Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Ülker: Türk bisküvi ve çikolatasının başarı hikayesi…

Yayınlandı

tarihinde

Ülker markasının başarı hikayesi Ofix Blog'da...

1944 yılında piyasaya sunduğu ilk ürünü pötibör bisküvilerle tüketicilerin büyük beğenisini kazanan Ülker markası, zaman içinde ürün çeşitliliğini genişleterek ülkemizin en sevilen markalarından biri olmayı başardı. Bisküvi alanında elde ettiği deneyimleri çikolata alanında kazandığı deneyimlerle birleştiren Ülker, yerli bisküvi ve çikolata pazarının oluşmasını sağladı, sektöre birçok yeniliği kazandırdı. 75 yıllık marka geçmişi içinde Ülker, birbirinden lezzetli ürünleriyle ülkemizde 7’den 70’e herkesin gönlünde yer edinmeyi başardı. Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da her Pazartesi yer verdiğimiz başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Ülker markasının başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız.

Ülker Markasının Doğuşu

Ülker markasının doğuşu, 1944 yılında Eminönü Nohutçu Han’da bir imalathanede Sabri Ülker ve ağabeyi Asım Ülker ile üç çalışma arkadaşının birlikte ürettikleri ilk pötibör bisküviler ile gerçekleşti. 1920 yılında Kırım’da dünyaya gelen Sabri Ülker, ailesiyle birlikte 1929 yılında İstanbul’a göç etmişti. Yüksek öğrenimini Sultanahmet İktisadi ve Ticari İlimler Mekteb-i Âlisi’nde tamamladıktan sonra, o yılların gözde yiyeceklerinden biri olan bisküvi işine girmeye karar verdi. Sabri Ülker’e en büyük destek, çocukluk döneminde Besler Fabrikası’nda birlikte çıraklık yaptığı ağabeyi Asım Ülker’den geldi. Ailenin 1930’lu yıllarda şekerleme dükkanı işletmiş olması da iki kardeşin bu alana yönelmelerinde etkin oldu. 

1944 yılında Sabri ve Asım Ülker ile üç arkadaşları, dönemin en önemli ticaret merkezi Eminönü’nde Nohutçu Han’da 100 metrekarelik bir alanda bisküvi üretimine başladı. II. Dünya Savaşı nedeniyle hemen her alanda hissedilen yoksunluk, gıda ve bisküvi pazarında da hissedilmekteydi. Üretim için modern makine ve ekipmanlara ulaşmak mümkün olmadığı için bisküvi üretimini geleneksel yöntemlerle gerçekleştirmekteydiler. İmalathanede bakır kazan ve kepçe, bisküvi kalıpları ve fırından başka hiçbir şey yoktu. Üstelik, burada daha önce bisküvi üretimi denenmiş, fakat başarılı olunamamıştı. Sabri ve Asım Ülker’in de benzer bir durumla karşılaşacağı düşünülmekteydi.

Ne var ki, bisküvi üretiminde başarılı olacaklarına yürekten inandılar ve vazgeçmeyi bir an bile düşünmediler. Emeklerinin karşılığını kısa sürede almaya da başladılar. Oldukça zor koşullar altında üretimi gerçekleştirilen pötibör bisküvileri, birkaç ay içinde Eminönü ve çevresinde büyük beğeni topladı. 1945 yılının sonlarına doğru günlük bisküvi üretim miktarı 200 kilogram düzeyine ulaştı. Bu süre içinde imalathaneye modern makine ve ekipman getirmek için gerekli kaynağı buldular. 4 yıl boyunca bisküvi üretiminin yapıldığı bu imalathanenin makus kaderini değiştiren Ülker Kardeşler, 1948 yılında Topkapı Takkeci semtindeki Sağmacılar Köyü’nde bisküvi fabrikası kurdular ve üretim kapasitelerini arttırdılar.

Ülker Markasının Yükselişi

1960’lı yılların ortalarına kadar Ülker, Sağmacılar Fabrikası’nda üretim faaliyetlerini sürdürdü. Ürünlere artan talebi karşılamak zorlaşınca, ikinci fabrikasını 1965 yılında Topkapı Davutpaşa’da hizmete açtı. Modern makinelerle donatılan bu fabrika, Ülker’in piyasa gücünü arttırmasına büyük katkı sağladı. Bu dönemde radyo ve gazetelere verilen reklamlar ise marka tanınırlığının artmasını sağladı. Reklamlar için kullanılan “Ülkersiz çay saati düşünülemez” sloganı, ürünleri Türk halkının geleneksel çay keyfi ile birleştirmişti. 1970 yılında televizyon reklamları için geliştirilen “Akşama babacığım unutma Ülker getir” sloganı ise hedef kitle olarak çocuklara yönelikti. Daha sonra Çokonat reklamı için hazırlanan ve MFÖ tarafından seslendirilen “Nat-nat-nat Çokonat” reklam jingle’ı da Ülker’in büyük bir reklam başarısına imza atmasını sağladı. Bu reklamlar sayesinde Ülker’in büyümesi devam ederken, yerli bisküvi pazarının da gelişmesi sağlandı.

1970’li yıllarda Ülker‘in ürün çeşitliliği hızlı bir şekilde arttı. İlk olarak pötibör bisküviler için kullanılan Ülker marka ismi artık çokomilk, çokomel, çokonat, çubuk kraker gibi ürünleri de kapsamaktaydı. Bu dönemde şirket, modern çikolata fabrikası için yatırım kararı aldı. İlk çikolatalar, 1974 yılında Davutpaşa Fabrikası’nın yanında hizmete başlayan çikolata fabrikasında üretildi. Bu çikolataların en önemli özelliği, uygun fiyat politikası sayesinde geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmesiydi. Bu politika sayesinde şirket, çikolatanın pahalı bir ürün olduğu algısını değiştirdi ve yerli çikolata üretimini teşvik etti.

1970’lerin ikinci yarısından itibaren bisküvilerden çok çikolata çeşitleriyle genişleyen ürün yelpazesiyle, yerli çikolata pazarında önemli bir güce ulaştı. Bu rekabette daha da öne geçmek için şirket bünyesinde bir Ar-Ge merkezi kuruldu. Bu merkez sayesinde şirket, çikolata grubunda dünyadaki gelişmeleri yakından takip etti. Ve ithal çikolata ile rekabette başka hangi yöntemlerin uygulanabileceğini araştırdı. 1974 yılında ihracata başlayan şirket, Ortadoğu’ya yaptığı 200 bin dolarlık bisküvi satışıyla ülkemizi yurt dışı pazarlarda da temsil etmeye başladı.

1980’lerden Günümüze Ülker

1980’lerde Ülker, 7’den 70’e herkesin tanıdığı ve sevdiği bir marka haline gelmişti. Çokokrem, Dido, 9 Kat Tat, Çokoprens, Halley, Hobby, Albeni ve Metro alt markalarında artan ürün çeşitliliği, Ülker’in bisküvi ve çikolata pazarında kazandığı deneyimleri tüketicinin beğenisine sundu. Ankara Esenboğa’da kurulan un fabrikası, ürünlerinin temel ham maddesi olan unun kalitesini garanti altına almasını sağladı. 1991 yılında lansmanı yapılan Biskrem, yerli bisküvi ve çikolata pazarında bir ilki gerçekleştirerek dolgulu bisküvi konseptini hayata geçirdi. Bisküvi ve çikolata lezzetini bir araya getiren bu ürünlerin gördüğü büyük ilgi, Biskrem’i adeta ayrı bir marka haline getirdi.

1992 yılında, Besler Gıda bünyesinde yağ fabrikası kurdu ve yağ üretimine başladı. 2 yıl sonra Ülker ailesine katılan Bizim markalı margarinler, şirketin yağ pazarında büyümesini sağladı. 1995 yılında lansmanı yapılan ve hedef kitlesi gençler olan Dankek, hazır kek pazarında Ülker’in gücüne güç kattı. 1999 yılında yağ pazarında bir başka ilke imza atan şirket, Türkiye’nin tereyağ lezzetindeki ilk bitkisel margarini Teremyağ’ı tüketiciyle buluşturdu. 2000’li yıllarda Ülker’in ürün çeşitliliği şekerleme kategorisinde hızlı bir şekilde arttı ve yeni alt markalar piyasaya sunuldu. Kahve pazarına Cafe Crown markasıyla giriş yapan Ülker’in golden çikolata çeşitleri için “Şimdi tam zamanı” sloganı kullanıldı. 2015 yılı itibariyle Ülker’in alt markalarının sayısı 300’ü aştı. Türkiye dahil 14 ülkede üretim faaliyetlerini sürdüren şirketin günümüzde 77 fabrikası mevcut.

Ofis dostu Ülker ürünleri Ofix’te!

Ülker markasının başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre ofislerin en çok sipariş verdiği Ülker ürünlerinden ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Ülker Albeni Atıştırmalık Bisküvi

Listemizin ilk sırasında, Ülker Albeni atıştırmalık bisküvi var. Paket ağırlığı 72 gram, koli içi miktarı 24 adet olan bu ürünler, ofiste kan şekeriniz düştüğünde kolay ve etkin sonuçlar verebilir. Çay ve kahve molalarınızın keyfine keyif katacak bu ürünler, sütlü çikolata kaplı karamel ve bisküviden oluşmakta. Isı, koku, nem ve güneş ışığından uzak şekilde muhafaza edildiğinde 1 yıllık raf ömrüne sahiptir.

Ülker Altınbaşak Light Kepekli Bisküvi

Listemizin ikinci sırasında, Ülker Altınbaşak Light kepekli bisküvi var. Paket ağırlığı 46 gram, koli içi miktarı 24 adet olan bu ürünler, diyet yapan veya kilosuna dikkat edenler için en uygun seçeneklerden biri. Özel lifli yapısı sayesinde hazmı kolaylaştıran bu ürünler, doğanın enerjisini ve buğday tarlalarının sağlığını sofranıza getiriyor. 

Ülker Biskrem Bisküvi

Listemizin üçüncü sırasında, Ülker Biskrem bisküvi var. Paket ağırlığı 100 gram, koli içi miktarı 18 adet olan bu ürünler, yukarıda da belirttiğimiz gibi, Türkiye’nin ilk dolgulu bisküvileri. Kakaolu kreması ve lezzetli bisküvisi sayesinde uzun yıllardır ülkemizde en beğenilen atıştırmalıklardan biri olmayı başarmıştır.

Ofix’te satışı devam eden diğer Ülker ürünlerini inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
3 Yorum

1 Yorum

  1. bebek

    29 Mayıs 2019 saat 12:00

    ülker her zaman bu ülkenin lokomotifi olmuştur.

  2. Abuzittin Beyfendiler

    11 Haziran 2019 saat 15:47

    Mükemmell

  3. nehir

    15 Nisan 2020 saat 18:44

    porfect

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler