Bizi Takip Edin

Lifestyle

Maske Kullanımında Doğru Zannedilen Yanlışlar

Yayınlandı

tarihinde

Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Korona döneminde hayatımızın merkezine yerleşen maskeler, salgına karşı alınabilecek önlemlerin başında geliyor. Doğru maske kullanımı koronavirüsün bulaşma riskini yüzde 80’e kadar azaltırken yanlış maske kullanımı nedeniyle salgından korunmak mümkün olmuyor. Yanlış maske kullanımı çeşitli nedenlere dayanmakla birlikte, bu nedenler arasında doğru zannedilen yanlışların payı büyük. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Doğru maske kullanımı nasıl olmalı, diye merak ediyorsanız, bu yazımızda çok şey bulabilirsiniz. 

Çene veya Burun Altında Maske Kullanımı

Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında çene veya burun altında maske kullanımı oldukça yaygın. Özellikle sıcak yaz aylarında daha iyi nefes almak adına gerçekleştirilen bu kullanım şekli, koronavirüsün solunum yoluyla bulaşmasına davetiye çıkarıyor. Koronavirüsten korunma yolları içinde maskenin ağzı kapatmasının yeterli olduğu düşüncesi, solunum yollarını virüse karşı savunmasız bırakmakta. Kapalı mekanlara girişte rastladığımız maskesiz girilmez uyarı etiketleri, maskeyi sırf takmış olmak için takanların farkındalıklarını arttırmaya yetmeyebiliyor. Maske takmama cezası yememek adına maske takmış olmanın koronavirüsten korunma yolları içinde önemli bir etkisi yok.

Doğru maske kullanımında maskenin ağız ve burun bölgesini kaplaması gerekmekte. Ayrıca, yüz ve maske arasında boşluk bulunmamalı. Yanlış maske takma şekilleri solunum yolları için risk oluşmakta. Bu yönüyle telli maskeler, diğer maskelere oranla daha faydalıdır. Ağız ve burun bölgenizi korumak için telli maskeleri tercih edebilirsiniz. Maske fiyatı bakımından da telli maskeler bütçe dostudur. Maske ücretsiz dağıtıldığı dönemlerde çok daha yanlış şekillerde kullanılmaktaydı. Basında ve sosyal medyada maske haberleri arttıkça yanlış kullanım şekilleri azalmaya başladı. Fakat yine de doğru maske kullanımının yaygınlaşmasında henüz istenilen noktada değiliz.

Maskenin Uzun Süre Kullanımı

Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında maskenin uzun süre kullanımı da maalesef oldukça yaygın. Maske derken kastettiğimiz cerrahi maskeler, tek kullanımlık ürünler arasında yer alır. Bu ürünlerin üretiminde kullanılan materyaller ve üretim teknikleri, uzun süre kullanılmaları durumunda özelliklerini kaybetmesine yol açmakta. Cerrahi maskelerin ideal kullanım süresi 4 saattir. Bu süre dolduktan sonra, maske kirli görünmese bile etkinliğini kaybeder. Cerrahi maskenin görüntüsü ile etkinliği arasında zorunlu bir ilişki yoktur. Maskenizin temiz görünmesi, etkinliğini koruduğu anlamına gelmez.

Gün içinde aşırı terlemeye bağlı olarak maske yüzeyinde nem birikmişse, 4 saatin dolmasını beklemeden maskenizi değiştirmelisiniz. Çünkü maskeler, su ve neme dayanıklı ürünler değildir. Bu gibi durumlarda koruyucu özelliklerini yitirirler. Bez maske tercih ediyorsanız, terlemeye bağlı olarak yüzeyde nem birikimi daha fazla olacaktır. Maske bezi olarak kullanılan kumaşların pek çoğu maalesef terletici özelliklere sahip. Üstelik, maske boyama son zamanlarda oldukça popüler bir aktivite haline geldi. Fakat ne var ki, boyanmış maskeler daha fazla terletir ve boya maddelerinin ciltle teması bazı sağlık risklerine zemin hazırlar.

Maskenin Yıkanarak Defalarca Kullanılması

Maskelerin yıkanarak defalarca kullanılması son derece yanlış bir kullanım şeklidir. Tek kullanımlık ürünler arasında yer alan maskelerin sahip olduğu özellikler, yıkandığında geri gelebilen özellikler değildir. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında cerrahi maskelere alternatif olarak kullanılan kumaş maskeler ise koronavirüse karşı etkin bir araç değildir. Cerrahi maskelere oranla bez maske, baskılı maske ve desenli maske çeşitleri daha zayıf bir koruma sağlar. Evde maske yapımı kolay ve eğlenceli bir iş haline gelmiş olsa da sağlık açısından bu maskeler güvenilir değildir. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında bu maskelerin yüzeyine dezenfektan veya kolonya uygulamak da yeterli değildir.

Bez maske çeşitleri eğer yıkanacaksa, en az 60 derecede ve deterjanla yıkanmalı. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında cerrahi maskeleri yıkamak yerine yüzeyine dezenfektan veya kolonya uygulamak da yine, koronavirüse karşı etkin bir koruma sağlamaz. Üstelik, dezenfektanlardaki etken maddelerin solunum yoluyla vücuda alınması çeşitli sağlık risklerine zemin hazırlar. Ülkemizde bez maske kullanımı, evde maske üretimi ile maalesef özendirilmekte. Evde maske üretim makinesi kullanılarak yapılan bez maskeler yerine cerrahi maskeleri tercih edebilir, koronavirüse karşı daha güçlü bir koruma sağlayabilirsiniz.

Maskenin Defalarca Çıkarılıp Takılması

Koronavirüsten maskeyle korunmak için maskenizi bir kez taktıktan sonra yemek yemek veya su içmek gibi zorunlu haller dışında 4 saat boyunca hiç çıkarmamalısınız. Maskenin defalarca çıkarılıp takılması, koronavirüsün temas yoluyla bulaşma riskini yükseltiyor. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında maske takmış olmakla yetinmemelisiniz. Kullanım süresi dolmadan maskenizi gereksiz yere çıkarıp takmamalısınız. Maskeyi yanlış takanlar bu konuda çok daha dikkatli olmalı. Maskenizi bir kez çıkarmışsanız, tekrar takmadan önce ellerinizi iyice yıkamalı veya dezenfektanla temizlemelisiniz.

Maskenizi taktıktan sonra bir kez ve iyice ağız ve burun bölgenize yerleştirmeli, önemli bir kayma veya açılma oluşmadıkça maskenize temastan kaçınmalısınız. Bunun için uygun bir maske aparatı kullanabilirsiniz.

Çıkarılan Maskenin Cepte veya Çantada Taşınması

Maskenizi herhangi bir nedenle çıkarmışsanız, yeniden kullanıncaya kadar cebinizde veya çantanızda taşımamalısınız. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında kullanılmış maskeyi cepte veya çantada taşımak çok sakıncalı. Maskenizi çıkardıktan sonra cebinize veya çantanıza koymadan önce mutlaka bir poşetin içine koymalısınız. Üstelik poşetin ağzını sıkıca kapatmalı ve işi bittikten sonra çöpe atmalısınız. Çıkardığınız maskeyi poşet olmaksızın cebinize veya çantanıza koyarsanız, maske kullanarak aldığınız önlemler maalesef boşa gider. Ve tabii, maskenizi çıkarmak istediğinizde maske ipi veya maske aparatı ya da maske tutucu kısmını kullanmanız gerekir.

Maskenin Çöpe Atılması

Cerrahi maskeler tıbbi atık kapsamında değerlendirilen ürünlerdir. Bu ürünleri kullandıktan sonra herhangi bir evsel atık gibi çöpe atmamalısınız. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında maskenin çöpe atılması, çöp toplama işleri sırasında koronavirüsün bulaşma riskinin artmasına yol açıyor. Bulunduğunuz ortamda kullanılmış maskeleri atmanız için özel olarak ayrılmış bir maske eldiven atık kutusu veya maske kutusu varsa bu kutuları kullanmalısınız. Maske kutusu eğer yoksa, maskenizi iç yüzeyi içeride kalacak şekilde ağzı kapalı bir poşetin içinde çöp torbasına atmalısınız. Maskenizi çıkarırken ön yüzeyine kesinlikle dokunmamalı, maskenizi kulak arkasındaki iplerden tutarak çıkarmalısınız. Maskenizi maske kutusu veya çöpe attıktan sonra, ellerinizi yıkamayı veya dezenfekte etmeyi ihmal etmemelisiniz.

Maske Takmanın Yeterli Olduğu Düşüncesi

Koronavirüsten korunma yolları içinde en etkili araçlardan birinin maske olması, maske takmanın yeterli olduğu yönünde bir düşüncenin doğmasına yol açtı. Oysa yalnızca maske kullanmak, koronavirüsten korunmak için yeterli değildir. Maskenin yanı sıra sosyal mesafe ve kişisel hijyen önlemlerine de dikkat etmek gerekir. Üstelik, gün içinde fazla sayıda kişiyle bir araya gelmeniz gereken bir iş yapıyorsanız, maskeye ek olarak siperlik kullanmanızda da yarar var. Maske kullanımında doğru zannedilen yanlışlar arasında maske takmanın yeterli olduğu düşüncesine kapılmamalı, diğer önlemleri de etkin şekilde uygulamalısınız.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
2 Yorum

1 Yorum

  1. Fulden Küçük

    29 Eylül 2020 saat 11:56

    Daha maske bile taktiramadigimiz insanlarimiza bu kurallari ogretmek ve uygulatmak epey zor olacak. Ama yazı muhteşem, elinize sağlık.

  2. Akçayel Özel Dedektif Bürosu

    9 Kasım 2020 saat 14:27

    İnsanları anlamak mümkün değil büro çıkışında gözümün önünde yerdeki maskeyi alıp cebine atan adam gördük. Amca napıyorsun diye soruyorum çamaşır suyu ile yıkıyorum mikrop kalmaz bunda boşuna para vermeyeyim diyor. Bu kişiye kızamıyorsun adam üç kuruşun hesabını yapıyor, Kızmak istiyorsun bu tür kişiler yüzünden bitme şansı minimumda kalıyor. Tabi o maskeyi yere atan da ayrı konu.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Yaz Sıcaklarında Kurtarıcı: Vantilatör Seçmenin ve Kullanmanın Püf Noktaları

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Vantilatör alacaklar için yaz geldiğinde herkesin aklından aynı şey geçer:
“Biraz serinlesek yeter.”

İşte tam bu noktada devreye en pratik çözümlerden biri girer: vantilatörler.
Klimaya göre daha ulaşılabilir, daha az elektrik tüketen ve neredeyse her ortamda kullanılabilen bu cihazlar, özellikle son yıllarda yeniden popüler hale geldi.

Ama iş sadece “bir vantilatör alayım” demekle bitmiyor.
Doğru ürünü seçmek, doğru şekilde kullanmak ve biraz da bakımını yapmak gerekiyor.

Bu yazıda vantilatörlerle ilgili bilmen gereken her şeyi sade sade anlatıyoruz.

Vantilatör Kullanmanın Avantajları

Vantilatör basit bir cihaz gibi görünür ama sağladığı konfor düşündüğünden daha fazladır.

Sıcak havalarda en büyük etkisi, ortamı gerçekten “soğutmak” değil, havayı hareket ettirmesidir.
Bu hareket, vücudun terleme yoluyla serinlemesini hızlandırır. Yani aslında seni serinleten şey rüzgâr hissidir.

Kapalı bir ortamdaysan, vantilatörün bir diğer avantajı da hava sirkülasyonudur.
Uzun süre kapalı kalan bir odada oluşan o ağır hava hissi, vantilatör çalıştığında kısa sürede dağılır. Özellikle ofis ortamlarında bu fark çok net hissedilir.

Bir de işin ekonomik tarafı var.
Klimalarla kıyaslandığında çok daha az elektrik tüketir. Bu da özellikle uzun süreli kullanımlarda ciddi bir tasarruf anlamına gelir.

Üstelik çoğu model hafif ve taşınabilirdir.
Yani sabit bir yere bağlı kalmazsın. İhtiyaç neredeyse vantilatör de orada olur.

Vantilatör Seçerken Nelere Dikkat Etmeli?

Burada en sık yapılan hata şu:
Görüntüsüne bakıp karar vermek.

Oysa asıl önemli olan nerede ve nasıl kullanacağın.

Küçük bir çalışma masası için dev bir sanayi tipi vantilatör almak da, geniş bir salon için mini bir masaüstü model seçmek de aynı şekilde verimsiz olur.

Alan büyüdükçe, cihazın gücü de artmalı.
Aksi halde çalışır ama etkisini hissettirmez.

Hız ayarları da önemli bir detay.
Günün her saatinde aynı rüzgârı istemezsin. Bazen hafif bir esinti yeterli olur, bazen daha güçlü bir hava akışı gerekir. Bu yüzden farklı hız seçenekleri sunan modeller her zaman daha kullanışlıdır.

Bir de ses konusu var.
Özellikle uyurken ya da odaklanman gereken bir iş yaparken, vantilatör sesi can sıkıcı olabilir. Bu yüzden sessiz çalışan modeller bir adım öne çıkar.

Son olarak yön ayarı.
Havanın sabit bir noktaya değil, odanın geneline yayılması genelde daha konforlu bir kullanım sağlar.

Vantilatörler Hakkında Kapsamlı Bir Kılavuz

Vantilatör Çeşitleri

Piyasada çok fazla seçenek var ama aslında kullanım şekline göre ayrılıyorlar.

Ayaklı vantilatörler en bilinen model.
Yüksekliği ayarlanabilir, geniş alanlarda etkili olur ve ev–ofis dengesini en iyi kuran tiptir.

Duvar tipi vantilatörler daha çok yer kazanmak isteyenler için.
Özellikle dar alanlarda oldukça işe yarar.

Sanayi tipi vantilatörler ise bambaşka bir kategori.
Depolar, atölyeler, büyük iş alanları… Güçlüdür, geniş alanı rahatlıkla çevirir.

Masaüstü modeller ise daha kişisel kullanım içindir.
Çalışma masasında, küçük bir alanda direkt serinlik sağlar.

Tavan vantilatörleri ise biraz daha kalıcı çözümdür.
Hem dekoratif durur hem de geniş alanlarda dengeli bir hava akışı sağlar.

Vantilatörle Tasarruf Gerçekten Mümkün mü?

Kısa cevap: Evet.

Ama biraz doğru kullanım gerekiyor.

Örneğin vantilatörü pencereye yakın konumlandırırsan, dışarıdaki serin havayı içeri taşıyabilirsin.
Ya da içerideki sıcak havayı dışarı atacak şekilde kullanabilirsin.

Gece saatlerinde, hava zaten serinlemişken vantilatörle desteklemek çoğu zaman klimaya ihtiyaç bırakmaz.

Yani mesele sadece cihazı çalıştırmak değil, biraz doğru konumlandırmak.

Vantilatör Bakımı Nasıl Yapılmalı?

Genelde ihmal edilen ama performansı direkt etkileyen konu bu.

Zamanla pervanelerde toz birikir.
Bu hem hava kalitesini düşürür hem de cihazın verimini azaltır.

Aslında çözümü basit:
Belirli aralıklarla pervaneleri ve ızgarayı temizlemek yeterli.

Temizlik yaparken cihazın fişini çekmek önemli.
Basit bir detay gibi görünür ama çoğu kişi bunu atlıyor.

Bazı modellerde yağlama ihtiyacı da olabilir.
Kullanım kılavuzuna bakarak ilerlemek en sağlıklısı.

Bir de kablo kontrolü.
Ufak bir hasar bile ileride sorun çıkarabilir, o yüzden gözden kaçırmamakta fayda var.

Evde ve Ofiste Kullanım

Vantilatörün en güzel tarafı şu:
Neredeyse her ortama uyum sağlar.

Evde salon, yatak odası, mutfak…
Nerede ihtiyaç varsa orada kullanılır.

Ofiste ise çoğu zaman fark yaratan detaylardan biridir.
Hava dolaşımı arttığında ortam daha yaşanabilir hale gelir, bu da direkt çalışan konforuna yansır.

Açık alanlarda bile işe yarar.
Balkon, bahçe, küçük organizasyonlar… Taşınabilir modeller burada ciddi avantaj sağlar.

Vantilatörler Hakkında Kapsamlı Bir Kılavuz

İşyerlerinde ve Evlerde Vantilatör Kullanımı

Vantilatörün en güzel tarafı şu:
Neredeyse her ortama uyum sağlar.

Evde, ofiste ya da açık alanda… Nerede ihtiyaç varsa orada devreye girer. Ama kullanım şekli biraz ortama göre değişir.

İşyerlerinde kullanım

Yaz aylarında ofis ortamı çok hızlı bunaltıcı hale gelebilir. Özellikle kalabalık alanlarda hava kısa sürede ağırlaşır. İşte bu noktada vantilatör, ortamın havasını hareketlendirerek ciddi bir rahatlama sağlar.

Sadece serinlik değil, çalışma konforu açısından da fark yaratır. Hava dolaşımı arttıkça ortam daha yaşanabilir hale gelir, bu da çalışanların odağını ve verimini doğrudan etkiler.

Bir de işin maliyet tarafı var.
Klima kullanımını biraz dengelemek ya da tamamen azaltmak isteyen işletmeler için vantilatörler oldukça iyi bir alternatif sunar.


Evlerde kullanım

Evde ise kullanım daha esnek.
Salon, yatak odası, mutfak… Günün hangi saatinde neredeysen vantilatör de oraya taşınır.

Özellikle akşam saatlerinde, hava biraz serinlediğinde vantilatör tek başına bile yeterli olur. Klimaya göre daha hafif bir serinlik verir ama çoğu zaman aranan şey de zaten bu.

Ayrıca kapalı kalan odalarda oluşan o ağır havayı dağıtmak için de oldukça işe yarar. Kısa sürede ortamın daha ferah hissettirmesini sağlar.


Açık alanlarda kullanım

Vantilatör sadece kapalı alan işi değil.
Balkon, veranda, bahçe… Hatta küçük organizasyonlarda bile rahatlıkla kullanılabilir.

Pikniklerde, yaz akşamı buluşmalarında ya da barbekü sırasında taşınabilir bir vantilatör, ortamın havasını tamamen değiştirir. Özellikle rüzgâr olmayan günlerde farkı daha net hissedersin.


Kısaca…

Vantilatör küçük bir dokunuş gibi görünür ama bulunduğu ortamın havasını gerçekten değiştirir.
Serinlik sağlar, havayı dolaştırır, ortamı daha yaşanabilir hale getirir.

Doğru yerde ve doğru şekilde kullanıldığında, hem konforu artırır hem de gereksiz enerji tüketiminin önüne geçer.

Evinde ya da ofisinde daha ferah bir ortam yaratmak istiyorsan, ihtiyacına uygun vantilatör modellerine göz atabilirsin.
Farklı kullanım alanlarına hitap eden pratik ve tasarruflu seçenekler Ofix’te seni bekliyor.

Okumaya Devam Et

Trendler