Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Sakıp Sabancı’nın Başarı Hikayesi

Yayınlandı

tarihinde

Sakıp Sabancı'nın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

2004 yılında kaybettiğimiz Sakıp Sabancı, Türk sanayi ve iş dünyasında unutulmaz izler bıraktı. 71 yıllık ömrüne sığdırdığı sayısız başarıyla Türk ekonomisinin gelişmesinde öncü roller üstlendi, birbirinden önemli yatırımlarla binlerce çalışana istihdam olanağı sağladı. 1948 yılında Akbank‘ta stajyer olarak 25 lira aylık gelirle iş hayatına atılan Sakıp Sabancı, Forbes dergisinin en zenginler listesine 147. sıradan giriş yapmayı başardı. Kurduğu yabancı ortaklıklar sayesinde Sabancı Holding‘i küresel bir oyuncu haline getiren Sakıp Sabancı, aynı zamanda renkli kişiliği ve hayırseverliğiyle de dikkatleri hep üzerine çekti. Halka yakın tavırları nedeniyle Sakıp Ağa olarak anılan Sakıp Sabancı, Türk sanayi ve iş dünyasındaki katkılarının yanı sıra eğitim, kültür ve sanat alanındaki çalışmalarıyla da genç kuşaklara örnek oldu. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Sakıp Sabancı‘nın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Sakıp Sabancı kimdir?

Sakıp Sabancı, 7 Nisan 1933 tarihinde Kayseri’nin Talas ilçesine bağlı Akçakaya köyünde Sabancı ailesinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Hacı Ömer Sabancı pamuk ticaretiyle uğraşıyordu. İşleri büyütmek için ailesiyle birlikte Adana’ya göç etmesi sonucu küçük Sakıp‘ın Adana yılları başladı. İlkokulu Adana İsmet İnönü İlköğretim Okulu‘nda tamamlayan küçük Sakıp, lise öğrenimine devam ederken üst üste üç kez zatürre hastalığına yakalandı. Geçirdiği bu hastalık okula devam etmesini zorlaştırınca, 1948 yılında lise öğrenimini yarıda bıraktı. 25 lira aylıkla Akbank‘ta stajyer olarak çalışmaya başladı. Bu dönemde öğrendiği bilgiler, sonraki tüm hayatı boyunca çok işine yaradı. Örneğin yazı makinesi ve hesap makinesi kullanmayı, tahsil fişi ve makbuz kesmeyi ilk olarak burada öğrendi. İstanbul’da konakladığı Sirkeci Özipek Palas Oteli bir nevi evi oldu. 1950 yılında ailesiyle birlikte Emirgan’da bulunan Atlı Köşk‘e taşındı. 

Akbank‘tan ayrıldıktan sonra Sakıp Sabancı, Bossa Un Fabrikası‘nda veznedar olarak çalışmaya başladı. Bu dönemde aylık geliri 50 liraydı. İşine gösterdiği özen ve titizlik sayesinde 1955 yılında fabrikanın ticaret müdürü olarak atandı. 2 yıl sonra teyzesinin kızı Türkan Civelek ile evlendi. Aynı zamanda da fabrikanın genel müdür yardımcılığına atandı. 1964 yılında büyük kızı Dilek dünyaya geldi. Bu dönemde bir taraftan da Adana Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu‘nun başkanlığını üstlendi. 1966 yılında babası Hacı Ömer Sabancı‘nın vefatı üzerine Sabancı Holding‘in yönetim kurulu başkanlığına getirildi. Annesi ve kardeşleriyle birlikte Hacı Ömer Sabancı Vakfı‘nın kurulmasına öncülük yaptı. Vakfın ileride gerçekleştireceği en büyük projelerden biri, 1999 yılında eğitim faaliyetlerine başlayan Sabancı Üniversitesi‘nin kurulması olacaktı. 1967 yılında kardeşleriyle birlikte Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.‘yi kurdu ve yönetim kurulu başkanlığını üstlendi. 

Ticaretten Sanayiye Hacı Ömer Sabancı

Sakıp Sabancı‘nın babası Hacı Ömer Sabancı, 1906 yılında Kayseri’nin Akçakaya köyünde doğmuştu. Erken yaşlarda ticarete atılmış, 1925 yılında Sabancı Topluluğu‘nu kurmuştu. Milli Mücadele döneminin etkilerinin hissedildiği bu yıllarda ülkemizde pek çok alanda yokluk yaşanmaktaydı. Üretim faaliyetlerinin merkezinde tarım yer alırken pamuk ticareti önemli bir iş kolu haline gelmişti. 1920’li yıllarda Hacı Ömer Sabancı, pamuk ticaretinden önemli gelirler elde etmeye başladı. Fakat üretimin geleneksel yöntemlerle gerçekleştiriliyor olması, ticaretten istediği ölçüde başarı elde etmesini engelliyordu. Bu dönemde Hacı Ömer Sabancı, modern yöntemlerle üretimin önemini anlamış, ticarette elde edilecek başarıların sanayileşmeden geçtiğini görmüştü. 1932 yılında ortak olduğu çırçır (pamuk işleme) fabrikası, Sabancı Topluluğu‘nun ileride gerçekleştireceği sanayi yatırımlarına ilham kaynağı olacaktı. 1943 yılında ortak olduğu Türk Nebati Yağlar Fabrikası, Hacı Ömer Sabancı‘nın ticari hayatta önemli kazanımlar elde etmesini sağladı. 

Yağsa isimli bu fabrika sayesinde 1940’lı yıllarda Hacı Ömer Sabancı, ülkemizde en çok ihtiyaç duyulan ürünlerden biri olan yağa erişimi kolaylaştırdı. 1946 yılında satın aldığı ikinci nebati yağ fabrikası Marsa, bu yükselişin ivmesini arttırdı. 1948 yılında ortaklarıyla birlikte kuruluşunu gerçekleştirdiği Akbank ise yalnızca Sabancı ailesi için değil, aynı zamanda da Türk ekonomisi için çok önemli bir boşluğu doldurdu. Adana ve çevresindeki pamuk üreticilerine finansman desteği sağlamak amacıyla kurulan Akbank, ticaretin yanı sıra sanayi için de gerekli sermayenin oluşmasını sağlamada kilit bir öneme sahipti. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde Avrupa’nın eski gücüne yeniden erişme çalışmaları hız kazanırken, ülkemizde de milli sanayinin gelişmesi için çok önemli girişimler gerçekleştirilmekteydi. Akbank sayesinde Hacı Ömer Sabancı, pamuk üreticiliği ve tekstil alanında yatırım yapmak isteyenlere gerekli finansman desteğini sağladı. 

Sakıp Sabancı ve Sabancı Topluluğu

1950 yılında Hacı Ömer Sabancı öncülüğünde kurulan Bossa Un Fabrikası, Sabancı Topluluğu için çok önemli bir deneyimdi. Pamuk ve yağ ticaretinden sonra bu fabrikayla birlikte artık un işine de girilmişti. Akbank‘taki ilk iş deneyiminin ardından Sakıp Sabancı, Bossa‘ya vezne sorumlusu olarak giriş yapmış, 1955 yılında ticaret müdürü olmuştu. Bossa bünyesinde kurulan tekstil fabrikasıyla birlikte işler büyürken, Sakıp Sabancı üzerindeki sorumluluklar da artıyordu. Adana Yüreğir’de Cırrık Çiftliği‘nin satın alınması, Oralitsa‘nın kurulması ve Tarsus yakınlarındaki Madama Çiftliği‘nin satın alınması süreçlerinde Sakıp Sabancı çok önemli deneyimler kazandı. Sabancı Topluluğu bünyesinde 1958 yılında kurulan Sapeksa ve 1960 yılında kurulan Aksigorta, Sabancı ailesinin gücüne güç kattı. 1961 yılında Adana’daki dördüncü çiftliği Şakir Paşa Çiftliği‘ni satın alan Hacı Ömer Sabancı, pamuk ve tekstil alanında Sabancı Topluluğu‘nu çok önemli bir noktaya taşımıştı. 1966 yılında İstanbul’da vefatının ardından Sabancı Topluluğu‘nun tüm sorumluluğu artık Sakıp Sabancı üzerindeydi. 

Bu dönemde kurulan SaSa Polyester ve İplik Fabrikası, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmişti. İlk yerli polyester elyaf ve iplik üretimini gerçekleştiren SaSa, Türk tekstil sanayisinin ileride elde edeceği büyümenin lokomotiflerinden biri olacaktı. Bu süreçte Sakıp Sabancı, bir taraftan sanayi yatırımlarını sürdürüyor, bir taraftan da Türkiye Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği‘ne başkanlık yapıyordu. Adana ve Kocaeli Sanayi Odaları‘nda sürdürdüğü çalışmalar çerçevesinde sektörü yakından tanıyor, iş bağlantılarını geliştiriyor, ortak projeleri hayata geçiriyordu. 1967 yılında kurulan Akçimento ve Insa, 1968 yılında kurulan Temsa, Plassa ve Olmuksa, 1971 yılında kurulan Pilsa ve Teksa ile Sabancı Topluluğu‘nun büyümesi ivmelendi. Bu büyüme 1972 yılında Çimsa, Exsa ve Akkardansa, 1973 yılında Yünsa ve Kordsa ile devam etti. 1974 yılında İzmit Köseköy’de kurulan LasSa Fabrikası, Sabancı Topluluğu‘nun en kârlı yatırımlarından biri oldu. Japon devi Bridgestone ile kurulan ortaklık sonucu Brisa adını alan şirket, Türk lastik sanayisinde çok önemli bir konuma yükseldi. 

Türk Sanayisinde Sakıp Sabancı

1970’li yıllarda Sakıp Sabancı ve kardeşleri, sanayi yatırımlarını hız kesmeden sürdürmeye devam ediyordu. 1974 yılında Turgut Özal, Sabancı Holding‘de genel koordinatör olarak görev yapmaktaydı. Özal‘ın teklifi üzerine holdingin İstanbul’a taşınmasına karar verilmişti. Bu sayede Sakıp Sabancı ve kardeşleri, İstanbul’da daha güçlü iş bağlantıları kurma fırsatı elde etti. 1981 yılında Londra’da kurulan Ak International Bank, Türk sermayesiyle yurt dışına açılan ilk banka olma unvanını elde etti. 1984 yılında Sakıp Sabancı, ilk onursal doktorasını Eskişehir Anadolu Üniversitesi‘nden aldı. 2 yıl sonra TÜSİAD‘ın yönetim kurulu başkanlığını üstlendi. 1987-1990 yılları arasında ise yüksek istişare konseyi başkanlığını yaptı. Bu süreçte başta İsveç ve Stockholm olmak üzere uluslararası pek çok platformda Türk sanayisini başarıyla temsil etti. Ne var ki, sağlık durumunda bazı bozulmalar da meydana geldi. 1981 ve 1989 yıllarında iki defa kalp kapakçığı ameliyatı oldu. 

1992 yılında Sakıp Sabancı, Japon hükümeti tarafından Kutsal Hazine Altın ve Gümüş Yıldız Nişanı ile onurlandırıldı. 1993 yılında açılan Sabancı Center, Sakıp Sabancı ve Sabancı Holding‘i dünya devlerine yakışır bir merkeze kavuşturdu. 1994 yılında kurulan ToyotaSa ortaklığı ile Sakıp Sabancı, yerli otomotiv sektörüne Vehbi Koç ve Koç Holding‘den sonra çok önemli bir katkı yaptı. 1997 yılında Danone‘yle kurulan ortaklık sonucu DanoneSa ise Sakıp Sabancı ve holdinge taze süt ürünleri ve içecek pazarında önemli bir konum kazandırdı. Bu süreçte Sakıp Sabancı, birbirinden önemli dünya devleriyle ortaklıklar kurmak yönünde temaslarını sürdürmekteydi. Bunlar içinde Dupont, Kraft Foods International ve Carrefour gibi firmalar, Sakıp Sabancı ismini ve Sabancı Holding‘i dünyaya taşıdı. Ülkemize kazandırdığı yatırımlar ve yabancı ortaklıklar sayesinde sağladığı sermaye akışı nedeniyle Sakıp Sabancı, 1997 yılında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından Devlet Üstün Hizmet Madalyası ile onurlandırıldı. 

Hayırsever Bir İş Adamı Olarak Sakıp Sabancı

Birbirinden önemli başarılarla dolu 71 yıllık hayatı boyunca Sakıp Sabancı, hayır işlerini hiç ihmal etmedi. Başta eğitim, kültür ve sanat olmak üzere pek çok alanda hayırsever kişiliğiyle çok önemli projeleri hayata geçirdi. Hacı Ömer Sabancı Vakfı bünyesinde başlayan yardım çalışmaları Sakıp Sabancı Müzesi ile kültür ve sanat alanına taşındı. Sabancı Müzesi‘nde sergilenen Osmanlı Hat-Resim Koleksiyonu New York’ta Metropolitan Müzesi‘nde sergilenen ilk özel koleksiyon olma unvanını elde etti. 1996 yılında kurulan Metin Sabancı Spastik Çocuklar ve Gençler Rehabilitasyon Merkezi, binlerce spastik engelliye umut ışığı oldu. 170 milyon dolarlık yatırımla kurulan Sabancı Üniversitesi bünyesinde dağıtılan burslar ise binlerce öğrencinin iyi bir eğitim almasını sağladı. Sakıp Sabancı, deneyimlerini paylaşmayı seven bir iş adamıydı ve hayatı boyunca pek çok kitap yazarak yeni nesillere deneyimlerini aktardı, onlara ışık tuttu. 10 Nisan 2004 tarihinde ise böbrek kanseri tedavisi için götürüldüğü Amerikan Hastanesi‘nde hayata veda etti. 

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler