Bizi Takip Edin

Kitap

İş’te Başarı İçin Stratejiler

Yayınlandı

tarihinde

Jim Dornan'ın Başarı İçin Stratejiler kitabını ve işte başarı stratejilerini Ofix Blog'da inceledik.

 

 

İş hayatında pek çok kişinin bir “iş stratejisi” olmakla birlikte, bunların iyi düşünülmüş ve doğruluğu sınanmış bir “başarı stratejisi”ne dayandığını söylemek güç. Sahip olunan diplomalar, sertifikalar, alanında edinilen teknik ve üst düzey bilgiler, gecesi gündüzü birbirine karışan upuzun mesai saatleri, başarı stratejisinin eksikliğinden dolayı işte başarı konusunda yeterli olmayabilir. Jim Dornan tarafından yazılan ve John C. Maxwell’in önsözüyle yayınlanan Başarı İçin Stratejiler isimli kitapta, başarıya ulaşmak için neler yapmak gerektiğine dair pek çok bilgi bulabilirsiniz. Ofix Blog’da bugünkü yazımızda, Aura Kitapları tarafından yayınlanan Başarı İçin Stratejiler kitabını okurlarımız için kısaca tanıtacağız. 

Başarı nedir?

Jim Dornan’a göre başarı, önceden belirlenen bir hedefin aşamalar halinde gerçekleşmesidir. Bu tanım, kişisel değerlendirme ve bakış açısına göre başarıyı hemen her kalıba sokmaya imkan verdiği gibi, hedeflerin ne kadar önemli olduğunu da anlatır. Nitekim, belirlenmiş bir hedef olmaksızın başarıya ulaşmak mümkün değildir. (syf: 60) Belirlediği hedefi gerçekleştiren ve işte başarı gösteren insanlar için başarı, öncelikle kendilerinden başlayan bir süreçtir. Başarılı insanlar olumlu düşünür, başarısızlığın hakkından gelir ve görüş sahibi olur. Hedefler belirler, zaman yönetimini etkin şekilde uygular ve stresle başa çıkmayı bilirler.

Başarının aynı zamanda da başkalarıyla ilgili bir kavram olduğunu düşünen Jim Dornan’a göre başarılı insanlar, ilişkilerine değer verir ve iletişim becerilerini geliştirir. Güdülenmeye inanır ve liderlik gösterirler. Tüm bu özelliklere sahip olanlar için işte başarı bir tesadüf değil, doğal bir sonuçtur. Başarılı insanlar, hedeflerine odaklanarak ellerindeki tüm olanak ve güçleri doğru yönlendirmede uzmanlaşmış kişilerdir. Başarı İçin Stratejiler kitabını kısaca tanıtacağımız bu yazımızda, bu konuları sırasıyla ve genel hatlarıyla ele alacağız.

Olumlu Düşünme

Jim Dornan’a göre başarılı insanı belirleyen ilk özellik tutumudur. Olumlu tutum ve düşüncelere sahip kişiler, zorlukların üstesinden gelmek için daha fazla çaba gösterir. Olumlu tutum ve düşünceler, ancak olumlu düşünme ile mümkündür. Bu insanlar, başarısız olmaktan korkmaz ve geçmiş deneyimlerden ders çıkartarak başarı yolunda ilerler. İnsanın hayata karşı tutumu, hayatın ona karşı tutumunu belirler. Diğerlerine karşı tutumu, ona karşı tutumu şekillendirir. Bir işe başlarken sahip olunan tutum, o işin sonucunu etkiler. İyi yönetilen tüm şirketlerde yönetim kademelerinde yükseldikçe, olumlu tutum sahibi insanlarla karşılaşma şansımız artar. Bu nedenle, işte başarı konusunda her şeyden önce olumlu düşünmeyi ilke edinmek gerekir.

Buna karşılık olumsuz düşünme ve olumsuz tutum geliştirme, iş hayatında açığa çıkan fırsatları görmeyi engeller. Olumsuz düşünceler işte başarı değil, başarısızlık doğurur. Özellikle kriz anlarında olumsuz tutumlar, sorunların çözülmesine değil, büyümesine yol açar. Konuya ilişkin olarak, “Negatif insanlara maruz kalmak, radyasyona maruz kalmak gibidir. Kısa süreli düşük dozlara dayanabilirsiniz, ancak sürekli maruz kalmak sizi öldürür.” (syf: 4) değerlendirmesini yapan yazar, olumsuz düşünce ve tutumlara sahip insanlarla birlikte fazla zaman geçirmeyi tavsiye etmez. Dahası olumlu düşünme, mizaca veya zekaya bağlı olmaksızın herkes tarafından ve her yaşta öğrenilebilir. Olumlu düşünme yoluyla kişilerin kendine güveni artar, girişimcilik yönleri gelişir. Sorun çözmede kararlılık gösterirler ve yaratıcı çözümler geliştirirler.

Başarısızlığın Hakkından Gelme

Jim Dornan’a göre başarılı insanların bir diğer özelliği, başarısızlığın hakkından gelmektir. Başarısızlıklardan ders çıkarmayı bilen insanlar, başarıya ulaşmada ilerlemiş sayılır. Başaramama ve eleştirilme korkusu ise kişinin kendine olan güvenini azaltır, risk alma gücünü zayıflatır. İkinci bir şansa hiçbir zaman sahip olamayacağını düşünen bu insanlar, işte başarı konusunda hiçbir zaman ilerleme gösteremez. Bu bağlamda, “Başarısızlık nihai değildir, onu ancak siz nihai kılabilirsiniz.” (syf: 25) değerlendirmesini yapan yazar, başarısızlığa öğrenme fırsatı olarak bakmayı tavsiye eder. 

Başarısızlığın hakkından gelmek için kişilerin zaaflarının farkında olması ve çalışmalarında yeni fikirlere açık olması gerekir. Oyuna girmekten kaçınmamak, işte başarı konusunda cesaretsizlik tohumlarından uzak durmak gerekir. Fırsatların kaçmış olduğu düşüncesi zihinden atılmalı, başarının hemen olması gerektiğine de inanılmamalıdır. Başarısızlığın kalıcı hale gelmemesi için hedef ve planlama yapılmalı, açık ve makul hedeflerle başarıya doğru ilerleme sağlanmalıdır. Olumlu yönde harekete geçmek için, olumlu düşünmeyle başlamak gerekir. Kişinin olumlu düşünme yeteneğini geliştirmesi için olumlu örnekleri incelemesi faydalı olur. Bu nedenle, işte başarı konusunda ufkunuzu genişletmek için başarı hikayeleri okuyabilir, işte başarı gösteren kişilerin bunu nasıl gerçekleştirdiklerini görebilirsiniz.

Görüş Sahibi Olma

Jim Dornan’a göre kelime anlamıyla görüş, fiziksel nesneleri görme yeteneğidir. Daha geniş anlamda düşünüldüğünde ise önümüzde bulunandan daha fazlasını görebilme yeteneğidir. Başarılı insanlar, hayatı yalnızca yaşadıkları andan ibaret zannetmez, geçmişi ve bugünü gelecekle birlikte görmeye çalışırlar. Görüşlerin büyüdükçe verdiği gücün arttığını düşünen yazar, görüş sahibi insanların işte başarı konusunda daha hızlı ilerlediklerini savunur. Yaptıkları işe değer katan, geliştirdikleri çözümlerle çevrelerini ve başka insanları ileriye götüren başarılı insanlar, açık ve kesin olarak tanımlanmış bir görüş sahibidir.

Konuya ilişkin olarak, “Görüşünü gerçekleştiremeyen biri, sadece rüya görür.” (syf: 49) değerlendirmesini yapan yazar, işte başarı konusunda görüşü sınırlandıran bazı engellere dikkat çeker. Bunlardan en önemlileri olumsuz düşünme, mevcut durum, kişinin dışında gelişen olaylar ve cesaret noksanlığıdır. Oysa işte başarı için net bir görüşünüz varsa ve görüşünüze uygun adımlar atıyorsanız, sonuca er ya da geç mutlaka ulaşırsınız. Yazara göre “görüş olmadan, size amaç ve umut verecek, atış yapabileceğiniz bir hedef, daha büyük bir görev de yoktur.” (syf: 56)

Hedefler Belirleme

Jim Dornan’a göre hedefler, başarının yapı taşlarıdır. Nitekim başarı, önceden belirlenen bir hedefin aşamalar halinde gerçekleşmesidir. Hedef belirleyen kişiler, başarıyı bir hayal olmaktan çıkartıp gerçeğe dönüştürürler. Hedefini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşayan kişiler, yeni hedefler koyarak başarıyı daimi kılarlar. Aynı zamanda da yapılan işe anlam katan hedefler büyüdükçe işler de büyür. Hedefler bir yönüyle gelecekle ilgiliyken, bir yönüyle de bugünle ilgilidir. Çünkü “başarılı insanlar, içinde bulundukları zamanı yaşar ve o zamanda çalışırlar.” (syf: 65) İlerlemeyi ölçmede yardımcı olan hedefler, işte başarı isteği yaratır ve çalışmalara dinamizm kazandırır.

Hedef belirlemeye başlamak için kişinin ilk önce görüşünü belirlemesi ve başlama noktasını tanımlaması gerektiğini düşünen Jim Dornan, işte başarı konusunda belirlenen hedeflerin açık ve ulaşılabilir olması gerektiğinin altını çizer. Amacını anlatan açık bir ifadeyle dile getirilen hedefler, tüm imkanların doğru noktaya kanalize edilmesini sağlar. Hedefler, performans veya süreyle tanımlandığı zaman çok daha etkili hale gelir. Ölçümlenebilir hedefler sayesinde işte başarı düzeyi sürekli artar. Çalışma hevesi ve motivasyonu yükselten hedefler, çalışanların iş disiplini içinde birlikte ve uyum içinde çalışmalarını sağlar.

Zaman Yönetimi

Jim Dornan’a göre başarılı insanlar, pek çok insanın boşa harcadığı zamanı nasıl kullanacaklarını iyi bilirler ve işte başarı konusunda her zaman önde olurlar. Zamanın değerinin farkında olan bu insanlar, zamanı geçirme tarzlarını kendi denetimleri altına alırlar. Bunun için zaman planlaması yapar ve bir işe gereğinden az ya da çok zaman ayırmaktan sakınırlar. Zaman yönetiminde en önemli nokta, boşa harcanan sürenin olabildiğince azaltılmasıdır. Konuya ilişkin olarak “Zamanı yönetmek, kendini yönetmektir.” (syf: 86) değerlendirmesini yapan Jim Dornan, zaman yönetiminin en büyük düşmanının tembellik olduğunu düşünür.

Zaman yönetiminde verimli olmak için Jim Dornan’a göre ajanda kullanmak etkili bir yöntemdir. Güne erken başlamak ve gün içinde belirli işler için zaman dilimleri oluşturmak da faydalıdır. Ofiste veya evde çalışırken dikkat dağıtan unsurlardan kurtulmak ve hangi işleri hangi sırayla yapacağınıza karar vermek de önemlidir. Önceliklerinizi bir yere not eder ve belirli bir program oluşturursanız, zaman yönetimi konusunda daha başarılı sonuçlar elde edebilirsiniz. Zaman yönetimini iyi bir şekilde gerçekleştirirseniz, işte başarı konusunda herhangi bir şeyden taviz vermek zorunda kalmazsınız.

Stresle Başa Çıkma

Jim Dornan’a göre günümüz insanının karşılaştığı en büyük sorun strestir. En başarılı kişiler bile stresle başa çıkmada bazen sorun yaşayabilir. Her insanın yaşamında az ya da çok stres mutlaka vardır. Başarılı insanlar, stresi doğru şekilde yönetmeye çalışır. Hatta stresin olumlu yanlarından bile işte başarı için yararlanırlar. Çünkü stres altındaki kişiler, sahip oldukları olanaklar üzerinde daha dikkatli düşünür ve enerjilerini daha verimli şekilde kullanırlar. Ancak stresin sürekli hale gelmesi, kişide gerilime dönüşür ve bazı sorunlara yol açar.

Stresle başa çıkmak için kişinin olaylara uygun bakış açısı geliştirmesi gerekir. Risk almaktan vazgeçmemesi ve enerjisini güçlü olduğu konulara yoğunlaştırması da bu konuda faydalıdır. Yaptığı işle ilgili güçlü inançlara sahip kişiler, stresle daha kolay baş eder ve işte başarı konusunda ilerler. Çözümü olanaksız konular için enerjisini boşa harcamayan başarılı insanlar, yaptıkları işleri daha iyi yapmaya çalışarak stresi doğru şekilde yönetebilirler. Dikkatlerini hedeflerine ve başarıya odaklayan bu kişiler, üzerlerindeki stresi boşaltabilmek için en doğru yöntemleri kendileri bulabilirler.

İlişkilere Değer Verme

Jim Dornan’a göre başarılı insanlar, insan ilişkilerine değer verir ve insanlarla her daim iyi ilişkiler kurmaya çalışırlar. Hiçbir başarı, başkalarının yardımı olmadan gerçekleşemez. Bu durum, işte başarı konusunda daha net bir şekilde ortadadır. Bir işte başarı göstermek için kişinin yalnızca kendisini başarıya hazırlaması yetmez. Aynı zamanda ilişkilerini de başarıya uygun şekilde hazırlaması gerekir. Konuya ilişkin olarak, “Her insanı olumlu beklentilerle karşılayın ve her karşılaşmanın olumlu sonuçlar vermesini bekleyin.” (syf: 128) değerlendirmesini yapan Jim Donan, ilişkilere değer verme sayesinde başarının artarak yayılacağına inanır.

İlişkilere değer vermek konusunda yazara göre insanların hislerini dikkate almak çok önemlidir. İnsanın akıl sahibi bir varlık olmasının yanı sıra duygusal bir varlık olması, ilişkilerinin şekillenmesinde duygusal davranmasına yol açar. Karşısındaki insanın duygularını inciten bir kimse, başarıya ulaşmak için bir çözüm ortağını kaybetmiş sayılır. İlişkilere değer veren başarılı insanlar, başkalarına yardım için tetikte olur. Aynı zamanda da iyi bir dinleyici olan bu insanlar, başkalarının da kendilerini önemli ve değerli hissetmelerini sağlar. Bir anlaşmazlığa düştüklerinde, kendilerini savunma amacıyla konuşmaktan çok karşı tarafla uzlaşma noktalarını ararlar.

İletişim Becerilerini Geliştirme

Jim Dornan’a göre iletişim becerileri, ilişkilerin ne yönde gelişeceğini belirleyen temel unsurlardan biridir. İletişim becerileriniz güçlüyse, karşınızdaki kişiyle doğru iletişim şekilleri kurabilir ve onu bir çözüm ortağı haline getirebilirsiniz. İyi bir iletişim becerisine sahip kişiler, konuşmacı rolünden çok iyi bir dinleyici konumuna sahiptir. Sürekli konuşan ve karşı tarafa çok az söz hakkı veren kişiler, karşı tarafın bozuk iletişim şekilleri kurmasına neden olabilir. İlişkilere değer veren ve iletişim becerilerini geliştiren kişiler, işte başarı konusunda doğru iletişim şekillerini başarıyla uygular.

İletişim becerilerini geliştirmek için kişinin her şeyden önce iyi niyetli ve sabırlı olması gerekir. Karşı tarafı rahatlatması, onu savunmacı konuma sürüklememesi önem taşır. Empati kurmada başarılı olan kişiler, iletişim becerilerini geliştirmede daha hızlı ilerler. Konuya ilişkin olarak, “Kendimizi karşımızdakinin yerine koyduğumuzda, ona haddini bildirmeyi isteme olasılığımız oldukça düşük olur.” (syf: 149) değerlendirmesini yapan Jim Dornan, iyi bir iletişim için soru sorma, bilgi verme, hedef belirtme ve lehte cevap alma yöntemlerinin etkili olduğunu düşünür.

Güdülenmeye İnanma

Jim Dornan’a göre birini güdülemek, onu harekete geçiren içindeki bir şeyle bağlantı kurmaktır. İnsanı harekete geçiren bir şey onun dışındaki bir şeyden geldiğinde, hareket miktarı sınırlı olacaktır. Oysa, harekete geçiren şey kendi içinden geliyorsa, hareketi her daim devam edecektir. Başarılı insanlar, hedeflerine bağlı kalmakla kendi güdülenimlerini sağlamakla yetinmez. Aynı zamanda başkalarını da bu hedefler doğrultusunda güdülemeyi iyi bilirler. Kendisini güdüleyemeyen bir kimsenin ise başkalarını güdülemesi ve işte başarı konusunda ilerlemesi mümkün değildir.

Güdülenme konusunda Jim Dornan, iletişimin açık olmasına ve bir amaç taşıması gerektiğine inanır. Güdülenme yaratmak için bazen ödül verme ve dostça rekabet yaratma faydalı olabilir. Karşı tarafta güdülenme oluşması için ona zaman tanımak gerekir. İlişkiler güçlendikçe karşı tarafın güdülenme süresi kısalır. Kendilerine güven duyulduğunu gördüklerinde, güdülenme konusunda doğal bir istek duymaya başlarlar. Hedeflerinize ulaşma konusunda örnek davranışlar sergilerseniz, güdülenme konusunda daha başarılı sonuçlar alabilirsiniz. Çünkü “insanlar sizin ayak izlerinizi, tavsiyelerinizden daha çabuk takip eder.” (syf: 180)

Liderlik Gösterme

Jim Dornan’a göre liderlik gösterme, insanlar üzerinde güç kullanmak değil, onları güçlendirmek demektir. Küçük zaferlere tek başına ulaşabilen insan, büyük zaferlere ulaşmak için başkalarının yardımına ihtiyaç duyar. Güçlü bir lider, karşı tarafa otoritesini kabul ettirmeye çalışmak yerine, otoritesinin onu hedeflerine ulaştıracağına inandırır. Güçlü liderler, insanların hedeflerine doğru şekilde ilerlemesi için gerekli yöntem ve araçları etkin şekilde kullanmalarını sağlar. Bu konuda en doğru bilgi ve becerilere sahiptir. Baskıcı liderler ise karşı tarafta hiçbir güdülenme yaratamaz. İnsanların yalnızca emir vererek yönetilmeyeceğini bilen güçlü liderler, işte başarı konusunda onlara her daim yardımcı olur, önlerindeki engelleri kaldırır.

Konuya ilişkin olarak, “Liderliğin en yüksek biçimi, güç verici olanıdır. Güçlendirici lider, sahip olduğu gücü alır ve onu insanlara verir.” (syf: 203) değerlendirmesini yapan Jim Dornan, lidere en yakın olanların onun başarı düzeyini belirlediğinin altını çizer. Bu nedenle, işte başarı konusunda liderlere düşen en önemli görev, yanlarındaki kişileri doğru seçmek ve hedeflerine ulaşmak konusunda onlarda her daim güdülenme yaratmaktır. Olumlu örneğin her zaman olumlu hareket doğurduğunu düşünen Dornan, işte başarı konusunda liderlerin her zaman kararlı, cesur ve vizyon sahibi olmaları gerektiğine inanır. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Kitap

Tolstoy’u Anlama Rehberi

Yayınlandı

tarihinde

Tolstoy okumak biraz garip bir deneyimdir.
Kitap okuyorum dersin ama bir süre sonra kendini birinin hayatına karışmış gibi hissedersin.
Sanki uzaktan izlemiyorsundur da, içindesindir.

Ama dürüst olalım:
Tolstoy herkesin eline alıp akıp gideceği bir yazar değil.
Karakter çok, detay çok, hayat fazla gerçek.

O yüzden Tolstoy’u “bitirmek” için değil, “anlamak” için okumak lazım.

Hikâyeden çok insanı anlamaya çalışmak gerekiyor

Tolstoy’un kitaplarında olaylar elbette var ama asıl mesele olaylar değil. Bir şeyin ne olduğu kadar neden olduğu daha önemli. Karakterlerin verdiği kararlar, yaşadığı çelişkiler, kendi içlerinde yaşadıkları o gelgitler… Aslında Tolstoy’un asıl anlattığı yer tam olarak burası.

Mesela Anna Karenina’yı sadece bir aşk hikâyesi gibi okumak mümkün. Ama biraz dikkatli okuyunca şunu fark ediyorsun: Bu hikâye, bir insanın kendi hayatıyla, yaptığı seçimlerle ve toplumla kurduğu ilişkiyle baş etmeye çalışmasının hikâyesi. Yani yüzeyde gördüğün şey ile altındaki şey çoğu zaman aynı değil.

Tolstoy’un gücü de burada zaten. Karakter yaratmıyor, insanı olduğu gibi koyuyor önüne.

Yavaş okumak bu işin bir parçası

Tolstoy okurken en sık yapılan hata, tempoyu başka kitaplara göre ayarlamak. Oysa burada biraz yavaşlamak gerekiyor. Çünkü bazı bölümler ilk bakışta gereksiz gibi gelebiliyor. Uzun betimlemeler, detaylı anlatımlar, bitmek bilmeyen iç konuşmalar…

Ama işin ilginç tarafı şu: O detaylar aslında boş değil. Tam tersine, karakterin ruh halini, o anki duygusunu ve bakış açısını kuran şeyler. Yani hızlı geçince olayları takip edersin ama hissi kaçırırsın.

Bu yüzden Tolstoy okurken bazen durmak, bir paragrafı tekrar okumak ya da sadece düşünmek gayet normal. Hatta çoğu zaman en doğru okuma biçimi bu.

Karakterlere kızmak yerine anlamaya çalışmak

Tolstoy’un dünyasında “tam kötü” ya da “tam iyi” diye bir şey pek yok. Karakterler hata yapıyor, yanlış kararlar veriyor, bazen seni sinirlendiriyor. Ama bir süre sonra şunu fark ediyorsun: Onların yaptıkları şeyler tamamen yabancı değil.

Bir karaktere kızdığın yerde durup düşününce, “Ben olsam ne yapardım?” sorusu geliyor. Ve çoğu zaman bu sorunun net bir cevabı olmuyor. İşte o noktada Tolstoy’un yazdığı şey daha gerçek bir hâl alıyor.

Çünkü hayat da zaten böyle. Net cevaplar yok, sadece seçimler var.

Dönemin içinde kaybolmak yerine duyguyu yakalama

Tolstoy’un anlattığı dünya bugünden çok farklı. Başka bir ülke, başka bir dönem, başka kurallar… İlk başta bu mesafe biraz zorlayıcı olabiliyor. Ama bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun: Değişmeyen şeyler var.

İnsanların hissettikleri değişmiyor. Aşk, pişmanlık, yalnızlık, kararsızlık, arayış… Bunlar bugün de aynı, o zaman da aynıydı.

Bu yüzden Tolstoy okurken tarihi detaylara fazla takılmak yerine o duyguyu yakalamaya çalışmak çok daha anlamlı oluyor. Çünkü yazarın asıl kurduğu bağ orada.

Okudukça kendine dönmeye başlıyorsun

Tolstoy’un belki de en etkili tarafı bu. Okurken bir noktada hikâyeden çıkıp kendine dönüyorsun. Okuduğun şey sadece bir karakterin yaşadıkları olmaktan çıkıyor, senin hayatına değmeye başlıyor.

“Ben olsam ne yapardım?”
“Bu doğru mu?”
“Mutluluk dediğimiz şey gerçekten neye bağlı?”

Bu sorular kitap bittikten sonra bile kalıyor. Ve çoğu zaman cevabı da net olmuyor. Ama zaten Tolstoy’un amacı cevap vermek değil, seni o sorularla baş başa bırakmak.

Her şeyin net bir sonucu olmayabilir

Bazı kitaplar vardır, bittiğinde her şey yerine oturur. Tolstoy’da ise genelde böyle bir netlik yok. Hikâye biter ama düşünce devam eder. Okudukların bir süre daha seninle kalır.

Başta bu durum biraz eksik gibi hissettirebilir ama aslında Tolstoy’un gücü tam olarak burada. Hayat gibi yazıyor. Hayatta da her şey net bir şekilde kapanmaz zaten.

Sonuç olarak

Tolstoy’u anlamanın tek bir doğru yolu yok. Ama belki şöyle bakmak daha doğru olur:

Onu çözmeye çalışma, onunla birlikte düşün.

Çünkü Tolstoy’un anlattığı şeyler ilk bakışta uzak gibi görünse de, biraz dikkatli bakınca oldukça tanıdık geliyor. Okudukça fark ediyorsun ki aslında mesele Rusya değil, dönem değil… insan.

Ve o insan, sandığından çok daha yakın.

Okumaya Devam Et

Kitap

Liderlik Sadece Yönetmek Değil, Kendini İnşa Etmektir

Yayınlandı

tarihinde

Cem Kozlu’nun Liderin Kitaplığı kitabı, klasik anlamda “liderlik nasıl yapılır” anlatan bir kitap değil. Daha çok, iyi bir liderin nasıl düşündüğünü ve bu düşünce yapısının nasıl oluştuğunu gösteren bir rehber gibi ilerliyor. Kitabı okurken bir yönetim kılavuzu değil, yıllar içinde oluşmuş bir birikimin izlerini görüyorsun.

Kozlu’nun en çok üzerinde durduğu nokta, liderliğin sadece iş bilgisiyle sınırlı olmadığı. Aksine, farklı alanlardan beslenmeyen bir liderin bakış açısının dar kalacağını açıkça hissettiriyor. Bu yüzden kitapta sadece iş dünyasına değil; tarihe, felsefeye, ekonomiye ve hatta edebiyata kadar uzanan geniş bir okuma dünyası var. Çünkü ona göre doğru kararlar verebilmek, ancak farklı perspektifleri tanımakla mümkün.

Kitap boyunca önerilen eserler ve düşünceler aslında tek bir noktaya bağlanıyor: Bir liderin en büyük gücü, nasıl düşündüğüdür. Bu düşünce yapısı da tesadüfen oluşmuyor; okudukların, öğrendiklerin ve kendine kattıklarınla şekilleniyor. Kozlu burada okumanın altını özellikle çiziyor ama bunu bir alışkanlık gibi değil, neredeyse bir zorunluluk gibi ele alıyor.

Aynı zamanda kitapta sert kurallar ya da “doğru lider böyle olur” gibi kesin yargılar yok. Daha çok, okuyucunun kendi yolunu bulmasına yardımcı olacak bir çerçeve çiziliyor. Hangi kitap neden önemli, hangi düşünce neyi değiştirir gibi sorular üzerinden ilerleyerek, seni de kendi okuma listeni ve bakış açını sorgulamaya itiyor.

Okurken fark ediyorsun ki mesele sadece daha fazla bilgi sahibi olmak değil; o bilgiyi nasıl yorumladığın. Çünkü aynı şeyi okuyan iki insan, bambaşka sonuçlara varabiliyor. Kozlu da tam olarak bu noktada, zihinsel esnekliğin ve çok yönlü düşünmenin önemini hatırlatıyor.

Kitap bittiğinde geriye şu düşünce kalıyor:
Liderlik, sadece bir unvan değil…
okuduklarınla, düşündüklerinle ve kendine kattıklarınla sürekli inşa edilen bir süreç.

Kitap satış linki : Liderin Kitaplığı

Okumaya Devam Et

Kitap

Doris Lessing’i Okuma Rehberi

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

En güzel 5 Doris Lessing kitabı hakkında önemli bilgiler Ofix Blog'da...

2007 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İngiliz yazar Doris Lessing, 50’den fazla roman, yüzlerce öykü ve şiir, sayısız makale ve denemeleriyle dünya edebiyatında önemli bir yere sahip. 2013 yılında hayata veda eden Doris Lessing en çok romanlarıyla anılsa da anı, bilimkurgu, libretto, hatta çizgi romanlarıyla çok geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Zimbabwe’de yaşadıklarının etkisiyle eserlerinde en çok eşitsizliğe, ırkçılığa, erkek egemenliğine meydan okudu. Samimiyet ve masumiyete duyduğu derin hayranlıkla yazdığı bu eserlerinde karakterlerini tüm boyutlarıyla yansıttı. Böylelikle okurların empati yeteneklerini geliştirmelerini sağladı. Başta Altın Defter olmak üzere Şikeste, Büyükanneler, Beşinci Çocuk gibi birbirinden önemli eserlerinde sadeliğin görkemiyle ışıldayan anlatılarda bulundu. Edebiyata yüklediği anlam, insani sorumluluk duygusuyla iç içeydi. Okurlarını hayatın en naif gerçekleriyle karşı karşıya getirirken kendileri hakkında düşünmelerini sağladı. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, Doris Lessing‘i kısaca tanıtmak ve en güzel 5 Doris Lessing kitabı hakkında bazı bilgiler paylaşmak istiyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler