Bizi Takip Edin

Lifestyle

Yazı tahtası alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazı tahtaları hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Yazı tahtaları, eğitim ve iş hayatımızda çok önemli bir role sahip. Her türlü yazılı ve görsel anlatımda kolayca yararlanabileceğimiz bu ürünler, yaptığımız toplantı ve sunumların niteliğini doğrudan etkileme gücüne sahip. Peki, yazı tahtası alırken nelere dikkat etmek gerekir? Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, yazı tahtaları konusunu ele alacağız ve seçimlerinize ışık tutacak faydalı bilgiler paylaşacağız. Yazı tahtası alırken nelere dikkat etmek gerektiğini merak ediyorsanız, bu yazımızda çok şey bulabilirsiniz. 

Yazı tahtaları niçin önemlidir?

Eski tip kara tahtaların devri uzun zaman önce kapandı, bunların yerini beyaz tahtalar aldı. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte eğitim ve iş hayatımızda pek çok şey değişiyor. Üstelik o kadar hızlı bir değişim ki bu, belki kısa bir zaman sonra beyaz tahtaların yerini multimedya tahtaları alabilir. Bununla birlikte, beyaz tahtaları bir süre daha hem okullarda, hem de işyerlerinde kullanmaya devam edeceğimizi söyleyebiliriz.

Yazı tahtaları günümüzde, eğitim ve iş hayatımızın en önemli materyallerinden biri. Nitekim, okulda kullandığımız yazı tahtaları, yapılan dersin anlaşılmasını ve pekiştirilmesini sağlıyor, öğrencilerin derse katılım ve ilgi düzeylerini yükseltiyor. Öğrenciler tarafından yazı tahtasında yapılan sunumlar, özgüven ve cesaret duygularını güçlendiriyor, sosyal iletişim becerilerini gelişmelerine katkı sağlıyor. Ofis ortamında ise hem toplantı ve sunumlarda, hem de ofisteki günlük işlerin sürdürülmesinde büyük kolaylıklar sağlıyor.

Eğitim ve iş hayatımızda yazı tahtalarından en çok yazılı ve görsel anlatım teknikleri içinde kavramlar, şema ve çizimler için yararlanıyoruz. Bu yönüyle yazı tahtaları, soyut ve karmaşık konuların anlaşılmasını kolaylaştırıyor, olası yanlış anlamaları önlüyor, zaman ve emek kaybının önüne geçiyor. Başka deyişle yazı tahtaları, eğitim ve iş hayatımızda verimliliği arttırıyor, ekip uyumu ve enerjisini yükseltiyor, birlikte iş yapma becerimizi geliştiriyor.

Yazı tahtası alırken nelere dikkat etmek gerekir?

Yazı tahtaları şekil, boyut, kullanım şekli ve özellikleri bakımından farklı türlerde üretilmekte. Buna bağlı olarak, yazı tahtası fiyatları arasında önemli farklar oluşmakta. Yazı tahtası alırken bu kriterlerden yalnızca birine değil, tümüne dikkat ederseniz bu ürünleri uzun yıllar keyifli ve verimli bir şekilde kullanabilirsiniz. Yazımızın bu kısmında, yazı tahtası seçimlerinize ışık tutacak faydalı bilgiler paylaşacağız.

İhtiyaç duyduğunuz boyuta karar vermelisiniz.

Yazı tahtaları farklı ebatlarda üretilmekte. Bu ürünleri almadan önce, ne kadarlık bir hacmin yeterli olacağına karar vermelisiniz. Ofisinizde yer darlığı çekiyorsanız, fazla büyük bir yazı tahtası bulundurmanıza gerek yok. Fazla büyük bir yazı tahtası alırsanız, kullanım sırasında ulaşamayacağınız gereksiz alanlar yaratmış olursunuz. Fakat, beyin fırtınası yapmayı seven ve interaktif sunumlardan hoşlanan bir ekibiniz varsa, yazı tahtası boyutunu biraz yüksek tutmanızda yarar var. Küçük yazı tahtaları, interaktif sunumlarda yapılan beyin fırtınaları için pek uygun değil.

Yazı tahtası türünü belirlemelisiniz.

En fazla tercih edilen yazı tahtalarının duvara monte, ayaklı ve tekerlekli ayaklı olmak üzere üç çeşit olduğunu söyleyebiliriz. Ayaklı yazı tahtaları arasında teleskopik ayaklı, çatı tipi ve yıldız ayaklı modelleri daha fazla ilgi görüyor. Duvara monte yazı tahtası kullanmayı tercih ediyorsanız, ofis duvarınızın genişliğine dikkat etmelisiniz. Diğer türleri tercih ediyorsanız, taşıma durumunuzu gözeterek sizi zorlamayacak ürünlere yönelmelisiniz. 

Yazı tahtaları içinde geniş bir kullanım alanına sahip olan duvara monte yazı tahtaları, eğitim hayatımızın vazgeçilmezlerinden biridir. Bu araçlar sayesinde öğrencilerin çeşitli yazılı ve görsel anlatım olanaklarından yararlanması sağlanır ve öğrenilen konular kalıcı hale getirilir. Duvara kolayca monte edilebilir özellikte olan bu araçlar, ofis ortamında da rahatlıkla kullanabileceğimiz ürünler arasında. İster büyük modelleri olsun, isterse daha küçük modelleri, bu ürünler ofis duvarlarımızı verimli bir şekilde kullanmamızı sağlamakta.

Ayaklı yazı tahtaları, ofis oda ve toplantı salonlarında en sık görebileceğimiz ürünler arasında. Bu ürünleri ayrıca, anlık not tutmak ve ofiste oynadığımız oyunlarda takımları ve skorları yazmak için de sıkça kullanıyoruz. Duvara monte yazı tahtalarından farklı olarak bu ürünleri istediğimiz zaman istediğimiz yerde kolaylıkla kullanabiliriz. Bu ürünleri tercih ediyorsanız, taşıma gücünüzü mutlaka dikkate almalı, fazla büyük ve ağır modelleri pek tercih etmemelisiniz. Çift taraflı 360 derece dönebilen yazı tahtaları ise büyük ofis ve toplantı salonlarında kolaylık sağlıyor.

Tekerlekli ayaklı yazı tahtaları, hareketin yüksek olduğu ofisler ve toplantı salonları için son derece işlevsel. Kolay hareket ettirilebilen bu ürünleri fazla emek harcamadan istediğiniz ortama taşıyabilir, toplantı ve sunumlarınızda rahatlıkla kullanabilirsiniz. Sahip oldukları özel tekerlekler, yazı tahtasını bir yerden başka bir yere taşırken büyük kolaylık sağlıyor. Basitçe döndürülebilir olmaları ve büyük boy portatif yazı tahtası ihtiyaçlarına karşılık vermeleri, bu ürünlerin en önemli tercih nedenleri. 

Kullanışlı olmasına dikkat etmelisiniz.

Yazı tahtalarında kullanılan malzemenin niteliği, bu ürünlerden nasıl yararlanabileceğinizi doğrudan etkilemekte. Yazı tahtalarında genellikle laminant, duralit, melamin, porselen çelik gibi malzemeler kullanılmakta. Bu malzemeler içinde laminant, yazı tahtalarını hem dayanıklı, hem de uzun ömürlü hale getirmekte. Duralit yazı tahtalarında ise lamine yüzeyler kullanılır ve bu ürünlerin fiyatları daha uygundur. Melamin yüzeyli yazı tahtaları ise çizilmeye son derece yatkındır ve bu nedenle eğitim kurumlarında ve ofislerde pek tercih edilmezler.

Porselen çelik yazı tahtaları ön yüzeyi porselen, arkası çelik olan ürünlerdir ve arka yüzeylerinde mıknatıs özelliği olduğu için farklı kullanım olanaklarına imkan sunar. Bu ürünler, eğitim kurumları ve ofisler için oldukça işlevsel. Gerçi, fiyatları biraz yüksek olsa da sundukları pratik çözümler ve uzun ömürlülükleri bakımından değerlendirilebilir. Nitekim bu ürünler, en dayanıklı ve en uzun ömürlü yazı tahtaları olarak bilinmekte. Çerçeve olaraksa en sık MDF çerçeve ve naturel ahşap çerçeve tercih edilmekte. Ahşap çerçevelere oranla MDF çerçevelerin daha dayanıklı olduğunu söyleyebiliriz. Bu ürünleri eğer sürekli taşımanız gerekecekse, MDF çerçeveli yazı tahtaları daha kullanışlı olacaktır.

Ofis dostu yazı tahtaları Ofix’te!

Yazı tahtaları konusunu ele aldığımız ve seçimlerinize ışık tutacak faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix verilerine göre ofislerin en sık sipariş verdiği yazı tahtalarından ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz. 

Panda 360 Derece Dönebilen Yazı Tahtası

Listemizin ilk sırasında, Panda 360 derece dönebilen yazı tahtası var. 120 x 200 cm ölçüsündeki bu ürünler, çeşitli sunum ve çalışmalarda rahatlıkla kullanılabilir. Yüzeyi 1. sınıf laminant malzemeyle kaplı bu ürünlerin alt kısmında boydan boya kalemlik var. 

Panda Mobil Ayaklı Yazı Tahtası

Listemizin ikinci sırasında, Panda mobil ayaklı yazı tahtası var. Eğer orta boy ve kolay hareket edebilen bir yazı tahtasına ihtiyacınız varsa, bu ürünler tam size göre. 70 x 100 cm ölçüsündeki bu ürünler de yine 1. sınıf laminant malzemeyle kaplı. Alt kısmında boydan boya kalemlik, tabanında ise frenlenebilir tekerlekler var. 

Panda Teleskopik Ayaklı Yazı Tahtası

Listemizin üçüncü sırasında, Panda teleskopik ayaklı yazı tahtası var. 40 x 55 cm ölçüsündeki bu ürünleri, daha küçük bir yazı tahtası ihtiyacınız varsa değerlendirebilirsiniz. Kanserojen tutkal içermeyen ve hotmelt tekniğiyle üretilen bu ürünler ISO kalite güvencesine sahip. 

Ofix’te satışı devam eden diğer yazı tahtaları kategorisinde inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler