Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ocak nasıl temizlenir?

Yayınlandı

tarihinde

Ocak temizliği hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Yemek pişirilen ortamlarda ocaklar en fazla kirlenen yüzeylerin başında geliyor. İster evde, isterse ev dışı ortamlarda ocak temizliği hem hijyen, hem de motivasyon açısından oldukça önemli. Temiz bir ocakta pişirilen yemekler daha sağlıklı olduğu gibi, yemek yapmaktan alınan keyfi de arttırıyor. Temizliği ihmal edilen ocaklarda ise yağ ve kir kolayca birikebiliyor ve bu durum hem sağlık risklerine yol açıyor, hem de yemek pişirmenin keyfini kaçırıyor. Peki, ocak temizlerken nelere dikkat etmek gerekir? Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ocak temizliği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Ocak temizliği için gereken malzemeler nelerdir?

Ocak temizliği için her şeyden önce, kullanmanız gereken malzemeleri doğru bir şekilde seçmelisiniz. Nitekim, ocak türünüze uygun olmayan temizleyiciler kullanırsanız ocak yüzeyine zarar vermeniz kaçınılmazdır. Ocak temizliği için genellikle bulaşık deterjanı, bulaşık süngeri ve temizlik bezi kullanılır. Ocak türünüz uygunsa, hijyen için bulaşık deterjanına oranla daha etkili sonuçlar almak için çamaşır suyu da kullanabilirsiniz. Fakat ocak türünüz uygun değilse, bulaşık deterjanı veya çamaşır suyu yüzeye büyük zararlar verebilir. Hatta inox ocak kullanmaktaysanız, bulaşık süngerinin sert kısmını kullanmaktan bile kaçınmalı, inox yüzeyler için uygun özelliklere sahip mikrofiber temizlik bezlerini tercih etmelisiniz.

Ocak temizliği nasıl yapılır?

Ocak temizliğinde ilk olarak, ocağınızın tellerini kaldırmalı ve ocağınızı temizliğe hazırlamalısınız. Daha sonra, ocağınızın yüzeyine uygun bir bulaşık deterjanı ile bulaşık süngerinizi veya temizlik bezinizi hazırlamalı, kirlerin üzerinden önce hafifçe geçerek deterjanın yüzeye temas etmesini sağlamalısınız. Birkaç dakika beklediğinizde, yüzeydeki kirleri temizlemeniz daha kolay olacaktır. Süre dolduktan sonra, bulaşık süngerinizi veya temizlik bezinizi biraz ıslatıp üzerine tekrar deterjan dökebilirsiniz. Süngeri ocak etrafında gezdirerek ocağınızın kirlerden arınmasını sağlayabilirsiniz.

Ocak temizliği için çamaşır suyu kullanmak istiyorsanız, çamaşır suyunu ocağınızın üzerine değil, süngerin üzerine dökmelisiniz. Nitekim, çamaşır sunuyu ocak gibi hassas yüzeylerde doğrudan uygulamak istenmeyen sonuçların ortaya çıkmasına yol açabilir. Ayrıca, miktar konusuna da dikkat etmelisiniz. Yoğun miktarda çamaşır suyu kullanırsanız, ocak türünüz çamaşır suyu kullanımı için uygun olsa bile yoğun miktar nedeniyle ocağınızda istenmeyen görüntüler oluşabilir.

Ocak temizliğinde en sık ihmal edilen konulan başında gaz düğmelerinin temizliği geliyor. Temizlik ve hijyen konusunda etkin sonuçlar almak için gaz düğmelerinin üzerinden geçmekle yetinmemelisiniz. Düğmelerin altında biriken kirler ve yağlar, kısa bir süre içinde birer mikrop yuvası haline gelebilir. Ocak düğmelerinin temizliğini ise düğmeleri ocaktan çıkarıp ılık suda bulaşık deterjanıyla yıkayarak yapabilirsiniz.

Gazlı ocak temizliği nasıl yapılır?

Ocak temizliği hakkında paylaştığımız bu genel bilgilerin ardından yazımızın bu kısmında, türlerine göre ocak temizliği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Eğer gazlı ocak kullanmaktaysanız, ocağınızın çıkarılabilir parçalarını temizlemek için bu parçaları 15 dakika kadar sıcak suda bekletebilirsiniz. Bu sayede kirler yumuşar ve daha kolay temizlenir. Izgara üzerinde yağ birikmişse, yağ çözücü kullanmadan önce ızgaranızı da sıcak suda bekletebilirsiniz. Bu sayede ızgaranıza daha az kuvvet uygulayarak yağ çözücüyle etkin sonuçlar alabilirsiniz. Dilerseniz, sıcak suyun içine bulaşık deterjanı veya Arap sabunu da katabilirsiniz. Bu yolla kirler ve yağlarla mücadelede daha etkin sonuçlar alabilirsiniz.

Ocağınızın çakmak kısmını temizlemek için yumuşak bir fırça kullanmalısınız. Yüzey temizliği içinse uygun bir bulaşık süngeri veya temizlik bezi kullanabilirsiniz. Gazlı ocak temizliği için deterjan kullanmak istemiyorsanız, doğal malzemelerden yararlanarak temizlik macunu hazırlayabilirsiniz. Bunun için 1 kaşık karbonat, bir miktar tuz ve su yeterli olabilir. Gazlı ocağınızın günlük temizliği içinse doğal ürünler arasında beyaz sirkeyi tercih edebilirsiniz. 1 litre su için çeyrek bardak beyaz sirke yeterli olacaktır. İnatçı lekeler için bu karışıma 1 limon suyu ekleyebilirsiniz.

Inox ocak temizliği nasıl yapılır?

Inox ocaklar estetik yönden birçok kullanıcıya daha şık gelmekte. Bununla birlikte, inox ocak temizliği daha zordur ve daha fazla dikkat gerektirir. Inox ocağınızı temizlerken kesinlikle bulaşık deterjanı, çamaşır suyu, bulaşık teli gibi ürünler kullanmamalısınız. Çünkü bu ürünler, inox ocağınızın renginin açılmasına ve yüzeyinin çizilmesine yol açar. Inox ocak temizliği için, inox yüzeyler için özel olarak geliştirilmiş inox temizleyiciler kullanmalısınız. Dahası, inox ocağınızı doğal yöntemlerle temizlemeye çalışmamalı, sirke ve benzeri ürünleri bile kullanmaktan kaçınmalısınız. Aynı durum, ankastre setler için de geçerli.

Inox ocağınızın günlük temizliği için, az nemli ve yumuşak bir temizlik bezi kullanabilirsiniz. Ocağınızı temizledikten sonra yüzeyde nem kalmadığından emin olmalı, ocak yüzeyinde su lekesi bırakmamalısınız. Inox ocaklarda su lekeleri, istenmeyen görüntülerin oluşmasına yol açtığı gibi, ocağın renginin solmasına ve estetik güzelliğini yitirmesine yol açabilmekte.

Seramik ocak temizliği nasıl yapılır?

Seramik ocaklar da tıpkı inox ocaklar gibi, mutfakta estetik yönden çok şık bir görüntü oluşturur. Fakat bu ocakların hem kullanımı, hem de temizliği diğerlerine oranla daha zordur. Seramik ocak kullanıyorsanız, yüzeyde bir çatlak oluşmuşsa derhal ürünün fişini çekmeli ve yetkili servisle temasa geçmelisiniz. Seramik ocak temizliği için doğru malzemeler seçmeli, temizlik sırasında bıçak veya kesici maddeler kullanmamalısınız. Ürününüzle birlikte seramik cam temizleme spatulası gelmişse, bunu kullanarak ocağınızın temizliğini sağlayabilirsiniz. Gelmemişse, piyasada kolayca bulabileceğiniz bir seramik cam temizleme spalutası temin etmelisiniz.

Seramik ocağınızın üzerine şekerli yiyecekler dökülmüşse, camın soğumasını beklemeden spatula kullanarak temizliği sağlamalısınız. Ocağınızın üzerinde bulaşık teli kullanmamalı, yüzeyi nemli bir mikrofiber bezle silmelisiniz. Seramik ocağınızı doğal yöntemlerle temizlemek istiyorsanız, yüzeyde oluşan lekeler için az miktarda karbonat kullanabilirsiniz. Bununla birlikte, ocağınızı her kullanım sonrası nemli bir bezle temizlerseniz, yüzeyde kir veya yağ birikmesini önler, ocağınızı daha uzun süre sorunsuz bir şekilde kullanabilirsiniz.

Emaye ocak temizliği nasıl yapılır?

Emaye ocak temizliği diğerlerine oranla daha kolay sayılabilir. Eğer emaye ocak kullanıyorsanız, temizlik için bulaşık deterjanı, çamaşır suyu, çamaşır sodası veya sirkeli limonlu suyu tercih edebilirsiniz. Bununla birlikte, emaye ocak temizliği sırasında kullanacağınız ürünleri yüzeye fazla baskı uygulamadan kullanmalısınız. Temizlik sırasında özellikle ocağınızın kıvrım yerlerine dikkat etmelisiniz. Bu kısımlara uygulanan fazla baskı, ocak yüzeyinde aşınmalara yol açabilmekte. Emaye ocak temizliği konusuna günlük olarak özen gösterirseniz, yüzeyde aşınma olmaksızın ocağınızı uzun süreler kullanabilirsiniz.

İndüksiyonlu ocak temizliği nasıl yapılır?

İndüksiyonlu ocaklar da yine estetik yönden çok şık, ama kullanımı ve temizliği bir o kadar özen gerektiren ürünlerdir. Ocak temizliğine başlamadan önce, ocağınızın iyice soğuduğundan emin olmalı, sıcak ocağın üzerine soğuk su dökmemelisiniz. Ocak temizliği sırasında, tel veya sert bezler kullanmaktan kaçınmalı, özellikle ocak göstergelerinin bulunduğu bölümü temizlerken çok hassas davranmalısınız. Temizliğin ardından ocağınızın iyice kurumasını sağlamalı, yüzeyde su lekeleri oluşmasını önlemelisiniz. Ocağınızı tamamen kurumadan çalıştırmamalısınız.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler