Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis Dostu Kağıt Havlu Dispenserleri

Yayınlandı

tarihinde

Kağıt havlu dispenserleri hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ev dışı ortamlarda temizlik ve hijyen konusunda çeşitli güçlüklerle karşılaşılmakta. Bu güçlükleri gidermek için üretilen ürünler hem kişisel temizlik ve hijyen, hem de halk sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Koronavirüs salgınıyla birlikte ev dışı ortamlarda dispenser kullanımı her geçen gün artmakta. Bu ürünlerden biri olan kağıt havlu dispenserleri, tuvaletlerde kişisel temizlik ve hijyen konusunda etkin çözümler sunuyor. Aynı zamanda da enfeksiyonların yayılmasını önlemeye katkı sağlıyor. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, Ofix kullanıcılarının son 1 yıl içinde en çok sipariş verdiği 5 kağıt havlu dispenserini kısaca tanıtacağız. 

Rulopak R-1317-TB Kağıt Havlu Dispenseri Z Katlama – Transparan / Beyaz

Listemizin ilk sırasında, Rulopak R-1317-TB kağıt havlu dispenseri z katlama – transparan / beyaz var. Türkiye’nin ilk hijyenik klozet kapağı sistemini üreten Rulopak markası, ev dışı alanlarda temizlik ve hijyen konusunda geniş bir ürün çeşitliliğine sahip. Bu bağlamda z havluluk çeşitleri ev dışı ortamlar için oldukça ideal. Ofix kullanıcılarının son 1 yıl içinde en çok sipariş verdiği kağıt havlu dispenserleri içinde bu ürün, kalitesi ve uygun fiyat avantajıyla öne çıkıyor. Kullanıcılarımız bu ürünlerle birlikte en çok Rulopak R-2606 z katlama kağıt havlu çift katlı 21 x 23.5 cm 200 yaprak – 12 adet ürününü sipariş verdiler. Rulopak z katlama kağıt havlu çeşitleri, yüksek emiş gücü sayesinde kullanıcıların ihtiyaçlarını etkin şekilde karşılamakta.

Rulopak R-1317-TB kağıt havlu dispenseri z katlama – transparan / beyaz ürünüyle kağıt havlularınızı dış etkenlerden koruyabilirsiniz. 27 x 21 x 9 cm ölçüsündeki bu kağıt havlu dispenserleri manuel olarak çalışmakta olup z katlama havlu ile uyumludur. 200 yaprak kağıt kapasiteli bu ürünün yarı mat yarı parlak tasarımı, modern bir görünüm kazanmasını sağlıyor. Ofis tuvaletinize rahatlıkla monte edebileceğiniz bu ürünü kullanarak ofiste temizlik ve hijyen konusunda daha başarılı sonuçlar alabilirsiniz. 

Flosoft F177M Kağıt Havlu Dispenseri Z Katlama – Mavi

Ofis dostu kağıt havlu dispenserleri listemizin ikinci sırasında, Flosoft F177M kağıt havlu dispenseri z katlama – mavi var. Kuruluşu 1988 yılına uzanan Flosoft markası, banyo ve mutfak ağırlıklı temizlik gereçleri ve endüstriyel temizlik ekipmanları alanında ülkemizin öncü markalardan biri konumunda. Halihazırda 600’ün üzerinde ürün çeşidiyle pazarın güçlü oyuncularından biri olan Flosoft’un ürünlerini pek çok endüstriyel alanda görebilirsiniz. Yurt içinde olduğu kadar yurt dışı pazarlarda da Flosoft, her geçen gün daha fazla kullanıcıyla ulaşmayı başarıyor. Özellikle z kağıt havluluk çeşitleri, işyerlerinde büyük ilgi görüyor.

Flosoft F177M kağıt havlu dispenseri z katlama – mavi ürünü 22 x 8 cm ölçüsünde olup z katlama havlu ile uyumludur. Plastik gövde materyali oldukça dayanıklı ve sağlam. İçerisindeki kağıt miktarı dış yüzeyden anlaşılmakta. Kağıt havlu kapasitesi 200 adet olan bu ürünlerin mavi rengi, kullanıcıların temizlik ve hijyen konusunda hissettiği ferahlık duygusunu arttırıyor. 

Rulopak R-1301 Kağıt Havlu Makinesi Sensörlü – Füme

Listemizin üçüncü sırasında, Rulopak R-1301 kağıt havlu makinesi sensörlü – füme var. Kağıt havlu dispenserleri konusunda tercihiniz sensörlü ürünlerden yanaysa, bu ürünler iyi bir seçim olabilir. Sensörlü ürünler ve kağıt havlu makinası çeşitleri ev dışı ortamlarda temizlik ve hijyen konusunda etkin çözümler sunmakta. Eğer kalabalık bir işyerinde çalışıyorsanız, tuvalette sensörlü ürünlerin kullanılması konusunda işvereninizle iletişime geçebilirsiniz. Çünkü bu gibi ortamlarda sensörsüz ürünler enfeksiyonların yayılmasına zemin oluşturabiliyor.

Rulopak R-1301 kağıt havlu makinesi sensörlü – füme ürünü 40 x 23.5 x 31 cm ölçüsünde olup ağırlığı 2.70 kg. Bu üründe bulunan autoswitch özelliği, elektrik kesildiğinde bile pilden enerji alarak çalışmasını sağlamakta. Sensörlü kağıt havlu makinası çeşitlerinde bu özellik elektrik kesintilerinde ürünlerin sorunsuz şekilde çalışmasını sağlıyor. Minimum 19, maksimum 21 cm eninde rulo kağıt havluyla kullanılabilecek bu ürünün kağıt çıktı uzunluğu elektronik olarak ayarlanabilmekte. 15 ile 40 cm arasında değişen uzunluk ayarının yanı sıra kağıt havlu bekleme süresi de 0.5 ile 15 saniye arasında belirlenebilmekte.

Ofix’te satışı devam eden diğer kağıt havlu dispenlerleri kategorisini inceleyebilirsiniz. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak içinse OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler