Bizi Takip Edin

Lifestyle

Klima filtresindeki tehlikelerin farkında mısınız?

Yayınlandı

tarihinde

Klima filtresindeki tehlikeler hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Yaz aylarının gelişiyle birlikte kapalı alanlarda klima kullanımı artıyor. Doğru kullanıldığı zaman serinleme sağlayan, yaşam ve çalışma konforunu arttıran klimalar, yanlış kullanıldığı zaman birçok sağlık riskine zemin hazırlayabiliyor. Klima kullanımıyla ilgili en önemli konulardan biri olan filtre temizliği, özellikle solunum yoluyla bulaşan enfeksiyonların yayılmasını önlemede kritik bir role sahip. Filtre temizliği ihmal edilen klimalar nedeniyle birçok enfeksiyona yakalanabilir, yaşam ve çalışma konforunuzu kaybedebilirsiniz. Profesyonel klima bakımı hizmeti alıyorsanız, bu sorunlardan kolayca kurtulabilirsiniz. Ancak klimanızın bakım ve temizliğini kendiniz gerçekleştiriyorsanız, başta filtre temizliği olmak üzere bazı konulara çok dikkat etmeniz gerekir. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, klima filtresindeki tehlikeler hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Filtre temizliği niçin önemlidir?

Klima bakım ve temizliğinin en önemli aşamalarından biri filtre temizliğidir. Klimanızın diğer üniteleri temiz olsa bile filtre temizliği konusunda gerekli standartlar sağlanamamışsa klima yoluyla bulaşan enfeksiyonlara karşı etkin bir sonuç elde edemezsiniz. Klimaların çalışma sistemi, yüksek debide hava çekip ortamda sıcak veya soğuk hava sirkülasyonu sağlama esasına dayanır. Bu süreçte klima filtresi, havanın temizlenmesini sağlar, hava sirkülasyonunda temiz hava dolaşımını olanaklı kılar. Filtre temizliği ihmal edilen klimalarda temiz hava değil, kirli hava dolaşım halindedir. Kirli filtrelerde biriken zararlı partiküller nedeniyle havanın kalitesi düştüğü gibi, enfeksiyonların yayılma riski artar. Kalabalık ofis veya otel lobisi gibi mekanlarda filtre temizliği çok daha önem taşır. Çünkü klimadan yararlanan insan sayısı arttıkça filtrenin kirlenme süresi kısalır. Bu gibi ortamlarda periyodik filtre temizliği süresi diğer ortamlara oranla daha düşüktür. 

Filtre temizliği konusunda farklı kullanım şekillerine göre farklı periyotlar belirlenebilir. Fazla kalabalık olmayan ortamlarda filtre temizliği 2 haftada bir gerçekleştirilebilir. Daha kalabalık ortamlarda ise bu süre haftada ikiye kadar indirilebilir. Bu bakımdan, klima temizliği yapmak klimanın dış ünite ve kumandasını temizlemekten ibaret değildir. Esas ve daha önemlisi filtre temizliğini doğru şekilde gerçekleştirmektir. Üstelik, bu temizlik sırasında sıcak su veya güçlü çözücüler kullanmaya gerek yoktur. Klima filtresini temizlemeden önce elektrikli süpürgeyle ve yumuşak hareketlerle tozları temizleyebilirsiniz. Ya da basit bir fırça kullanabilirsiniz. Filtreyi süpürüp yıkadıktan sonra iyice kurumasını beklemelisiniz. Filtre temizliği sağlık konusunda olduğu gibi, klimada enerji tasarrufu ve klimanın uzun ömürlü olması için de önemlidir. Çünkü filtre temizliği ihmal edilen klimalarda biriken partiküller nedeniyle evaporatörde karlanma oluşur, soğutma verimi düşer. Cihazınız daha fazla elektrik tüketir, kullanım ömrü azalır. 

Klima filtresindeki tehlikeler nelerdir?

Filtre temizliğinin önemini kısaca bu şekilde belirttikten sonra, klima filtresindeki tehlikelere de kısaca işaret etmek istiyoruz. Klimanızın temizliğini eğer kendiniz sağlıyorsanız, bu tehlikelere karşı mutlaka duyarlı olmalısınız. Aksi durumda, filtre üzerinde biriken bakteri ve mantarlar nedeniyle burun tıkanıklığı ve burun akıntısı, göz kuruluğu, mide bulantısı gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bu şikayetler herhangi bir hastalıktan bağımsız olarak gelişebileceği gibi lejyoner hastalığı, astım ve zatürre gibi hastalıklara bağlı olarak da gelişebilir. Filtre temizliği ihmal edilen klimalar nedeniyle oluşan hastalıklar içinde özellikle lejyoner hastalığı, sıcak yaz günlerinde artan klima kullanımı nedeniyle daha sık görülmekte. 

Bakteri ve Mantarlar

Klima filtresindeki tehlikeler içinde ilk sırada bakteri ve mantarlar gelmekte. Diğer bütün şikayetlerin temelinde bunlar yer alıyor. Bakteri ve mantarların çoğalması için nemli ortamlar en ideal ortamlardır. Sıcak yaz aylarında artan nem, bu konuda hızlandırıcı bir etki gösterir. Kapalı ortamlarda yoğun klima kullanımı yüksek nemle birleştiğinde, bakteri ve mantarların normalden çok daha yüksek hızla çoğalmasına zemin hazırlanmış olunur. Bu konuda özellikle solunum yolu direnci veya genel vücut direnci düşük kişiler daha yüksek risk altındadır. Çünkü bakteri ve mantarlar bu kişilerin akciğerlerine daha hızlı yayılıp pek çok hastalığa yol açabilir. Bu nedenle, filtre temizliği ihmal edilen klimalar yarardan çok zarar getirir. İleriki aşamalarda kişinin astım krizleri ve zatürreye maruz kalması mümkündür. Düzenli olarak filtre temizliği yapılan klimalarda ise bakteri ve mantar oluşumu çok daha düşük düzeydedir. 

Burun Tıkanıklığı ve Burun Akıntısı

Klima filtresindeki tehlikeler içinde en sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında burun tıkanıklığı ve burun akıntısı üst sıralarda yer alıyor. Sıcak yaz aylarında klimalar, serinlemek için sıkça kullanılmakta. Ancak klimanın üflediği soğuk hava, burun içinde konka adı verilen bölgelerin şişmesine yol açar. Burun boşluğunun yan duvarlarında yer alan konkalar, genişleyebilen bir katman ve mukozayla kaplıdır. Burna gelen soğuk hava nedeniyle konkaların genişlemesi, burun tıkanıklığının oluşması için yeterlidir. Ancak filtre temizliği ihmal edilen klimalar nedeniyle temiz hava almak zorlaşır. Vücudun oksijen ihtiyacını karşılamak için burun, filtreleme özelliğini zayıflatır ve kirli hava akciğerlere ulaşır. Burun akıntısına neden olan mukoza aslında burnun kendisini temizlemek için aldığı bir önlemdir. Akciğerlere kirli hava ulaşmasını önlemekte zorluk çeken burunda oluşan bu akıntı, kişinin temiz hava almakta yaşadığı soruna işaret eder. 

Göz Kuruluğu

Temizliği ihmal edilen filtreler nedeniyle oluşabilecek sorunlar içinde göz kuruluğu da tıpkı burun tıkanıklığı ve burun akıntısı gibi belirtilerini kısa süre içinde gösterir. Kirli havada bulunan zararlı partiküller, solunum yollarının yanı sıra göz için de tehlikelidir. Klima kullanılan ortamda eğer klimanın tam karşısındaysanız ve hava akımına doğrudan maruz kalıyorsanız, klima çarpması ile bu şikayetleri daha yüksek oranda yaşayabilirsiniz. Göz kuruluğunun farklı nedenleri olmakla birlikte bunlardan en önemlilerinden biri, gözyaşı bezi kanallarında oluşan iltihaptır. Bu iltihap sonucu yeterince gözyaşı üretimi sağlanamazsa, göz kuruluğu şikayeti ortaya çıkabilir. Klima filtresindeki tehlikeler içinde bu konuya karşı da duyarlı olmalı, klimanın ürettiği hava akımından gözlerinizi korumalısınız. Şikayetleriniz birkaç günden uzun süredir devam ediyorsa, bu durumda bir sağlık kuruluşuna başvurmanızda yarar var. Gözyaşı bezi kanallarınızda oluşan iltihap nedeniyle çeşitli görme bozuklukları yaşayabilirsiniz. 

Mide Bulantısı

Kirli filtreler nedeniyle vücuda giren bakteri ve mantarlar yalnızca solunum yollarını değil, aynı zamanda sindirim sistemini de tehdit eder. Sindirim sisteminde ilk olarak mide bulantısına yol açan bu durum, beraberinde kusma ve ishal gibi şikayetleri de getirebilir. Kirli filtrelerde biriken ve çoğalan zararlı organizmalar, büyüyüp gelişebilmek için en ideal koşullara sahiptir. Bu yönüyle bağışıklık sistemine karşı dirençleri yüksektir. Mide ve bağırsak sistemi tarafından etkinsiz hale getirilemeyen bu organizmalar hastalıklara yol açabilir. Bununla birlikte, mide bulantısı ve diğer şikayetlerin farklı nedenleri de olabilir. Ancak bu şikayetleri klima kullanımının ardından yaşıyorsanız, filtre temizliğini kontrol etmenizde yarar var. Klimanızın filtresi yeterince temiz değilse bu şikayetlerinizin nedeni filtre kirliliği olabilir. 

Lejyoner Hastalığı

Klima filtresindeki tehlikeler içinde en önemlilerinden biri lejyoner hastalığıdır. Bu hastalık, legionella pneumophila bakterilerinin neden olduğu bir akciğer enfeksiyonudur. Filtresi temiz olmayan klimalarda legionella pneumophila bakterileri hızla çoğalıp gelişir. Hastalığın belirtileri nezle ve grip belirtilerine benzer. Bu nedenle çoğu zaman doğru değerlendirilmez. Oysa, bakterilerin vücuda girmesinin ardından 2 ile 10 gün arasında belirtiler artar ve lejyoner hastalığı ilerler. İlk günlerde sürekli balgam çıkarma ihtiyacı hisseden hasta, bunu gerçekleştirmekte ciddi güçlük yaşar. Hastalığın ileriki aşamalarında ise baş ağrısı, bilinç bulanıklığı gibi şikayetlerin gelişmesi mümkündür. Klima filtresindeki tehlikeler içinde lejyoner hastalığından korunmanın en etkin yolu, filtre temizliğini ihmal etmemektir. Üst solunum yollarının yanı sıra alt solunum yollarına da hızla yayılabilen bu bakteriler, astım krizi ve zatürreye de neden olabilir. 

Astım Krizi ve Zatürre

Klima filtresindeki tehlikeler içinde en kötüsü astım krizi ve zatürredir. Bu hastalıkların tedavisi zor, hayati riskleri yüksektir. Yanlış klima kullanımına bağlı olarak bu hastalıklar giderek artmakta. Bu yanlışların başında gelen filtre kirliliği, astım kriziyle yakından ilgilidir. Astım hastaları klimalı ortamlara girdiklerinde, ortamdaki ısı ve nem dengesinden çok kolay etkilenirler. Klimanın kirli hava üflemesi, solunum yollarında çeşitli sorunlar yaşayan kişiler üzerinde daha zararlı sonuçlar doğurur. Dahası, klima temizliğinde kullanılan deterjan ve sabun bile astım krizlerini tetikler. Kalabalık otellerde, klorlu havuzlarda yanlış klima kullanımı daha yaygındır. Bu nedenle astım krizleri daha sık ortaya çıkar. Zatürre de yine zararlı bakterilerin neden olduğu çok ciddi bir sağlık sorunudur. Bu hastalığın tedavisi için hekim gözetiminde antibiyotik kullanmak gerekir. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler