Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Logitech: Bilgisayar ekipmanlarında bir dünya markası…

Yayınlandı

tarihinde

Logitech markasının başarı hikayesi Ofix Blog'da...

Bilgisayar ekipmanları, 1990’lı yıllardan itibaren hayatımızda geniş bir yer tutmaya başladı. Bu süreçte çok önemli başarılara imza atan Logitech markası, yenilik ve kalite konusundaki hassas tutumu ve müşteri memnuniyetini esas alan hizmet anlayışıyla bir dünya markası olmayı başardı. Dijital dünyada geçirdiğimiz sürenin niteliğini arttıran Logitech, en başarılı ürünlerini kişisel bilgisayarlar için çevre birimleri, uzaktan kumandalar, güvenlik kameraları, Web kameraları, hoparlör ve kulaklıklarda ortaya koydu. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi ele aldığımız başarı hikayelerine bu hafta, Logitech markasıyla devam ediyoruz.

Logitech Markasının Doğuşu

Logitech markası, Stanford mezunu Daniel Borel ve Pierluigi Zappacosta ile eski bir Olivetti mühendisi Giacomo Marini tarafından İsviçre’de 1981 yılında kuruldu. Böyle bir marka yaratma düşüncesi, Stanford’da bilgisayar bilimleri yüksek lisans programını sürdürmekte olan Daniel Borel’in zihninde 1976 yılından beri vardı. Yakın arkadaşı Zappacosta’yla birlikte işbirliğine bu dönemde başladı. Yüksek lisans eğitimleri sırasında geliştirdikleri işletim sistemleri, bu iki yeteneğin ileride büyük bir marka yaratacaklarının işaretini vermişti.

Şirketlerini kurmak için gerekli finansmanı aramakla geçen 4 yılın ardından, Zappacosta‘nın yakın arkadaşı Giacomo Marini‘nin desteğiyle İsviçre merkezli Bobst için yaptıkları prototiple şirketlerini 2 Ekim 1981 tarihinde İsviçre’nin Apples kentinde kurdular. Şirketlerinin ismini aslında, yazılım anlamına gelen software sözcüğünden türettikleri Softech olarak koymak istemişlerdi. Fakat bu ismin tescil edilmiş olduğunu öğrendiklerinde, sözcüğün Fransızca karşılığı olan logiciel sözcüğünden türettikleri Logitech ismini almaya karar verdiler.

Yazılım konusunda sahip oldukları bilgi ve deneyimleri birleştiren bu üç girişimci, geleceğin teknolojilerinin gelişiminde bilgisayar ekipmanlarının büyük bir rol üstleneceğini görmüştü. Kişisel bilgisayarların yaygınlaşmaya ve boyutlarının küçülmeye başladığı bu dönemde şirket, bilgisayar ekipmanlarındaki gelişmelere öncülük etmeyi misyon olarak benimsedi. Zappacosta’nın Apples’teki çifliğinin arka bahçesinde kurulan şirket fotokopi makineleri, baskı hizmetleri ve ofis yazıcıları alanında lider firmalardan biri olan Ricoh’un projelerinde yer almayı ve yazılımlarını geliştirmeyi başardı. Bu başarının ardından, Kaliforniya’da San Jose’deki Ricoh‘un geliştirme ofisinin yakınlarında yeni bir ofis açtılar.

İlk Logitech Mouseları

1980’li yıllar, kişisel bilgisayarların gelişimine paralel bir şekilde mouseların büyük ilgi çekmeye başladığı yıllardı. Bilgisayarlarda kullanılan grafiksel ara yüzler geliştikçe, mouseların mükemmel bir navigasyon yardımcısı olduğu anlaşılmaktaydı. Yüzeyde kolayca hareket ettirilebilen mouselar, klavye üzerinde birkaç adımda yapılabilecek işlemleri hızlı ve kolay bir şekilde yapma fırsatı sunuyordu. Bu durum, kurucu ortakların ilgisini çekti ve İsviçre’nin Lozan kentinde faaliyet göstermekte olan Federal Teknoloji Enstitüsü‘nde bir mouse geliştirdiler. Ürün çok beğenildi ve 1982 yılında Logitech P4 mouse ismiyle piyasaya sunuldu. Ki bu ürün, şirketin piyasaya sunduğu ilk bilgisayar ekipmanı oldu.

1982 sonbaharında Las Vegas’taki Comdex fuarında lansmanı yapılan bu mouselar, bilgisayar ekipmanları alanında kısa sürede dikkatleri üzerinde topladı. Birkaç ay içinde şirket, büyük bir ticari başarıya imza attı ve toplu siparişler almaya başladı. Ofis bilgisayarlarında önemli bir pazar gücüne sahip olan Apollo Computer, tanesi 99 dolardan ayda 500 mouse siparişi verdi. 1984 yılında şirket, HP için daha gelişmiş bir mouse üretmek üzere sözleşme imzaladı. HP‘yle yapılan anlaşma sonucu şirket, aylık mouse üretimini 25 bin adete çıkarttı ve kâr marjını arttırdı.

Logitech Markasının Yükselişi

1980’li yılların ikinci yarısında şirket, büyüme sürecini hızla devam ettirdi ve üretim yeteneklerini genişletti. Şirket merkezinin İsviçre’den Silikon Vadisi’ne taşınmış olması, HP gibi büyük bilgisayar üreticileri ve teknoloji şirketlerine yakın olmasını ve bu sayede ticari başarılarını arttırmasını sağladı. Nitekim, şirketin perakendecilikte henüz yeterli bilgi ve deneyimi yoktu ve ürünlerini tüketiciye doğrudan sunmak konusunda olanakları sınırlıydı. Fakat, büyük teknoloji şirketleriyle yaptığı anlaşmalar sayesinde cirosunu arttırdığı gibi, satış ve pazarlama alanında da önemli deneyimler kazandı.

Bu süreçte şirket, Microsoft ile de ortaklık kurmaya çalıştı. Ne var ki, 2 yıl süren pazarlıklar olumlu sonuçlanmadı ve perakende sektörüne C7 mouselar ile girmeyi denedi. Satış ve pazarlama kanallarının sınırlı olmasına karşın şirket, ürünlerin lansmanından sonraki ilk ayda 800 adet mouse satmayı başardı. Böylelikle ürünlerinin yalnızca kurumsal pazarda değil, aynı zamanda perakende pazarında da satış potansiyelinin yüksek olduğunu ispatlamış oldu. Microsoft’un aksine Apple, Logitech’e daha olumlu yaklaştı ve mouselar konusunda bazı ürün geliştirme projelerinde Logitech’ten yararlandı. 

Bu gelişmeler üzerine şirket, Avrupa pazarındaki gücünü arttırmak için İrlanda’da yeni bir üretim tesisi kurdu. Fakat yalnızca Amerika ve Avrupa pazarı için değil, aynı zamanda Uzakdoğu pazarında da aktif olmak istiyordu. Nitekim Uzakdoğu pazarı, “Japon mucizesi”yle birlikte teknolojik yeniliklere büyük ilgi duyan ve gelişmeleri yakından takip eden oldukça genç bir pazardı. Ki bunun anlamı, özellikle de kişisel bilgisayarlar ve çevre birimlerinde büyük bir potansiyel demekti.

Şirketin Uzakdoğu’daki faaliyetleri, 1986 yılının Temmuz ayında Tayvan’ın Hsinchu şehrinde başladı, üretime Eylül ayında geçildi. 1990’ların başlarında ABD, İrlanda, Macaristan ve Tayvan’daki tesislerinde üretim yapan şirket, üretim gücünün yarıya yakınını Çin’e kaydırdı. Operasyonel varlığını ise ABD, Avrupa ve Asya’da farklı birimleriyle daha da güçlendirdi. Gerekli finansal desteği sağlamak içinse halka açıldı ve hisseleri İsviçre Borsası‘nda büyük ilgi gördü.

Dünya Pazarında Logitech

1990’lı yıllar, bilgisayar ekipmanlarında rekabetin kızıştığı yıllardı. Pazar büyüdükçe sektöre yeni oyuncular girmeye başlıyor, kişisel bilgisayar kullanımı arttıkça çevre birimlerinde müşteri beklentileri de artıyordu. Bu değişimlere ayak uydurabilmek için şirket, iki stratejik karara imza attı. Bunlardan ilki, mouselarda pazar gücünü pekiştirmek için Çin’deki üretim faaliyetlerini konsolide etmekti. İkincisi ise ürün yelpazesini genişletip çevre birimlerinde teknolojik yeniliklerin öncüsü olmaktı. Bu amaçla ilk olarak 1992 yılında, Fotoman isimli dijital kamerasının lansmanını gerçekleştirdi. İlk dijital kameralardan biri olan bu ürünler, hızlı görüntü paylaşımına ihtiyaç duyan emlakçılar ve sigorta şirketleri tarafından büyük ilgi gördü.

Fotoman‘ın getirdiği satış başarısının ardından şirket, ürün yelpazesini genişletmek konusunda büyük bir atılım başlattı. 1992 yılında, ses kliplerini belirli uygulamalara yerleştirmeyi sağlayan bir hoparlör/mikrofon olan AudioMan‘in lansmanı yapıldı. 2 yıl sonra, bir tür joystick olan WingMan ile bilgisayar oyunu pazarına giriş yaptı. 1995 yılında, esnek bir kol üzerine yerleştirilen Web kamerası VideoMan‘ın lansmanı yapıldı.

Bu süreçte şirketin mouselarla ilgili ürün geliştirme süreçleri de ayrı bir koldan devam etti. Bilgisayar ekipmanlarındaki en önemli buluşlarından biri olan radyo tabanlı ilk kablosuz mouseu Logitech MouseMan Cordless‘ın lansmanı 1991 yılında yapıldı. Bu ürünlerde yalnızca 150 kHz radyo dalgası kullanılmıştı. 2 yıl sonra lansmanı yapılan yeni modellerde ise dalga boyu 27 MHz düzeyine çıktı. Kablosuz mouselar üzerindeki çalışmalarını yoğunlaştıran şirket, sonraki modellerde lazer izleme teknolojisini daha da geliştirdi ve pek çok yeniliğe öncülük etti.

2000’li yıllarda şirket, ürün yelpazesinin içine klavye, trackball, dijital yazı çözümleri, geliştirilmiş uzaktan kumandalar, Web kameraları gibi dijital iletişim ürünleri, oyun konsolları gibi interaktif eğlence ürünleri, portatif müzik çalarlar için hoparlör ve kulaklıklar gibi pek çok ürünü kattı. Hem mouselarda, hem de diğer ürün gruplarında elde ettiği başarılar sonucunda dünya pazarında çok önemli bir konuma yükseldi.

Günümüzde Logitech

Logitech’in başarı hikayesinde 2000’li yıllarda dikkat çeken en önemli gelişmeler, çeşitli satın almalar yoluyla bilgisayar ekipmanlarındaki pazar hakimiyetini güçlendirmesiydi. Nitekim, 2008 yılında Ultimate Ears’ı satın alarak tüketici pazarı için kulaklık ve ses sistemlerinde seri üretime başladı. 2011 yılında Mirial’ı satın alarak mobil alanda görsel iletişimi geliştiren yeni nesil ürünlere yöneldi. Şirketin satın almalar yoluyla büyüme süreci, 2016 yılında Saitek, 2017 yılında Astro Gaming’i satın almasıyla devam etti. Bu sayede şirket, profesyonel oyun ekipmanı ve ses sistemlerinde pazar payını arttırdı.

Günümüzde Logitech‘in 30’dan fazla ülkede 8 bine yakın çalışanı var. Yıllık geliri 1.8 milyar dolar düzeyinde. Ürün yelpazesi içinde kişisel bilgisayarlar için çevre birimleri, uzaktan kumandalar, güvenlik kameraları, Web kameraları, hoparlör ve kulaklıklar, akıllı telefonlar ve tabletler ile aksesuarlar daha fazla ön planda.

Ofis dostu Logitech ürünleri Ofix’te!

Logitech markasının başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix verilerine göre ofislerin en sık sipariş verdiği Logitech ürünlerinden ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Logitech MK220 Kablosuz Q Klavye-Mouse Seti

Listemizin ilk sırasında, MK220 kablosuz Q klavye-mouse seti var. Bilgisayarımızın en çok kullandığımız ve bu nedenle en hızlı yıpranan kısımlarını oluşturan bu iki araç, Logitech kalitesini parmaklarınızın ucuna getiriyor. Ofisinizde uzun yıllar keyifle kullanabileceğiniz bu ürünler, yazı ve çizim çalışmalarınızı büyük ölçüde kolaylaştırmakta. Standart klavyelere oranla yüzde 36 daha küçük olan bu klavyeler, çalışma alanınızda daha az yer kaplıyor ve hareket alanınızı arttırıyor. 

Logitech M185 Nano Kablosuz Mouse

Listemizin ikinci sırasında, M185 Nano kablosuz mouse var. Şık ve ergonomik bir tasarıma sahip olan bu ürünler, özel nano alıcısı sayesinde 10 metrelik bir kapsama alanında kullanılabiliyor. 2.4 GHz frekans kanalına sahip bu ürünleri 1 adet AA pille kullanabilirsiniz. Pil kullanım süresi 1 yılı bulmakta. 

Logitech K400 Plus Q Touch Klavye

Listemizin üçüncü sırasında, K400 Plus Q touch klavye var. 2 adet AA pille kullanabileceğiniz bu ürünler, 2.4 GHz frekans kanalına ve 10 metrelik bir kapsama alanına sahip. Tuş ömrü 5 milyon tuş vuruşu olan bu ürünler 2 yıl garantili. 

Ofix’te satışı devam eden diğer Logitech ürünlerini inceleyebilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler