Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Johannes Gutenberg: Matbaayı yaratan mucit…

Yayınlandı

tarihinde

Johannes Gutenberg ve matbaanın icadı hakkında merak ettikleriniz Ofix Blog'da...

Matbaanın mucidi Johannes Gutenberg, tipografi olarak bilinen baskı tekniğini geliştirerek basım ve yayıncılık alanında büyük bir devrime imza attı. Harflerin ve diğer karakterlerin tek tek dökülerek baskı klişelerinin oluşturulmasına dayalı tipo baskı tekniği, Avrupa ve dünya tarihinde pek çok gelişmenin önünü açtı. Kitap ve yazılı her türlü materyalin kısa süre içinde geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan tipografi tekniği, 20. yüzyıla kadar neredeyse hiç değişime uğramadan kullanıldı. 20. yüzyılda geliştirilen yeni baskı teknikleri nedeniyle tipografik baskı günümüzde pek kullanılmasa da Johannes Gutenberg sayesinde insanlık, bilgiye ulaşma konusunda çok önemli fırsatlar elde etti. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Johannes Gutenberg’in hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini ve matbaanın icadını okurlarımızla paylaşacağız. 

Johannes Gutenberg kimdir?

Johannes Gutenberg olarak bilinen Johannes Gensfleisch Zur Laden Zum Gutenberg, 1398 yılında Almanya’nın Mainz kentinde dünyaya geldi. Kutsal Roma İmparatorluğu’nda yer alan Mainz Elektörlüğü’nün merkezi olan Mainz kenti, o yıllarda Alman ekonomi ve kültür dünyasının en önemli merkezlerinden biriydi. Kentte ticaretin ve burjuvazinin gelişmiş olması, değerli taşlar ve kuyumculuk sektörüne ilgiyi arttırmıştı. Soylu bir ailede dünyaya gelen Johannes Gutenberg, küçük yaşlardan itibaren kuyumculuğa ilgi duyuyordu. Meslek hayatına atılması da kuyumculukla gerçekleşti. Ne var ki, 1430 yılında Almanya’da soylulara karşı başlatılan ayaklanma sırasında Gutenberg ailesi, Mainz kentinden ayrılmak zorunda kaldı. Göç ettikleri Strasbourg’da Johannes Gutenberg, kuyumculuğun yanı sıra ayna yapımıyla ilgilendi. Aynı zamanda da birçok çırak yetiştirdi. 

İşlerden arta kalan zamanlarında Johannes Gutenberg, kimseye bahsetmediği bir iş üzerinde çalışıyordu. Bu durum çalışanlar arasında merak konusu haline geliyor, Gutenberg’in bir açıklama yapması bekleniyordu. Gutenberg’in yeni bir icat üzerinde çalıştığını düşünen yakın çevresi ona, isterse sermaye desteği sağlayabileceklerini iletmişti. Ortakları arasında da bu çalışmalar merak uyandırmış, kendileriyle bilgi paylaşımı yapması istenmişti. Gutenberg’in herkesten sakladığı icadı ise baskı makinesiydi. O dönemde Hollanda’da ağaç baskı teknikleriyle ilgili çeşitli çalışmalar yapılmaktaydı. Özellikle Haarlem kenti, ağaç baskı teknikleriyle ilgili çalışmaların merkezi haline gelmişti. Fakat Johannes Gutenberg, baskı tekniklerinde çok büyük bir dönüşüm yaratacak yeni bir icat geliştirmişti. Ve bu icattan ortaklarına ilk olarak 1438 yılında bahsetti.

Johannes Gutenberg ve Matbaanın İcadı 

Yüzlerce yıldır kitaplar elle yazılarak çoğaltılıyordu. Bu süreci kolaylaştırmak için tarih içinde bazı girişimler gerçekleştirilmiş olsa da kullanılan materyallerin niteliğinden dolayı güzel sonuçlar elde edilememişti. Tahta kalıplarla gerçekleştirilen baskı teknikleri Çin ve Japonya gibi Uzakdoğu ülkelerinde 11. yüzyıldan itibaren kullanılmaktaydı. Fakat bu teknikler yeterince başarılı ve verimli değildi. Avrupa’da da yeterince bilinmiyordu. Uzakdoğu’da tahta bloklar kullanılarak yapılan baskılar, elle yazılarak çoğaltılan kitaplara oranla kalitesiz görünüyordu. Bazı istisnalar dışında bu yöntemin kullanılmasına sıcak bakılmıyordu. Üstelik, her sayfa için elle oyularak hazırlanan tahta blokların yapımı oldukça güçtü. Bu blokların farklı kitapların basımında kullanılması ise mümkün değildi. Bu nedenle ağaç baskı teknikleri elle yazılarak çoğaltmaya güçlü ve etkin bir alternatif haline gelememişti. 

Baskı teknikleriyle ilgili çalışmalarında Johannes Gutenberg, ilk olarak tahta kalıpları kullanmıştı. Fakat istediği sonuçları alamamıştı. Çünkü tahta, mürekkebi emiyor ve kağıt üzerinde dağılma yapıyordu. Daha iyi bir araç geliştirmek için sürdürdüğü çalışmalar sırasında, kurşun alaşımların baskı konusunda daha başarılı sonuçlar verdiğini gördü. Kurşun alaşımdan yapılan dökme harflerle gerçekleştirilen baskılar tahta kullanılarak yapılan baskılara göre çok daha güzel ve verimli sonuçlar doğurmaktaydı. Kurşun alaşım mürekkebi emmediği gibi, kağıt üzerinde dağılmaya da yol açmıyordu. Ayrı metal harflerle matbaa tekniğinin yanı sıra Johannes Gutenberg, hareketli parçalarla yazı baskısı ile tüm süreci mekanik hale getirmişti. Böylelikle basım işlerinde insan emeği azalıyor, kısa sürede çok sayıda baskının yapılması kolaylaşıyordu.

Johannes Gutenberg ve Tipo Baskı Tekniği

Johannes Gutenberg geliştirdiği baskı tekniği sayesinde baskı kalıpları hazırlama ve verimlilik konusunda etkin çözümler elde etti. Gutenberg’in tekniğinde, harfler ve karakterlerin döküleceği kalıplar, karakter döküm alaşımı, kağıt yapım ve ciltleme makineleri ile yağlı bir baskı mürekkebi kullanılmaktaydı. Bu araçlardan hiçbiri, o güne kadar Çin ve Uzakdoğu’da kullanılan ağaç baskı tekniklerinde kullanılmamıştı. Tipo baskı tekniğinde her sayfa için bir kalıp oluşturulurken, kalıplardaki harfler ve diğer karakterler ayrı ayrı diziliyordu. Bu sayede harfler ve karakterler, farklı kalıplarda defalarca kullanılabiliyordu. Kalıp çıkarmak içinse sıcak metal sıvı kullanılıyor, bu sayede harflerin metal örnekleri kolayca oluşuyordu. Basımcı bu harfleri kalıp üzerinde istediği şekilde dizebiliyor, başka basımlarda da kullanabiliyordu. 

Bu dönüşüm sayesinde Johannes Gutenberg, her sayfa için elle oyularak hazırlanan tahta blokların yapımı için harcanan emek ve zamanı gereksiz hale getirmişti. Bu yönüyle tipo baskı tekniği, basım işleri ve baskı kalitesi bakımından Uzakdoğu’daki benzerlerine göre çok daha ileri düzeydeydi. Bunun içindir ki modern matbaacılığın kurucusu olarak Johannes Gutenberg kabul edildi. Dahası, matbaa makinesini icat ettiğini ilk olarak 1438 yılında duyurmuş olsa da ilk kitabın basımı 1450 yılında gerçekleşti. Öncesinde, 1448 yılında bir takvim bastığına inanılmakta. Johannes Gutenberg ismiyle özdeşleştirilen 42 satırlı Kitabı Mukaddes baskısı ise 1455 yılında gerçekleşti. Bu süreçte Johannes Gutenberg, tipo baskı tekniğini geliştirmek için sayısız deney yaptı. Çalışmaları için gerekli kaynakları ise ortaklık kurma ve borçlanma yoluyla karşılamaya çalıştı. Ve bu durum, bazı olumsuz süreçleri de beraberinde getirdi.

Johannes Gutenberg’in Ticari Hayatı 

Johannes Gutenberg matbaanın icadı ile büyük bir buluşa imza attığını biliyor, bu buluşu geliştirmek istiyordu. Aynı zamanda da matbaanın icadı ile ekonomik başarı elde etmek istiyordu. Fakat gerekli kaynaklara sahip değildi. Kaynak bulmak için 1430’ların sonlarından itibaren çeşitli ortaklıklar kurma yoluna gitti. Gutenberg’in ilk ortakları Hans Riffe, Andreas Dritzehn ve Andreas Heilmann’dı. Bu ortaklarıyla 5 yıllık bir sözleşme imzaladı. Sözleşmede ayrıca, ortaklardan birinin ölümü halinde mirasçılarının ortak alınmayacağı, bunun yerine onlara tazminat ödeneceği hükme bağlanmıştı. Bu madde sayesinde Johannes Gutenberg matbaanın icadı ile yakaladığı başarının farklı kişilerin eline geçmesini önlemek istemişti. Ne var ki, Andreas Dritzehn’in ölümünün ardından mirasçıları bu sözleşmeye uymadılar ve ortaklık davası açtılar. Bu dava vesilesiyle kamuoyu, matbaanın icadı hakkında bilgi sahibi oldu. 

Johannes Gutenberg ile ilgili dava görüşülmekteyken bazı tanıklar, Andreas Dritzehn’in kendilerine borcu olduğunu iddia etti. Böylelikle matbaanın icadı üzerinde hak iddia edenlerin sayısı arttı. Bu süreçte matbaanın icadı konusuna yönelik ilgi kamuoyunda giderek artmaya başladı. Ancak Johannes Gutenberg, kamuoyunun karşısına çıkmaktan özenle kaçındı. Çünkü matbaanın icadı henüz çok yeniydi ve geliştirilmesi gerekiyordu. Üstelik, soylu bir aileden geliyordu ve soylulara karşı başlatılan ayaklanmalar nedeniyle hem ailesi, hem de kendisi sıkıntılı süreçler geçirmişti. Matbaanın icadı ile kamuoyunun gündemine gelmesi durumunda hedef alınmaktan çekiniyordu. Bu nedenle matbaanın icadı ile ilgili çalışmalarını kendi köşesinde sürdürmeyi tercih etti. Bunun için gerekli kaynakları ise borçlanma yoluyla karşılamaya çalıştı. Borç bulabilmek için, doğup büyüdüğü Mainz kentine geri döndü. 1448 yılında zengin bir yatırımcı olan Johann Fust’tan aldığı 800 gulden sayesinde icadını daha da geliştirmeye çalıştı.

Johannes Gutenberg ve Johann Fust Ortaklığı

Johann Fust’un sağladığı sermaye desteği, Johannes Gutenberg için çok önemli bir destekti. Matbaa makinesinin özellikle mekanik parçalarının geliştirilmesi ve basım sürecinin hızlandırılması için gerekli parçaların üretilmesi oldukça masraflıydı. Ve bu süreç biraz yavaş ilerliyordu. Johannes Gutenberg’den farklı olarak Johann Fust ise konuya tamamen ticari amaçlarla yaklaşıyordu. Matbaanın icadı ile elde edilebilecek ticari sonuçlarla ilgileniyordu. Matbaa makinesi bir an önce iyileştirilir ve satışa sunulursa, Almanya ve özellikle Mainz kenti basım işleri alanında Haarlem kentine rakip hale gelebilir, hatta rekabette öne geçebilirdi. Matbaanın icadı konusunda Johannes Gutenberg’in daha başarılı sonuçlar alması için Johann Fust, 800 gulden daha yatırım desteği sağlayarak Johannes Gutenberg ile ortaklık kurdu. Artık Gutenberg’in kaynak bulma konusunda sıkıntısı yoktu. Fakat ne var ki, aceleci bir ortak edinmişti ve Johann Fust, matbaa makinesinin satışına bir an önce başlanması gerektiğini düşünüyordu. 

Johann Fust’tan aldığı borca karşılık Johannes Gutenberg, matbaasındaki basım araç ve gereçlerini teminat göstermişti. Buradan hareketle Johann Fust, Gutenberg’e verdiği borcu gerekçe göstererek dava açtı ve matbaaya el koymaya kalkıştı. Davanın Johannes Gutenberg aleyhine sonuçlanması nedeniyle matbaanın tüm hakları Johann Fust’a geçti. Gutenberg artık matbaanın tüm haklarını kaybetmişti. Üstelik, borcu ve faizi ile mahkeme masraflarıyla birlikte Johann Fust’a tam 2.026 gulden tazminat ödemeye mahkum edilmişti. Bu borcu ödemek ve matbaanın icadı ile ilgili çalışmalarını sürdürmek için Johannes Gutenberg, banka kredisi kullandı. Aldığı krediyle yeni bir matbaa kurdu. 1455 yılında basımını gerçekleştirdiği meşhur 42 satırlı Kitabı Mukaddes baskısı bu matbaada yapıldı. Fakat bu matbaa da ticari anlamda başarılı olamadı. Çünkü Gutenberg matbaanın tüm haklarını kaybetmişti. Johann Fust yalnızca Gutenberg’in matbaasına el koymamış, aynı zamanda matbaada basılan tüm kitaplar üzerinde de hak iddia etmişti.

Johannes Gutenberg’in Yayıncılık Hayatı ve Son Yılları

Ekonomik nedenlerden dolayı Johannes Gutenberg, verimli bir yayıncılık hayatı geçiremedi. Basmaya hazırlandığı ikinci kitabı Mainz Mezmurları’na matbaadaki tüm araçlarla birlikte Johann Fust tarafından el konuldu. Basımı 1457 yılında tamamlanan bu kitabın yayıncısı olarak Johann Fust’un adı geçiyordu. Kitabın aynı zamanda süslemeleri de dikkat çekiyordu. Bu süslemelerin de Johannes Gutenberg tarafından geliştirilen farklı yöntemlerle yapıldığına inanılmakta. Johannes Gutenberg daha sonra 36 satırlı yeni bir Kitabı Mukaddes baskısı gerçekleştirmişse de bu çalışmadan da önemli bir ticari başarı elde edemedi. Kitabı Mukaddes’in yanı sıra basımını gerçekleştirdiği takvimler, endüljanslar ve dilbilgisi kitapları, borçlarını ödemeye yetmedi. İlerleyen yaşı nedeniyle görme yetisini de kaybedince tümüyle çaresiz kaldı. Hayatının son yıllarını, Başpiskopos ve Mainz Elektörü II. Adolf von Nassau’nun sarayında geçirdi. 3 Şubat 1468 tarihinde hayata gözlerini yumdu. 

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler