Bizi Takip Edin

Lifestyle

Hazımsızlığa iyi gelen bitki çayları nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Hazımsızlığa iyi gelen bitki çayları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Aşırı stres altında çalışan, sık ve fazla yemek yiyen, lokmaları yeterince çiğnemeden yutan, fazla yağlı ve baharatlı gıda tüketen, sigara ve alkol kullanan, kafeinli ve gazlı içecek tüketen kişilerde hazımsızlık sorunu oluşabilmekte. Basit ve orta dereceli hazımsızlık şikayetlerinde bazı bitki çayları ile olumlu sonuçlar almak mümkün. Hazımsızlık şikayetinize kesin çözüm bulmak için mutlaka hekiminize başvurmalısınız. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, hazımsızlığa iyi gelen bitki çayları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Hazımsızlık nedir?

Önce biraz hazımsızlıktan bahsedelim efendim. Tıp literatüründe dispepsi olarak ifade edilen hazımsızlık bir hastalık olarak değil, sağlık sorunu olarak kabul edilmekte. Hazımsızlığı kısaca, karnın üst kısmında hissedilen şişkinlik, karın ağrısı, geğirme, gaz çıkarma, karın guruldaması gibi belirtilerle kendisini gösteren bir sindirim sorunu olarak tanımlamak mümkün. Bu sorun yemek yerken başlayabileceği gibi, yemekten hemen sonra veya birkaç saat sonra da başlayabilir. Yemek yerken ve yemekten hemen sonra başlayan hazımsızlık sorunları daha çok mideyle ilgiliyken, yemekten birkaç saat sonra başlayan hazımsızlık sorunları daha çok pankreas ve on iki parmak bağırsağıyla ilgili sorunlardan kaynaklanır.

Rezene Çayı

Hazımsızlığa iyi gelen bitki çayları listemizin ilk sırasında, rezene çayı var. Basit ve orta dereceli hazımsızlık şikayeti yaşıyorsanız, rezene çayıyla midenizi rahatlatabilir, safra üretiminizi düzene sokabilirsiniz. İçerdiği B kompleks ve C vitaminleri ile magnezyum, potasyum ve kalsiyum gibi mineraller sayesinde rezene çayı özellikle mide gazı ve mide yanması, şişkinlik ve bağırsak sorunlarına iyi gelmekte, sindirim sistemi üzerinde rahatlatıcı etkilerde bulunmakta. Ayrıca, kasları yumuşatmakta ve spazmlara iyi gelmekte, zararlı mikroorganizmalara karşı vücudumuzun doğal savunma mekanizmalarını güçlendirmekte.

Zencefil Çayı

Hazımsızlığa iyi gelen bitki çayları listemizin ikinci sırasında, zencefil çayı var. Bileşimindeki potasyum, magnezyum, sodyum, fosfat ve diğer faydalı mineraller ile organik asitlerle sindirimi sağlayan mide sıvılarını güçlendiren zencefil çayı, hazım süreçlerine büyük katkı sağlıyor. Zencefilin etki gücünü arttırmak için bir miktar bal ve limonla birlikte tüketmeyi tercih edebilirsiniz. Ofiste öğle yemeğini veya evde akşam yemeğini fazla kaçırdığınızda midenizi rahatlatmak için ballı limonlu zencefil çayını rahatlıkla hazırlayabilir, keyifle tüketebilirsiniz.

Papatya Çayı

Bileşimindeki tanen ve glikozit sayesinde mide ve bağırsak sorunlarına iyi gelen papatya çayı, hazımsızlığa iyi gelen bitki çayları listemizin üçüncü sırasında. Ülkemizde oldukça sevilen bir bitki çayı olan papatya çayının sakinleştirici ve yatıştırıcı etkisi Antik çağdan beri bilinmekte. Spazm çözücü özelliği olan papatya çayını özellikle mide yanması ve şişkinlik şikayetleriniz için tercih edebilirsiniz. Ülsere karşı da etkili olan papatyanın yapraklarında ve saplarında bulunan apigenin maddesi sindirim sisteminin yanı sıra sinir sistemine de iyi gelmekte.

Nane Çayı

Hazımsızlığa iyi gelen bitki çayları listemizin dördüncü sırasında, nane çayı var. Her mevsim kolayca yetişebilen ve kokusunun yanı sıra tadı da son derece lezzetli olan nane bitkisi, uzun yıllardır mide ve bağırsak sorunlarının tedavisinde kullanılmakta. Nanenin sindirim sistemi üzerinde fizyolojik etkilerinin yanı sıra en önemli etkilerinden biri psikolojik rahatlama sağlamasıdır. Nane çayını yaş naneden yapabileceğiniz gibi, kurutulmuş naneden de yapabilirsiniz. Fakat, diğer bitki çaylarında olduğu gibi nane çayını da kaynatarak değil, demleyerek yapmanız gerektiğini hatırlatalım.

Yeşil Çay

Hazımsızlığa iyi gelen bitki çayları listemizin beşinci sırasında, yeşil çay var. İçerdiği yüksek miktarda flavonoid, kateşin ve polifenol nedeniyle yeşil çay hem antioksidandır, hem de vücuttaki antioksidanları aktive ederek serbest radikallere karşı doğal bir koruma kalkanı sağlar. Özellikle de stres, fazla yemek yeme, lokmaları yeterince çiğnemeden yutma, fazla yağlı ve baharatlı gıda tüketme gibi nedenlerden dolayı hazımsızlık şikayetiniz varsa, yeşil çay doğru bir seçim olabilir.

Hazımsızlığa iyi gelen bitki çayları Ofix.com’da!

Online ofis marketiniz Ofix, ofislerde en fazla tüketilen sarf malzemelerine uygun fiyat avantajıyla sahip olma fırsatı sunuyor. Sitemizde hazımsızlığa iyi gelen bitki çayları için önereceğimiz ilk ürün, Doğadan rezene bardak poşet çay. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünler, hızlı ve etkili sonuçlar vermekte.

Zencefil çayı için, Doğadan limon kabuklu zencefil bardak poşet çay iyi bir seçim olabilir. Paket içi miktarı 20 adet olan bu ürünleri ofiste veya evde kolayca hazırlayıp tüketebilirsiniz. 

Papatya çayı için önerimiz, Doğadan papatya bardak poşet çay. Paket içi miktarı 20 adet olan ve hazımsızlık sorununa iyi gelen bitki çayları içinde yer alan bu ürünleri sitemizde bulabilirsiniz.

Nane çayı için önerimiz, Doğuş nane limon bardak poşet çay. Paket içi miktarı 20 adet olan ve hazımsızlık karşıtı bitki çayları içinde yer alan bu ürünlere sitemizden ulaşabilirsiniz.

Yeşil çay için önerimiz, Doğadan limonlu bardak poşet yeşil çay. Paket içi miktarı 20 adet olan ve hazımsızlığa birebir bitki çayları içinde yer alan bu ürünler sitemizde.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler