Bizi Takip Edin

Lifestyle

Çamaşır makinesinde tasarruf nasıl yapılır?

Yayınlandı

tarihinde

Çamaşır makinesinde tasarruf yöntemleri Ofix Blog'da...

Tasarruf yaparak elektrik, su ve deterjan tüketimimizi azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlıyoruz. Bu konuda işyerleri daha başarılı. Çünkü işyerlerinde tasarruf yöntemleri daha sıkı takip ediliyor. Evlerde ise birçok konu çoğu zaman ihmal ediliyor. Bu nedenle evlerde tasarruf yöntemleri konusunda alınması gereken daha çok mesafe var.

Makineniz dolmadan yıkama yapmayın.

Çamaşır makinesinde tasarruf yöntemleri listemin ilk sırasında çamaşır makinesinde kapasite kullanımı var. Çok sevdiğiniz bir giysiniz kirlideyse ve ertesi gün bunu giymek istiyorsanız muhtemelen çamaşır makinenizin dolmasını beklemeden bu giysiyi yıkamak isteyeceksiniz. Sevgili arkadaşlar, bu gibi durumlar tasarruf konusunda en önemli engeller arasındadır. Bir giysiyi çok sevebilir, kendinize çok yakıştırıyor olabilirsiniz. Peki ertesi gün bu giysiyi giymeniz gerçekten de şart mı? Gardırobunuzda bu giysiye alternatif olabilecek başka hiçbir giysi yok mu? Mutlaka vardır. Ama siz alternatif aramak yerine çamaşır makinesini dolmadan açmayı seçerseniz büyük bir hata yaparsınız. Evde tasarruf yöntemleri günlük hayattan uzak, saçma sapan öneriler değildir sevgili arkadaşlar. Eğer tasarruf yapmayı ilke haline getirirseniz, çok sevdiğiniz giysiyi hangi gün giyeceğinize baştan karar verirsiniz. Gerektiğinde kullanmak üzere B, hatta C ve D planınız da olur. Dolayısıyla tek parça giysi için makineyi çalıştırmak yerine gardırobunuzu şöyle iyice bir gözden geçirin bakalım. 

Bir giysiyi sevmek güzeldir. Ama hiçbir şeyi saplantı haline getirmemek lazım. Malumunuz, evde en çok enerji harcayan araçların başında çamaşır makineleri geliyor. Hemen her evde haftada en az bir kez çamaşır makinesi çalışıyor. Bazı evlerde bu sayı ikiye, hatta üçe çıkıyor. Çamaşır makinesinin enerji sarfiyatı diğer pek çok elektrikli aracın sarfiyatından katbekat fazladır. Bu nedenle evde tasarruf etmenin yolları konusunda çamaşır makinesinin imkanları fazladır. Fakat evde enerji israfı konusunda da çamaşır makinelerinin sicili epeyce bozuktur. Özellikle çocuklu evlerde bu israf maalesef yüksek düzeyde. Kızınızın veya oğlunuzun inadı yüzünden çamaşır makinenizi çoğu zaman dolmadan çalıştırmak zorunda kalabilirsiniz. Bir kardeşiniz olarak ben derim ki, bu gibi durumları fırsata dönüştürmeye bakın. Yani çocuğunuza tasarruf bilincini tam da bu gibi durumlarda kazandırmaya çalışın. Başta biraz zorluk çekebilirsiniz. Ancak zamanla çocuğunuz tasarruf konusunda güzel alışkanlıklar kazanır. Hatta siz ihmal ettiğinizde gerekli hatırlatmaları yapar. 

Makinenizin kapasitesini aşmayın.

Çamaşır makinesinde tasarruf yöntemleri konusunda bu madde de yine kapasite kullanımıyla ilgili. Çamaşır makinenizi dolmadan çalıştırmanız yanlış olduğu gibi, kapasitesini aşmanız da yanlıştır. Çünkü çamaşırların temizlenmesi için makine içinde boşluk kalması gerekir. Aksi durumda su ve deterjan çamaşırlara yeterince nüfuz edemez. Bunun sonucunda çamaşırlarınız iyi temizlenmez. Hal böyle olunca çamaşırlarınızı tekrar yıkamanız gerekir. Ki bu durumda harcayacağınız elektrik, su ve deterjan miktarı artacaktır. Eğer kalabalık bir evde yaşıyorsanız, 7 veya 8 kg kapasiteli çamaşır makinesi çeşitleri sizin için yetersiz kalabilir. Bu gibi durumlarda 9, 10 veya 11 kg kapasiteli çamaşır makineleri daha iyi bir seçimdir. Bu sayede çamaşır makinesinde kapasite aşımı sorunu yaşamazsınız. Tasarruf etmenin yolları sadece ürünleri kullanmayla ilgili değildir. Aynı zamanda da ürün seçimiyle ilgilidir. Eğer ihtiyaçlarınızı karşılamayan bir çamaşır makinesi kullanıyorsanız tasarruf yöntemleri işinize yaramayabilir. Bu durumda geniş kapasiteli bir çamaşır makinesi almanız daha doğru bir adımdır. 

Zorunlu haller dışında düşük sıcaklıkta yıkayın.

Çamaşır makinesinde tasarruf yöntemleri içinde en önemli konulardan biri de sıcaklık ayarıdır. Birçoğunuzun bildiği gibi bir enerji çeşidini diğerine dönüştürürken sarfiyat ciddi ölçüde artıyor. Geçen hafta bulaşık makinesinde tasarruf yöntemleri hakkında yazdığım blogda da belirttiğim bir konu var. Elektrikli araçlar en fazla enerjiyi ısıtma sistemlerinde harcıyor. Çamaşır makinenizi yüksek sıcaklıkta çalıştırırsanız enerji sarfiyatı ciddi ölçüde artacaktır. Gerçi zorunlu hallerde evet, sıcaklığı yüksek tutabilirsiniz. Ancak bu zorunlu haller inatçı yağ lekeleri gibi gerçekten de zorunlu hallerle sınırlı kalmalı. Yoksa hijyen takıntısı nedeniyle her yıkamayı yüksek sıcaklıkta yapmamalısınız. Mesela az kirli çamaşırları 60 derecede yıkamak yerine 30, hatta 20 derecede yıkayabilirsiniz. Bu sayede çamaşır makinesinin enerji sarfiyatında yüzde 20 düzeyinde tasarruf elde edebilirsiniz. Çamaşır makinesi enerji tasarrufu sıcaklık derecesiyle ters orantılıdır. Yani biri arttığında diğeri azalır. Ayrıca zorlu lekeler için makinenizde varsa leke çıkarıcı programını seçmelisiniz. 

Çamaşır türüne ve kirlilik derecesine uygun program seçin.

İyi bir çamaşır makinesine sahipseniz makinenizde farklı ihtiyaçlara uygun programlar vardır. Bu programların her birinde yıkama özellikleri farklıdır. Örneğin yünlü programıyla perde programı aynı değildir. Leke çıkarma programı da günlük hızlı programından farklıdır. Çamaşır makinenizi çalıştırmadan önce çamaşırların türüne ve kirlilik derecesine uygun bir program seçmeye mutlaka dikkat etmelisiniz. Bu sayede makineniz elektrik, su ve deterjan sarfiyatını ihtiyaca uygun şekilde ayarlar. Bu noktada en yaygın yanlışlardan biri, soğuk suda çamaşırların iyi temizlenmeyeceğine inanmaktır. Oysa sevgili arkadaşlar, soğuk suda çamaşır yıkama çamaşır makinesinde tasarruf yöntemleri içinde çok etkilidir. Şu şartla ki, bu yıkama özelliğini az kirli çamaşırlarda kullanmalısınız. Bir diğer yanlış da deterjan köpüğüyle ilgilidir. Nedense çok köpüren deterjanların daha iyi temizlediğine inanılır. Oysa bu da doğru değildir. Deterjanın iyisi az köpürenidir. Çamaşır türüne ve kirliliğine uygun program seçmişseniz gerisini dert etmeyin. Su sıcaklığını ve deterjan kullanımını makineniz ayarlar. 

Az kirli çamaşırları hızlı programda yıkayın.

Günümüzde çamaşır makinelerinin teknik özellikleri çok gelişti. Eğer son teknoloji ürünü iyi bir çamaşır makinesi kullanıyorsanız makinenizde hızlı programlar mutlaka vardır. Bununla birlikte bu programlara karşı önyargınız olmamalı. Programların adı üstünde, kısa bir çalışma süreleri var. Ancak bu durum iyi temizlemedikleri anlamına gelmez. Böyle bir şeye öncelikle çamaşır makinesi üreticileri izin vermez. Yani sanıyor musunuz ki makineniz test edilmeden satışa sunulmuş olsun. Ve hızlı programlar iyi temizlemediği halde testlerde onay sürecinden geçsin. Bu tür evhamlara lüzum yok sevgili arkadaşlar. Çamaşır makinesinde tasarruf yöntemleri içinde hızlı programlardan yararlanmak çok faydalıdır. Özellikle elektrik ve su sarfiyatınızı bu yolla önemli ölçüde azaltırsınız. Program kısa sürdüğü için çamaşırları daha erken kurumaya alabilirsiniz. Bu da zamandan tasarruf sağlar. Hızlı programlardaki soğuk yıkama döngüleri az kirli çamaşırlarınızı etkin şekilde temizler. Çamaşır makinesinde tasarruf yöntemleri hızlı programlarla daha başarılı sonuçlar verir. 

İyi bir çamaşır deterjanı kullanın.

Çamaşır makinesinde tasarruf yöntemleri içinde deterjan seçimi de önemli bir konudur. Piyasada çeşitli markaların birçok çamaşır deterjanını bulabilirsiniz. Bu ürünler arasında kalite ve fiyat bakımından bazı farklar mevcuttur. Eğer kaliteli bir çamaşır deterjanı kullanırsanız, ürünün çok az bir bölümü bile çamaşır temizliğinde başarılı olur. Fakat kalitesiz çamaşır deterjanları çamaşırlarınızı iyi temizlemez. Bu da deterjan sarfiyatınızın atmasına neden olur. Çamaşır makinesinde tasarruf yapmak adına kalitesiz deterjan kullanmanızı kesinlikle tavsiye etmem. Kalitesiz ürünlerin tasarrufa faydası olduğu zannedilse de hakikat aksi yöndedir. Bu noktada özellikle az köpüren deterjanları tavsiye ederim. Çünkü genel kanının aksine, bir deterjan ne kadar az köpürürse o kadar iyidir. Oluşan fazla köpüğü makineniz temizlemede zorlanır. Köpük yeterince arınmazsa cildinizde kaşıntı ve yanmaya sebep olabilir. Üstelik fazla köpük nedeniyle makineniz de zarar görebilir. Makinenizin iç kısımlarında kalan köpük, kararma ve leke oluşmasına yol açabilir. 

Çamaşır deterjanları hakkında bu vesileyle başka bir konuya da kısaca temas etmek istiyorum. Deterjan denildiğinde aklınıza sadece toz deterjanlar gelmesin. Günümüzde deterjanların farklı pek çok çeşidi mevcut. Bunlar içinde özellikle sıvı deterjanlar bir taraftan fiyat bakımından avantajlı. Bir taraftan da temizlik kalitesi bakımından tercih nedeni. Toz deterjanlara oranla sıvı deterjanlar, suda çok daha iyi çözünüyor. Ayrıca çamaşırların arasına gizlenmiyor, topaklanma oluşturmuyor. Eğer sıvı deterjanların toz deterjanlar kadar iyi olmadığını düşünüyorsanız hata ediyorsunuz. Bunu dilediğiniz zaman test ederek sınayabilirsiniz. Aynı şekilde jel deterjanlar ve tablet deterjanlar gibi farklı ürün tiplerine de şans tanımanızda yarar var. Çamaşır makinesinde tasarruf yöntemleri duruma göre her birinde etkin sonuçlar verir. Deterjan çeşitlerine önyargıyla yaklaşırsanız bu gibi fırsatlardan yararlanamazsınız. Üstelik kullanım ölçüsünü de epeyce abartırsınız. Ölçü konusunda bence sıvı ve tablet deterjanlar daha başarılı. Toz deterjanlarda ölçü biraz kaçabiliyor. Bu da tasarruf için zararlı. 

İmkanınız varsa 3 zamanlı tarifeye geçin.

Çamaşır makinesinde tasarruf yöntemleri içinde elektrik tasarrufu konusunda bu yöntem çok etkilidir. Tarifeniz eğer 3 zamanlıysa, saat 22:00’den sonra yapacağınız çamaşır yıkama işleriniz sırasında enerji maliyetiniz azalır. Özellikle son zamlardan sonra 3 zamanlı tarife konusu çok önemli hale geldi. Elektrik faturaları cep yakmaya devam ediyor. 3 zamanlı tarife sadece çamaşır makinesi enerji tasarrufu için faydalı değildir. Aynı zamanda tüm elektrikli araçlar için de faydalıdır. Fakat saat 17:00 ile 22:00 arasında enerji sarfiyatınıza dikkat etmelisiniz. Elektrik tasarruflu çamaşır makinesi kullanıyorsanız bu konuda daha büyük avantaj elde edersiniz. Fakat en iyi tasarruf yöntemleri bile yanlış kullanıma bağlı olarak enerji maliyetinizi arttırabilir. Yani elektrik tasarruflu çamaşır makinenizi de 3 zamanlı tarifede 17:00 ile 22:00 saatleri arasında çalıştırmamalısınız. Tek zamanlı tarife kullanıyorsanız makinenizi saat kaçta çalıştırdığınızın önemi yok. Tarife değişimi için gerekirse sayaç değişikliğinden kaçınmayın. Çünkü oluşacak maliyet kısa zamanda size geri dönecektir. 

Makinenizi temiz tutun.

Çamaşır makinesinde tasarruf yöntemleri içinde makine temizliği de diğerleri kadar önemli bir konudur. Bu konuda zannetmeyin ki çamaşırlar yıkanırken makine de temizlenir. Ve dolayısıyla makineyi ayrıca temizlemeye gerek yoktur. Bu düşünceler doğru değildir sevgili arkadaşlar. Çünkü makinenizde gözle görünmeyen kısımlar kirli kalabilir. Özellikle kapak çevresinde biriken kirler birçok bakımdan sakıncalıdır. Temizliğin ihmali makinenizin içinde kireç ve pas oluşumunu hızlandırır. Ayrıca deterjan gözü, pompa kısmı, hortum ve çevresini de temiz tutmak gerekir. Çamaşır makinesi temizliğinde rezistans temizliği ise çok daha önemlidir. Çünkü rezistansta biriken kireç nedeniyle makinenizin enerji sarfiyatı artar. Kireç kaplı rezistans daha geç ısınır ve daha çok enerji tüketir. Sudaki kirecin rezistansta birikmesi makinenizin diğer kısımlarına da zarar verir. Dolayısıyla çamaşır makinesinde tasarruf yöntemleri içinde makine temizliğine de özen göstermelisiniz. Rezistans için dilerseniz özel temizleyicilerden yararlanabilirsiniz. Kapak ve çevresini ise her yıkamadan sonra silerek temizleyebilirsiniz. 

A+++ sınıfı ürünleri tercih edin.

Diyelim ki çamaşır makineniz bozuldu ve kullanılamayacak duruma geldi. Bu durumda, yeni çamaşır makinenizin A+++ enerji sınıfında olmasına dikkat etmelisiniz. Elektrikli araçlarda enerji sınıflandırması günümüzde tercihleri etkileyen önemli bir konu haline geldi. A+++ grubunda yer alan elektrik tasarruflu çamaşır makinelerinin elektrik sarfiyatı çok daha düşüktür. Elektrik tasarrufu çamaşır makinesi için olduğu gibi bütçe için de kritik bir konudur. Diğer ürünlerin fiyatı daha düşüktür. Ancak enerji maliyeti ciddi ölçüde yüksektir. Oysa A+++ sınıfı çamaşır makinesi sadece elektrikten değil, sudan da tasarruf etmenizi sağlar. A+ sınıfı çamaşır makinesi enerji tasarrufu konusunda günümüz kriterlerine göre artık yetersizdir. Ayrıca A++ sınıfı çamaşır makinesinde tasarruf da beklentilerinizi karşılayamayabilir. Bana sorarsanız, evde tasarruf yapmanın yolları konusunda imkanları bir parça zorlamanızda yarar var. A+++ sınıfı çamaşır makinesinde enerji tasarrufu orta ve uzun vadede bütçenizde önemli kazanımlar sağlayacaktır. 

 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler