Bizi Takip Edin

Lifestyle

Mouse kullanırken el bileği neden ağrır?

Yayınlandı

tarihinde

Mouse kullanırken el bileği ağrısının nedenleri Ofix Blog'da...

Bilgisayar kullanırken işlerimizi kolaylaştıran mouselar doğru şekilde kullanıldığında bize hız ve zaman kazandırır. Fakat yanlış kullanım şekilleri el bileği ağrılarına yol açar. Mouse kullanırken el açısı, bu ağrılar üzerinde doğrudan belirleyici etkendir. Yanlış el açısıyla mouse kullanmak başta karpal tünel sendromu olmak üzere el bileğiyle ilgili birçok soruna neden olur. Bilgisayar kullanıcılarının gerçekte çok azı, mouse kullanırken el bileği ağrısına dikkat eder. Çalışırken kendini işine kaptıran kullanıcılar mouselar nedeniyle oluşan el bileği ağrılarının doğal olduğunu düşünme eğilimindedir. Mouse kullanmayı bıraktığında bu ağrıların geçtiğini görmek, kullanıcıyı zamanla ağrılara karşı duyarsızlaştırır. Oysa mouse kullanırken el bileği ağrılarının oluşması, bir şeylerin yolunda gitmediğinin ifadesidir. Nitekim vücudumuzda oluşan her ağrı, ilgili bölgede bir şeylerin yanlış gittiğinin ipuçlarını verir. Vücudunuzun sesine kulak tıkar ve ağrıları görmezden gelirseniz ileride ciddi sorunlarla karşılaşmanız mümkündür. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, mouse kullanırken el bileği ağrısının nedenleri hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Karpal Tünel Sendromuna Bağlı El Bileği Ağrısı

Mouse kullanırken oluşan el bileği ağrılarının büyük bir bölümü karpal tünel sendromu ile ilgilidir. Halk arasında sinir sıkışması olarak bilinen bu sorun, mouse kullanmayı oldukça zor hale getirir. Kısaca ifade edecek olursak karpal tünel sendromu median sinirin el bileğinde geçtiği kanal içinde sıkışması sonucunda ortaya çıkar. Nitekim bilek seviyesinde yer alan karpal tünelin içinde, parmaklarımızın hareketini sağlayan tendonlar ve median siniri vardır. Tendonlar kasları kemiklere bağlar. Parmaklardaki hisler ve bazı hareketlerin gerçekleşmesinde ise median siniri aktif rol oynar. Karpal kanalın üzeri kalın bir yapıyla çevrilidir. Bu kısımda gerçekleşen daralma, median sinirin görevlerini yerine getirmesini engeller. Karpal tünel sendromu nedeniyle mouse kullanırken el bileği fonksiyonları kısıtlanır. Elde ve bilekte ağrı ve uyuşukluk hissi özellikle akşam saatlerinde ortaya çıkar. Mouse kullanırken el bileği ağrısıyla karşılaşmaktaysanız, öncelikle karpal tünel sendromundan şüphe edebilirsiniz. Kesin teşhis ve tedavi için EMG gerekir. Hafif sıkışmalarda medikal yöntemlerle sorunun çözümü mümkündür. 

Tendinite Bağlı El Bileği Ağrısı

Mouse kullanırken el bileği ağrılarının en yaygın ikinci nedeni tendinittir. Kısaca ifade edecek olursak tendinit, tendonlarda gerçekleşen bir enfeksiyondur. Tendonlar esasen kasları kemiklere bağlamakla sorumludur. Ne var ki yanlış mouse kullanımı tendonların zarar görmesine yol açar. Tendonlarda gerçekleşen her tahriş, tendinit riskini arttırır. Tendinitte çoğu zaman el bileği ağrılarına şişlik eşlik eder. Fakat şişlik oluşmadan da ağrı oluşması mümkündür. Lifli doku iltihabı olan tendinit nedeniyle hasta, mouse kullanırken çeşitli zorluklar yaşar. Oysa bilek ağrısı neden olur diye merak eden kullanıcıların gerçekte çok azı tendinit riskinin farkındadır. Günün büyük bölümünü bilgisayar kullanarak geçiren kişilerde el bileği ağrıları daha yaygındır. Bu kişilerde kas kirişleri ile tendonlar ani ve sert hareketlere daha sık maruz kalır ve yıpranır. Örneğin sayfanın altına hızlı inmek için mouse üzerinden yapacağınız ani bir hareket tendonlara zarar verir. Ayrıca klavye ve mouse arasındaki mesafe ve yükseklik gibi başka nedenler de tendonları zorlar. 

Kemik Kırığına Bağlı El Bileği Ağrısı

Mouse kullanırken el bileği ağrılarının bir diğer nedeni kemik kırığıdır. Tıp literatüründe skafoid kemik kırığı olarak bilinen el bileği kemik kırıkları, başlarda çok fazla ağrı yapmaz. Nitekim kemik kırığı ağrıları erken aşamada düşük yoğunluklu ağrılardır. Bu nedenle gerçekte çok az mouse kullanıcısı kemik kırığına bağlı el ağrılarını ciddiye alır. Hatta mouse kullanırken el terlemesi şikayetleri birçok kullanıcının gözünde kemik kırığı ağrılarından daha önemlidir. Mouse kullanırken bilek ağrısı yaşayanlar kemik kırığı riskini pek hesaba katmaz. Oysa skafoid kemik kırığı, bir süre sonra el bileği çevresinde kireçlenme yapar. Bazı durumlarda kalıcı hale gelir. Erken aşamalarda kemik kırığına bağlı el bileği ağrılarının tedavisi kolaydır. Medikal yöntemler ve koruyucu önlemler yeterli olur. Mouse kullanırken el bileği ağrılarının bu türü mouse kullanmayı engellemez. Fakat ileri boyutlu hasarlar için cerrahi yöntemlere başvurmak gerekir. Üstelik böyle bir durumda hastanın tedavi tamamlanıncaya kadar mousedan uzak durması gerekir. 

Ganglion Kistine Bağlı El Bileği Ağrısı

Mouse kullanırken el bileği ağrılarının bir diğer nedeni de ganglion kistidir. Kısaca ifade edecek olursak ganglion kisti, eklem veya tendon üzerinde oluşan bir sıvı kesesidir. El bileğinin dış yüzeyine bakan bölümünde daha sık ortaya çıkar. Belirtisi, ciltten dışarıya doğru yükselen kabarıklıktır. Bu yönüyle yumuşak doku kanseriyle sıkça karıştırılır. Oysa ganglion kisti yumuşak doku kanseri değildir. Çünkü her şeyden önce bu kist, el bileği fazlaca kullanıldığında büyür. Dinlenme anında ise küçülmeye başlar. Bazı durumlarda büyüklüğü pik yapar ve yüzeyi sertleşir. Bu gibi durumlarda kistte küçülme oluşmaz. Doğru klavye ve mouse kullanımı ağrıların geçmesine katkı sağlamaz. Ayrıca bilekte hoş olmayan bir görüntü yaratır. Mouse kullanırken el bileği ağrısı yaşıyorsanız, bileğinizin çevresinde böyle bir kabarıklık olup olmadığına bakmalısınız. Eğer varsa vakit geçirmeden sağlık kurumuna başvurmalısınız. Çünkü ganglion kistinin tedavisi için cerrahi yöntemler gerekir. Bu kisti basit bir su toplaması olarak görmemeli ve ihmal etmemelisiniz. 

Kienböck Hastalığına Bağlı El Bileği Ağrısı

Mouse kullanırken el bileğinizdeki ağrılar bileğinizin orta kısmında yoğunlaşıyorsa bu ağrıların kienböck hastalığından kaynaklanması mümkündür. Nitekim el bileğindeki çok sayıda küçük kemikten biri lunat kemiğidir. Bu kemiğin hareket yeteneğinin azalması kienböck hastalığına yol açar. Mouse kullanırken el bileği ağrılarının bu türü özellikle el bileğinin orta kısmında yoğunluk gösterir. Fakat hastalığın erken aşamasında bu ağrılar hafif şiddetlidir. Bu nedenle çoğu zaman dikkat çekmez. Bunun sonucunda teşhis ve tedavi süreçlerinde gecikmeler ortaya çıkar. Mouse kullanımı sırasında böyle bir ağrı yaşıyorsanız, kesin tanı için mutlaka MR çektirmelisiniz. Çünkü kienböck hastalığını MR çektirmeden anlamak mümkün değildir. Diğer el bileği ağrılarında olduğu gibi hastanın bu konudaki farkındalıkları da bu bağlamda önemlidir. Nitekim kienböck hastalığına bağlı olarak mouse kullanırken el bileği ağrısı başka türlü geçmez. MR sonucuna göre hastaya hangi tedavi yöntemini uygulamak gerektiğine hekim karar verir. Hastalığın ileriki aşamalarında cerrahi yöntemler gerekir. 

Bilek Yırtığına Bağlı El Bileği Ağrısı

Mouse kullanırken el bileği ağrılarının bir diğer nedeni de bilek yırtığıdır. Nitekim el bileği kemiğinin üst kısmında ulna kemiğinin çevresini saran özel bir bağ yapısı vardır. Bu yapı üzerindeki zedelenmeler, zaman içinde bilek yırtılmasına neden olur. Mouse kullanırken el bileği ağrısının bu çeşidini özellikle küçük parmak üzerinde geçmeyen ağrılarla anlamak mümkündür. Çünkü bilek yırtığına bağlı el bileği ağrısı mouse kullanıcılarının en çok küçük parmağını etkiler. Küçük parmak üzerinde yaptığınız her zorlama, ağrının şiddetini daha da arttırır. Ulna kemiğinin çevresini saran bağ dokuların durumunu anlamak için de hastanın MR çektirmesi gerekir. MR sonucuna göre bağ yapısı üzerinde yırtık oluştuğu ortaya çıkarsa dokunun onarımı için farklı yöntemler devreye girer. Bunlar içinde son çare cerrahi yöntemlerdir. Ameliyat gerektirmeyen konservatif çözümler erken aşamalarda faydalı olur. Örneğin bilek üzerine buz koymak gibi yöntemler ağrıyı dindirir. Ancak tümüyle ortadan kaldırmaz. Bazı durumlarda hastanın atel bileklik kullanması gerekir. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler