Bizi Takip Edin

Lifestyle

Çocuğunuz için resim malzemeleri Ofix’te!

Yayınlandı

tarihinde

Çocuğunuzun ihtiyaç duyduğu resim malzemeleri Ofix'te!

Okulların açılmasına kısa bir süre kalmışken okul alışverişleri tüm hızıyla devam ediyor. Okul alışverişleri içinde önemli bir yer tutan resim malzemeleri, çocukların el becerilerinin yanı sıra hayal gücü ve yaratıcılık yeteneklerinin gelişmesine büyük katkı sağlamakta. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, kullanıcılarımızın en çok sipariş verdiği resim malzemeleri listesi içinde birkaç ürünü kısaca tanıtacağız.

Faber-Castell Keçeli Kalem 12 Adet

Listemizin ilk sırasında, Faber-Castell keçeli kalem 12 adet var. 3 yaş ve üzeri çocuklar için güvenli bu ürünler kağıt, karton ve tahta yüzeylerde kullanım için uygun özelliklere sahip. Su bazlı mürekkepleri dayanıklı ve parlak renklere sahip. Resim malzemeleri içinde kesiksiz ve örtücü çizebilme imkanı sunan ve havalandırmalı kapak sistemine sahip bu ürünleri çocuklar keyfifle ve güvenle kullanabilir. Siz de kaliteli Faber-Castell ürünlerini online satış sitemizde bulabilirsiniz.

Pritt Keçeli Kalem 12 Adet

Listemizin ikinci sırasında, Pritt keçeli kalem 12 adet var. Ayrıca talebe ve kullanım tercihine göre 24’lü paketi de mevcuttur. Marka tercihiniz Pritt markasından yanaysa bu ürünleri tercih edebilirsiniz. Dünyaca ünlü Henkel firmasının 1969 yılında yarattığı Pritt markası, yarım yüzyıldır hayalleri renklendirmeye devam ediyor. Keçeli kalem markaları içinde kullanıcılarımızın en sık sipariş verdiği markalardan biri olan Pritt, boya grubunda geniş bir ürün yelpazesine sahip. Kuru boya, pastel boya, sulu boya, keçeli kalem, silinebilir pastel boya, yüz boyası ve guaj boya çeşitleriyle Pritt markası, resim malzemeleri pazarında lider oyunculardan biri.Siz de kaliteli Pritt ürünlerini online satış sitemizde bulabilirsiniz

Pritt Boya Kalemi 12 Renk Tam Boy Karton Kutu

Listemizin üçüncü sırasında, Pritt boya kalemi 12 renk tam boy karton kutu var. Resim malzemeleri denildiğinde akla gelen ilk ürünlerden biri olan boya kalemleri, okul sıralarının vazgeçilmez kırtasiye ürünleri arasında yer almakta. Pritt kalitesiyle canlı ve parlak renklere sahip bu ürünlerin karton kutusu oldukça dayanıklı. Ürünlerin tutuş kolaylığına sahip olması, çocukların el becerilerini geliştirmesine büyük katkı sağlıyor. 

Fatih Tam Boy Boya Kalemi 12 Renk

Listemizin dördüncü sırasında, Fatih tam boy boya kalemi 12 renk var. Hem kalitesi, hem de uygun fiyat avantajı nedeniyle ofislerde ve okul alışverişlerinde resim malzemeleri olarak sıkça tercih edilen Fatih ürünleri, Avrupa standartlarına uygun şekilde üretilmekte. Kaliteli ve yumuşak mineli, uç kırılmasına karşı direnci arttıran SV özel yapıştırma sistemine sahip ve çocukların ellerine uygundur.

Faber-Castell Keçeli Kalem 6 Adet

Listemizin beşinci sırasında, Faber-Castell keçeli kalem 6 adet var. Resim malzemeleri içinde az sayıda keçeli kalem ihtiyacı olan çocuklar için keçeli kalem seti yerine bu ürünler iyi bir seçimdir. Kağıt, karton, tahta gibi yüzeylerde çizim ve renklendirme amaçlı bu ürünleri çocuklarınız güvenle kullanır. 

Faber-Castell Redline Suluboya 12 Renk Küçük Boy

Listemizin altıncı sırasında, Faber-Castell Redline suluboya 12 renk küçük boy var. Çocukları resme alıştırmak için gerekli özelliklere sahip bu ürünler, canlı ve örtücü renkleriyle kağıt ve benzeri yüzeylerde etkili sonuçlar vermekte. 

Stabilo Easycolors Boya Kalemi Sol 331/405 Menekşe Kırmızısı

Listemizin yedinci sırasında, Stabilo Easycolors boya kalemi sol 331/405 menekşe kırmızısı var. Hem sağ, hem de sol elle kullanım için özel olarak geliştirilen bu ürünler ergonomik bir tasarıma sahip. Üçgen gövde tasarımı sayesinde elin kaymasını önleyen bu ürünlerin üzerindeki kavrama alanları, kalem açılsa bile tükenene kadar çocukların düzgün tutuş pozisyonunu desteklemektedir.

Çocuklara Resim Malzemeleri Alırken Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Çocuklar için resim malzemeleri seçerken güvenlik, eğitici değer, yaşa uygunluk ve kalite gibi faktörlere dikkat etmelisiniz. İlk önemli konu güvenliktir. Resim malzemeleri çocuklar tarafından yutulma veya deri temasıyla zarar verecek toksik maddeler içermemelidir. Bu nedenle, toksik olmayan ve ASTM D-4236 gibi güvenlik standartlarına uyan ürünleri tercih edin. Bir diğer konu ise çocuğun yaşına uygun malzemeler seçmenizdir. Örneğin, küçük çocuklar için büyük boyutlu kâğıtlar ve boyalar daha uygundur. Ayrıca bazı malzemeler küçük parçalar içerebilir. Bu nedenle 3 yaşın altındaki çocuklara verilmemelidir.

Kaliteli malzemeler daha uzun süre dayanır ve daha iyi sonuçlar elde etmenize yardımcı olur. Kalitesiz boya veya kâğıt, çocuğun keyif almasını ve başarılı eserler oluşturmasını zorlaştırır. Resim malzemeleri sadece eğlenceli olmakla kalmamalıdır. Aynı zamanda çocuğun yaratıcılığını ve becerilerini geliştirmesine yardımcı olmalıdır. Bazı malzemeler, renk teorisi, desenler veya diğer sanatsal konseptleri öğrenmeye yardımcı olur.

En önemli konuların başında temizlik yer alıyor. Çocuklar resim yaparken kâğıtlarını ve kendilerini kolayca temizleyebilmelidir. Suda çözünebilir veya kolayca çıkarılabilen boyalar tercih etmenizi tavsiye ederiz. Çocuğun farklı resim malzemelerini denemesine izin vermek, yaratıcılığını teşvik eder. Kalemler, pastel boyalar, sulu boya, renkli kalemler gibi farklı malzemeler sunarak çocuğun farklı tekniklerle deneme yapmasına olanak tanıyabilirsiniz.

Resim malzemelerini düzenli bir şekilde saklayabileceğiniz uygun bir depolama seçeneği bulmalısınız. Bu, malzemelerin kaybolmasını veya zarar görmesini engeller. Son olarak çocuğun ilgi alanlarına uygun resim malzemeleri seçmeniz, onları daha fazla motive eder. Örneğin, bir çocuğun hayvanları seviyorsa, hayvan resimleri yapmak için uygun malzemeler seçebilirsiniz. Kısaca çocuğun yaşına, yeteneklerine ve ilgi alanlarına uygun resim malzemelerini seçmelisiniz. Böylelikle onların yaratıcılıklarını destekleyebilirsiniz. Ayrıca eğlenceli bir resim deneyimi de sağlayabilirsiniz.

Ofix online satış mağazamızda bu ürünler resim malzemeleri kategorisinde bulabilirsiniz.

2019-2020 eğitim öğretim yılının tüm öğrenciler ve aileleri ile eğitim camiamız için hayırlı olmasını diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler