline geliyor.


2. Bilim Neden Fitliği Destekliyor?

Konunun yalnızca sosyal algı tarafı yok. Bilim de devrede.

Son yıllarda “longevity” yani uzun ve sağlıklı yaşam araştırmaları, kas kütlesinin sadece estetik değil metabolik bir kalkan olduğunu gösteriyor. Kas dokusu; insülin direncinden kemik sağlığına, enerji seviyesinden yaşlanma hızına kadar birçok faktörü etkiliyor.

Fitness sektörü 2025 itibarıyla global ölçekte rekor büyüme gösteriyor. Spor salonları, online antrenman platformları, giyilebilir teknoloji cihazları… Hepsi tek bir şeyi söylüyor:

Spor artık hobi değil, strateji.


3. Beyaz Yakalı Dünyasında Fitlik

Özellikle kurumsal dünyada beden dili çok şey anlatır.
Dik bir duruş, enerjik bir görünüm, dinamik bir ifade…

Bunların tamamı bilinçaltında “kontrollü”, “istikrarlı”, “kendine özen gösteren” profil algısı yaratır. İş dünyasında güven ve disiplin kavramları oldukça değerlidir. Fitlik bu algıyı destekleyen sembollerden biri haline gelmiş durumda.

Ancak burada ince bir çizgi var.

Fit olmak sağlıklı bir yaşam tercihi mi,
yoksa performans kültürünün yeni baskısı mı?


4. Madalyonun Diğer Yüzü: Zaman ve İmkan

Fit görünmek bir erdem gibi konuşulsa da herkes için eşit koşullarda mümkün değil.

Kaliteli beslenme, iyi bir spor programı, zaman ayırabilme, hatta spor salonu üyelikleri… Bunların hepsi birer kaynak gerektiriyor. Modern dünyada zaman en kıt kaynakken, düzenli spor yapabilmek ciddi bir planlama ve önceliklendirme istiyor.

Bu nedenle fitlik bir yandan sağlığın sembolüyken, bir yandan da modern çağın yeni “lüks tüketim alanı”na dönüşüyor.

Herkes isteyebilir.
Ama herkes sürdüremez.


5. Statü mü, Sağlık mı?

Asıl soru burada başlıyor.

Spor yapıyoruz çünkü daha iyi görünmek istiyoruz.
Ama devam ediyoruz çünkü daha iyi hissetmek istiyoruz.

Belki başlangıç motivasyonu estetik olabilir.
Fakat sürdürülebilirlik genellikle sağlıkla bağlantılıdır.

Modern dünyada stres, masa başı yaşam ve dijital bağımlılık arttıkça hareket etmek bir seçenek değil, ihtiyaç haline geliyor.

Fitlik gerçekten yeni statü kartı mı?

Belki evet.
Ama daha önemlisi şu:

Sağlık, her dönemin en güçlü sermayesi.

Bazı yatırımlar bankada büyür.
Bazıları ise bedende.

Ve ikinci tür yatırımın getirisi, çoğu zaman daha uzun vadeli olur.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Çamaşır suyu zehirlenmesi nedir ve nasıl önlenir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Çamaşır suyu zehirlenmesi nedir ve nasıl önlenir diye merak ediyorsanız Ofix Blog'u ziyaret edebilirsiniz...

Temizlik işlerimiz sırasında en fazla kullandığımız ürünlerden biri şüphesiz ki çamaşır suyudur. Güçlü formülü sayesinde çamaşır suları yüzey temizliğinde etkin sonuçlar veriyor. İster evlerde olsun, isterse ev dışı ortamlarda çamaşır suları sayesinde temizlik ve hijyen kalitemiz yükseliyor. Fakat bununla birlikte çamaşır suları sağlık açısından bazı riskler taşıyor. Nitekim çamaşır suyunun koklanması, hatta içilmesi maalesef ülkemizde çamaşır suyu zehirlenmelerinin en önemli nedenleri arasında. Çamaşır suyuna temas da zehirlenme belirtilerine yol açıyor. Çamaşır suları hakkında bazı yorumlar bu ürünlere ilgiyi arttırırken zehirlenme risklerinin de artmasına neden oluyor. Öyle ki, pandeminin en yoğun şekilde devam ettiği günlerde acil servislere çamaşır suyu zehirlenmesi başvurularında artış gerçekleşti. Peki çamaşır suyu zehirlenmesi nedir, belirtileri nelerdir? Bunları önlemek için neler yapmamız gerekir? Çamaşır suyu zehirlenmesiyle karşılaştığımızda neler yapmalıyız? Bunun tedavisi var mı? Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, çamaşır suyu zehirlenmesi hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Fazla Demli Çay İçmemeniz İçin 11 Neden

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Fazla demli çay içmemeniz için 11 neden Ofix Blog'da...

Merhaba sevgili çay tiryakileri! Gözünü açar açmaz çaya saldıran, çay içmeden kendime gelemem diyen sevgili okurlarım, merhaba! Çay benim kırmızı çizgimdir, günde en az 3 bardak içerim diyen sevgili okurlarım, size de merhaba! Son zamlardan sonra evde çay tüketimini sınırlandıran, ofiste bedava bulduğu çayı bardak bardak içen sevgili okurlarım, size de merhaba! Yemeğin ardından çay içmeyi alışkanlık haline getiren, sohbet bahane çay şahane diyen, iyi bir çayın kokusunu metrelerce uzaktan alan sevgili okurlarım, size de merhaba! Evde çalıştığı için ofisteki çay molalarını özleyen, çayını kendi başına demlemek zorunda kalan sevgili beyaz yakalılar, hepinize merhaba! Bu haftaki blogumda sizleri yakından ilgilendiren çok önemli bir konuyu ele alacağım. Çayı çok seven ve bolca tüketen herkesin bu blogu sonuna kadar okumasını tavsiye ederim. Özellikle fazla demli çay tüketenler bu blogu mutlaka dikkatle okumalı. Fazla demli çay içmemeniz için 11 neden paylaşımımla çay tüketiminizi daha sağlıklı hale getirebilirsiniz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler