Bizi Takip Edin

Lifestyle

Su tasarrufu nasıl yapılır?

Yayınlandı

tarihinde

Su tasarrufu nasıl yapılır diye merak ediyorsanız Ofix Blog'u ziyaret edebilir, etkili su tasarruf yöntemlerini öğrenebilirsiniz.

Hepimizin bildiği nedenlerden dolayı artık hayatımızdaki en önemli kavramların başında tasarruf geliyor. Alabileceğimiz her önlemle tasarruf konusuna ne kadar dikkat edersek bu süreçte o kadar avantaj elde ederiz. İster evde olsun, isterse işyerinde su tasarrufu konusunda dikkat etmemiz gereken birçok husus var. Bunlarla ilgili olarak işyerlerinde farkındalıkların daha yüksek olduğunu söyleyebilirim. Çünkü işyerlerinde uyulması gereken kurallar daha sıkı takip ediliyor. Aksayan konularla ilgili önlemler daha hızlı alınıyor. Evlerde ise tasarruf yöntemleri çoğu zaman ihmal ediliyor. Tasarruf konulu blog dizimin bu haftaki bölümü olan su tasarrufu yöntemleri işte huzurlarınızda… 

Tasarruflu musluk başlığı kullanın. 

Su tasarrufu yöntemleri listemin ilk sırasında tasarruflu musluk başlığı kullanmak var. Musluğu açtığımız zaman suyun sesi bile içimizde güzel duygular uyandırıyor, değil mi? El yıkamak veya diğer amaçlarla musluğu açtığımızda kendimizi iyi hissediyoruz. Fakat bu suyun gerçekte çok az bir bölümünü ihtiyaçlarımız için kullanıyoruz. Yani büyük bölümü aslında israf oluyor. Tasarruflu musluk başlığı kullanmak bu israfı önlemede çok faydalı. Eğer tasarruflu musluk başlığı kullanırsanız su sarfiyatınız epeyce azalır. Gerçi bu ürünler bütçeniz için bir ek maliyet yaratır. Ancak orta ve uzun vadede bu maliyet tasarruf yoluyla size geri döner. Dilerseniz basit bir su tasarruf aparatıyla bile su sarfiyatınızı azaltabilirsiniz. Bu ürünler musluk ucuna takılır ve sarfiyatı azaltır. Tek bir musluk için bile olsa bu araçlar gerçekten önemli sonuçlar doğuruyor. Yeni yapılan binalarda artık tasarruflu musluk başlıkları kullanılıyor. Eski tip binalarda ise hiç olmazsa su tasarruf aparatlarıyla güzel sonuçlar almak mümkün. 

Muslukları gereksiz yere açık bırakmayın.

İlk maddeyi yerine getirdiyseniz su tasarrufu konusunda önemli bir avantaj elde ettiniz demektir. Peki iş bununla bitiyor mu? Hayır, su tasarrufu yöntemleri içinde dikkat etmemiz gereken daha pek çok konu var. Bunlar arasında en önemlilerinden biri muslukları gereksiz yere açık bırakmamaktır. Özellikle el yıkarken ve diş fırçalarken bu hata daha sık gerçekleşiyor. Beyler ise tıraş olurken bu hatayı sıkça yapabiliyor. Su tasarruf başlığı kullansanız bile hiçbir zaman musluğu gereksiz yere açık bırakmamalısınız. Çünkü gereksiz yere akıp giden her damla milli servetimizden bir kayıptır. Bu yıl için peki, su sıkıntımız yok gibi görünüyor. Ancak buna aldanmamak lazım. Genel kanaatin aksine, Türkiye aslında su zengini bir ülke değil. Çünkü israf düzeyimiz yüksek. Bunun en önemli nedenlerinden biri de vahşi sulamadır. Suyu açıp gitmek bahçe sulamak değildir. Ev işlerinde de yine su açıkken başka bir işle ilgilenmeyin. Önce suyu kapatın, sonra diğer işlerinize geçersiniz. 

Sensörlü musluklar su tasarrufu için avantaj sağlar.

Evlerde daha az kişi yaşadığı için sensörlü ürünlere pek ihtiyaç olmuyor. Ancak kalabalık işyerlerinde sensörlü ürünler birçok bakımdan önemli avantajlar sunuyor sevgili arkadaşlar. Eğer işyerinizde su tasarrufu yapmak istiyorsanız, sensörlü muslukları özellikle tavsiye ederim. Çünkü kalabalık işyerlerinde, AVM’lerde, kafe ve restoranlarda sensörlü ürünler gereksiz su akışını engelliyor. Aynı zamanda da kişisel hijyen açısından pratik çözümler sunuyor. Sonuçta her gün onlarca kişinin elinin değdiği bir musluğa dokunmak pek de iyi bir şey değil. Sensörlü musluklar tasarruf için olduğu kadar hijyen için de faydalı. İşyerinizde akıllı musluk sistemleri kullanırsanız su tasarrufu ve hijyen için önemli avantajlar elde edersiniz. Sensörlü musluk başlığı su faturanızda yüzde 30 ile 40 arasında bir tasarruf sağlar. Daha gelişmiş bir su tasarruf cihazı ile bu oran yüzde 50’nin bile üzerine çıkabilir. Fotoselli musluk ve sensörlü batarya sistemleri günümüzde hemen tüm AVM’lerde mevcut. İşyerlerinde de kullanımları her geçen gün artıyor. 

Uyarı etiketleriyle su tasarrufunu hatırlatın.

İşyerlerinde su tasarrufu yöntemleri içinde uyarı etiketleriyle hatırlatma yapmak da faydalı bir yöntemdir. Çalıştığınız şirkette sensörlü musluk başlığı yoksa uygun bir yere uyarı etiketi yapıştırarak su tasarrufuna katkı sağlayabilirsiniz. Hatta su tasarruflu musluk kullansanız bile uyarı etiketlerinden yararlanabilirsiniz. Çünkü gerçekten de el yıkama sırasında akan suyun büyük bölümü israf oluyor. Musluk başlığı tasarruf için ne kadar önemliyse doğru kullanım şekli de o kadar önemli. Tasarruf önlemlerini çoğu zaman dikkate almadan hareket edebiliyoruz. İşte bu gibi durumlarda uyarı etiketleri devreye giriyor. “Muslukları açık bırakmayın”, “suyu boşa harcamayın” türünden uyarıları ifade eden bu etiketler su tasarrufu yöntemleri içinde faydalı sonuçlar doğurur. İşyerinizde batarya tasarruf başlığı olsun ya da olmasın uyarı etiketlerinden de yararlanabilirsiniz. Hatta gerekirse evde bile bu etiketlerden yararlanabilirsiniz. Ben mesela birden fazla yaptığım hataları post-it kullanarak ilgili yerlere yapıştırıyorum. Bu beni aynı hataları tekrar yapmaktan koruyor. 

Haşladığınız sebzelerin sularını değerlendirin.

Yemek yaparken kullandığımız yöntemlerden biri haşlamadır. Birçok sebzeyi haşlayarak pişirmeyi tercih edebiliyoruz. Peki haşlanmış sebze suları nereye gidiyor? Eğer lavaboya döküyorsanız bir taraftan önemli bir fırsatı kaçırıyorsunuz. Bir taraftan da su israfı yapıyorsunuz demektir. Oysa haşlanmış sebze sularını birçok yemekte kullanmak mümkün. Örneğin makarna sosları bu konuda birbirinden ilginç deneyimler sunuyor. Diyelim ki ıspanaklı börek yapacaksınız. Veya lahana dolması. Haşlayacağınız ıspanağın veya lahananın suyunu makarna sosu olarak kullanmanız mümkün. Ayrıca haşlanmış sebze sularından cilt maskesi de yapabilirsiniz. Çünkü bu sular vitamin ve mineral bakımından çok zengindir. Bu sayede cildi besler. Eğer bunlara üşeniyorsanız, suyun soğumasını bekleyin ve bitkilerinizi sulamak için kullanın. Lavaboya gideceğine bari bitkileriniz faydalansın. Evde tasarruf yöntemleri bağlamında bu tür pratik önerileri de dikkate almak gerekir. Su tasarrufu yöntemleri bu gibi faydalara da imkan tanımakta. 

Çamaşır ve bulaşıklarınızı makinede yıkayın.

Gerçekten de çamaşırları ve bulaşıkları elde yıkamak israf konusunda önemli bir başlık. Elde yıkama yapmak bazı durumlarda gerekli olabiliyor. Ancak iyi bir programlama ve zaman yönetimiyle bu konuda da tasarruf sağlamak mümkün. Su tasarrufu yöntemleri içinde çamaşır ve bulaşıklarınızı makinede yıkayarak su sarfiyatınızı ciddi ölçüde düşürebilirsiniz. Eğer A+++ ürünler kullanırsanız bu konuda daha yüksek avantajlar elde edersiniz. Çünkü bu ürünler sadece elektrik tasarrufu için değil, su tasarrufu için de faydalıdır. Bu ürünlerin tasarımları ve yıkama şekilleri su tasarrufu yöntemleri için başarılı sonuçlar doğuruyor. Üstelik deterjan sarfiyatını da azaltıyor. Ancak makinenizi dolmadan çalıştırmamaya dikkat etmelisiniz. Aksi durumda sağlayabileceğiniz avantajlar kaybolur ve maliyet artar. Su tasarrufu ile her yıl bütçenize önemli bir katkı sağlamanız mümkün. Kalabalık aileler buna özellikle dikkat etmeli. 

Sifonunuz fazla su harcıyorsa gerekli düzeltmeyi sağlayın.

Su sarfiyatını arttıran en önemli nedenlerden biri de sifon sistemleridir. Günümüzde birçok evde ve işyerlerinde çift kademeli sifon sistemleri mevcut. İhtiyaca göre su sarfiyatını kontrol etme fırsatı sunan bu sistemler su tasarrufu için faydalıdır. İmkanınız varsa çift kademeli sifon sistemine geçerek su tüketiminizi azaltabilirsiniz. Su tasarrufu için bu gibi değişimlerden kaçınmayın. Oluşacak maliyet sizi korkutmasın. Çünkü kısa sürede bu maliyet tasarruf sayesinde size geri dönecek. Su tasarruf önlemleri konusunda artık inşaat ve yapı firmaları çok daha duyarlı. Yeni yapılan binalarda genellikle tasarruflu sifon çeşitleri ön planda. Ancak eski tip bir rezervuarınız varsa basit bir pet şişiyle bile su sarfiyatınızı azaltabilirsiniz. Rezervuarınıza yarım veya bir buçuk litrelik dolu bir pet şişe bıraktığınızda evde su tasarruflu sifon yapmış olursunuz. Böylelikle sifonu her çektiğinizde içerisindeki pet şişenin hacmi kadar su tasarrufu sağlarsınız. Su faturası tasarrufu için pet şişe yöntemi etkili bir yöntemdir. 

Su tesisatınızdaki kaçakları önleyin.

Su boruları ve sulama üniteleri zaman içinde yıpranarak kaçağa neden olabiliyor. İster evde olsun, isterse bahçede zaman zaman tesisatı gözden geçirmede fayda var. Su tasarrufu yöntemleri içinde bu konular da önemli konulardır. Bunları ihmal ederseniz aldığınız diğer önlemler boşa gider. Tasarruf hakkında hep söylediğim bir şeyi bu vesileyle bir kez daha belirteyim. Hangi alanda olursa olsun tasarruf yöntemleri bir bütündür. Birini yapıp diğerlerini yapmadığınız zaman alacağınız sonuçların etkisi azalır. Kullandığınız tesisatta kaçak varsa bu durum bir taraftan ek maliyet yaratır. Bir taraftan da su basması risklerine zemin hazırlar. Bu nedenle evde veya bahçede su borularınızı her yıl düzenli şekilde gözden geçirin derim. Contası yıpranan musluk su tasarrufu yöntemleri konusunda ciddi bir sorundur. Musluk su tasarrufu konusu sadece su tüketim şekliyle ilgili değil. Tesisatınızın da tasarrufu desteklemesi gerekir. Musluk su tasarruf başlığı kullansanız bile conta yıpranmışsa israf devam eder. 

Çocuğunuza doğru davranış şekilleri kazandırın.

Evde tasarruf yöntemleri bağlamında dikkat etmemiz gereken konulardan biri de çocuklara doğru davranış şekilleri kazandırmaktır. İster su tasarrufu yöntemleri olsun, isterse diğer tasarruf yöntemleri için çocuğumuzla doğru bir iletişim şekli geliştirmemiz lazım. Çocuklar bazı şeyleri yavaş öğrenir, öğrendikleri şeyleri çabuk unuturlar. Bu nedenle onlara doğru davranış şekillerini kazandırmak için uyanık davranmamız lazım. Örneğin çocuğunuz su içerken bardak kullanmıyorsa bunun yanlış bir davranış şekli olduğunu ona uygun şekilde anlatmalısınız. Doğru su içme şeklini de bizzat göstermelisiniz. Bir kere, iki kere, beş kere, fark etmez. İstediğiniz davranış değişikliğini sağlayıncaya kadar iletişimi sürdürün. Su tasarrufu yöntemleri hakkında burada anlattığım konuları aynı zamanda çocuğunuza da yaşına uygun şekilde anlatmaya çalışın. Çocukların küçük yaşlarda kazandıkları alışkanlıklar hayat boyu devam eder. Çocuğunuza güzel alışkanlıklar kazandırın ki hayatını güzel şekilde sürdürsün. Sonradan davranış tarzı değişikliği sağlamak gerçekten de çok zordur. 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler