Bizi Takip Edin

Lifestyle

Desan Hijyenik Paspaslar

Yayınlandı

tarihinde

Desan hijyenik paspaslar hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

İşyerlerinde ve evlerde kapı önlerinde kullanılan paspaslar, ayakkabı tabanına yapışan toz, çamur, kir gibi mikrop saçan unsurları engellemek için oldukça faydalı ürünlerdir. Toplu yaşam ve çalışma alanlarında temizlik ve hijyeni korumaya yardımcı olan bu ürünler, kapı önlerinde daha temiz ve şık bir görüntü oluşturur. İşyerlerinde daha fazla tercih edilen alüminyum rampalı paspaslar hem daha dayanıklıdır, hem de özel dezenfektan sıvısıyla daha kolay temizlenir. Online ofis marketiniz Ofix.com‘da satışı devam eden Desan hijyenik paspaslar, koronavirüs salgını nedeniyle ofislerde artan temizlik ve hijyen ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olabilir. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, Desan hijyenik paspasları kısaca tanıtacağız. 

48 Yıllık Desan Kalitesi

1972 yılında tek bir dokuma tezgahıyla paspas üretimine başlayan Desan, aradan geçen 48 yıllık süre zarfında Türkiye’nin öncü paspas üreticilerinden biri olmayı başardı. Avrupa’nın birçok ülkesine ihracat yapan Desan, geliştirdiği ürün tipleriyle sektörde öncü markalardan biri haline geldi. Alüminyum paspas üretimi sektöründe uluslararası standartta kaliteli, güvenilir ve sürdürülebilir bir model olmayı amaçlayan Desan, kapı önü paspası denildiğinde akla gelen ilk markalardan biri. Pazarın ihtiyaç ve beklentilerini karşılayan ürünleriyle korona döneminde özellikle hijyen paspası grubunda öne çıkan markalardan biri haline geldi. Hijyen paspas türleriyle işyerlerinde temizlik ve hijyenin sağlanmasına yardımcı olan Desan hijyenik paspaslar alüminyum çerçeveli paspas ve dezenfektan paspas türlerinde Ofix.com kullanıcılarının en fazla talep ettiği ürünler arasında yer aldı.

Desan HM1100 Alüminyum Hijyenik Paspas Kırmızı 48 x 68 cm

Korona döneminde Desan hijyenik paspaslar içinde kullanıcılarımızın en fazla sipariş verdiği ürünümüz, Desan HM1100 alüminyum hijyenik paspas kırmızı 48 x 68 cm oldu. Paslanmaz çelik tavalı bu ürünlerin dört tarafı alüminyum çerçeveli ve kaymayı önleyen özel bir yapısı var. Hem iç, hem de dış mekanlarda kullanıma uygun olan bu ürünler, dezenfektan sıvısı ile kullanılmakta. İşyerlerinde kullanım için oldukça uygun olan bu ürünler okul, hastane, yurt, kantin, kreş, çocuk yuvaları, WC çıkışları gibi ortamlarda da rahatlıkla kullanılabilir özellikte. Dış mekan alüminyum paspas çeşitleri hijyen paspası dezenfektanı ile birlikte kullanıldığında mikrop saçan unsurlara karşı etkin bir koruma sağlamakta. İç mekan temizliğini daha kolay hale getiren bu ürünler için fiyat bilgisi öğrenme ve sipariş işlemlerinizi buradan yapabilirsiniz.

Desan HM1300 Alüminyum Hijyenik Paspas Mavi 68 x 98 cm

Kullanıcılarımızın en çok sipariş verdiği Desan hijyenik paspaslar listesinin ikinci sırasında, Desan HM1300 alüminyum hijyenik paspas mavi 68 x 98 cm var. Galvanize tavalı bu ürünlerin kalınlığı 20 mm olup içerisinde kıvırcık paspas mevcut. Paspas çeşitleri arasında hijyenik paspas çeşidi, korona döneminde en fazla öne çıkan ürünler arasında yer aldı. Kullanılacak alanın genişliğine uygun bir hijyenik paspas almak isteyen kullanıcılarımız, hijyenik paspasların yanında temizlik için kullanılan dezenfektan sıvı siparişi de verdiler. Alüminyum paspas fiyatları piyasa ortalamasında olduğu gibi, dezenfektan sıvılarının fiyatları da piyasa ortalamasında seyretti. Plastik paspas, halı paspas veya tuvalet paspası çeşitlerinden farklı olarak Desan hijyenik paspaslar, mikropların yüzeylerde yayılmasını önleyici etkiye sahip. Diğer paspas türleri yalnızca görünür kirlere karşı temizlik sağlarken Desan hijyenik paspaslar görünmeyen mikroplara karşı da etkili olmakta. Bu ürünler için fiyat bilgisi öğrenme ve sipariş işlemlerinizi buradan yapabilirsiniz.

Desan HL1100 Kauçuk Hijyenik Paspas 48 x 68 cm

Kullanıcılarımızın en çok sipariş verdiği bir diğer Desan hijyenik paspas çeşidi de Desan HL1100 kauçuk hijyenik paspas 48 x 68 cm. 25 mm kalınlığındaki bu ürünlerin yüzeyi ve tabanı kauçuk olup kaymayı önleyen özel bir yapısı var. Diğerlerinden farklı olarak bu ürünlerin temizliği suyla yapılabilmekte. Dış mekan paspası olarak kullanılabilecek bu ürünler ıslak zeminler için de uygun olup ortama mikrop girişini önleyici etkiye sahip. Kapı önü paspas modelleri içinde kauçuk hijyenik paspas çeşitleri, fiyat bakımından daha ekonomiktir. İşyerlerinde dış kapı paspas modelleri içinde kauçuk paspaslar da büyük talep görmekte. Kapı paspas modelleri için tercihinizi ekonomik ürünlerden yana yapmak isterseniz bu ürünler iyi bir seçim olabilir. İşyeri kapı önü paspası için bu ürünleri sipariş vermek isterseniz fiyat bilgisi öğrenme ve sipariş işlemlerinizi buradan yapabilirsiniz.

Ofix.com‘da satışı devam eden diğer Desan ürünlerini buradan inceleyebilirsiniz. Kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak içinse burayı tıklayabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler