Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Martin Cooper: Cep telefonunu yaratan mucit…

Yayınlandı

tarihinde

Martin Cooper ve cep telefonunun icadı hakkında merak ettikleriniz Ofix Blog'da...

Amerikalı mühendis Martin Cooper, 1950’li yıllardan itibaren kablosuz iletişim sistemleri üzerinde çeşitli çalışmalar yapıyordu. 1967 yılında geliştirdiği taşınabilir el tipi polis telsizi, kablosuz iletişim tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. 1973 yılında icat ettiği DynaTAC telefon ise iletişim tarihinde yepyeni bir sayfa açtı. Alexander Graham Bell tarafından neredeyse 100 yıl önce icat edilen telefon, artık bakır kablolardan kurtuluyor, kablosuz iletişim olanaklarıyla yeni bir çağ başlıyordu. 1980’li yıllardan itibaren kullanımı hızla artan ve internet tabanlı teknolojilerle akıllı hale gelen cep telefonunun mucidi Martin Cooper, aynı zamanda da kablosuz iletişim endüstrisinin kurucusu oldu. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Martin Cooper‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Martin Cooper kimdir?

Martin Cooper, 26 Aralık 1928 tarihinde ABD’nin Illinois eyaletine bağlı Chicago kentinde Ukraynalı göçmen bir ailede dünyaya geldi. Henüz küçük yaşlardan itibaren mekanik ve elektronik alanına ilgi duyuyor, bir şeyleri parçalarına ayırarak incelemekten keyif alıyordu. İcat tutkusu bu yaşlarda ortaya çıkan Martin Cooper‘ın iyi bir eğitim alması için ailesi ellerindeki tüm olanakları seferber etti. Lisans eğitimini 1950 yılında Illinois Teknoloji Enstitüsü‘nde (Illinois Institute of Technology, IIT) elektrik mühendisliği alanında tamamladı. Hemen ardından, donanmaya katıldı ve denizaltılarda kullanılan elektronik sistemler üzerinde çalışmaya başladı. Kore Savaşı sırasında denizaltı subayı olarak görev yaptı. Bu dönemde kazandığı deneyimler, kablosuz iletişim alanında ileride yapacağı çalışmalara temel teşkil etti. 

Kore Savaşı’nın ardından donanmadan ayrıldı ve Chicago merkezli Teletype Corporation’da elektrik mühendisi olarak çalışmaya başladı. Medya kuruluşlarına uzaktan iletişim hizmetleri sağlayan bu şirkette imkanlar oldukça sınırlıydı. Bu nedenle 1954 yılında işinden ayrıldı ve iletişim alanında lider firmalarda biri olan Motorola’ya katıldı. Bir taraftan da elektrik mühendisliği alanında kendini geliştirmeye devam etti ve 1957 yılında IIT’de yüksek lisans yaptı. İşine olan saygısı ve tutkusu ile kendini geliştirme çabası sayesinde Martin Cooper, 1960’lı yıllarda Motorola’da çok önemli çalışmaların içinde yer aldı. Bunlar içinde en önemlisi, Chicago polis departmanı için cep telefonu benzeri taşınabilir el tipi polis telsizi geliştirilmesiydi. Proje kapsamında sürdürülen çalışmalar 1967 yılında başarılı sonuç verdi ve Martin Cooper, cep telefonu benzeri taşınabilir el tipi polis telsizi geliştirmeyi başardı. Bu başarısı sayesinde şirket yönetimi, Martin Cooper’ı iletişim sistemleri biriminin başına getirdi. 

Cep telefonu nasıl icat edildi?

İletişim tarihinin en önemli başarılarından biri, 1876 yılında Alexander Graham Bell tarafından icat edilen telefondu. O günden bu yana telefonu geliştirmek için sayısız çalışma gerçekleştirilmiş, telefonla kurulan iletişimde pek çok iyileşme sağlanmıştı. Ancak kablosuz iletişim konusunda süreç bu kadar hızlı ilerlemiyordu. 1970’li yıllara kadar iletişimde telefon kablolarından kurtulmak konusunda önemli bir çalışma yapılmamıştı. Sabit hatlar ile bakır kablolar özdeşleştirilmiş, mobil iletişim olanakları üzerinde yeterince düşünülmemişti. 1930’lardan itibaren kullanılmaya başlanan araç telefonları ise sınırlı bir iletişim imkanı sunmuştu. Bu telefonlarla hem çok az sayıda kullanıcıya ulaşılabiliyor, hem de kısıtlı bir süre konuşulabiliyordu. Sabit hatlarla kurulan iletişime oranla araba telefonları iyi bir alternatif değildi. 1947 yılında William R. Young ve Douglas H. Ring, radyo dalgalarının iletişimde kullanılması için çok geniş bir frekans ağının gerektiğini, mevcut imkanlarla bunun olanaksız olduğunu göstermişti. 

1967 yılında Martin Cooper, taşınabilir el tipi polis telsizi geliştirerek frekans genişliği konusundaki sorunları nasıl çözebileceğini anlamıştı. FM radyo istasyonlarında kullanılan ultra yüksek frekanslar, kablosuz iletişimde yeni bir hücresel mimarinin gelişmesini olanaklı kıldı. Bu konudaki çalışmalarını yoğunlaştıran Martin Cooper, aramaların telefon numaralarını çevirerek değil, belirli frekans dalgalarına kilitlenerek yapılmasını sağlayan yeni bir teknoloji geliştirmeyi başardı. İlk olarak 3 Nisan 1973 tarihinde New York City’de düzenlediği basın toplantısıyla halka tanıtılan DynaTAC, mobil iletişimde yeni bir çığır açtı. Cep telefonunun atası unvanına sahip bu ürünle aynı zamanda ilk cep telefonu görüşmesi yapıldı. Fakat ne var ki, sistem henüz yeterince güvenilir değildi. Belirli bir ağda 24’ten fazla kanalın çalışması da mümkün değildi. Başka deyişle, cep telefonu ile iletişim kurulabilecek kullanıcı sayısı çok azdı. Telefonların maliyeti de oldukça yüksekti. 

Martin Cooper ve Cep Telefonu Endüstrisi

Cep telefonu ilk icat edildiğinde kamuoyu tarafından ilgiyle karşılandı. Ne var ki, bu icadın bir ürün olarak geliştirilmesi ve piyasaya sunulması için henüz çok erkendi. Araç telefonlarının arabaya bağlı olma zorunluluğu Martin Cooper tarafından ortadan kaldırılmıştı. Ancak DynaTAC telefonları 23 cm uzunluğunda ve 1.1 kg ağırlığındaydı. Pil ömrü 35 dakika, şarj süresi ise 10 saatti. Bu dönemde cep telefonlarını geliştirmeyi anlamsız görenlerin sayısı da az değildi. Sabit telefonlara oranla mobil telefonlar iletişimde bazı kolaylıklar sağlasa da kullanım güçlüğü ve kısıtlı imkanları nedeniyle bu işe para harcamanın gereksiz olduğu düşünülüyordu. Bütün bunlara rağmen Martin Cooper, icadının potansiyellerini görüyor, cep telefonlarıyla iletişim alanında yeni bir çağ başlayacağına inanıyordu. Motorola‘da kendisine sunulan imkanlardan yararlanarak hücresel ağlar konusunda çalışmalarını sürdürdü. 

DynaTAC telefonları tasarlarken Martin Cooper, dönemin kült dizisi Star Trek’te Kaptan James T. Kirk’in kullandığı iletişim cihazından ilham almıştı. Aynı zamanda Dick Tracy’nin bilek radyosu da ilgisini çekmişti. Cep telefonlarında sesin kusursuz şekilde aktarılması ve kapsama alanının genişliği konusunda Martin Cooper oldukça iddialıydı. Bu süreçte Motorola yönetimi, Martin Cooper’ın icadına inanıyor, pazar potansiyelleri konusunda olumlu değerlendirmeler yapıyordu. 1973 yılından itibaren toplam 100 milyon dolarlık yatırımla cep telefonunun geliştirilmesi bu sayede mümkün oldu. Cep telefonları geliştikçe, iletişimin belirli bir mekana bağımlı olma zorunluluğu ortadan kalkmaya başladı. Artık her eve değil, her kişiye bir telefon numarası atanıyor, iletişim yaygınlaşıyordu. Cep telefonlarını geliştirmek için 10 yıl boyunca devam eden çalışmalar, Motorola’nın yanı sıra pek çok teknoloji şirketinin de kablosuz iletişim alanına yatırım yapmasının önünü açtı. 

1980’lerden Günümüze Cep Telefonları

1983 yılında Martin Cooper, Motorola bünyesinde bir cep telefonunu 90 günden kısa sürede imal edebilen bir üretim bandı kurmuştu. Lansmanı yapılan ilk cep telefonu Motorola DynaTAC 8000X’ti ve fiyatı 3.995 dolardı. Buna rağmen pazarda ilgi gördü ve satışlardan önemli bir ciro başarısı elde etti. Bunun üzerine Martin Cooper, ticari anlamda daha büyük başarılar elde etmek için kendi şirketini kurmak üzere Motorola’dan ayrıldı. Kurduğu Cellular Business Systems şirketi, çok kısa bir süre içinde hızlı bir büyüme ivmesi yakaladı. Fakat bu büyüme, Martin Cooper için yönetilebilir bir durum olmaktan çıktı. Bunun üzerine şirketi 1986 yılında 23 milyon dolara Cincinnati Bell’e sattı. Bu satışın ardından, eşi Arlene Harris ile birlikte kablosuz sistemler için yazılım geliştiren ArrayComm şirketini kurdu ve cep telefonlarının geliştirilmesi için çalışmalarını sürdürdü. 

1990’lı yıllardan itibaren Martin Cooper, eşiyle birlikte kablosuz iletişim alanında çok sayıda şirket kurdu, birçok şirkete ortak oldu. Bunların bir kısmı cep telefonu hizmetlerinin geliştirilmesine yönelikken, bir kısmı da bu hizmetlerin faturalandırılmasına yönelikti. Martin Cooper ve eşinin yönetiminde şekillenen bu süreçte cep telefonları artık yalnızca iletişim kurmayı sağlamıyor, sunduğu pek çok fırsatla hayatımızda giderek daha fazla yer işgal etmeye başlıyordu. Cep telefonları sayesinde artan ve yaygınlaşan iletişim imkanları hemen her alanda pek çok değişime zemin hazırladı. Sağlık hizmetlerine erişim ve suçla mücadelede çok önemli başarılar elde edildi. İlgili kurumlara ulaşmak kolaylaştığı için sağlık ve güvenlik alanında standartlar yükseldi. 2000’li yıllarda internet tabanlı teknolojilerle akıllı hale gelen cep telefonları günümüzde artık doğal bir zorunluluk haline geldi. Cep telefonunun mucidi Martin Cooper, başarı hikayesiyle günümüzde de ilham kaynağı olmayı sürdürüyor. 

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler