Bizi Takip Edin

Lifestyle

Sizin ofise yaz geldi mi?

Yayınlandı

tarihinde

Ofiste yaz temizliği hakkında faydalı bilgileri Ofix Blog'da bulabilir, ofiste yaz temizliğinde nelerin yapılması gerektiğini öğrenebilirsiniz.

Merhaba arkadaşlar! 1 Temmuz itibariyle kademeli normalleşme sürecinin üçüncü aşamasına geçtik. Koronaya karşı uygulanan kısıtlamaların kaldırılmasıyla birlikte hayatımız hızla normale dönmeye başladı. Ancak yine de temkinli olmak lazım. Aşılamada hâlâ iyi bir noktada değiliz. Bu süreçte maske, mesafe ve hijyen konusu önemini korumaya devam ediyor. Salgın nedeniyle uzun süredir ofise gidememiş olabilirsiniz. Normalleşme sürecinde yeniden ofis yaşamına dönecekseniz, şöyle dip bucak elden geçecek şekilde iyi bir yaz temizliği yapmanız bu süreci daha sağlıklı geçirmenizi sağlayabilir. Siz ofiste değilken her taraf toz içinde kalmış, masanız ve ofis eşyalarınız üzerinde mikroplar koloni kurmuş olabilir. Normalleşelim derken enfeksiyonlara yakalanmamak için ofiste yaz temizliği yapmak doğru bir adım olabilir. Hem bu sayede ofisinize yazı getirebilirsiniz. Yaz temizliği yapılmadan yaz gelmez! Bu haftaki blogumda sizler için, ofiste yaz temizliğinin püf noktalarını paylaşacağım. 

Yaz temizliği ne zaman yapılır?

Yaz temizliği ile ilgili internette yapılan aramalara şöyle bir baktım. En çok “Yaz temizliği ne zaman yapılır?” ve “Yaz temizliği hangi ayda yapılır?” soruları aranıyormuş sevgili arkadaşlar. Bu soruların cevapları aslında kendi içinde saklı. Yine de belirteyim, yaz temizliği elbette yaz aylarında yapılır. Tercihen, Mayıs sonu veya Haziran ayı içinde olabilir. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı yaz temizliği konusunu ihmal etmişseniz, Temmuz ayında da elbette yapabilirsiniz. Korona nedeniyle uzaktan çalışma sistemine geçip evden çalıştığınız için ofise gidememiş, temizlik işleriyle ilgilenememiş olabilirsiniz. 1 Temmuz’da başlayan yeni aşamayla birlikte artık işlerinizi ofisten takip edecekseniz, çalışmaya başlamadan önce güzel bir yaz temizliği yapabilirsiniz. Ve tabii, yaz temizliğinin püf noktalarını bilirseniz işlerinizi daha kısa sürede ve en iyi şekilde tamamlayabilirsiniz. 

Yaz temizliğini ne zaman yapacağınıza karar verdiyseniz, yaz temizliği nasıl yapılır diye kafa yormanıza gerek yok arkadaşlar. Çünkü çok sevdiğiniz Ofixboy kardeşiniz bendeniz, her hafta olduğu gibi bu hafta da sizler için yaptığım derlemeyle sizi gereksiz emek ve zaman kaybından kurtaracağım. Yaz temizliği püf noktaları konusunda derlediğim aşağıdaki bilgiler, ofiste yaz temizliği için çok faydalı olacaktır. Ama diyorsanız ki, ofiste yaz temizliği yapmak için gerekli malzemeler yok, o zaman buyrunuz benim sevgili şirketim Ofix.com‘a, neye ihtiyacınız varsa kolayca siparişinizi verin. Kendi şirketim diye söylemiyorum, gerçekten de ne ararsanız var. Temizlik beziymiş, deterjanmış, genel yüzey temizleyici spreymiş, ne ararsanız hepsi var. Üstelik, uygun fiyat avantajıyla birlikte! Araya sıkıştırdığım bu küçük reklamın ardından, gelelim esas mevzumuza. 

Temizlik için önce planlama yapmalısınız.

Her işte olduğu gibi ofiste yaz temizliği yapmadan önce ilk olarak planlama yapmalısınız. Hangi işi hangi işten önce veya sonra yapmanız gerektiğini belirlemezseniz, yaptığınız işlerin tekrar tekrar üzerinden geçmek durumunda kalabilirsiniz. Bu size gereksiz emek ve zaman kaybettirir. Söz gelişi, temizliğe toz alarak başlarsanız, yerleri süpürürken çıkacak toz nedeniyle tekrar toz almanız gerekir. Planlama yapmak ayrıca, ofis ortamı içinde yaz temizliği yaparken hangi işin kim tarafından yapılacağını da belirleme imkanı sunar. Böylelikle aynı işin farklı kişiler tarafından birçok defa yapılması önlenir. Planlama yapmanın en önemli avantajlarından biri de temizlik ürünlerinde tasarruf imkanı sunmasıdır. Yaz temizliği için iyi bir planlama yaparsanız gereksiz emek ve zaman kaybının yanı sıra, temizlik ürünlerinde israfın da önüne geçebilirsiniz. Temizliğe ne zaman ve nasıl başlayacağınıza, nasıl ilerleyeceğinize doğru şekilde karar verirseniz, işlerinizde gecikme veya sarkma oluşmaz. 

Yaz temizliğine nereden başlamalı?

Planlama aşamasında doğal olarak soracağınız ilk soru, “Yaz temizliğine nereden başlamalı?” sorusu olacaktır. Ofiste yaz temizliğine başlamak için masa ve çekmeceler iyi bir seçim olabilir. Ofis masa ve çekmecelerinde zaman içinde çok sayıda evrak, dosya ve diğer dokümanlar birikebiliyor. Üstelik bunların büyük bir bölümünün işi bitmiş olsa da arşive kaldırılması ihmal edildiği için masa veya çekmecelerde gereksiz yer işgal etmesi devam ediyor. Ofiste yaz temizliği yapmak, bu gibi sorunlardan kurtulmak için güzel bir vesile olabilir. Ofis masa ve çekmecelerinizde, yalnızca en önemli ve en gerekli araç ve gereçlerinizi bulundurmalısınız. Arşivde olması gereken dosya veya klasörleri burada bulundurmamalı, önemini yitiren belgeler içinse ofiste geri dönüşüm olanaklarını değerlendirmelisiniz. Ofis masanız çeşitli nedenlerden dolayı sıkça ve yoğun miktarda kirlenir. Ofiste yaz temizliği yaparken bu durumu dikkate almalı, basit bir ıslak mendille yüzeylerin üzerinden geçmekle yetinmemelisiniz. 

Ofis masa ve çekmecelerinizi temizledikten sonra dolap ve raf temizliğine geçebilirsiniz. Ofislerde dolap ve raf temizliğine yeterince önem verildiğini söyleyemeyiz. Günlük ve haftalık temizlik işleri sırasında ofislerde daha çok dış yüzeyler üzerinde durulur, iç yüzeyler ise ihmal edilir. Ofiste yaz temizliği gerçekleştirecekseniz, dolap ve raf temizliğini kesinlikle ihmal etmemelisiniz. Çünkü bu kısımlar temizlenmezse diğer yüzeylere mikropların yayılmasına neden olabilir. Dolap ve raf temizliğine başlarken öncelikle, dolap içleri ve rafların üzerindeki tüm eşyaları almalısınız. Ardından, dolap içini özel temizlik maddeleriyle iyice silebilirsiniz. Silme işlemi bittikten sonra, dolap içinde nem kalmaması için kuru bir bezle üzerinden geçebilirsiniz. Tüm nemi aldıktan sonra eşyalarınızın tozunu alarak dolabınıza yerleşmesini sağlayabilirsiniz. Dolap ve raf temizliğinin ardından yüzey ve cam temizliğine geçebilirsiniz. Ofiste yaz temizliği kapsamında yüzeyleri temizlerken, olabildiğince fazla yüzeye ulaşmaya çalışmalısınız. Yüzeylerde iz bırakmamak için uygun ürünler seçmelisiniz. 

Yaz temizliğinde neler yapılır?

Yaz temizliğinde neler yapılabileceği konusunda sınır çizmemiz zor. Genel olarak şunu söyleyebilirim ki, günlük ve haftalık temizlik işlerinizde ihmal ettiğiniz konuları yaz temizliği sırasında gerçekleştirebilirsiniz. Dolap ve raf temizliği bunların başında gelen konulardan yalnızca biri. Bunun yanı sıra ofisinizde koltuk ve ofis mobilyalarının derinlemesine temizliği, dolap ve konsolların alt kısımlarının silinmesi, aydınlatma sistemlerinin derinlemesine temizliği gibi işleri de yaz temizliği kapsamında değerlendirebilirsiniz. Ofisinizde varsa mutfak, banyo ve tuvalet temizliğini de yaz temizliği sırasında kapsamlı şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Bu ortamlarda hijyeni sağlamak diğerlerine oranla çok daha zordur. Üstelik, bu ortamları hijyenik tutmak da bir o kadar zordur. Yaz temizliği kapsamında ofisinizde mutfak, banyo ve tuvalet temizliği gerçekleştirirken çamaşır suları iyi bir seçim olabilir. Bu ürünler sayesinde yüzeylerde tam koruma sağlayabilirsiniz. 

Söylemeye gerek var mı bilmiyorum ama, ben yine de bir noktayı hatırlatayım. Tuvalet temizliğinde kullandığınız fırça, bez ve diğer ürünleri başka hiçbir yerde kullanmamalısınız arkadaşlar. Ayrıca, pratik yaz temizliği yapmak adına mutfak, banyo ve tuvaletlerde genel yüzey temizleyicileriyle yetinmemelisiniz. Bu gibi ortamlarda en doğru seçim çamaşır sularıdır. Bunun yanı sıra Arap sabunu da tercih edilebilir. Ancak Arap sabununu durulamak zordur. Bunun için az miktarda kullanmaya dikkat etmeli, kullanımın ardından yüzeyde kalıntı bırakmadığınızdan emin olmalısınız. Klozet temizliği için de yine çamaşır suları en doğru seçimdir. Klozetin günlük temizliğinde farklı losyonlara sahip temizlik ürünleri veya klozet bloklarını tercih edebilirsiniz. Fakat yaz temizliği kapsamında klozetinizi iyice temizlemek için çamaşır suyu kullanabilirsiniz. 

Ağır kokulu ürünleri tercih etmemelisiniz.

Yazın ev temizliği veya ofis temizliği yaparken oluşabilecek en önemli sorunlardan biri ağır kokulardır sevgili arkadaşlar. Temizlik sırasında sarf edeceğiniz efor nedeniyle solunumunuz hızlanacak, vücudunuz daha fazla oksijene ihtiyaç duyacaktır. Buna bir de hava sıcaklıkları ve vücudun su kaybı eklenince, ağır kokular nedeniyle yaz temizliği sırasında bazı istenmeyen durumlar gelişebilir. Piyasada yüzey temizliği konusunda pek çok ürün bulunmakta. Bu ürünlerin hemen hepsinde aynı etken maddeler kullanılsa da bir kısmında yüksek koku aromaları mevcut. Temizlik sırasında ortamda güzel kokular yaratmak adına eğer ağır kokulu ürünleri tercih ederseniz, nefes almanız zorlaşır, daha çabuk yorulursunuz. Hatta baş ağrısı ve baş dönmesi gibi şikayetler yaşayabilirsiniz. Oysa düşük koku aromalarına sahip ürünleri kullanırsanız hem ferahlık hissini daha iyi alırsınız, hem de solunum sisteminiz zarar görmez. 

Cam temizliğini en sona bırakmalısınız.

İster evde yaz temizliği olsun, isterse ofiste yaz temizliği, camları en sona bırakmalısınız arkadaşlar. Çünkü diğer ortamları temizlerken oluşan toz, camlarınız üzerinde birikecektir. Cam temizliğinden önce ortamı süpürmüş ve tozunu almış olmalısınız. Cam temizliğine ise ilk olarak çerçevelerden başlamalısınız. İşe önce camdan başlarsanız, çerçeve temizliği sırasında camınız kirlenebilir. Çerçeveyi temizledikten sonra, camınızın önce içe bakan kısmını, ardından dış cephesini temizleyebilirsiniz. Cam temizliğini eğer serin havada yaparsanız, camda iz kalmadan temizlik işlerinizi kolayca tamamlayabilirsiniz. Temizlik sırasında dairesel hareketler yapmanız hem işinizi kolaylaştırır, hem de tüm yüzeyin temizlenmesini sağlar. Ve tabii, cam temizliği sırasında gazete kağıdı kesinlikle kullanmamalısınız. Çünkü gazete kağıdındaki mürekkep, camınızın temizlenmesini engeller. Camınızda kalan nemi almak için bile gazete kağıdı kullanmamalısınız. İyi bir mikrofiber bez kullanırsanız hem nem kalmaz, hem de camınız daha temiz görünür. 

Yaz temizliği için gerekli ürünler Ofix.com’da!

Bu blogumu da yine bir reklamla bitireyim. Benim sevgili şirketim Ofix.com‘da çamaşır suyundan çok amaçlı temizleyici spreye, temizlik setlerinden mikrofiber bezlere, bulaşık yıkama ürünlerinden yağ ve kir sökücülere kadar onlarca çeşit ürün grubunda yüzlerce çeşit ürün bulabilirsiniz. Uygun fiyat avantajı ve hızlı teslimat güvencesiyle Ofix.com, yaz temizliği işlerinizi de daha ekonomik ve hızlı şekilde gerçekleştirmenize yardımcı olabilir. Kurumsal müşterilerimize sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için burayı tıklayabilirsiniz.

Haftaya görüşmek üzere.

Ofixboy… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler