Bizi Takip Edin

Lifestyle

İşte İkigai

Yayınlandı

tarihinde

İkigai hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Sabah uyandığınızda sizi yataktan çıkartan şey nedir efendim? Size yaşam enerjisi veren, varoluşunuza anlam katan, “Oh be iyi ki varım, iyi ki yaşıyorum!” dedirten şey nedir? Japonlar bu soruya, “ikigai” cevabını veriyor. Japoncada bileşik bir sözcük olan ikigai sözcüğünde “iki” yaşam, “gai” ise amaç demek. İkigai, yaşamın amacını esas alan bir Japon felsefe akımı ve aynı zamanda da Japonlar arasında oldukça yaygın bir iş felsefesi. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, sizlere ikigaiyi tanıtacağız ve bu felsefenin iş yaşamı üzerinde ne gibi faydalarının olabileceğini inceleyeceğiz.

İkigai nedir?

Önce biraz ikigaiyi açalım efendim. Başta da belirttiğimiz gibi ikigai, yaşamın amacını esas alan bir Japon felsefe akımı. Aslına bakarsanız, yaşamın anlamı nedir, mutluluk nedir, insanın evrendeki yeri nedir gibi felsefi sorular insanlığın doğuşu kadar eski. Çünkü insan, diğer canlılardan farklı olarak kendi varoluşu üzerine düşünebilen tek varlık. Varoluşa yönelen her düşünce, beraberinde bu soruları ortaya çıkartıyor. Adına felsefe dediğimiz tüm düşünsel etkinlikler, en temelde bu sorulara cevap vermeye çalışıyor.

Son üç yüzyıldır Batılılaşmak istediğimiz için Batı kaynaklı felsefe akımlarını biliyor ve bir şekilde uygulamaya çalışıyoruz. Fakat, Uzakdoğu’nun yüzlerce yıllık deneyimlerini yansıtan felsefe akımlarını yeterince tanıdığımız ve hatta tanımaya çalıştığımız pek söylenemez. Oysa Uzakdoğu bilgeliği, özellikle de beyaz yakalılar için pek çok sorunun çözümünde oldukça zengin bir kaynak.

İkigai felsefesine göre her insanın bir yaşam amacı var ve ancak bu amaca uygun şekilde çalışanlar başarı ve mutluluğu elde edebilir. Yaşam amacını bulan kişiler, tüm yaşamlarını bu amacı gerçekleştirecek şekilde inşa eder. Bu öyle bir şey ki, en zor zamanlarında bile ona sıkı sıkıya bağlanırlar, alacakları her kararda ve atacakları her adımda onu düşünürler. Bu bağlanma duygusu, kişide özgüveni arttırır, sorun çözme becerisini ve yaratıcılık yeteneğini geliştirir. Bu yönüyle ikigai, kişinin kendi yaşamının kontrolünü kendi eline alma ve onu yönetme çabası olarak da tanımlanabilir.

İşte İkigai

İkigai felsefesine göre kendi ikigainizi bulmak için, şu dört soruya cevap vermelisiniz: Yapmayı sevdiğiniz işler nelerdir? İyi olduğunuz işler nelerdir? Dünyanın ihtiyaç duyduğu işler nelerdir? Para kazanabileceğiniz işler nelerdir? Kendi ikigainiz, bu dört soruya vereceğiniz cevapların merkezinde yer alacaktır. Yazımızın bu kısmında, bu soruları tek tek ele alıp hem ikigai felsefesini daha yakından tanıtacağız, hem de ikigai felsefesinin iş yaşamınıza ne gibi faydalar sağlayabileceğine temas edeceğiz.

Yapmayı sevdiğiniz işler nelerdir?

Yapmayı sevdiğiniz işler, sizde tutku ve görev duygusu yaratır efendim. Severek yapılan her iş, zaman içinde tutkuya dönüşüyor. Öyle bir tutku ki bu, çalışırken zamanın nasıl geçtiğini bile anlayamazsınız. İşinize tutkuyla bağlandığınızda, hep daha iyisini yapmak ister ve kendinizi işinizle adeta özdeşleştirirsiniz. Kendinize karşı sorumluluklarınız, işinize olan görev duygunuzla birleşir. İşinizi sonuçları bakımından değil, kendisinden dolayı seversiniz. Böyle olunca, makam mevki peşinde koşmak, ihtiras zincirlerinin tutsağı olmak gibi psikopatolojik duygu ve düşünceleri içinizden atar, yaptığınız işten keyif alır ve mutlu olursunuz. 

İyi olduğunuz işler nelerdir?

İkigai felsefesine göre iyi olduğunuz işler, yaşamınızda tutku ve meslek olarak karşılık bulmalı. İyi olmadığınız bir alana yönelirseniz, işinize tutkuyla bağlanmanız mümkün olmaz. Ancak iyi olduğunuz işlere tutkuyla bağlanabilirsiniz. Ve ancak tutkuyla bağlanabileceğiniz işleri meslek edinmelisiniz. İyi olduğunuz işler, yaşamın size sunduğu fırsatlardır. Bu işlerin neler olduğunu bilir ve kendinizi geliştirirseniz, yaşamınızda önünüze yazı da gelse tura da gelse hep siz kazanırsınız. Zira ikigai, başarı ve mutluluğun felsefesidir, kayıplar ve üzüntülerden insanı korur. 

Dünyanın ihtiyaç duyduğu işler nelerdir?

İkigai felsefesine göre yapmayı sevdiğiniz ve iyi olduğunuz işler, aynı zamanda da dünyanın ihtiyaç duyduğu işlerle örtüşmeli. Dünyanın ihtiyaç duyduğu işlerin neler olduğunu doğru bir şekilde analiz edebilirseniz, görev ve yeteneklerinizi bu işlere yöneltebilirsiniz. Başka deyişle, bu felsefede kişinin kendisi hakkındaki farkındalık düzeyinin yüksek olması gerektiği gibi, dünyada olup bitenler konusunda da farkındalığının yüksek olması gerekiyor.

Para kazanabileceğiniz işler nelerdir?

Para kazanabileceğiniz işler, meslek ve yeteneklerinizle örtüşmeli. Aldığınız maaş, sizin için hiçbir zaman yaşamın amacı olmamalı. Para kazanmak için değil, kendi ikigainizi gerçekleştirmek için çalışmalısınız. İkigainize uygun bir işten alacağınız maaşın değeri, diğer işlerden elde edebileceğiniz gelire oranla çok daha değerli olacaktır.

İş yaşamında ikigainin faydaları nelerdir?

Japonlar arasında en yaygın yaşam ve iş felsefesi olan ikigai felsefesini özetlemeye çalıştığımız yazımızın bu kısmında, ikigai felsefesinin iş yaşamına faydaları konusunda şu noktalara kısaca temas edeceğiz.

Enerjinizi yükseltir.

İnsanın yaşam enerjisi bizzat kendisinde aslında. Fakat, doğru yerlere akmadığı için içinde biriken bu enerji zamanla sönüyor ve insanın hızlı yaşlanmasına yol açıyor. Yorgunluk olarak tanımladığımız şey, kişinin yaşam enerjisinin azalmasından ibaret. Oysa, doğru yerlere akan enerji, kendi kendisini arttıran bir etkiye sahip. Duran ve sönen yaşam enerjisi insan için ne kadar büyük bir kayıpsa, sürekli akan ve çoğalan yaşam enerjisi de o kadar büyük bir kazançtır. Yaşam amacınız olan ikigainiz, enerjinizi doğru yerlere harcamanızı sağlayacağı gibi, daha da arttıracaktır. 

Zaman yönetiminde faydalı olur.

Zaman yönetimi konusunda yaşanan sorunların esas nedeni, zamanı doğru kullanmayı bilmemektir. Nitekim, bir gün 24 saat değil de 48 saat olsaydı bile, onu doğru kullanmayı bilmiyorsak yine zaman darlığından şikayet edebiliriz. Zamanı doğru kullanmak içinse her şeyden önce iş planlaması yapmamız ve öncelik sıralaması belirlememiz gerekiyor. Yaşam amacınız olan ikigainiz, size neyin daha önemli neyin daha önemsiz olduğunu göstererek zaman yönetiminde başarılı olmanıza katkı sağlar. Yaşam amacınızı gerçekleştirmenize katkısı olmayan ve hatta zarar veren işlere harcadığınız zamanı doğru işlere yöneltirseniz, işlerinizin ne kadar hızlı ve keyifli hale geleceğine şaşırabilirsiniz. 

Kontrol kaybını engeller.

İşler yapmakla, sorunlar tartışmakla bitmez efendim. İş yaşamınız içinde kendinizi gereksiz tartışmalarla yıpratmak yerine, kendi ikigainizi sürekli akılda tutarak buna göre adım atmalısınız. Kimseyle, ama hiç kimseyle çatışmaya, kavga etmeye gerek yok. İşlerinizde kontrolü elinize almak için sabırlı olun ve kimin ne yaptığına, ne söylediğine bakmadan çalışın. Bırakın başkaları dedikodunuzu yapsın, siz kendi işlerinizle ilgilenin. Alacağınız her doğru karar ve yapacağınız her doğru hamle, size başarı ve mutluluğu getirecektir.

İkigai felsefesini kısaca özetlediğimiz ve iş yaşamına faydalarına temas ettiğimiz bu yazımızı bitirirken, küçük bir hatırlatma yapalım. İş yaşamınızda başarı ve mutluluk düzeyinizi yükseltecek pek çok ürünü online ofis marketiniz Ofix.com üzerinden uygun fiyat avantajlarıyla sipariş verebilirsiniz. Kampanyalarımız çerçevesinde hazırladığımız avantajlı paketler, birbirinden güzel bitki çayları ve sıcak içecekler, çay ve kahve makineleri, ısıtıcılar ve askılıklar ofis ortamınızda enerjinizi yükseltip motivasyonunuzu arttırabilir. Devam eden kampanyalarımızı buradan inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler