Bizi Takip Edin

Lifestyle

Mürekkep Püskürtmeli Yazıcı (Inkjet) Nedir?

Yayınlandı

tarihinde

Mürekkep Püskürtmeli Yazıcı (Inkjet) Nedir?

Mürekkep püskürtmeli yazıcı modelleri günümüzün gelişen iş dünyasında çıktı ihtiyacını karşılayan cihazlardan birisidir. Siyah ya da renkli baskı için kullanabileceğiniz tanklı yazıcı olarak da adlandırılan bu yazıcı türü birçok ofis tarafından sıklıkla tercih edilir. Kısaca iş hayatını daha verimli hale getirebilmek için bilgisayardan aldığı sinyallerle kaliteli baskılar oluşturmak üzere geliştirilmiş bir mekanizmaya sahiptir.

Elektronik uçları ve mürekkep ile grafik ya da metin baskısı yapmak için kullanılır. Son dönemde özellikle home office çalışma sisteminin artmasıyla evlerde de tercih edilen bir yazıcı türü haline gelmiştir. Elbette bunun başlıca nedeni uzun vadede yoğun olmayan baskı ihtiyaçlarında ekonomik çözümler sunmasıdır. Peki, mürekkep püskürtmeli inkjet yazıcıların avantajları nelerdir? Nasıl çalışır? Kimler tarafından kullanıma uygundur? Bu soruların cevaplarını ve kaliteli mürekkep tanklı yazıcı tavsiyelerimizi içeriğimizin içinde bulabilirsiniz.

Mürekkep Püskürtmeli Yazıcı (Inkjet) Nedir?

Mürekkep Püskürtmeli Inkjet Yazıcı Nasıl Çalışır?

Bir diğer adı ile inkjet yazıcılar, mürekkep püskürtmeli bir sisteme sahiptir. İçerisinde yazdırma işlemini gerçekleştirmek amacıyla yazıcı kafası üzerinde siyah ve 3 ayrı renkte renkli mürekkep kartuşları bulunur.

Öncelikle kâğıdı satırın en başından en sonuna kadar tarar. Sonrasında bir alt satıra geçer. Tarama işlemini gerçekleştirirken bilgisayardan aldığı komutlar üzeri yazma kafası tarafından belirli noktalara mürekkep püskürtülür. Tüp ısıtıcı tarafından ısıtılan sıvı mürekkep basınç yardımıyla kâğıt üzerine isabetli ve hatasız şekilde püskürtülmektedir. Özellikle renkli çıktılar almak için mürekkep püskürtmeli yazıcılar ideal bir kullanım sunar. Günümüzde daha ziyade renkli basım işlemleri ve fotoğraf çıktısı almak için tercih edilen bir yazıcı çeşididir.

Mürekkep Püskürtmeli Inkjet Yazıcı Avantajları Neler?

  • Sahip olduğu gelişmiş mekanizması ve yüzlerce ayrı püskürtme ucu ile yüksek çözünürlüğe sahip çıktılar almanıza yardımcı olur. Elbette modeller arasında püskürtme uçlarının boyutu ve yoğunluğu bakımından kalite farkı vardır. Bu da doğal olarak çıktının kalitesini etkiler. Kalitesi yüksek bir mürekkep tanklı yazıcı, fotoğraf kalitesinde renkli baskılar alabilmenizi sağlar.
  • Hem ofis hem de evlerde kullanıma uygun pek çok çeşide sahiptir. Sessiz çalışma mekanizması ile rahatsızlık vermez.
  • En yoğun anlarınızda bile hızlı baskı ihtiyacınıza yanıt verir.
  • Gelişen inkjet yazıcılar günümüzde yüzlerce sayfalık baskı kapasitesine sahiptir.
  • Özel baskılar ve yüksek kalitede çıktılar almak için farklı kâğıt tipleri ile kullanıma uygundur.

Mürekkep Püskürtmeli Inkjet Yazıcı Dezavantajları Neler?

Genel olarak ilk göze çarpan dezavantajı sarf malzemesi maliyetidir. Özel baskı kağıtlarının ve kartuşların fiyatları genel olarak yüksektir. Ayrıca lazer yazıcı toneri ya da yazıcı şeritlerine göre kartuşun ömrü daha azdır. Bu yüzden mürekkep püskürtmeli yazıcı tercih ederken basılan her sayfanın maliyetini de göz önünde bulundurmalısınız. Bunun için kartuş fiyatını üreticinin belirttiği kopya sayısına bölün. Böylelikle sayfa başına düşen maliyeti aşağı yukarı bir oranda hesaplamış olursunuz. Ancak mürekkep tüketimi yazıcıyı kullanım şekliyle bağlantılı olduğu için ortaya çıkan rakam birebir doğru olmaz. Çok yoğun çıktı ihtiyacınız yoksa ve fotoğraf kalitesinde baskılar almak istiyorsanız mürekkep püskürtmeli tanklı yazıcıları tercih edebilirsiniz.

Mürekkep Püskürtmeli Yazıcı (Inkjet) Nedir?

Mürekkep Püskürtmeli Yazıcı Kimler için Uygundur?

  • Hangi yazıcı sizin için uygun?
  • Yazıcıyı ne için kullanacaksınız?
  • Renkli baskıya ihtiyacınız var mı?
  • Baskı ihtiyacınız me kadar yoğun?
  • Sarf malzemesi maliyetini hesapladınız mı?

Ofisiniz ya da eviniz için yazıcı almadan önce muhakkak kendinize bu soruları sormalısınız. Kullanım amacınız, baskıya ne sıklıkla ihtiyacınız olduğu, baskı kalitesi gibi konular seçeceğiniz yazıcı türü markası ve modeli kapsamında daha kolay seçim yapmanıza olanak sağlar. Eğer işiniz gereği yüksek çözünürlüklü görüntülerin baskısını almamız gerekiyorsa kaliteli bir inkjet yazıcı sizin için ideal olacaktır. Aynı şekilde renkli baskılar almak için en iyi seçeneklerden biri yine mürekkep tanklı yazıcı modelleridir. Ancak mürekkep püskürtmeli yazıcıların sarf malzemelerinin maliyeti diğerlerine göre daha fazladır. Bu kapsamda ay içerisinde yoğun çıktı ve baskı ihtiyacınız oluyorsa bunu da göz önünde bulundurmanız gerekir.

Inkjet yazıcı

Inkjet Yazıcı mı Lazer Yazıcı mı?

Inkjet ya da tanklı yazıcı olarak da bildiğimiz mürekkep püskürtmeli yazıcılar ile lazer yazıcılar günümüzde hem ofis hem de ev için en çok tercih edilen yazıcı türlerinin başında gelir. Her iki yazıcı türü de kullanım amacına bağlı olarak hızlı sessiz ve kaliteli çıktılar almanıza yardımcı olur. Bununla birlikte baskı yoğunluğuna, ne tür baskılar alınacağına bağlı olarak lazer ya da mürekkep püskürtmeli yazıcı arasında seçim yapmalısınız.

Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda, sıvı mürekkep ısı ve basınç yoluyla püskürtülerek kağıda aktarılmaktadır. Lazer yazıcılarda ise toz formunda bulunan kartuş tonerler kullanılır. Genel anlamda mürekkep püskürtmeli yazıcılarının sarf malzemesi maliyet açısından lazer yazıcıların sarf malzemelerinden daha yüksektir. Bu kapsamda eğer yoğun olarak grafik ve çeşitli belgeleri yazdırmak istiyorsanız lazer yazıcıları kullanmanızı tavsiye ederiz. Bu sayede uzun vadede sarf malzemesi maliyetinden tasarruf sağlayabilirsiniz. Ancak fotoğraf baskısı ya da renkli çıktılar için en kaliteli sonuçları mürekkep püskürtmeli yazıcılarda bulabilirsiniz. Metin ve belgelerin çıktısı için tek renkli lazer yazıcılar ideal bir kullanım sunar. Yine orta kalitede renkli görüntüler elde etmek uygundur. Ayrıca renkli metin ve belge çıktıları almak için de renkli lazer yazıcı modellerini tercih edebilirsiniz. Ancak geniş renk yelpazesinde ve ton derinliklerine sahip yüksek kalitede çıktılar almak istiyorsanız mürekkep püskürtmeli inkjet yazıcı kullanmalısınız.

Mürekkep Püskürtmeli Inkjet Yazıcı Nedir?

Ofix Mürekkep Püskürtmeli Yazıcı Tavsiyeleri

Fiyat noktasında kurumsal alışverişiniz açısından avantaj sağlayacak ve elbette kaliteli mürekkep püskürtmeli yazıcı çeşitlerini online satış sitemiz Ofix’te bulabilirsiniz. Farklı özellikleri ve her bütçeye uygun modelleri ile iş veriminizi arttırmak için güvenli online alışverişinizi Ofix’te yapabilirsiniz. Çok fonksiyonlu, kablosuz özelliğe sahip modelleri vardır. Yüksek çözünürlüklü baskılar almanızı sağlayacak başlıca mürekkep püskürtmeli yazıcı tavsiyelerimiz şu şekildedir:

Siz de ister evinizde ister ofisiniz de kullanmak üzere tercih edeceğiniz dayanıklı kaliteli ve üstün performans sağlayacak yazıcı modellerini Ofix online satış mağazamızda bulabilirsiniz. Ayrıca alternatif ödeme seçenekleri, ücretsiz kargo, yetkilendirme sistemi, özel müşteri temsilcisi, indirim ve kampanya gibi online alışveriş avantajlarımızdan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz. En avantajlı, güvenli online alışveriş için Ofix fırsatlarını kaçırmayın.

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler