Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofis masası nasıl düzenlenir?

Yayınlandı

tarihinde

Ofis masa düzeni konusunda faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Ofiste geçirdiğimiz süreyi daha kaliteli hale getirmek için almamız gereken önlemlerin başında ofis masa düzeni geliyor. Dağınık bir masada çalışmak zaman ve emek bakımından birçok kayba yol açtığı gibi, yaptığımız işlerin başarısına da gölge düşürebilir. Ofis masa düzeni konusunda geliştireceğimiz pratik çözümler, iş yaparken bize zaman kazandırır, dikkatimizi işlerimize odaklamamıza yardımcı olur. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, ofis masa düzeni konusunu ele alacağız.

Ofis masa düzeni niçin önemlidir?

Ofis masa düzeni, işte verimlilik sağlamanın olmazsa olmazlarından biri aslında. Dağınık bir çalışma ortamı, başta dikkatsizlik ve zaman kaybı olmak üzere motivasyonu düşüren pek çok soruna yol açıyor. Dikkatinizi dağıtan her şey, işinize yoğunlaşmanızı engeller ve işlerin uzamasına yol açar. Dağınık ortamlarda sürdürülen işler, öfke ve stres kontrolünü olumsuz etkiler. Dağınık ofis masaları, iş ilişkilerine de zarar verir. Çalışma ortamlarıyla ilgili yapılan araştırmalara göre, ofis masası dağınık yöneticilerin çalışanlar üzerinde etki gücü daha az. 

Ofis masa düzeni konusunda yapılan yakınmalar içinde en önemlilerinden biri ise zaman yetersizliği olsa gerek. Aslında, bu konuda fazla zamana ihtiyacımız yok. Gerekli özeni gösterdiğimizde, ofis masamızı olması gerektiği şekilde kolayca düzenleyebiliriz. Üstelik, düzensiz ofis masalarının hem mesaimizden, hem de ömrümüzden ne kadar zaman çaldığına bakarsak, düzen için harcayacağımız sürenin ne kadar kısa olduğuna çok şaşırabiliriz. Ofiste masa düzeni sağlayamadığımız sürece ofis eşyalarını bir yerden alıp başka bir yere koymak çözüm üreten bir yaklaşım değil.

Ofis masa düzeni nasıl sağlanır?

Ofis masa düzeni için temel kural, masa yüzeyini en işlevsel ve estetik şekilde düzenlemektir. Bu amaçla ilk olarak, masanızdaki lüzumsuz her şeyi kaldırmalısınız. Masanızda işinizle ilgili en gerekli araçlar kaldığında, alan bölümlemesi yapabilirsiniz. Bu konuda masaüstü organizerler, evrak rafları ve magazinlikler çok işinize yarayacaktır. En sık kullandığınız araçları en yakına, daha az kullandığınız araçları ise daha uzağa yerleştirmelisiniz. Ortaya çıkan serbest alanları ise çeşitli süs ve aksesuarlarla değerlendirebilirsiniz. Fakat, bu konuda da abartıya kaçmamanız gerekir.

Ofis masanızda lüzumsuz hiçbir şey bulundurmayın. 

Ofis masamızda “lazım olunca kullanırız” diyerek bazen öyle lüzumsuz şeyler bulundurabiliyoruz ki, bunları en son ne zaman kullandığımızı hatırlayabilene aşk olsun! Ne var ki, hemen tüm işlerini online olarak yapan bir arkadaşımızın masasında zımba veya delgeç gördüğümüzde, buna bir anlam vermekte güçlük çekebiliriz. Fakat, bazen kendi masamızda hiç kullanmadığımız öyle çok ofis malzemesi birikebiliyor ki, bunları fark ettiğimiz anda ya ihtiyacı olan bir arkadaşımıza vermeli, ya da malzeme dolabına kaldırmalıyız. 

Alan bölümlemesini doğru yapmalısınız.

Ofis masamızı en verimli şekilde kullanmak için alan bölümlemesine çok önem vermeliyiz. Nitekim, notebook veya masaüstü bilgisayarımızın ekran ve klavyesini karşımıza koyduğumuzda, masa yüzeyinde doğal bir eksen belirlemiş oluyoruz. Bu araçlar bizim için temel referans noktasıdır. En sık kullandığımız araçları bilgisayarımıza en yakın yere, daha az kullandığımız eşyaları ise daha uzak yere koymalıyız. Yön konusunda ise net bir şey söylemek güç. Burada önemli olan, masanızın üstündeki araçlara istediğiniz zaman kolay ulaşabilir olmanız. En sık kullandığınız araçları en uzak noktaya koyarsanız, sürekli ayağa kalkıp oturmak zorunda kalırsınız ve bu da size zaman ve enerji kaybettirir.

Masaüstü organizerler, evrak rafları ve magazinliklerden yararlanabilirsiniz.

Ofiste pek çok işimizi online olarak yapsak da bazen yazı araç ve gereçlerini kullanmamız gerekebiliyor. Ofiste en çok kullandığımız kurşun kalemler, tükenmez kalemler, dolma kalemler gibi kalem türleri ve diğer araçlar konusunda masaüstü organizerler, kolay ve ekonomik çözümler sunuyor. Aynı şekilde, pek çok belgeye online olarak erişsek de bazı evrak veya dokümanları elimizin altında bulundurmamız gerekebiliyor. Bu gibi durumlarda evrak rafları ve magazinlikler, ofis masa düzeni için etkin çözümler sunmakta. Ofis masamızda alan bölümlemesi yaptıktan sonra, bu araçlardan yararlanarak alan verimliliğini sağlayabiliriz.

Evrak raflarınızın üst kısmında, en acil ve en kısa sürede teslim edilmesi gereken dokümanlarınızı bulundurmalısınız. Bu dokümanların yanı sıra toplantı notlarınız gibi önemli notları da üst kısımda saklayabilirsiniz. Önceliği olmayan işler için evrak raflarınızın ikinci ve diğer kısımlarını kullanabilirsiniz. Magazinlikler için de yine, önem sırasına göre bir değerlendirme yapmanız gerekir. İşi biten dosya ve belgelerinizi çeşitli arşivleme araçları ile dolabınızda ilgili dosyaya yerleştirmelisiniz. Unutmayın ki evrak rafları ve magazinlikler kısa süreli kullanımlar için işlevseldir. Bu ürünlerde uzun süre saklayacağınız dosya ve belgeler, bir zaman sonra ofis masa düzeni için engelleyici bir nitelik alabilir.

Masa süs ve aksesuarlarınızda abartıya kaçmayın.

Ofis içinde çalışma süremizin önemli bir kısmı masa başında geçse de ofis masamızda yalnızca ofis araç ve gereçlerini bulundurmamalıyız. Bizi motive eden ve içimizde güzel duygular oluşturan süs ve aksesuarlara da yer vermeliyiz. Renksiz ve tekdüze çalışma alanları, zaman içinde motivasyon düşüklüğüne yol açabilmekte. Fakat, dikkatimizi dağıtacak objelerden kaçınmalı, işimize odaklanmamıza yardımcı olacak objeler seçmeliyiz. Abartıya kaçmadığımız sürece, bu gibi süs ve aksesuarlar zihnimizi açar, yaratıcılık yeteneğimizi besler.

Ayrıca, sevdiğimiz insanlardan aldığımız ofis hediyeleri için de masamızda her zaman bir miktar yer ayırabiliriz. Fakat abartıya kaçıp bize gelen tüm hediyeleri masamıza dizmeye kalkarsak, işimize odaklanmamız zorlaşır. Masamızda bu tür çok sayıda eşya varsa, bunlar arasında seçim yapıp bir kısmını evimizde değerlendirebiliriz. Renk tercihi içinse fazla soluk ve cansız renkler yerine, sıcak ve parlak renkleri tercih edebilirsiniz.

Ofis masanı Ofix’le tekrar düzenle!

Ofis masa düzeni konusunda yardımcı olacak ürünleri online ofis marketini Ofix üzerinden temin edebilirsiniz. Sitemizde birbirinden güzel masaüstü organizerler, evrak rafları ve magazinlikler, zımba ve delgeçler, defter ve not kağıtları gibi ürünlerde geçerli çeşitli indirim fırsatları sunuyoruz. Masaüstü organizerler için örneğin Globox metal perfore 4’lü ofis seti güzel bir seçim olabilir. Her ofis çalışanının ihtiyacı olan küp notluk, ataşlık, kalemlik ve çöp kovasından oluşan bu set, özel metal perfore yapısıyla hem dayanıklı, hem de çok şık.

Evrak rafları için Cassa 3’lü hareketli evrak rafları güzel bir seçim olabilir. Kaliteli plastik malzemeden üretilen bu raflar, modern bir tasarıma sahip ve A4 ebatları için uygun özellikte. Rafların hareketli oluşu önemli bir avantaj.

Magazinlikler için Globox plastik magazinlik güzel bir seçim olabilir. Polistirene kristal ve antişok plastik malzemeden üretilen bu magazinlikler 92 mm kapasiteli. Ölçüleri ise 32 x 9 x 23.5 cm. Renk tercihi olarak siyah, beyaz ve kırmızı seçenekleri mevcut olsa da ofislerde en çok mavi renginin tercih edildiğini söyleyebiliriz.

Zımba ve delgeçler için Mimaks zımba ve delgeç seti güzel bir seçim olabilir. Set içinde X-624/6 zımba makinesi, P-10 delgeç, 24/6 nikel zımba teli var.

Defter ve not kağıtları içinse 3M 102 x 152 mm kanarya sarısı Post-it’ler güzel bir seçim olabilir. Kareli 100 yapraktan oluşan bu ürünler, ofis ortamında hızlı not almak için en ideal ürünler arasında. Yapışkanlı olmaları sayesinde duvar veya değişik yüzeylere kolayca asılıyor, alınan notları sürekli göz önünde tutuyor. 

Ofis masa düzeni konusunda sizlere büyük katkı sağlayacak diğer ürünlerimizi masaüstü gereçler kategorimizde inceleyebilir, kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler