Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofiste John Lennon Modu

Yayınlandı

tarihinde

En güzel 10 John Lennon şarkısı için öneriler Ofix Blog'da...

Efsanevi müzik grubu The Beatles‘ın üyelerinden John Lennon hem müzik tarihinde, hem de popüler kültürde çok özel bir yere sahip. ABD Başkanı Nixon döneminde Amerikan kamuoyunda Vietnam Savaşı en sert şekilde sorgulanırken John Lennon, yazdığı şarkılarda ve düzenlediği eylemlerde savaş karşıtı bir duruş sergileyip hümanist dünya görüşünü savunduğu için yönetim tarafından açıkça hedef alındı. Duruşunu hiç bozmadan barışı, sevgiyi, sosyal adaleti anlatan şarkılarıyla milyonların gönlünü kazanan John Lennon, 1980 yılında işlenen bir cinayet sonucu hayata veda etmiş olsa da bu değerleri paylaşan hayranlarının gönlünde yaşamaya devam ediyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofiste çalışırken John Lennon dinlemeyi seven okurlarımız için en güzel 10 John Lennon şarkısı önereceğiz. 

Kısaca John Lennon

John Lennon, 8 Ekim 1940 tarihinde İngiltere’nin Liverpool kentinde işçi bir ailede dünyaya geldi. Küçük John 2 yaşındayken, annesi ve babası boşandı. Teyzesi ve amcası tarafından büyütülen John‘un müziğe olan yoğun ilgisi henüz küçük yaşlardan itibaren ortaya çıkmaya başladı. 15 yaşına geldiğinde, annesinin hediye ettiği gitarla müzik tutkusu daha da güçlü hale geldi. Bu dönemde tanıştığı Paul McCartney‘le birlikte müzik yapmak her ikisi için de büyük bir mutluluk kaynağıydı. Daha sonra aralarına katılan George Harrison ve Stu Sutcliffe‘le birlikte, daha sonraları The Beatles adını alacak olan The Silver Beatles grubu kurulmuş oldu.

Bu dönemde John Lennon, hayatının en büyük acılarından birini yaşadı. Caddede karşıdan karşıya geçerken annesi, bir polis otomobili tarafından ezildi. Bu olayın ardından müziğe bir süre ara veren John Lennon, 1960 yılında gruba tekrar döndü. The Beatles adını alan grup, ilk 45’liği Love Me Do‘yu Ekim 1962’de çıkarttı. Albüm kısa sürede ilgi topladı ve müzik otoritelerinin dikkatini çekti. Hatta birçok eleştirmen, The Beatles grubunu “gelmiş geçmiş en iyi müzik grubu” olarak nitelendirmeye başladı.

1960’lı yıllarda The Beatles grubu, birbirinden güzel çok sayıda çalışmaya imza attı. Bu çalışmalarla birlikte The Beatles, yalnızca bir müzik grubu olmanın ötesinde, aynı zamanda bir yaşam tarzının ifadesi haline geldi. Hal böyle olunca, katıldıkları etkinliklerden yaptıkları konuşmalara kadar hemen her şeyleri dikkat çekmeye başladı. Örneğin, 1966 yılında Filipinler’e gittikleri sırada devlet başkanın eşi The Beatles‘ı kahvaltı için davet etti. Fakat grubun resmi davetleri kabul etmediklerini açıklaması medyada günlerce konuşulan bir olay haline geldi.

Benzer bir durum, John Lennon‘ın Amerika’da yaptığı bir röportajda sarf ettiği “The Beatles şu anda İsa‘dan daha popüler!” açıklamasında da yaşandı. Aslında televizyonun ve popüler kültürün etkisine işaret eden bu açıklama, John Lennon‘ın müzik kariyeri boyunca toplumun bazı kesimleri tarafından hedef alınmasına yol açtı.

Popüler Kültürde John Lennon

1960’ların ikinci yarısında John Lennon, New York’a yerleşti ve müzik çalışmalarını ABD’de sürdürmeye başladı. Dönemin ABD Başkanı Nixon‘ın savaş yanlısı politikalarını eleştiren etkinliklere katılması, Amerikan otoritelerini rahatsız etmeye başladı. 1967 yılında Richard Lester‘ın yönettiği How I Won The War adlı savaş karşıtı komedi filminde başrol oynaması, ABD yönetiminin hoşuna gitmedi. Daha sonra The Beatles üyeleriyle birlikte rol aldığı A Hard Day’s Night, Help, Magical Mystery Tour ve Yellow Submarine filmlerinde savaş karşıtı bir duruş sergiledi ve hümanist dünya görüşünü ifade etti. Hal böyle olunca, Nixon yönetimi tarafından “ulusal tehlike” olarak nitelendirildi ve hedef gösterildi, sınır dışı edilmesi için çalışmalar yapıldı.

Amerikan kamuoyunda Vietnam Savaşı’nın en sert şekilde sorgulandığı bu dönemde John Lennon, şarkılarında savaş karşıtı bir duruş sergilemeye ve hümanist dünya görüşünü savunmaya devam etti. Kendisine en büyük destek, Japon asıllı ABD vatandaşı avangard sanatçı Yoko Ono‘dan geldi. 1969 yılında Yoko Ono‘yla evlendi. Bu dönemde Yoko Ono ve John Lennon ile The Beatles üyeleri arasındaki görüş ayrılıkları artmaya başladı. Bunun üzerine Lennon, The Beatles‘tan ayrıldı ve müzik kariyerine solo albümlerle devam etti.

1970’li yıllarda John Lennon, solo müzik kariyerinde çok sayıda iniş çıkış yaşadı. Albümleri beklediği ilgiyi görmeyince müzikten bir süre uzak durdu. 1970’lerin sonlarına doğru eski popülaritesini tekrar kazandı. Ne var ki, 8 Aralık 1980 tarihinde, akli dengesi yerinde olmayan Mark David Chapman tarafından öldürüldü. Son albümü Double Fantasy, ölümünden sadece 1 ay önce yayınlanmıştı. Müzik kariyerinde tekrar zirveye yükseldiği bir sırada gelen bu ölüm, tüm dünyadaki John Lennon hayranlarını üzüntüye boğdu.

En Güzel 10 John Lennon Şarkısı

John Lennon‘ın müzik serüvenini kısaca bu şekilde özetledikten sonra yazımızın bu kısmında, ofiste çalışırken John Lennon dinlemeyi seven okurlarımız için en güzel 10 John Lennon şarkısı önereceğiz.

Imagine

Listemizin ilk sırasında, John Lennon‘ın kült şarkısı olarak bilinen Imagine var. 1971 yılında çıkarttığı Imagine albümüne ismini veren bu şarkıda Lennon, ütopik bir dünya hayali sunmaktan çok, aynı değerleri paylaşan insanların birlikte oluşturacakları güce dikkat çekiyor. Şarkıda geçen “You may say that I’m a dreamer” (Hayalperest olduğumu söyleyebilirsin), “But I’m not the only one” (Fakat ben sadece bir kişi değilim), “I hope someday you’ll join us” (Bir gün bize katılacağını umuyorum), “And the world will live as one” (Ve dünya birlik içinde olacak) sözleri dikkat çekici. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Oh My Love

En güzel 10 John Lennon şarkısı listemizin ikinci sırasında, aynı albümün bir diğer kült şarkısı Oh My Love var. Sözlerini Yoko Ono‘yla birlikte yazdıkları bu şarkıda John Lennon, gerçek aşkın insanın gözlerini nasıl açtığına dikkat çekiyor. Lennon‘a göre gerçek aşk, insanı özgürleştirecek yegane güçtür. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Woman

Listemizin üçüncü sırasında Woman var. 1980 yılında çıkarttığı Double Fantasy albümünün en sevilen şarkılarından biri olan bu şarkıyı Lennon, Yoko Ono‘ya ithaf etti. Yoko‘ya aşkını defalarca tekrarladığı bu şarkıda böylelikle John Lennon ve Yoko Ono aşkı ölümsüzleşti. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Stand By Me

En güzel 10 John Lennon şarkısı listemizin dördüncü sırasında, Stand By Me var. Ünlü soul müzik şarkıcısı Ben E. King‘in 1961 yılında bestelediği bu şarkı, 1960 ve 1970’li yıllarda en fazla coverlanan şarkılardan biriydi. John Lennon‘ın 1975 yılında çıkarttığı Rock ‘n’ Roll albümünde yer alan coverını buradan dinleyebilirsiniz.

Love

Listemizin beşinci sırasında Love var. 1970 yılında çıkarttığı John Lennon / Plastic Ono Band albümünün kült şarkılarından biri olan bu şarkıda Lennon, “akis” olarak bilinen söz sanatını başarılı şekilde uygulamakta. Şarkıda geçen “Love is real, real is love” (Aşk gerçektir, gerçek aşktır), “Love is feeling, feeling love” (Aşk hissetmektir, hissetmek aşktır) sözleri son derece naif bir anlatıma sahip. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Give Peace A Chance

En güzel 10 John Lennon şarkısı listemizin altıncı sırasında, Give Peace A Chance var. 1969 yılında çıkarttığı Live Peace in Toronto albümünün hit şarkılarından biri olan bu şarkıda Lennon, bir dönem gençliğinin ortak duygu ve düşüncelerini ifade ediyor. Şarkıda defalarca tekrarlanan “All we are saying is give peace a chance” (Bizim tek söylediğimiz barışa bir şans vermek) sözü, 1970’lerin hemen tüm protesto ve gösterilerinde slogan olarak kullanıldı. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Working Class Hero

Listemizin yedinci sırasında, Working Class Hero var. 1970 yılında çıkarttığı John Lennon / Plastic Ono Band albümünün hit şarkılarından biri olan bu şarkıda Lennon, kapitalist toplum düzeninden kaynaklanan sorunlarla ilgili eleştirilerini ifade ediyor. Şarkıda yer alan country müzik riffleri, yapılan eleştirilerin naifliğini ve gücünü arttırmakta. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Instant Karma

En güzel 10 John Lennon şarkısı listemizin sekizinci sırasında, Instant Karma var. 1972 yılında çıkarttığı Live in New York City albümünün hit şarkılarından biri olan bu şarkıda Lennon, New York’a yerleştikten sonra başına gelen olaylara ironik göndermeler yapıyor. Şarkının nakarat kısmında geçen “Well we all shine on” (Hepimiz parlıyoruz), “Like the moon and the stars and the sun” (Ay ve yıldızlar ve güneş gibi) sözleri dikkat çekici. Bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Mind Games

Listemizin dokuzuncu sırasında, Mind Games var. 1973 yılında çıkarttığı albüme ismini veren bu şarkıda John Lennon, akıl oyunlarına karşı verilecek en güzel cevabın gerçek aşk olduğuna dikkat çekiyor. Şarkıda geçen “Love is the answer and you know that for sure” (Aşk cevaptır ve bunu kesin olarak biliyorsun), “Love is a flower” (Aşk bir çiçektir), “You got to let it, you gotta let it grow” (Ona izin vermelisin, büyümesine izin vermelisin) sözleri dikkat çekici. Bu güzel şarkıyı dinlemek için burayı tıklayabilirsiniz.

Jealous Guy

En güzel 10 John Lennon şarkısı listemizin onuncu sırasında, Jealous Guy var. 1971 yılında çıkarttığı Imagine albümünün hit şarkılarından biri olan bu şarkıda John Lennon, aşkın kırılgan bir doğası olduğuna işaret ediyor. Gerçek aşkın her şeyden değerli olduğunu anlatan bu güzel şarkıyı buradan dinleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler