Bizi Takip Edin

Lifestyle

Yazıcı nasıl temizlenir?

Yayınlandı

tarihinde

Yazıcı temizliği hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Çıktı almak ve fotokopi çekmek için kullandığımız yazıcıların temizliği hem cihazın ömrü, hem de baskı kalitesi bakımından önem taşır. Yazıcı temizliği konusunda en sık yapılan hata, cihazın sadece dış yüzeyinin ve iç ekranının tozunu almakla yetinilmesidir. Oysa yazıcının dış yüzeyinin temizliği kadar iç yüzeyinin temizliği de önemlidir. Ve üstelik, cihazın ömrü ile baskı kalitesi açısından iç yüzeyinin temizliği, dış yüzey temizliğinden daha önemlidir. Düzenli olarak temizliği yapılan yazıcıların ömrü uzar, baskı kalitesi yükselir. Temizliği ihmal edilen yazıcılar ise istenen performansı gösteremez. Peki, yazıcı temizliğinde nelere dikkat etmek gerekir? Yazıcı temizlemenin püf noktaları nelerdir? Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, yazıcı temizliği hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Yazıcı temizliği için gerekli malzemeler nelerdir?

Yazıcı temizliği için en önemli malzemelerin mikrofiber bez ve temizleyici sprey olduğunu söyleyebiliriz. Mikrofiber bez yerine sıradan toz bezlerinin kullanılması, temizlik sırasında bazı istenmeyen durumların oluşmasına yol açar. Mikrofiber bezlerin tozu hapsetme ve emiş güçleri, sıradan bezlere oranla çok daha yüksektir. Toz bezleri yüzeylerde bazı kalıntılar bırakırken, mikrofiber bezlerde kalıntı oluşmaz. Temizleyici spreyler ise yazıcının özellikle baskı bileşenlerinde oluşan lekeleri kolayca gidermesi bakımından önemli bir temizlik malzemesidir. Mürekkep kalıntılarını kolayca çözen yazıcı temizleme spreyleri, aynı zamanda kirleri ve diğer lekeleri çözmede de oldukça etkilidir. Bu ürünlerin bir diğer özelliği de toz emme ve antistatik etkiye sahip olmalarıdır. Genel yüzey temizleyicilere oranla yazıcı temizleme spreyleri, yazıcı temizliği konusunda daha başarılı sonuçlar verir. 

Bu malzemelerin yanı sıra yazıcı temizliği için saf su, ılık sabunlu su, su ve sirke çözeltisi, tuvalet ispirtosu ve alkol temizleyici de kullanılabilmekte. Ne var ki, yazıcı temizliği sırasında özellikle tuvalet ispirtosu ve alkol temizleyici kullanırken çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü bu ürünler ısıyla temas halinde kolayca tutuşabilen ürünlerdir. Sabunlu su ve sirke gibi temizlik malzemeleri ise yanlış kullanım durumunda cihaza zarar verebilir. Yazıcının dış yüzeyi söz konusu olduğunda ılık sabunlu su kullanmak etkin bir temizleme şekli olarak düşünülse de orta ve uzun vadede cihaza zarar verebilir. Sabun kalıntılarını yüzeyden temizlemek için cihaza fiziksel baskı uygulamak gerekebilir. Kontrol paneli gibi hassas yüzeyler söz konusu olduğunda bu baskı cihaza zarar verir. Sirke çözeltisi de yine riskli bir kullanım şeklidir. Mürekkep lekelerini temizlemek için sirke çözeltisi kullanırken cihazınızın baskı kartuşuna veya baskı kafasına zarar verebilirsiniz. Bu gibi riskleri önlemek için, yazıcı temizliği sırasında yazıcı temizleme spreylerini kullanabilirsiniz. 

Yazıcı temizliği nasıl başlar?

Gerekli malzemeleri hazırladıktan sonra yazıcınızı temizliğe hazırlamalısınız. Yazıcınızın markası ve modeli ne olursa olsun, temizlik işlemi sırasında cihazınızı kapalı tutmanız gerekir. Nitekim elektronik araçların temizliği sırasında cihazın çalışır durumda olması tehlikeli sonuçlar doğurur. Elektrikli ekipmanın içinde yapılacak temizlik işleri sırasında elektrik çarpması riskiyle karşılaşmamak için cihazın kapalı olması gerekir. Cihazınızı kapattıktan sonra, yüzey eğer sıcaksa temizliğe hemen başlamamalısınız. Cihazınızın soğumasını beklemelisiniz. Cihazınız sıcakken yapacağınız temizlik işleri de yine istenmeyen sonuçların doğmasına yol açabilir. Cihazınız soğuduktan sonra temizlik için parçalarını ayırabilirsiniz. Yazıcınızın modeline göre sayfa besleyici, kağıt desteği, çıktı tepsisi ve desteği gibi bileşenler varsa, yazıcı temizliği öncesinde bunları çıkarmanız gerekir. Baskı ve tarama ünitesi için de yine, çıkarılabilir kısımları çıkararak yazıcınızı temizliğe hazırlamalısınız. 

Ofiste kullanılan araç ve gereçlerin dış yüzeyleri kadar iç yüzeyleri de tozlanır. Ne var ki, ofis temizliği sırasında daha çok dış yüzeyler üzerinde durulur, iç yüzeyler ihmal edilir. Yazıcı gibi hassas cihazların iç yüzeylerinin temizliği ihmal edildiğinde, istenmeyen sonuçlarla karşılaşılabilir. Bunun için ofis temizliği sırasında yapılan dış yüzey temizliğiyle yetinmemelisiniz. Yazıcınızın ayda en azından bir kez iç yüzeyini temizlemelisiniz. Yazıcı temizleme konusunda farklı yazıcı türlerine göre farklı prosedürler izlenebilir. Bu konuda herhangi bir sorun yaşamamak için yazıcınızın türünü ve bileşenlerini iyi tanımanız gerekir. Yazıcı temizleme sırasında en sık karşılaşılan hatalar, özellikle kafa temizleme konusunda yaşanıyor. Bu bağlamda pek çok kullanıcı, yazıcı renkli yazmıyor, türünden şikayetlerde bulunabiliyor. Oysa yazıcınızı iyi tanır ve kafa temizleme solüsyonu gibi doğru ürünler kullanırsanız bu gibi şikayetlerle karşılaşmazsınız. 

Lazer yazıcı temizliği nasıl yapılır?

Lazer yazıcı temizliği için öncelikle tüm kağıt tepsilerini çıkarmanız gerekir. Ardından, toneri yazıcıdan çıkarmalısınız. Olası bir sızıntıya karşı dikkatli olmalı, toneri uygun bir yere koymalısınız. Yazıcının bu kısmında temizlik sırasında ani hareketlerden kaçınmalı, deterjan gibi temizleyiciler kullanmamalısınız. İyi bir yazıcı temizleme spreyiniz varsa, bu kısımda gerekli temizlik işlerini kolayca yapabilirsiniz. Spreyde kullanılan temizleyici solüsyon, toner kalıntılarını ve kirleri çözmek için gerekli niteliklere sahiptir. Spreyi sıktıktan sonra iç kısımları mikrofiber bezle yavaşça ovalayarak yazıcı temizliği için başarılı sonuçlar elde edebilirsiniz. Ardından, toneri temizlemeye geçebilirsiniz. Ancak yazıcı transfer silindirine dokunmamalısınız. İç kısımda fazlaca toz birikmişse, sprey kullanmadan önce bir fırça yardımıyla tozu süpürebilirsiniz. Kartuş temizliği için dilerseniz kartuş temizleme solüsyonu kullanabilirsiniz. Cihazınızın diğer kısımlarını temizlemek için nemli bir mikrofiber bez işinizi görür. 

Lazer yazıcılarda kartuş ve toner temizliği sırasında bazı konulara çok dikkat etmek gerekir. Her şeyden önce, temizlik bezi seçiminiz önemlidir. Çünkü sıradan temizlik bezleri yüzeyde kalıntı bırakır ve bu da baskı kalitesine zarar verir. Toner ve kartuşa temas ederken mutlaka temizlik eldiveni kullanmalısınız. Toner tozları havada kolayca yayılabilir ve solunum yollarına zarar verebilir. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için toner ve kartuş temizliği yaparken bulunduğunuz ortamda klima çalıştırmamaya dikkat etmeli, hava hareketlerini stabil tutmalısınız. Dilerseniz maske de takabilirsiniz. Ve tabii, tonerinizi yeterince soğumadan önce açmamalısınız. Tonerin sıcakken açılması durumunda tozların etrafa yayılması ve solunuma karışması daha büyük bir risk teşkil eder. Ayrıca toner ve kartuş temizliği yapacağınız yüzeyi gazete kağıtlarıyla örterseniz, temizlik sırasında çevreye zarar vermezsiniz. 

Mürekkep püskürtmeli yazıcı temizliği nasıl yapılır?

Mürekkep püskürtmeli yazıcı kullanıyorsanız, yazıcı temizliği konusunda biraz zorluk çekebilirsiniz. Yazıcı temizliği sırasında en önemli konu, mürekkep kartuşu bölümü ve çevresinin temizliğidir. Bu kısım yazıcı modeline göre cihazın önünde veya arkasında olabilir. Bu bölümü çıkarmadan önce kartuşların doğru noktaya gelmesini sağlamalı, ardından yazıcının güç kablosunu çıkarmalısınız. Kartuş düzeneğinin altında lastik bir çerçeve vardır. Bu kısmı dışarı doğru çektiğinizde mürekkep emici pedler çıkar. Ardından, pedleri bir kaseye yerleştirebilir, temizleyici solüsyonu uygulayabilirsiniz. Pedler temiz hale gelinceye kadar solüsyonda bekletebilirsiniz. Solüsyonu temizlemek içinse kağıt havlu kullanabilirsiniz. Pedler kuruduktan sonra lastik çerçeveye yerleştirebilirsiniz. Diğer kısımlar için nemli mikrofiber bez kullanabilirsiniz. Tüm parçalar kuruduktan sonra çerçeveyi yerleştirip güç kablosunu takarak cihazınızı çalıştırdığınızda mürekkep kartuşu yerine yerleşir. 

Yazıcı temizleme sırasında yaşanan sorunlar içinde baskı kafası temizleme ile ilgili sorunlar önemli bir yer tutar. Mürekkep püskürtmeli yazıcılarda kullanılan baskı kafası, kağıda püskürtülen mürekkep miktarını kontrol etmek ve sınırlandırmak için büyük kolaylık sağlar. Ancak, baskı kafası temizleme ile ilgili sorunlar nedeniyle baskılar soluk, eksik veya çizgi çizgi çıkabilir. Bunun nedeni, baskı kafasında biriken mürekkep kalıntılarıdır. Nitekim mürekkep kalıntıları kuruyup arttıkça, baskı kafasının tıkanmasına yol açar. Bu nedenle baskı ve renk kalitesi düşer. Yazıcı temizleme sırasında baskı kafası temizliği ile bu sorunlardan kurtulmak mümkündür. Eğer uygun bir baskı kafası temizleme solüsyonu kullanırsanız, baskı kafasındaki tıkanıklığı aşabilirsiniz. Bu konuda ayrıca, orijinal veya muadil ürünleri kullanmanızı tavsiye ederiz. Baskı kafası tıkanıklığı, doldurma ürünlerde daha sık karşılaşılan bir sorundur. 

Nokta vuruşlu yazıcı temizliği nasıl yapılır?

Nokta vuruşlu yazıcılar da yine mürekkep püskürtmeli yazıcılar gibi temizliği biraz zor olan ürünlerdir. İşyerlerinde daha çok muhasebe birimi tarafından ve sayılardan oluşan kayıtların basılmasında kullanılan bu ürünler, aynı anda birden fazla kağıda basım yapmaları nedeniyle tercih edilir. Ancak şerit, yazma kafası ve silindir temizliği gereğince yapılmazsa alınan çıktıların kalitesi düşer ve cihazın ömrü kısalır. Nokta vuruşlu yazıcı temizliği için yazıcınızı kapatmalı, kapağını kaldırmalı, yazma kafası ve silindire ulaşmalısınız. Bu kısımlara temizleyici solüsyon uyguladıktan sonra mikrofiber bezle üzerinden yavaşça geçebilirsiniz. Yazma kafasındaki kurumuş mürekkep lekelerinin çözünmesi için acele etmemelisiniz. Yazıcı temizliği konusunda ihmalleriniz varsa, bu işlemi birkaç kez tekrarlayabilirsiniz. Çözünme işleminin ardından kalan nemi temizlemek için kağıt havlu kullanabilirsiniz. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Taha

    30 Temmuz 2021 saat 18:34

    Teşekkürler, araştırdığım konuydu.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler