Bizi Takip Edin

Lifestyle

Saç dökülmesini önlemek için neler yapmak gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Saç dökülmesini önleme yolları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Saç dökülmesi, çeşitli nedenlere bağlı olarak hemen her yaşta görülebilen en yaygın sağlık sorunlarından biridir. Kişinin sosyal ilişkilerine ve psikolojik durumuna zarar veren bu sorun, başka birtakım sağlık sorunlarının habercisi de olabilir. Saç dökülmesine karşı etkin bir mücadele verebilmek için her şeyden önce, saç dökülmesinin nedenlerini ve çözüm yollarını bilmek gerekir. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, saç dökülmesi konusunu ele alacağız ve saç dökülmesini önleme yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Saçlar neden dökülür?

Öncelikle biraz saç dökülmesinden bahsedelim efendim. Saç dökülmesinin birçok nedeni olabilir. Bu nedenler arasında genetik nedenler, mevsim geçişleri, demir eksikliği, hormonal bozukluklar, sağlıksız beslenme, yoğun stres, hamilelik, kimyasal maddeler ve kemoterapi gibi nedenler üst sıralarda yer alıyor. Sağlıklı bir saç derisinde, günde ortalama 100-150 adet saç telinin dökülmesi normal olarak kabul edilmekte. Saç dökülmeleri mevsim geçişlerinde daha yoğun olmakla birlikte, bu miktarın üzerinde ve 2 aydan uzun sürmesi durumunda bir dermatologa başvurmanızda yarar var. Uzun süreli saç dökülmeleri yalnızca saç derisiyle ilgili olmayıp çeşitli hastalıkların belirtisi olabilir.

Genetik Nedenlere Bağlı Saç Dökülmesi

Saç dökülmesinin nedenleri arasında genetik nedenler ilk sırada yer alıyor. Genetik nedenlere bağlı saç dökülmesi hem kadınlarda, hem de erkeklerde görülse de erkeklerde görülme sıklığı daha fazla. Öyle ki, saç dökülmesi sorunu yaşayan erkeklerin yüzde 50’sinde genetik nedenler belirleyici oluyor. Bu tür saç dökülmeleri kronik olduğu için ilerleyen yaşla birlikte kellik oluşabiliyor ve kesin çözüm için saç ekimi gerekebiliyor. Saç dökülmesine karşı erken yaşlardan itibaren alınmaya başlanan birtakım önlemler, dökülme hızını yavaşlatabilmekte. Örneğin mezoterapi ve PRP tedavisine bağlı olarak saç dökülmesi yavaşlatılabilmekte.

Mevsim Geçişlerine Bağlı Saç Dökülmesi

Mevsim geçişlerinde vücudumuzda meydana gelen değişimlerden cildimiz olduğu kadar saç derimiz de etkileniyor. Cildin nem dengesinin bozulması ve derideki koruyucu tabakaya zarar veren uygulamalar saçlarda önce kepeklenmeye, ardından kuruluğa ve son olarak dökülmeye yol açabiliyor. Mevsim geçişlerinde saçların canlı ve parlak görünmesi adına yapılan pek çok uygulama, saç derisinde nem kaybı ve yağlanmaya yol açabiliyor, her gün yıkanan saçlar daha fazla dökülebiliyor.

Demir Eksikliğine Bağlı Saç Dökülmesi

Vücudumuzda doku ve hücrelere oksijenin taşınmasında demirin çok önemli bir işlevi var. Daha çok kansızlık olarak bilinen demir eksikliği nedeniyle saç derisi yeterince beslenemiyor ve saçlar dökülebiliyor. Demirin saç derisine faydası o kadar büyük ki, saç dökülmesinin nedeni demir eksikliği olmasa bile demir alımını arttıran kişilerde saç dökülmesinin yavaşladığı bilinmekte. Bununla birlikte, saç dökülmesi şikayetiniz varsa demir takviyesi kullanmadan önce hekiminize başvurmalısınız. Nitekim, demir takviyeleri midede yanma, hazımsızlık ve kabızlık gibi bazı yan etkilere yol açabilmekte.

Hormonal Bozukluklara Bağlı Saç Dökülmesi

Hormonal bozukluklar da yine, saç dökülmesinin nedenleri arasında üst sıralarda yer alıyor. Hormonal bozukluk yaşayan kişilerde adet gecikmeleri veya düzensizlikleri, aşırı tüylenme, aşırı akne, aşırı kilo alma gibi sorunlar oluşabilmekte. Hormonal bozukluklara bağlı saç dökülmesi önemli bir sağlık sorunu olduğu gibi, başka birtakım sorunların da habercisi olabilir. Bu bulguları bir arada yaşamaktaysanız, vakit geçirmeden bir sağlık kurumuna başvurup kan testi yaptırabilirsiniz.

Sağlıksız Beslenmeye Bağlı Saç Dökülmesi

Sağlıksız beslenme nedeniyle vücutta oluşan vitamin ve mineral eksikliği, saç dökülmesine yol açabilmekte. Özellikle mevsim geçişlerinde artan vücudun enerji ihtiyacını karşılamak adına tüketilen bol karbonhidratlı besinler ve alınan toksik kaloriler saç dökülmesini hızlandırabiliyor. Sağlıksız beslenmeye bağlı olarak vücutta azalan B12 ve D vitaminleri, folik asit, biotin ve çinko seviyesi saç kaybına yol açtığı gibi, saç folikülünden yeni saç üretilmesini de engellemekte.

Yoğun Strese Bağlı Saç Dökülmesi

Yoğun stres altında yaşamak, modern hayatın yarattığı sorunlardan biri. Yoğun stres altında yaşayan kişilerde artan kortikotropin ve kortizol seviyesi, vücudun hemen tüm fizyolojik süreçlerine zarar vermekte. Üstelik yoğun stres, anksiyete ve psikozların tedavisinde kullanılan ilaçlar da saç dökülmesine yol açabilmekte. Hatta, saç kaybının kendisi bile kişide stres ve anksiyete düzeyini arttırdığı için saç dökülmesinde kısır döngü yaratabiliyor.

Hamileliğe Bağlı Saç Dökülmesi

Tıp literatüründe postpartum saç dökülmesi olarak ifade edilen hamilelik sonrası saç dökülmesi, hamilelik dönemi boyunca dökülmesi gerektiği halde dökülmemiş saçların doğumdan 2-3 ay sonra aniden ve hep birlikte dökülmesidir. Hamileliğe bağlı saç dökülmesi, çoğu zaman kendiliğinden durmakta. Fakat kişide başka birtakım sağlık sorunları varsa saç dökülmesi devam edebilir. Bu gibi durumlarda vakit geçirmeden bir dermatologa başvurmak gerekir.

Kimyasal Maddelere Bağlı Saç Dökülmesi

Saçların daha güzel görünmesini sağlamak adına saçlara sürülen jöle, briyantin, saç köpüğü gibi ürünler, içerdiği kimyasal maddelerden dolayı saç derisine zarar verebilmekte. Bu gibi ürünleri kullanıyorsanız, akşam yatmadan önce saçlarınızı mutlaka yıkamalısınız. Saçınıza sürdüğünüz bir ürünü temizlemeden yeni bir uygulama yaptığınızda, saç derinizde oluşan zararlar artıyor ve daha yoğun bir saç dökülmesi oluşabiliyor.

Kemoterapiye Bağlı Saç Dökülmesi

Saç dökülmesinin nedenleri arasında kemoterapiye bağlı saç dökülmesi özel bir durumu ifade etmekte. Kemoterapi alan hastalarda saç dökülmesi kullanılan ilaçlardan kaynaklandığı için, kemoterapinin sona ermesiyle birlikte saç köklerinde yeni saçlar oluşabilmekte. Kemoterapinin ardından yeni saçlar çıkmaya başlamamışsa, sorunun çözümü için bir dermatologa başvurabilirsiniz.

Saç dökülmesini önlemek için neler yapmak gerekir?

Saç dökülmesini kısaca bu şekilde ele aldıktan sonra yazımızın bu kısmında, saç dökülmesini önleme yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Fakat şu noktayı özellikle vurgulamak istiyoruz. Burada paylaşacağımız bilgiler yalnızca genel sağlık bilgileri olup herhangi bir hastalığın tedavisine yönelik değildir. Saç dökülmesi sorununuz varsa, vakit geçirmeden bir dermatologa başvurmanızda yarar var. Saç dökülmesi sorununuzu çözecek en doğru bilgileri dermatologunuzdan alabilirsiniz.

Sağlıklı beslenmelisiniz.

Saç dökülmesini önleme yolları listemizin ilk sırasında sağlıklı beslenme var. Sağlıklı beslenmeyi belli bir dönemle sınırlamayıp tüm hayatınıza yayarsanız, pek çok sağlık sorununu zaten hiç yaşamazsınız. Sağlıklı beslenmek için kırmızı ve beyaz et, süt ve süt ürünleri, yumurta, sebze ve meyve, baklagil, sağlıklı yağlar, tam tahıllı besinler ve kuruyemişler çok faydalı. Tüm bu besinleri ölçüsünde tüketirseniz, vücudunuzun protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral ihtiyaçlarını dengeli bir şekilde karşılayarak daha sağlıklı saçlara kavuşabilirsiniz.

Saç köklerinizi beslemelisiniz.

Listemizin ikinci sırasında, saç köklerini beslemek var. Saç dökülmesini önleme yolları içinde saç köklerinizi beslemek için B12 ve D vitaminleri, folik asit, biotin ve çinko bakımından zengin besinleri tüketebilirsiniz. Mevsim şartlarını dikkate alırsanız, bu mevsimde örneğin portakal tüketiminizi arttırabilirsiniz. Portakalın faydaları içinde yer alan kansızlığı azaltıcı etkisi, B12 ve folik asit bakımından zengin bir içeriğe sahip olmasından kaynaklanıyor. Portakal üstelik, C vitamini yönünden zengin olduğu için vücudun demir emilimini arttırıyor ve kansızlıkla mücadeleyi destekliyor.

Saç derinizde kan dolaşımını hızlandırmalısınız.

Saç dökülmesini önleme yolları listemizin üçüncü sırasında, saç derisinde kan dolaşımını hızlandırma var. Saç köklerini besleyen kılcal damarlarda kan akışı yavaşladığında saçlar yeterince beslenemediği için dökülme oluşabiliyor. Saç derinizde kan dolaşımını hızlandırmak için saçlarınıza masaj yapabilir, masaj sırasında zeytinyağı veya hindistan cevizi yağı kullanabilirsiniz. Masajın ardından saçlarınızı ılık suyla yıkayabilirsiniz. Saçlarınızı tararken dişli taraklar yerine tahta tarakları tercih edebilirsiniz.

Saç türünüze uygun şampuan kullanmalısınız.

Listemizin dördüncü sırasında, saç türüne uygun şampuan kullanmak var. Saç türünüze uygun olmayan bir şampuan kullanırsanız, saç derinizin nem ve yağ dengesi bozulur ve saçlarınızın dökülmesini önlemekte zorluk çekersiniz. Oysa kuru saçlar, normal saçlar ve yağlı saçlar için özel olarak üretilen şampuanları kullanarak daha sağlıklı saçlara kavuşabilirsiniz.

Saçlarınızı her gün yıkamamalısınız.

Hangi saç türüne sahip olursanız olun, saçlarınızı her gün yıkamaktan kaçınmalısınız. Saç türünüze uygun bir şampuan kullansanız bile sık yıkanan saçlarda nem ve yağ dengesini korumak zordur. Saç dökülmesini önleme yolları içinde saçlarınızı 2 günde 1 yıkayabilirsiniz. Saçlarınızı temiz ve bakımlı tutmak için her gün yıkamanıza gerek yok.

Saçlarınızı banyodan hemen sonra kurutmamalısınız.

Banyodan hemen sonra saçları kurutmak, saç dökülmesini tetikleyici etkiler yaratabilmekte. Nemli saçlar, kuru saçlara oranla daha dayanıksızdır. Nemli saçlara yapılan uygulamalar saç köklerinin daha fazla zarar görmesine yol açabilir. Banyodan çıktıktan sonra saçlarınızı havluyla iyice kurulamalı, saç kurutma makinesiyle kurutmak için acele etmemelisiniz. Banyodan hemen sonra saçlara fön çekmek de yine, saçların dökülmesine yol açabilmekte.

Saçlarınıza yüksek ısı uygulamamalısınız.

Saça şekil vermek için kullanılan maşa ve düzleştiriciler, yaydıkları yüksek ısı nedeniyle saçlara zarar verebilir ve kırılmalarına yol açabilir. Yüksek ısı nedeniyle saç köklerinizde oluşan tahrişler başka birtakım nedenlerle birleştiğinde saçlarınızın dökülme hızını arttırabilir. Saç dökülmesi sorununuz varsa, saçlarınızı düşük ısıda kurutmaya dikkat etmeli, şekillendirmek için maşa veya düzleştirici kullanmamalısınız.

At kuyruğu ve örgüden kaçınmalısınız.

Saç dökülmesini önleme yolları listemizin sekizinci sırasında, at kuyruğu ve örgüden kaçınma var. At kuyruğu ve örgüler, saçlara ve saç derisine ciddi zararlar verebilmekte. Özellikle de sıkı örgüler nedeniyle saçların nefes alması zorlaşıyor, saç derisinde ve köklerde çeşitli tahrişler oluşabiliyor. At kuyruğu ve örgüden kaçınarak saçlarınızın nefes almasını ve sağlıklı bir şekilde uzamasını sağlayabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
2 Yorum

1 Yorum

  1. seda

    28 Haziran 2020 saat 13:00

    dökülme sürece başlayan sacı durduramazsınız biraz yaşam biraz stres biraz ırsi biraz yediklerimiz içtiklerimiz ama sonuç değişmez ..sonunda saç ekim 🙂

  2. Boyacı

    26 Ocak 2023 saat 00:29

    Bilgi için teşekkürler. Ne yaparsan yap, dökülüyor be başkan.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler