Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.
Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.
Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.
İş sandığımızdan daha fazlası
Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.
Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.
O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.
Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.
“Biraz daha dayan” hali
İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.
Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.
Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.
Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”
Gün bitiyor ama iş bitmiyor
Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.
Bir de hayatın kendisi var.
Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.
Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.
İçten içe bir şeyler eksik
En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.
Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.
Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:
“Ben nerede yanlış yapıyorum?”
Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.
“İstifa” dediğimiz şey
Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”
Ama içeride olan şey biraz daha farklı.
Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.
Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…
Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.
O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.
Aynı döngü, aynı yorgunluk
Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.
Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…
Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.
İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.
Asıl mesele
Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.
Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.
İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.
Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.
O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”
Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?
ankara web tasarım
30 Mayıs 2021 saat 03:53
keşke hepsi memnun olsa ama malesef ne kadar iyi yaklaşsakta anlaşamadığımız müşteri çıkıyor