Bizi Takip Edin

Lifestyle

Focus’un yeni temizlik ürünleri Ofix’te!

Yayınlandı

tarihinde

Focus temizlik ürünleri hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Kuruluşu 1937 yılına kadar uzanan Hayat Holding‘in 1987 yılında bir deterjan fabrikasını satın alarak kurduğu Hayat Kimya‘nın yarattığı Focus markası gerek ev, gerekse ev dışı ortamlarda temizlik ve hijyen ihtiyaçlarına ideal çözümler sunuyor. Hayat Kimya, 1990’larda Bingo markasıyla deterjan pazarında büyük bir güce ulaşmıştı. 2006 yılında Papia markasıyla Türkiye’nin ilk 3 katlı temizlik kağıtlarını ürettikten sonra, 2010 yılından itibaren kağıt grubunda ürün çeşitliliğini arttırmak için Focus markasını öne çıkarmaya başladı.

Focus‘un pazarda gördüğü ilgi sonucunda ürün çeşitliliğini genişletmeye karar veren Hayat Kimya, Focus markalı yeni temizlik ürünlerini tüketiciyle buluşturuyor. Focus‘un yeni temizlik ürünleri arasında bulaşık makinesi durulama maddesi, çamaşır yumuşatıcısı, yüzey temizleyici, bulaşık makinesi deterjanı, sıvı sabun, çamaşır suyu, toz çamaşır deterjanı gibi ürünler var. Ofix.com sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, sitemizde satışına yeni başladığımız Focus markalı temizlik ürünlerini kısaca tanıtacağız. 

Focus Bulaşık Makinesi Durulama Maddesi

Listemizin ilk sırasında, Focus bulaşık makinesi durulama maddesi var. 20 litre hacmindeki bu ürünler, her çeşit endüstriyel bulaşık makinesinde kullanılabilir özellikte. Bulaşıklardaki su lekelerine engel olan, hızlı ve çabuk kuruma sağlayan bu ürünler, bulaşıkların daha parlak görünmesine yardımcı oluyor. Ürünleri kullanırken su sertliğine göre dozaj ayarı yaparsanız, makinenizde kireç birikimini önler ve göz kamaştırıcı bir parlaklık elde edebilirsiniz. Bidon ebatları 24.2 x 29.1 x 40.8 cm olan bu ürünleri sipariş vermek için burayı tıklayabilirsiniz.

Focus Çamaşır Yumuşatıcısı

Listemizin ikinci sırasında, Focus çamaşır yumuşatıcısı var. 20 litre hacmindeki bu ürünleri 180 yıkamaya kadar kullanabilirsiniz. Çamaşırlara gülün ipeksi dokunuşu ve taze kokusunu kazandıran bu ürünler, anti-statik özelliği sayesinde çamaşırların ütülenmesini kolaylaştırıyor. Elde yıkama için son durulama suyunda, otomatik makinede ise yumuşatıcı bölmesinde kullanabileceğiniz bu ürünler, günlerce etkili özel parfüme sahip. Bidon ebatları 24.2 x 29.1 x 40.8 cm olan bu ürünleri buradan sipariş verebilirsiniz.

Focus Yüzey Temizleyici

Listemizin üçüncü sırasında, Focus yüzey temizleyici var. 20 litre hacmindeki bu ürünlerle ofisinizde farklı yüzeyleri temizleyebilir, ofis bütçenizde temizlik ürünleri için tasarruf sağlayabilirsiniz. Güçlü formülü ve çam kokulu parfümüyle ofisinizde temizlik ve hijyen sağlamanızı kolaylaştıran bu ürünleri fayans, emaye, seramik, duvar kağıdı ve ahşap yüzeylerde kullanabilirsiniz. Banyo ve tuvalet temizliği ile armatür temizliğinde de kullanılabilen bu ürünler, sudan etkilenmeyen tüm yüzey ve zeminlerde kullanılabilmekte. Bidon ebatları 24.2 x 29.1 x 40.8 cm olan bu ürünleri buradan sipariş verebilirsiniz.

Focus Bulaşık Makinesi Deterjanı

Listemizin dördüncü sırasında, Focus bulaşık makinesi deterjanı var. 20 litre hacmindeki bu ürünleri her çeşit endüstriyel bulaşık makinesinde kullanabilirsiniz. Yüzeydeki kirlere etkin bir şekilde nüfuz ederek yağ kalıntılarını çözen ve kirlenmeyi geciktiren bu ürünler, bulaşıklardaki su lekelerine engel oluyor. Düşük miktarlarda bile etkili formülü sayesinde güzel sonuçlar veren bu ürünlerin bidon ebatları 24.2 x 29.1 x 40.8 cm. Sipariş için burayı tıklayabilirsiniz.

Focus Sıvı Sabun

Listemizin beşinci sırasında, Focus sıvı sabun var. 5 litre hacmindeki bu ürünler, el hijyeni konusunda etkin çözümler sunuyor. Ciltle dengeli pH derecesi sayesinde cildi kurutmadan temizleyen bu ürünlerin bileşimindeki deri yağlandırıcıları, yıkama sırasında cildin kaybettiği nemi cilde geri kazandırıyor. Özellikle ortak kullanılan tuvaletlerde sifon, musluk, kapı kulpları gibi yüzeylerden kolayca yayılan mikroorganizmalara karşı etkin bir koruma sağlayan bu ürünleri buradan sipariş verebilirsiniz.

Focus Çamaşır Suyu

Listemizin altıncı sırasında, Focus çamaşır suyu var. 10 litre hacmindeki bu ürünleri çamaşır temizliğinin yanı sıra tuvalet, banyo, bulaşık ve yüzey temizliğinde de kullanabilirsiniz. Ofisinizde daha hijyenik bir ortam yaratmak için rahatlıkla kullanabileceğiniz bu ürünlerin cilde temasından kaçınmalısınız. Kolay durulanan, yüzeylerde kalıntı bırakmayan bu ürünleri sipariş vermek için burayı tıklayabilirsiniz.

Focus Toz Çamaşır Deterjanı

Listemizin yedinci sırasında, Focus toz çamaşır deterjanı var. 10 kg ağırlığındaki bu ürünler renkli ve beyaz tüm çamaşırlarda derinlemesine temizlik sağlıyor. Özel formülü sayesinde renklerin canlı kalmasını sağlayan bu ürünlerin fosfat içermemesi ve kaliteli parfüm etkisi tercih nedenleri arasında. 67 yıkamaya kadar kullanabileceğiniz bu ürünleri buradan sipariş verebilirsiniz.

Ofix.com‘da satışı devam eden diğer Focus ürünlerini buradan inceleyebilir, kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için burayı tıklayabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler