Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Charles Richard Drew: Kan depolama yöntemlerinde çığır açan bilim insanı…

Yayınlandı

tarihinde

Charles Richard Drew hakkında merak ettiğiniz konuları Ofix Blog'da bulabilir, "kan bankasının babası"nı daha yakından tanıyabilirsiniz.

Kan kaybı nedeniyle her gün binlerce insan hayatını kaybediyor. Başta trafik kazası olmak üzere pek çok kaza ve yaralanmanın ardından hastaya kan nakli yapılması gerekiyor. Kan nakli alanında bugün sahip olduğumuz pek çok başarının ardında Charles Richard Drew‘ın imzası var. Afrika kökenli Amerikalı hekim ve cerrah Charles Richard Drew, kan naklinde kullanılmak üzere insan kanının saklanması konusunda çok önemli buluşlara imza attı. II. Dünya Savaşı sırasında geliştirdiği yöntemler sayesinde kan bankaları yaygınlaştı, kan kaybı nedeniyle yaşanan ölüm oranlarında düşüş sağlandı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, kan depolama yöntemlerinde çığır açan bilim insanı Charles Richard Drew‘ın başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Charles Richard Drew kimdir?

Charles Richard Drew, 3 Haziran 1904 tarihinde ABD’nin başkenti Washington’da dünyaya geldi. Henüz okula başlamadan önce futbol ve atletizme büyük ilgi duymaya başlayan küçük Charles, büyüdüğünde sporcu olmak istiyordu. İlkokulu bitirdikten sonra Massachusetts’te bulunan Amherst Koleji‘nden aldığı futbol ve atletizm bursu, iyi bir eğitim almasını sağladı. 1926 yılında Amherst Koleji‘nden mezun olduktan sonra, çalışmalarını spor alanında sürdürmek istiyordu. Fakat ne var ki, Amerikan toplumunda yaygın olan ırkçılık nedeniyle bu konuda başarı elde edemedi. Henüz okul yıllarında maruz kaldığı ırkçı şiddet onu derinden üzüyordu. 600 kişilik öğrenci topluluğunda kendisiyle birlikte 13 Afrika kökenliye uygulanan ayrımcılık, başarılarının kabul edilmesini engelliyordu. 

Futbol ve atletizm alanında istediği yere gelemeyeceğini anlayan Charles Richard Drew, bir diğer ilgi alanı olan biyolojiye yöneldi. Ve Montreal’de bulunan McGill Üniversitesi Tıp Fakültesi‘ne kayıt yaptırdı. Son derece zeki bir öğrenci olan genç Charles, özellikle nöroanatomi alanına ilgi duyuyordu. Derslerinde gösterdiği başarılar sayesinde kazandığı burs, hem eğitimini sürdürmesini sağladı, hem de özgüvenini güçlendirdi. McGill Journal of Medicine‘e kabul edilmesi de yine, özgüvenini yükselten bir durum yarattı. Montreal’de ırkçılık karşıtı görüşlerin kabul görmesi, tıp alanında ilerleme konusunda onu daha da cesaretlendirdi. Katıldığı bir sınavda 5 rakibini yenerek J. Francis Williams Tıp Ödülü‘nü kazanması, akademik başarılarını taçlandırdı. 1933 yılında okulu dereceyle bitirdi.

Charles Richard Drew ve Transfüzyon Tıbbı

1933 yılında Charles Richard Drew, bakteriyoloji profesörü John Beattie‘nin yanında asistan olarak çalışmaya başladı. Sıvı replasmanıyla şoku tedavi etme yolları üzerinde çalıştığı bu dönemde transfüzyon terapisine ilgi duymaya başladı. Minnesota’da bulunan Mayo Klinik, transfüzyon terapisi konusunda uzman isimleri bünyesinde barındırıyordu. Fakat ne var ki, ırkçı önyargılar nedeniyle Afrika kökenliler bu kuruma kabul edilmiyordu. Bu nedenle Charles Richard Drew, Washington’da bulunan Howard Üniversitesi Tıp Fakültesi‘ne giriş yaptı. Bu kurumda patoloji eğitmeni olarak başladığı görevini daha sonra Freedmen Hastanesi‘nde cerrahi eğitmenlik ve baş cerrahi asistanlıkla sürdürdü. New York’taki Presbiteryen Hastanesi‘nden kazandığı burs sayesinde bu kuruma geçti ve dönemin en ünlü cerrahlarından biri olan Allen Whipple‘la çalışmaya başladı. 

Cerrahi patoloji ve bakteriyoloji alanında büyük birikimlere sahip olan Allen Whipple, o dönem için çok yeni olan kan bankası çalışmalarının eksiklerini görüyor, bu alanda çalışma yapılmasını teşvik ediyordu. Genç asistanı Charles Richard Drew‘ın zekası ve yeteneğini gördükten sonra onu bu alana yönlendirmeye karar verdi. Presbiteryen Hastanesi‘nde Charles Richard Drew ayakta tedavi hizmetleri, ameliyathaneler ve cerrahi servislerde çalıştırılmadı. Bunun yerine, hastaneye kan bankası kurulması için fon sağlayan John Scudder‘ın gözetiminde transfüzyon alanına yönlendirildi. Hem bu sayede, hastalarla doğrudan temas kurması engellenecek, ırkçı şiddete maruz kalması önlenecekti. Bu dönemde aynı zamanda da Columbia Üniversitesi‘nde doktora yapıyordu. John Scudder‘ın gözetiminde sürdürdüğü çalışmalar sırasında edindiği sonuçları “Banked Blood: A Study in Blood Preervation” başlıklı tezinde tıp dünyasına sunan Charles Richard Drew, transfüzyon tıbbında yeni bir çığır açtığının farkındaydı.

Kan Kimyası ve Transfüzyon Tıbbında Yeni Dönem

Doktora tezinde Charles Richard Drew, kan kimyası alanında o güne kadar elde edilen bilimsel bilgileri ve transfüzyon araştırmalarını değerlendirdikten sonra, depolanmış kanın raf ömrünü etkileyen değişkenleri inceledi. Bu değişkenler, antikoagülan denilen kanın pıhtılaşmasını önleyen maddeler, koruyucular, saklama kaplarının fiziksel özellikleri, kanın miktarı ve sıcaklıktı. Depolanmış kanın raf ömrünü arttırmak için Charles Richard Drew, santrifüj ve sedimantasyon yöntemlerinden yararlandı. Bunlardan santrifüj yönteminde kan bileşenleri, yoğunluğa göre ayrıştırılıyordu. Sedimantasyon yönteminde ise parçacıkların sıvıdan ayrılması sağlanıyordu. Kan bileşenleri ayrıştırılarak depolandığında, depolanmış kanın raf ömrü uzuyor, bu da kanın daha uzun süre ve daha çok insana ulaşmasını sağlıyordu. 

Bu yöntemlerle Charles Richard Drew, sıkı hava ve ışık koşulları altında sekiz şişelik numune hazırladı. Her şişe bir nakliye konteynerine aktarıldı ve İngiltere’ye deneme amaçlı plazma sevkiyatı gerçekleştirildi. Yapılan inceleme sonucunda kan plazmasının bu şekilde naklinin kusursuz olarak gerçekleştiği görüldü. Charles Richard Drew sayesinde kan toplama, işleme ve saklama konularında elde edilen başarılar, aynı zamanda kan ve plazma nakli alanında da çok önemli sonuçlar doğurmuştu. Nitekim, bu yöntemler sayesinde tarihte ilk kez kıtalar arasında kan ve plazma nakli sorunsuz şekilde gerçekleşmişti. Kan kimyası ve transfüzyon tıbbında yeni bir dönem başlatan Charles Richard Drew, Amerikan Kızılhaç Örgütü Kan Bankası‘nın yöneticiliğine getirildi.

Kan Bankalarındaki Değişim

Kan bankası alanında 1930’lu yıllar çok önemli gelişmelere sahne oldu. Ancak bu gelişmelerden hiçbiri, Charles Richard Drew‘ın geliştirdiği yöntemler kadar etkili sonuçlar doğurmamıştı. O güne kadar kan bankaları çok az hastanede ve kısıtlı imkanlarla oluşturulmaktaydı. Kan toplama imkanları kısıtlı olduğu gibi, kanın depolanma süresi de kısıtlıydı. 1938 yılından itibaren Charles Richard Drew‘ın kaleme aldığı bilimsel yayınlar, kan bankalarının günümüzdeki işlevselliğini kazanmasına büyük katkı sağladı. Kan plazmasının özellikleri ve korunması konusunda yaptığı araştırmaları meslektaşlarıyla paylaşmaya büyük önem veren Dr. Drew, kan bankalarının yaygınlaşmasını sağladı. Özellikle II. Dünya Savaşı yıllarında askerlerin artan kan ihtiyacı nedeniyle bu çalışmalar, son derece hayati bir nitelik kazandı. Farklı cephelerde savaşan ve acil kan ihtiyacı duyan pek çok askerin kan nakli ihtiyaçları Charles Richard Drew yönetiminde sağlandı. 

Kan bankaları alanında Charles Richard Drew ile birlikte yaşanan en önemli değişimlerden biri de Amerikan toplumunda siyahilere yönelik ırkçı önyargıların yumuşamasıyla ilgiliydi. Nitekim, siyahilerin ırksal özellikler nedeniyle daha “geri” olduğuna inanan Amerikan toplumu, her alanda olduğu gibi sağlık sistemi içinde de onları ötekileştirmişti. Siyahilerin farklı sağlık kurumlarında tedavisi gerçekleştiriliyor, diğer ırklarla kan alışverişi yapmalarına izin verilmiyordu. Irkçı önyargıların böylesine güçlü olduğu bir dönemde Charles Richard Drew, kan kimyası ve transfüzyon tıbbında bu önyargıların yumuşaması için büyük çaba sarf etti. Kan söz konusu olduğunda ırksal hiçbir fark yoktu ve siyahilerle kan alışverişinin yasaklanmasına ilişkin hiçbir bilimsel gerekçe söz konusu değildi.

Kan Bankasının Babası Charles Richard Drew

Charles Richard Drew‘ın yönetiminde Amerikan Kızılhaç Örgütü Kan Bankası, siyahilere uygulanan ayrımcılığın sonlandırılması için büyük çaba harcadı. Bazı konularda önemli başarılar da elde edildi. Bu süreçte, İngiltere için 14.556 ünite kan bağışı toplandı ve Kızılhaç yoluyla 5 bin litreden fazla kan plazması İngilizlere ulaştırıldı. New York’ta kurulan Ulusal Kan Bağışçısı Servisi, “kan arabaları” olarak anılan buzdolaplı mobil kan bağışı kamyonlarıyla kan bağışına kitlesel katılımı olanaklı kıldı. Charles Richard Drew artık “kan bankasının babası” olarak anılmaya başlandı. Fakat ne var ki, ırkçı önyargılar kurum içinde baskın hale gelince, 1942 yılında siyahilerin kanı ile beyazların kanının farklı alanlarda depolanmasına karar verildi. Bu gelişmenin ardından Charles Richard Drew, görevinden derhal istifa etti ve hekimliğe geri döndü. 

Irkçı önyargılarla henüz okul yıllarında karşılaşan Charles Richard Drew, 46 yıl süren hayatını ırkçı önyargıların kurbanı olarak tamamladı. 1 Nisan 1950 tarihinde ağır bir otomobil kazası geçirdi. Acil kan nakli için en yakın hastaneye yetiştirildi. Fakat ne var ki, siyahi olduğu gerekçesiyle hastaneye kabul edilmedi. Siyahi hastalara bakan bir hastaneye götürülürken Burlington yakınlarında yolda hayatını kaybetti. Kan naklinde kullanılmak üzere insan kanının saklanması konusunda çok önemli buluşlara imza atan bu güzel insan, Amerikan toplumunda etkisi günümüzde bile hissedilen ırkçı önyargılar sonucu kan kaybından öldü. Geliştirdiği yöntemler sayesinde bugüne kadar milyonlarca insan, kan nakliyle hayata dönme şansı yakaladı.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler