Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Epson: Baskı teknolojilerinde bir dünya markası…

Yayınlandı

tarihinde

Epson markasının başarı hikayesi Ofix Blog'da...

Dünyaca ünlü Japon saat firması Seiko‘nun yarattığı markalardan biri olan Epson, 1960’larda geliştirmeye başladığı yazıcılarla baskı teknolojilerinde büyük yeniliklere imza attı. Dünyanın ilk kompakt, nokta vuruşlu ve dijital yazıcılarını geliştiren Epson, 1980’lerde büyük bir pazar gücüne ulaştı ve baskı teknolojilerinde temel standartların oluşmasını sağladı. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi ele aldığımız başarı hikayelerine bu hafta, Epson markasıyla devam ediyoruz.

Kintaro Hattori ve Seiko

Japonya’da saat sektörünün gelişimi, 19. yüzyılın sonlarına doğru başladı efendim. O güne kadar Japonya’da hüküm sürmekte olan Shogun hanedanı yabancılarla teması yasakladığı için, Batı pazarlarında büyük talep gören ürünlere karşı Japonya’da henüz herhangi bir ilgi oluşmamıştı. 19. yüzyılın sonlarına doğru hızlı bir Batılılaşma sürecine giren Japonya’da 1872 yılında ilk demiryolunun kurulmasıyla birlikte Batılı zaman sistemi kabul edildi. 1875 yılında ise Japonya’nın ilk saat fabrikası kuruldu. Çok geçmeden, sektöre yeni oyuncular girmeye başladı ve ürün çeşitliliği arttı.

1892 yılında Kintaro Hattori tarafından kurulan Seiko, Japonya’nın ilk duvar saatlerini üretmeye başladı. Henüz küçük bir çocukken saatlere büyük ilgi duyan Hattori, günün birinde kendi saat mağazasını açmayı çok istiyordu. 1877 yılında evinin önünde Hattori Saat Tamirhanesi’yle başladığı kariyer yolculuğunda saat imalatıyla ilgili çok şey öğrendi ve gerekli sermayeyi biriktirdi. 1892 yılında yalnızca 12 işçiyle faaliyete başlayan Seikosha’daki fabrikasında 18 ay içinde 90 kişiyi istihdam etmeyi başardı. 1900’lerin başlarında yeni fabrikalar kuran Hattori’nin istihdam ettiği işçi sayısı 400’ü aştı.

Seiko saatleri, Batı’dan ithal edilen saatler kadar hassas ve kaliteliydi, yüksek bir rekabet gücüne sahipti. Kalitenin yanı sıra müşteri memnuniyetini de esas alan şirket, ürün geliştirme süreçlerine paralel bir şekilde insan kaynaklarını yetiştirmeye de büyük özen gösteriyordu. Japonya’da yeni teknolojileri öğrenmeye ve kendilerini geliştirmeye istekli gençler ve yetenekli teknisyenler için Seikosha’daki fabrikasından sonra kurduğu Kintaro fabrikasının içinde bir yurt inşa etti. Yurtta kalan öğrencilerin Japonca, matematik ve kaligrafi dersleri alması zorunluydu.

Japonya’nın endüstriyel anlamda Batı’dan geri kaldığının farkında olan Hattori, gerekli ilerlemeyi sağlamak için insan kaynaklarının çok önemli olduğuna inanıyordu. 1924 yılında faaliyete başlayan Hattori Ticaret Okulu, Japonya’da eski makine ekipmanlarının yenilenmesi ve makinelerle ilgili bilgi eksikliğinin giderilmesinde çok önemli roller üstlendi. Dahası, Batı’yla rekabet için bunların yeterli olmadığını düşünen Hattori, markalaşma ve pazarlama süreçlerine çok önem verdi. Öyle ki, Seiko saatlerinin lansmanları Japonya’da hep büyük ilgiyle karşılandı. Japonya’nın ilk radyo ve televizyon reklamları, Hattori’nin bu ileri görüşlülüğü sayesinde Seiko tarafından gerçekleştirildi.

Epson Markasının Doğuşu

Epson markasının doğuşu, 1942 yılına kadar uzanıyor efendim. Japonya’nın Batı’yla rekabet süreci içinde Seiko, ihtiyaç duyulan teknolojik gelişime katkı sağlamak için elektronik yazıcılar (electronic printer, EP) dahil pek çok teknolojik ürünün imalatını gerçekleştirmekteydi. Yenilik konusunda sınırları zorlayan ve zamanı son derece hassas bir şekilde ölçen ürünler geliştiren şirket, 1964 yılında Tokyo’da düzenlenen Olimpiyat Oyunları’nda resmi zaman tutucu olarak seçildi.

Şirketin olimpiyatlar için geliştirdiği bir elektronik yazıcı olan EP-101, daha sonra markaya ismini verecekti. 1968 yılında seri üretimine başlanan ve satışa sunulan bu ürünler, yazıcı boyutlarında yeni bir dönemin habercisiydi. Nitekim, dünyanın ilk kompakt ve dijital yazıcısı olan bu ürünler, o güne kadar alışılmış yazıcı boyutlarına göre çok küçük olduğu gibi, aynı zamanda da çok dayanıklı ve sağlamdı. Enerji tüketiminde ise diğerlerine oranla yüzde 95 tasarruf sağlıyordu.

1970’li yıllarda EP-101, elektronik masaüstü hesap makinesi üreticilerinin dikkatini çekti. Yazıcıların yanı sıra bilgi işleme ekipmanları ile ölçüm cihazlarında da müşteri beklentileri değişiyor, daha kompakt ve taşınabilir ürünlere ilgi artıyordu. Teknoloji firmaları arasında ciddi rekabetlerin yaşandığı bu yıllarda ürünlerin boyutlarının küçülmesi konusunda EP-101, teknoloji mühendislerine büyük bir ilham kaynağı oldu.

Epson mühendisleri ilk başta, Seiko’nun saat imalatı için hassas parçalarının üretimini üstlenmişti. Fakat yıllar içinde kazandıkları deneyimler sonucu hassas işletim sistemlerinde pek çok yeniliğe imza attılar ve daha yüksek özelliklere sahip elektronik ürünler geliştirdiler. Marka ismi ise “EP’nin oğlu” anlamına gelecek şekilde ilk defa 1975 yılında kullanıldı. Bu tarihlerde şirketin yazıcı üretim miktarı aylık 100 bin düzeyine ulaştı. 1985 yılında Suwa Seikosha ile Epson Corporation’ın birleşmesiyle Seiko Epson Corporation kuruldu ve Epson’un “yeni oğulları” piyasaya sunuldu.

Epson Markasının Yükselişi

1978 yılında Epson, ürettiği ilk nokta vuruşlu yazıcı olan TX-80’i piyasaya sundu. Bu ürünle şirket, kurumsal pazarlarda elde ettiği başarıların yanı sıra kişisel bilgisayarlarda günlük kullanıma uygun bir yazıcıyla pazar gücünü arttırmak istemişti. Ne var ki TX-80, EP-101 kadar büyük bir ilgi uyandırmadı. Bu ürünün geliştirilmiş bir versiyonu olarak 1980 yılında piyasaya sunulan MX-80 ise Japonya’nın yanı sıra Avrupa ve ABD’de de büyük ilgi gördü. Öyle ki, ABD’de en hızlı şekilde satılan yazıcı oldu. Üstelik bu ürünler, grafik üretmek için tasarlanmış olmasına rağmen endüstriyel yazıcılar için temel standart haline geldi.

MX-80, 9 iğneli microdot baskı kafası ile çift yönlü yüksek hassasiyetli baskı kalitesine sahipti. 9 x 9 karakter kompozisyonu ve ayarlanabilir hat uzunluğuyla bu ürünler, endüstriyel alanda son derece işlevseldi. Küçük boyutlu, hafif ve kompakt tarzı, hızlı bir büyüme döneminde olan ABD pazarının ihtiyaçlarına uygundu. Bu ürünlerle şirket, dünya pazarında büyük bir yükseliş ivmesi yakaladı. Öyle ki, 1980’lerde Japon pazarının yüzde 60’ı, dünya pazarının ise yüzde 90’ı Epson’un eline geçti. Hatta marka ismi, nokta vuruşlu yazıcılarla eş anlamlı olarak kullanılmaya başlandı. Japonya’nın dışında Avrupa ve ABD’de yeni ofisler kuran şirket, müşteri portföyünü hızla genişletti.

Ürün geliştirme süreçlerinde teknolojik gelişmelere öncülük etmenin yanı sıra müşteri ihtiyaçlarının analizine de büyük önem veren Epson, kısa bir süre sonra kişisel bilgisayarlar alanında da büyük bir başarı ivmesi yakaladı. Epson’un ilk kişisel bilgisayarı olarak 1982 yılında piyasaya sunulan QX-10 modelinin 64K ve 256K RAM olmak üzere iki farklı modeli vardı ve bu ürünlerde 4 MHz’lik Zilog Z80 mikroişlemcileri kullanılmıştı. Bu ürünler ayrıca, ağ kartları ve Intel 8088 işlemcisi gibi üçüncü taraf eklentileri için MS-DOS ile uyumlu olarak kullanılabilen bağlantı noktalarına sahipti. 1982 yılında piyasaya sunulan HX-20 notebooklar da Epson’un pazar gücünü arttırdı.

Günümüzde Epson

1990’lı yıllarda Epson’un bir Japon şirketi olduğu bilinse de aslında saat üreticisi Seiko’nun bir markası olduğu çok az biliniyordu. Oysa Epson, yazıcı ve bilgisayarlarda ürün çeşitliliğini arttırırken saat ve diğer ürün gruplarında da Ar-Ge süreçlerini devam ettiriyordu. Nitekim, geliştirdiği ilk quartz saatlerinden sonra LCD ekranlı kol saatleri ve çağrı cihazları, özel lens sistemleri, LCD projektörler ve diğer ürün gruplarında da Epson’un üretim faaliyetleri devam etti. Fakat en büyük başarıları baskı teknolojilerinde yaptığı için daha çok yazıcı ve baskı çözümleri ile anıldı.

1992 yılında Epson, ABD Çevre Koruma Ajansı tarafından verilen Stratosferik Ozon Koruma Ödülü’nü kazandı. 1998 yılında Nagano’da düzenlenen Kış Olimpiyat Oyunları’nın resmi zaman tutucusu olarak seçildi ve 1964 Olimpiyat Oyunları’ndan sonra ürünlerini bir kez daha geniş kitlelere tanıtma fırsatı buldu. 2003 yılında hisseleri, Tokyo borsasının birinci bölümünde listelendi. 2004 yılında, Seiko Quartz Astron 35SQ ile IEEE Kilometre Taşı Ödülü’nü kazandı. Minoru Usui yönetiminde 2010 yılında, Manchester United’ın ofis ekipmanları iş ortağı oldu. 2014 yılında ise TIPA Ödülleri’nde En İyi Fotoğraf Yazıcısı ve En İyi Projektör ödüllerini kazandı.

Ofis dostu Epson ürünleri Ofix.com’da!

Epson markasının başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre ofislerin en sık sipariş verdiği Epson ürünlerinden ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. OfixPlus kurumsal müşteri platformumuzda kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanabilirsiniz. 

Epson L4160 Çok Fonksiyonlu Renkli Mürekkep Tanklı Yazıcı

Listemizin ilk sırasında, L4160 çok fonksiyonlu renkli mürekkep tanklı yazıcı var. Yazıcı, tarayıcı ve kopyalama özelliklerine sahip bu ürünleri ister USB kablosuyla, isterseniz Wi-Fi bağlantı özelliğiyle kullanabilirsiniz. Baskı hızı siyah çıktılar için dakikada 10.5, renkli çıktılar için 5 sayfa. 

Epson T7021XL Siyah Mürekkep Kartuş

Listemizin ikinci sırasında, T7021XL siyah mürekkep kartuş var. 45 ml’lik bu ürünlerle yaklaşık 2400 sayfa çıktı alabilirsiniz. 

Epson C13S015647 2’li Yazıcı Şerit

Listemizin üçüncü sırasında, C13S015647 2’li yazıcı şerit var. Siyah renkli ve nokta vuruşlu bu ürünlerde baskı kapasitesi, yaklaşık 4 milyon karakter.  

Epson C13S015647 2'li Yazıcı Şerit Ofix.com'da!

Ofix’te satışı devam eden diğer Epson ürünlerini inceleyebilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler