Bizi Takip Edin

Lifestyle

Teknik çizim kağıdı alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Teknik çizim kağıtları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Teknik çizim işleriyle uğraşanların kullandığı teknik çizim kağıtları, yapılan çizimlerin niteliğini doğrudan etkilemekte. Yaptığınız çalışmalarda doğru ürünleri kullanırsanız, daha yüksek bir performans yakalayabilirsiniz. Peki, teknik çizim kağıdı alırken nelere dikkat etmek gerekir? Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, teknik çizim kağıtları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız ve teknik çizim kağıdı alırken nelere dikkat etmek gerektiğine kısaca temas edeceğiz.

Teknik çizim kağıdı nedir?

Teknik çizimlerde kullanılan kağıtlara teknik çizim kağıdı diyoruz efendim. Profesyonel anlamda üretilmesi veya inşa edilmesi planlanan herhangi bir makinenin, ürünün veya yapının hayata geçmesini sağlayan tüm adımları anlatan çizimlerdir. Başta mimarlık ve mühendislik alanları olmak üzere teknik çizim işleriyle uğraşanların sıklıkla kullandığı bu kağıtlar, bir proje veya endüstriyel tasarımı gerçekleştirecek teknik personeller arasındaki iletişimin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini sağlıyor. Teknik çizimlerin gerektirdiği koşullara uygun şekilde mat, yarı saydam, şeffaf, yağlı, pürüzsüz, pürüzlü gibi farklı özelliklerde ve gramajlarda üretilen teknik çizim kağıtları pafta, blok veya rulo şeklinde satılabilmekte.

Sektörel çizimlerin yanı sıra sanatsal çizimlerle ilgilenenlerin de sıkça kullandığı teknik çizim kağıtları, kullanım ve saklama koşulları konusunda yüksek hassasiyet göstermeyi gerektiren ürünlerdir. Nitekim, teknik çizim kağıtları içinde bazı ürünler sıcak ortamlarda çok kolay sertleşir ve kırılganlaşır. Bazıları ortamda rutubet arttığında kolayca dalgalanır. Ayrıca birçok teknik çizim kağıdı, katlanarak saklandığında çok kolay deforme olur. 

Teknik çizim kağıdı türleri nelerdir?

Çizim kağıtları hakkında verdiğimiz bu genel bilgilerin ardından yazımızın bu kısmında, teknik çizim çalışmalarında en çok kullanılan kağıtları kısaca tanıtacağız.

Aydınger Kağıtları

Teknik çizimlerde en sık kullanılan kağıt türü aydınger kağıtlarıdır. Tümüyle beyazlatılmış kimyasal selülozdan üretilen aydınger kağıtları parlak yüzeyli, yarı saydam, yağlı ve rulo biçimindedir. Farklı ihtiyaçları karşılayacak şekilde farklı kalınlıklarda üretilen bu kağıtların yüzeyi düz veya pürüzlü türleri bulunmakta. Bu kağıtların en önemli özelliği, yarı saydam oldukları için üst üste çizim yapmayı ve çizimleri çoğaltmayı kolaylaştırmasıdır. Ayrıca, alttan ışıklandırılmış bir masa üzerine serildiğinde projedeki hataların kolayca görülmesini sağlamakta. Profesyonellerin yanı sıra teknik üniversite, yüksekokul ve meslek liselerinde okuyan öğrencilerin de en çok kullandığı teknik çizim kağıtları içinde yer alan bu ürünler, teknik çizim kalemleri ile projelerin kağıda dökülmesinde büyük kolaylık sağlıyor.

Eskiz Kağıtları

Teknik resim kağıdı veya sarı kağıt olarak da bilinen eskiz kağıtları, kroki çizmek veya karakalem çizimler yapmak için kullanılan kağıtlardır. Eskiz kağıtları, asıl çizimin öncesinde bir ön çalışma yapmak için daha fazla tercih edilir. Eskiz çalışmalarının en önemli özelliği ise tasarlanan düşüncenin olgunlaşmasını sağlamasıdır. Ve tabii, fiyatları daha ekonomik olduğu için ön çalışmalar için en çok eskiz kağıtları kullanılır. Bu kağıtları piyasada hemen tüm boyutlarda bulmak mümkün.

Ozalit Kağıtları

Şeffaf kağıtlara yapılan çizimleri kopyalamak için kullanılan kağıtlara ozalit kağıtları denilmekte. Çizimin kopyasının alınabilmesi için mekanik ya da otomatik kopya makinelerinde ışık ortamından geçirilmesi gerekir. Bu kağıtlar ışığa, neme ve amonyağa karşı son derece hassas olduğu için çizim çalışması bittikten sonra bunları kuru ve ışık görmeyen ortamlarda saklamak gerekir.

Yağlı Kağıtlar

Kopya kağıdı olarak kullanılan yağlı kağıtlar, bitkisel içerikli yağlara batırıldıktan sonra havada kurutularak elde edilen kağıtlardır. Bu özelliklerinden dolayı rutubetten etkilenmezler ve yüzeyleri düzgündür.

Muşamba Kağıtlar

Bezli kağıt olarak da bilinen muşamba kağıtlar, yırtılmaya ve kazımaya karşı son derece dayanıklıdır. Bir yüzü mat, diğer yüzü parlak olan bu kağıtlar muşambayı andırdığı için muşamba kağıtlar olarak anılmakta.

Teknik çizim kağıdı alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Teknik çizim kağıtları ve türleri hakkında paylaştığımız bu bilgilerin ardından yazımızın bu kısmında, teknik çizim kağıdı alırken nelere dikkat etmek gerektiğine kısaca temas edeceğiz.

Çizim türünüze uygun ürünleri seçmelisiniz.

Yapacağınız çizim türüne uygun ürünler seçerseniz, çalışmanızda hem daha yüksek bir performans yakalar, hem de yaptığınız çizimleri uygun koşullarda arşivleyebilirsiniz. Örneğin, ışıklı kopya yapacağınız çizimlerde aydınger kağıtlarını ilk sırada değerlendirebilirsiniz. Bunlar içinde düz yüzeye sahip olanlarında çini mürekkebi, pürüzlü yüzeye sahip olanlarda ise sert kurşun kalemler kullanabilirsiniz. Işıklı kopya yapmayacaksanız, çini mürekkepli çalışmalarda yağlı kağıtları kullanabilirsiniz. Ayrıca, çizim türünüze göre saydam çizim folyosu veya film kullanmanız da gerekebilir.

Teknik çizimlerde asıl çizime başlamadan önce hazırlık için eskiz kağıtlarını kullanabilirsiniz. Aydınger kağıtlarını asıl çizimlerde kullanmak daha doğrudur. Çizimleriniz eğer yıpranmaması gereken veya çok uzun süreler saklamak istediğiniz çizimlerse, aydınger kağıtları yerine muşamba kağıtlarını deneyebilirsiniz. Nitekim muşamba kağıtlarının ömürleri aydınger kağıtlarının ömürlerine oranla çok daha yüksektir. Bununla birlikte, bu ürünlerin yüzeyleri mat olduğu için muşamba kağıtlarıyla üst üste çizim yapmanız mümkün değildir. Üst üste çizim yapmak ve çizimleri ucuza çoğaltmak, hataları kolay temizlemek istiyorsanız saydam teknik çizim kağıtları daha doğru bir seçim olacaktır.

Kullanım ömrüne dikkat etmelisiniz.

Teknik çizim kağıtlarının türlerine göre kullanım ömürleri birbirinden farklı olmakta. Yaptığınız çalışmaları eğer çok uzun süreler saklamak istiyorsanız, muşamba kağıtları ilk sırada değerlendirebilirsiniz. Ozalit kağıtlarını saklamak oldukça zordur. Işığa, neme ve amonyağa karşı çok hassas oldukları için ömürleri diğerlerine oranla daha kısadır. Aydınger kağıtlarını doğru koşullarda saklarsanız, kullanım ömrünü uzatabilirsiniz. Fakat rutubetli veya fazla sıcak bir çalışma ortamınız varsa aydınger kağıtları üzerinde çalışma yapmak da bunları saklamak da zor olacaktır.

Diğer taraftan, teknik çizim kağıtları üretilirken bileşimlerine çeşitli asitler karıştırılabilmekte. Oluşan karışım kimi yönlerden kullanıcılara kolaylık sunsa da sağlık riski oluşturabildiği gibi, yapılan çalışmaların kısa sürede bozulmasına da yol açabilmekte. Satın alacağınız teknik çizim kağıtları asidik bir bileşim içermemeli, tümüyle doğal yollardan üretilmiş olmalı.

Fiziksel özelliklerini iyi bilmelisiniz.

Teknik çizim kağıtları üzerinde yapılan çalışmalardan tam verim alabilmeniz için bu kağıtların fiziksel özelliklerini iyi bilmeniz gerekir. Bunlar içinde en önemlisi dayanıklılık özelliğidir. Yaptığınız çalışmayı daha sonra ofis cihazları içinde kullanacaksanız, dayanıklılık bariyerini yüksek tutmanızda yarar var. Teknik çizim kağıtları içinde birçoğu, fotokopi makinesi içinde yüksek ısı ve ışığa maruz kaldığında kolayca bozulabilmekte. Dahası, çalışacağınız kağıdın yalnızca dayanıklı olması yetmez, aynı zamanda leke tutmaması ve kolay silinebilir olması da gerekir. Bu özelliklere sahip olmayan ürünler, ofis ortamında kolayca zarar görür ve maalesef, tüm çalışmayı yeni baştan hazırlamanız gerekebilir.

Ofis dostu teknik çizim kağıtları Ofix’te!

Teknik çizim kağıtları hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız ve teknik çizim kağıdı alırken nelere dikkat etmek gerektiğine kısaca temas ettiğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre ofislerin en sık sipariş verdiği teknik çizim kağıtlarından ilk üçte yer alanları kısaca tanıtmak istiyoruz. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Alex Schoeller President Aydınger Kağıdı 90/95 g/m² A4 250’li Paket

Listemizin ilk sırasında, Alex Schoeller President aydınger kağıdı 90/95 g/m² A4 250’li paket var. Isıya dayanıklı olduğu için lazer yazıcı ve fotokopi makinelerinde rahatlıkla kullanılabilen bu ürünler, elle yapılan çizimlerde de başarılı sonuçlar vermekte. 

Alex Schoeller Rulo Aydınger 90/95 g/m² 20 x 110 cm

Listemizin ikinci sırasında, Alex Schoeller Rulo Aydınger 90/95 g/m² 20 x 110 cm var. Parlak yüzeyli, her çeşit yağdan arı, açık gri mat renkteki bu ürünler, tümüyle beyazlatılmış kimyasal selülozdan üretilmekte. 

Alex Schoeller Rulo Eskiz Kağıdı 50/55 g/m² 33 cm x 20 m

Listemizin üçüncü sırasında, Alex Schoeller Rulo Eskiz Kağıdı 50/55 g/m² 33 cm x 20 m var. Parlak ve yarı saydam, beyazlatılmış selülozdan üretilir.

Ofix’te satışı devam eden diğer teknik çizim kağıtları ürünlerimizi inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler