Bizi Takip Edin

Lifestyle

Koç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Koç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri için öneriler Ofix Blog'da...

Hediye almayı da vermeyi de seven bir toplumuz. Fakat, hediye seçmekte zorlandığımız durumlar olabiliyor. Seçtiğimiz ürünlerin estetik özellikleri ile işlevsel özellikleri arasında bazen kararsız kalabiliyoruz. Ve tabii, seçtiğimiz ürünün hediye almak istediğimiz kişiye uygun olup olmadığı konusunda da kararsız kalabiliyoruz. Bu gibi durumlarda burçları dikkate almak, kararsızlığımızı aşmamıza katkı sağlayabilir efendim. Online alışveriş rehberiniz Ofix Blog‘da 2018’i karşılamaya hazırlandığımız şu günlerde, burçlara göre bazı hediye önerilerinde bulunmak istiyoruz. Bu yazımızda, koç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri konusunda bazı önerilerde bulunacağız.

Koç burcunun genel özellikleri nelerdir?

Önce biraz koç burcundan bahsedelim. Koç burcu, genel olarak girişkenlik, sınır tanımazlık ve maceracılık özellikleriyle öne çıkıyor. Bunun için olsa gerek, teknolojik ürünler çok hoşlarına gidiyor. Bu özellikleri, iş hayatında doğru yer ve zamanda kullanıldığında büyük başarıları beraberinde getirebilecek özellikler aslında. Fakat, koçların biraz bencil ve sabırsız oldukları da bilinmekte. Alaycılık özellikleri ise özel hayatlarında olduğu gibi iş ilişkilerine de bazen zarar verebiliyor. 

Koç burcunun en önemli özelliklerinden biri de bulundukları ortamlarda dikkatleri üzerlerine çekmeyi sevmeleridir. Kendilerini lider konumda gören, liderliği doğaları gereği kendilerine yakıştıran koçlar, kendilerini daha özel hissetmelerini sağlayan eşya veya aksesuarlara karşı büyük bir sempatiyle yaklaşıyor. Burçlarının bir özelliği olan bencillik dürtüleri, kendilerini lider olarak görmelerinden, liderliği başkalarına yakıştıramamalarından kaynaklanıyor. Koçların liderlik eğilimlerini güçlendiren her şey onları çok mutlu ediyor.

Koç burcunun bir diğer özelliği de abartılı zevklere sahip olmasıdır. Bu zevkleri, özellikle de iş hayatında kolayca hissediliyor. Koçların çalışma ortamlarını ziyaret ettiğinizde, etrafa şöyle bir baktığınızda bunu kolayca hissedersiniz. Abartılı zevklerin yanı sıra, eğlenmeyi de çok severler. Eğlenceli ürünler ve hobi ürünleri için koçların ayıracakları zamanları mutlaka vardır.

Koç Burcuna Alınabilecek Ofis Hediyeleri

2018’i karşılamaya sayılı günlerin kaldığı bu zaman diliminde, koç burcu bir arkadaşınıza ofis hediyesi almak istiyorsanız, aşağıdaki önerilerimiz tercihlerinize ışık tutabilir.

Teknolojik Ürünler

Koç burcunun teknolojik ürünlere duyduğu ilgi, burçlarının özellikleri olan girişkenlik, sınır tanımazlık ve maceracılık özellikleriyle bire bir örtüşüyor. Ve tabii, liderlik ve bencillik eğilimlerinden dolayı abartılı zevklere sahip olmaları, koçların teknoloji düşkünü olmalarına yol açıyor.

Hediye bütçeniz uygunsa, koçlar için yazıcı ve tarayıcı güzel bir ofis hediyesi olabilir.

Koçların sabırsız olduklarını yukarıda belirtmiştik. Bu özelliklerine bir parça da tembellik ekleyebiliriz. Çok basit işler için fazla zaman harcamaktan hiç hoşlanmazlar. Bu bağlamda, koç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri arasında bir diğer önerimiz evrak imha makinesi. Zımba teli veya ataçları çıkartmayı gerektirmeyen, besleme ünitesi A4 kapasiteli, farklı atık haznesi kapasitelerine sahip birçok seçeneği sitemizde bulabilirsiniz. Kolay atık yönetimi için atık torbası kullanma özelliği de sunan bu ürünler, koçlar için oldukça idealdir. 

 

Koç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri için teknolojik ürünler konusunda kararınız hâlâ netleşmediyse, diğer ürünlerimizi teknoloji kategorimizde inceleyebilirsiniz.

Ergonomi Destek Ürünleri

Koçların teknolojik ürünlere olan ilgisi, ergonomi destek ürünlerine karşı yatkınlıklarını da arttırıyor. Koç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri içinde ergonomi destek ürünleri arasında ilk önerimiz notebook desteği. Hem şık, hem de kullanışlı bu ürünler, notebookun deforme olmasını engelliyor. Notebook ekranının göz hizasında olmasını sağlayan bu ürünler, masa seviyesinden 15 ile 23 cm arasında bir yükselti sağlıyor. 

Tüm gün oturarak çalışmak zorunda kalan ofis çalışanlarının ortak şikayetleri arasında boyun ve sırt ağrıları ilk sırada geliyor. Sırt ve ayak destekleri, tüm ofis çalışanları gibi koçların da beğenerek kullanabileceği ürünler arasında. 3 kademeli yükseklik ayarına sahip ayak destekleri, öne ve arkaya doğru ayak salınımı için uygun özellikte. Farklı kullanım ihtiyaçlarına uygun ergonomik ürünleri Ofix satış sitemizde bulabilirsiniz.

Koç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri içinde bir diğer önerimiz de önkol desteği. Asimetrik tasarımı sayesinde ön kolları ve bilekleri klavye ve mouse kullanımı sırasında destekliyor. Ve kullanıcının kendisini daha da özel hissetmesini sağlıyor. 

Ergonomi destek ürünleri konusunda kararınız hâlâ netleşmediyse, diğer ürünlerimizi ofis mobilyaları kategorimizde inceleyebilirsiniz.

Elektrikli Mutfak ve Ofis Aletleri

Koç burcunun sabırsız oluşu, ihtiyaçlarını karşılama konusunda elektrikli mutfak ve ofis aletlerini onların gözünde daha da değerli hale getiriyor. Zamandan tasarruf sağlayan, kolay temizlenen ve farklı alternatifleri bir arada sunan bu araçlar, koç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri konusunda bir diğer ürün grubunu oluşturuyor.

Koçlar için elektrikli mutfak ve ofis aletleri konusunda ilk önerimiz, filtre kahve makinesi. Kullanıcı dostu ve fonksiyonel bir filtre kahve makinesi ile hediye seçimini başka bir boyuta taşıyabilirsiniz. Ayrıca çay ve Türk kahvesi seveler için de sitemizde aradığınız çay ve kahve makinelerini bulabilirsiniz. 

Koç burcu arkadaşınız Nescafe‘yi çok seviyor ve ofis ortamında sıcak su bulmakta zorluk çekiyorsa, iyi bir su ısıtıcısıyla onu mutlu etmeniz mümkündür. Su ısıtıcıları çalışma hayatında rahatlık ve konfor sağlar. Dilediğiniz an çay ya da kahve yaparak çalışma veriminizi yükseltebilirsiniz.

Koç burcu arkadaşınız Türk kahvesi pişirmekte güçlük çekiyorsa, bu durumda Türk kahvesi makinesi güzel bir ofis hediyesi olabilir. Böylece kahveniz eşliğinde tatlı sohbetler edebilirsiniz.

Koç burcuna alınabilecek ofis hediyeleri için elektrikli mutfak ve ofis aletleri konusunda kararınız hâlâ netleşmediyse, diğer ürünlerimizi ofis mutfak cihazları ve ofis cihazları kategorilerimizde inceleyebilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza keyifli ve bol kazançlı nice yıllar diliyoruz…

Not: Hangi burca hangi hediyeyi alırsanız alın, hediye paketinizin içine sevgi ve dostluk duygularınızı eklemeyi unutmayın…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler