Bizi Takip Edin

Lifestyle

Plaj Çantasında Bulunması Gereken 10 Şey

Yayınlandı

tarihinde

Plaj çantasında bulunması gereken 10 şey için öneriler Ofix Blog'da...

Havaların ısınmasıyla birlikte ülkemizde plaj sezonu tüm neşesiyle devam ediyor efendim. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin birbirinden güzel plajları özellikle de hafta sonları dolup taşıyor. Plaj keyfimizin kaçmaması için plaja hazırlıklı gitmemiz şart. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, plaj çantasında bulunması gereken 10 şey hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Güneş Kremi

Plajda güneşlenmenin olmazsa olmaz koşullarından en önemlisi güneş kremi kullanmaktır. Güneşlenme sırasında cildin kurumasını, yanmasını ve çatlamasını önleyen güneş kremleri, UV ışınlarına karşı etkin bir koruma sağlamakta. Güneş kremi kullanmadan güneşlenirseniz cilt sağlığı konusunda büyük sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bu nedenle, plaj çantasında bulunması gereken 10 şey listemizin ilk sırasına güneş kremini koyuyoruz.

Güneş Gözlüğü

Güneş gözlüğü de yine, güneşin zararlı etkilerine karşı koruma sağlayan en önemli araçlardan biri. Plajda kullanacağınız güneş gözlüğüyle hem gözlerinizi UV ışınlarından koruyabilir, hem de çok güzel görünebilirsiniz. Plajda güneş gözlüğü kullanmazsanız gözlerinize gelen yoğun miktarda güneş ışığından dolayı gözlerinizde yanma ve baş ağrısı gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Yüz tipinize uygun bir güneş gözlüğü kullanarak bu sorunların önüne geçebilirsiniz.

Şapka

Plajlarda her ne kadar plaj şemsiyesi bulunsa da çoğu zaman bunlardan yeterince yararlanamıyoruz. Hafta sonları dolup taşan plajlarda başımızı güneşten korumak için yanımıza şapka almamız pratik bir çözüm olacaktır. Ve tabii, plaj şapkanızın iyi bir koruma sağlaması için yeterince büyük olmasına dikkat etmelisiniz.

Terlik

Plaj terlikleri sıcak kumlara basmak istemeyenler için büyük bir kurtarıcı. Plaj konforunuzu arttıracak bu ürünlerin mümkün olduğunca hafif ve dayanıklı malzemeden üretilmiş olmasına dikkat etmelisiniz. Plaj için ayrıca, parmak arası terlikler daha uygun.

Havlu

Plaj havlunuz güneşlenirken ve denizden çıktıktan sonra çok işe yarayacaktır. Plajda ilk kullanacağınız şeylerden biri olan havlunuzu plaj çantanızın en üstüne koymalısınız. Havlu seçiminizi beyaz havlular yerine renkli ve desenli havlulardan yana yapabilirsiniz.

Yedek Mayo

Yedek mayolar plaj ortamında oldukça önemli. Kadınlar için ayrıca, plajda rahat hareket etmelerini sağlayan pareolar büyük kolaylık sağlıyor.

Saç Tarağı

Deniz suyundaki tuz güneş ışığıyla birleştiğinde saçların fazlasıyla karışmasına yol açıyor. Bu durumun önüne geçmek için, plaj çantanızda saç tarağı bulundurmanızda yarar var. Kadınların ayrıca, plaj çantasında saç bandı ve toka bulundurmalarında da yarar var.

İçme Suyu

Plaj ortamında içme suyu bulmak oldukça zor olabilmekte. Her ihtimale karşı plaj çantanızda yeterince su bulundurmalısınız.

Atıştırmalıklar

Plajda harcayacağınız enerjiyle birlikte karnınız hızlı bir şekilde acıkacaktır. Plaj çantanıza birkaç bisküvi, kraker veya gofret koyarsanız bu gibi durumlarda kan şekerinizi yükseltebilirsiniz. Kronik bir hastalığınız veya kilo sorununuz varsa, diyet ürünleri tercih edebilirsiniz.

Çöp Poşeti

Çevre kirliliği konusunda plajların durumu çok vahim. Plaj keyfimizi tamamladıktan sonra tüm çöplerimizi çöp poşetine doldurmalı, arkamızda hiç çöp bırakmamalıyız. Çevre duyarlılığı konusunda önce biz örnek olalım ki, başkalarından da aynı duyarlılığı istemek hakkımız olsun.

Editörün Tavsiyesi: Koroplast Doğada Çözünür Çöp Poşetleri

Ülkemizde her yıl 5 milyon kamyon çöp toplanıyor. Bu kamyonları uç uca eklesek, dünyanın çevresini bir kez dolaşır. Market poşetleri, çöp atmak için uygun niteliklere sahip değil. Oysa çöp poşetleri, çöplerin etrafa dağılmasını engellediği gibi, hijyen koşullarına uygun bir şekilde toplanmasını da sağlıyor. Plaj çantanıza koyabileceğiniz çöp poşetleri için Koroplast doğada çözünür orta boy çöp poşetleri güzel bir seçim olabilir. Türkiye’nin ilk çöp poşeti markası unvanına sahip Koroplast markasının bu ürünleri 55 x 60 cm ölçüsünde. Aynı zamanda da bir Yeşil Ofix ürünü olan bu ürünler için siparişlerinizi buradan verebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Ashley

    9 Ağustos 2019 saat 23:17

    Çok güzel bir yazlık çanta yazısı. Peki kim yazlık bavuluna newobsessions dan aldığı halhalları koymadan gider?

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler