Bizi Takip Edin

Lifestyle

Fosforlu kalem alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Fosforlu kalemler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Fosforlu kalemler, eğitim ve iş hayatımız içinde sıkça kullandığımız kırtasiye ürünlerinden biri. Farklı renk ve uç kalınlıklarına sahip bu ürünleri çeşitli belge, evrak ve doküman, not kağıdı, kitap sayfası gibi yüzeylerde vurgulama yapmak için sıkça kullanıyoruz. Peki, fosforlu kalem alırken nelere dikkat etmek gerekir? Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, fosforlu kalemleri ele alacağız ve fosforlu kalem alışverişlerinize ışık tutacak faydalı bilgiler paylaşacağız.

Fosforlu kalem nedir?

Kısaca ifade etmek gerekirse, mürekkebinin bileşiminde fosfor olan kalemlere fosforlu kalem diyoruz efendim. Uç kısımlarında kullanılan keçe nedeniyle keçeli kalemler olarak da adlandırılan bu kalemlerin uçları, alışılmış keçe uçlu kalemlere oranla daha kalındır. Bu nedenle, keçeli kalemlere göre daha farklı bir yazı deneyimi sunarlar. Üstelik, bileşimlerindeki fosfor sayesinde uygulandıkları yüzeylerde parlak ve ışıltılı görüntüler oluştururlar. İlk bakışta gözümüzden kaçabilecek noktalar için fosforlu kalemlerle yapacağımız işaretlemeler, konuyla ilgili farkındalıklarımızın artmasına büyük katkı sağlar.

Kırtasiye ürünleri içinde fosforlu kalemler, başta öğrenciler ve ofis çalışanları olmak üzere en geniş kullanıcı kitlesine hitap edebilen ürünler arasında başı çekiyor. Eğitim hayatımız içinde kullanmaya başladığımız fosforlu kalemlerle kitap, defter ve diğer basılı materyallerde önemli kısımları vurguluyoruz. Hızlı kuruyan özel mürekkepleriyle yüzeylerde yayılma oluşturmayan bu ürünleri iş hayatımız içinde de sıkça kullanıyoruz. Çeşitli belge, evrak ve doküman, not kağıdı, kitap sayfası gibi yüzeylerde yaptığımız yazı ve işaretlemeler, olası hata ve yanlışlardan korunmamıza büyük katkı sağlıyor.

Farklı renkleri ile uç ve gövde kalınlıklarıyla her beğeni grubundan kullanıcıya hitap eden fosforlu kalemler, kullandığımız yüzeylerin yanı sıra masa ve çekmecelerimizde, kalemlik ve çantamızda da renkli görüntüler oluşturuyor. Sunduğu pratik çözümler nedeniyle sürekli elimizin altında bulundurmak istediğimiz bu ürünlerin bir çoğu, yedek mürekkepleri sayesinde yeniden kullanılabilir nitelikte. Toksin madde içermeyen özel mürekkepleri su bazlı olduğu için elimize veya giysilerimize bulaştığında kolayca temizleniyor ve leke bırakmıyor.

Fosforlu kalemler öğrenme ve hatırlamayı kolaylaştırıyor.

Beyinde öğrenme ve hatırlamayı düzenleyen farklı merkezler var ve bu merkezler, belli bir hiyerarşi içinde çalışıyor efendim. Öğrenilen her bilgi, belli bir önem sırası içinde bellekte depolanıyor ve hatırlanmak istendiğinde ilk olarak en önemli bilgiler hatırlanıyor. Bilgilerin özel birtakım yazı ve işaretlemelerle zihinsel süreçlere dahil edilmesi, bu merkezleri daha güçlü bir şekilde uyarıyor ve hem öğrenmeyi, hem de hatırlamayı kolaylaştırıyor. Farklı renk ve kalem türleri kullanarak yapacağımız özel vurgular, öğrenme ve hatırlama süreçlerimizi olumlu yönde etkilemekte.

Bu bakımdan, fosforlu kalemlerinizin renklerine çok dikkat etmelisiniz. Farklı renkler kullanıcılar üzerinde farklı etkiler uyandırabilir. Bir kullanıcı kendisi için en önemli noktayı sarı renkle vurgulamak isterken, bir başkası yeşil rengi tercih edebilir. Fosforlu kalemlerden öğrenme ve hatırlama süreçlerinizde etkin bir şekilde yararlanmak için renk seçiminizi mutlaka kendi görsel ve bilişsel değerlendirme süreçlerinize göre yapmalısınız. 

Fosforlu kalem alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Fosforlu kalemler, farklı renk ve uç kalınlıklarıyla üretilmekte. Hangi fosforlu kalemi seçeceğinize karar verirken, öncelikle bu kalemi nerede ve hangi amaçla kullanacağınızı netleştirmelisiniz. Kullanım amacınıza en uygun fosforlu kalemler, yazı ve işaretlemelerle öğrenme ve hatırlama süreçlerinize büyük kolaylık sağlayacaktır. Yazımızın bu kısmında, fosforlu kalem alırken nelere dikkat etmek gerektiği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Renk seçimine dikkat etmelisiniz.

Fosforlu kalemlerin birbirinden güzel renkleri var. Bununla birlikte, daha çok sarı ve yeşil renklerinin tercih edildiğini söyleyebiliriz. Bu renklerin yanı sıra pembe, turuncu ve mavi gibi renkler de kullanıcılar tarafından ilgi görmekte. Renk seçimi yaparken, kullanacağınız ürünlerin yazının okunmasını güçleştirmemesine dikkat etmelisiniz. Eğer mat renkleri tercih ediyorsanız, bunları ancak beyaz zeminlerde kullanmalısınız. Açık renkler ise her tip kağıt yüzeyde vurgulama amaçlı kullanılabilir.

Yüksek renk parlaklığına sahip sarı ve yeşil renkli fosforlu kalemler, ofis ortamı için daha uygun. Fakat, aynı belge üzerinde farklı renklerde fosforlu kalem kullanımı, belge içinde vurgulanan noktaların ilgi ve önem bakımından derecelendirilmesini ve birbirleriyle ilişkilendirilmesini sağlıyor. Nitekim, belge üzerinde farklı renklerle oluşturabileceğiniz bilgi kategorileri, hem öğrenme ve hatırlama süreçlerinize yardımcı olacak, hem de ihtiyaç halinde aradığınız bilgilere hızlı ve kolay bir şekilde ulaşmanızı sağlayacaktır.

Uç ve gövde kalınlığına karar vermelisiniz.

Fosforlu kalemlerin uçları farklı ihtiyaçlara uygun olarak farklı kalınlıklarda üretilmekte. İşaretleme ihtiyacınıza uygun şekilde ince veya kalın uçlu fosforlu kalemleri tercih edebilirsiniz. Genel olarak ifade etmek gerekirse, okul ve not defterleri gibi yüzeylerde kullanmak için ince uçlu fosforlu kalemler; kitap sayfaları gibi daha geniş yüzeylerde kullanmak içinse kalın uçlu fosforlu kalemler daha uygundur. Büyük yazılar üzerinde işaretleme yapmak için 2.5 mm ve üzerindeki fosforlu kalemleri tercih edebilirsiniz.

Fosforlu kalemlerin uç kalınlıklarının yanı sıra gövde kalınlıkları da birbirinden farklı. Kaleminizi eğer cebinizde taşımanız gerekiyorsa, gövde kalınlığını geniş tutmamanızda yarar var. Bu gibi durumlarda, cep boylarını tercih edebilirsiniz. Masa ve çekmecenizde bulunduracağınız fosforlu kalemler içinse ergonomik tutuş özelliklerinden daha iyi yararlanmak için gövde kalınlığını bir miktar geniş tutmanızda yarar var.

Fosforlu kalem setlerinden yararlanabilirsiniz.

Fosforlu kalemleri ister tek tek, isterseniz set şeklinde sipariş verebilirsiniz. Tercihe göre aynı veya farklı renklerde fosforlu kalemleri hep elinizin altında bulundurmak istiyorsanız, fosforlu kalem setleri sizin için daha faydalı olacaktır. Set tercihleri içinde 5’li ve 10’lu paketlerin daha fazla ilgi gördüğünü söyleyebiliriz. Farklı renklerde fosforlu kalem kullanmayı tercih ediyorsanız, sipariş vereceğiniz karışık renkli setler sayesinde hem renkleri tamamlamaya çalışmaktan kurtulur, hem de farklı markaların ürünleri arasında oluşabilecek ton farklılığının önüne geçebilirsiniz.

Ofis dostu fosforlu kalemler Ofix’te!

Fosforlu kalemleri ele aldığımız ve fosforlu kalem alışverişlerinize ışık tutacak faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix verilerine göre ofislerin en sık sipariş verdiği fosforlu kalemlerden ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. OfixPlus kurumsal müşteri platformumuzda kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanabilirsiniz.

Edding Fosforlu Kalem 5’li Paket

Listemizin ilk sırasında, Edding fosforlu kalem 5’li paket var. Turuncu, pembe, yeşil, mavi ve sarı renkli PP gövdeli fosforlu kalemlerden oluşan bu ürünlerde, kokusuz ve hızlı kuruyan özel mürekkep kullanılmakta. Parlak renkleri, fotokopiyle yapılan çoğaltmalarda okunabilirliği azaltmıyor. 

Piano Fosforlu Kalemler

Listemizin ikinci sırasında, Piano fosforlu kalemler var. Renk seçeneğinde sarı renk daha fazla tercih ediliyor. Sarının dışında mavi, pembe, turuncu ve yeşil renklerini de deneyebilirsiniz. Kesik uçlu ve suya dayanıklı bu ürünlerde kokusuz mürekkep ve PP gövde kullanılmakta. 

Faber-Castell Fosforlu Kalemler

Listemizin üçüncü sırasında, Faber-Castell fosforlu kalemler var. Bu ürünlerde de renk seçiminde sarı renk daha fazla tercih ediliyor. Sarının dışında kırmızı, mavi, pembe, turuncu ve yeşil renkleri de deneyebilirsiniz. Üç farklı kalınlıkta yazı ve işaretleme deneyimi sunan bu ürünlerin mürekkebi yeniden doldurulabilmekte. 

En iyi markaların en kaliteli fosforlu kalemlerini ofislerin hizmetine sunan Ofix’te satışı devam eden diğer fosforlu kalem çeşitlerini inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler