Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Yıldız Kenter: Türk tiyatrosunun yıldızı…

Yayınlandı

tarihinde

Yıldız Kenter hakkında merak ettiğiniz konuları Ofix Blog'da bulabilir, Yıldız Kenter'in hayatı ve başarı hikayesini öğrenebilirsiniz.

Türk tiyatrosunun unutulmaz ismi Yıldız Kenter, ülkemizde tiyatronun kitleselleşmesinde büyük bir öneme sahiptir. 91 yıllık ömründe oynadığı 100’ün üzerinde oyun ve sahneye koyduğu sayısız eserle Yıldız Kenter, Türk tiyatrosunda unutulmaz izler bıraktı. Kendisi maddi durumu pek de iyi olmayan bir ailede dünyaya gelmiş, zor şartlar altında büyümüştü. İçindeki oyunculuk yeteneğini keşfettikten sonra en büyük desteği babasından gördü. O güne kadar başarısız bir öğrenci olan küçük Yıldız, Ankara Devlet Konservatuarı‘na yazıldıktan sonra mükemmel bir öğrenci haline geldi. Kazandığı burs sayesinde eğitimini Amerika’da sürdürdü. Yurda döndükten sonra yerli ve yabancı çok sayıda eseri tiyatro severlerle buluşturdu. Oynadığı sinema filmleriyle pek çok ödüle layık görüldü. Sanatçı kişiliğinin yanı sıra mücadeleci kişiliğiyle de kadınlara örnek oldu. Kadınların eğer isterlerse neler başarabileceklerini gösterdi. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Yıldız Kenter‘in hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Yıldız Kenter kimdir?

Yıldız Kenter olarak bilinen Ayşe Yıldız Kenter, 11 Ekim 1928 tarihinde İstanbul’da doğdu. Babası Türk diplomatı Ahmet Naci Kenter‘di. İngiliz annesi Olga Cynthia ise Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçtikten sonra Nadide ismini almıştı. Ahmet Naci Kenter iyi bir aileden geliyordu. Yurt dışında eğitim almış ve diplomat olmuştu. Londra’da bulunduğu sırada Olga ile tanıştı ve ondan çok etkilendi. Bu dönemde Olga dul bir kadındı ve Jack isminde bir oğlu vardı. Birbirlerine duydukları aşk nedeniyle Ahmet Naci ve Olga evlenmeye ve İstanbul’da yaşamaya karar verdiler. Olga‘nın anne ve babası İngiltere’de gezici bir tiyatro kumpanyasında çalışıyordu. Babasının ölümü üzerine annesi Olga‘yı büyükannesine bırakarak Avustralya’ya yerleşmişti. Bu süreçte Olga evlenmiş ve bir çocuk yapmıştı. Fakat eşi savaşta hayatını kaybetmişti. İstanbul’da Olga ve Jack için böylelikle yeni bir hayat başlayacaktı. Bununla birlikte Ahmet Naci‘nin ailesinin Olga‘yı kabul etmesi kolay olmadı. Üstelik Türk diplomatların yabancı uyruklu eşle evlenmeleri de yasaklandı. 

Nadide Kenter‘le yeni bir hayat kuran Ahmet Naci Kenter‘in zor bir tercih yapması gerekiyordu. Nitekim işi ile evliliği arasında tercih yapması istendi. Evliliği için yurdunu terk ederek onunla gelen ve Nadide ismini alan eşini yalnız bırakamazdı. Bunun üzerine görevinden istifa etti. Kenter ailesinin önünde pek iyi günler görünmüyordu. Ailesine bakmak için Ahmet Naci Kenter, gazetelerde tercümanlık yapmaya başladı. Böyle bir dönemde dünyaya gelen Yıldız, çiftin hayata tekrar umutla bakmasına vesile oldu. Yıldız‘dan önce ailenin Güner, Nedim ve Mahmut isimli üç çocuğu vardı. Ancak maddi imkanlar çok sınırlıydı. O kadar ki aile, elinde avucunda ne varsa her şeyi birer birer satmaya başlamıştı. Hatta bebek için kundak bile bulamayacak duruma geldiler. Yaşadıkları köşkü sattıktan sonra aile birçok ev değiştirmek zorunda kaldı. İstanbul’un fakir semtlerinde kısa aralıklarla birçok ev değiştirdiler. Yıldız‘dan sonra doğan Müşfik ile geçim sıkıntısı arttı. Bu süreçte Ahmet Naci Kenter alkolik oldu. 

Yıldız Kenter’in Tiyatro Sevgisi

Kenter ailesinin kısıtlı imkanları içinde Yıldız Kenter‘in parlak bir eğitim hayatı olmadı. Kendisi içine kapanık bir çocuktu ve derslerinde başarılı değildi. Üstelik babasının Ankara’da Ziraat Bakanlığı‘nda bulduğu iş nedeniyle ailenin Ankara günleri başlamıştı. Bu süreçte Yıldız Kenter, ilköğretimini İltekin İlkokulu‘nda tamamladı. Ortaokulda ise tüm derslerde bütünlemeye kaldı, sınıf geçmede çok zorlandı. Diğer taraftan ablası Güner müziğe ilgi duyuyor, konservatuarda okumak istiyordu. Fakat annesi buna karşı çıkıyor, çocuklarının iyi bir eğitim alarak güzel yerlere gelmesini istiyordu. Güner ablasının etkisiyle Yıldız, içindeki müzik ve oyunculuk yeteneğini keşfetmeye başladı. Sonunda o da konservatuara gitmek istedi. Annesinin tüm karşı çıkışına rağmen en büyük desteği babasından gördü. Kızını Ankara Devlet Konservatuarı‘na yazdıran Ahmet Naci Kenter, Yıldız Kenter‘in hayatı içindeki en büyük dönüm noktasına imzasını attı. Böylelikle o içine kapanık, derslerinde başarısız kız çocuğu gitti, yerine Türk tiyatrolarının en büyük oyuncularından biri olacak bir kişi geldi. 

Yıldız Kenter, Ankara Devlet Konservatuarı Yüksek Bölümü‘nü sınıf atlayarak bitirdi. Üstelik kazandığı Rockefeller bursu sayesinde Amerika’da oyunculuk eğitimi alma fırsatı yakaladı. Önce American Theatre Wing‘de, ardından Neighbourhood Playhouse ve Actors Studio‘da oyunculuk ve oyunculuk öğretimi alanında eğitim aldı. Bu eğitimi sırasında yepyeni teknikler öğrendi, kendisini geliştirdi. Yurda dönüşünde Ankara Devlet Konservatuarı‘na hoca olarak atandı. Böylelikle okuyup mezun olduğu okulda Yıldız Kenter artık bir hocaydı ve geleceğin oyuncularını yetiştirecekti. 11 yıl boyunca Ankara Devlet Tiyatrosu‘nda çalıştı. Eserlerini sahnelediği isimler arasında Shakespeare, Brecht, Çehov, Tolstoy gibi dünya edebiyatının önemli isimleri vardı. Türk edebiyatından ise Necati Cumalı, Güngör Dilmen, Muzaffer İzgü gibi çok sayıda ismin eserlerini sahneye taşıdı. Aynı zamanda da Amerika ve İngiltere’de yeni ortaya çıkan eğitim metotları ve oyunculuk teknikleri üzerine çalışmalarını sürdürdü. 1959 yılında Devlet Tiyatroları‘ndan ayrıldı. Kardeşi Müşfik Kenter ve Şükran Güngör ile birlikte Kent Oyuncuları Topluluğu‘nu kurdu. 

Yıldız Kenter ve Kent Oyuncuları Topluluğu

Yıldız Kenter‘in Devlet Tiyatroları‘nda en büyük destekçisi dönemin ünlü oyuncu, yönetmen ve yapımcısı Muhsin Ertuğrul‘du. Ne var ki Muhsin Ertuğrul‘un Ankara Devlet Tiyatrosu‘ndan uzaklaştırılması Yıldız Kenter için de bir dönüm noktasıydı. Bu süreçte Müşfik Kenter de Yıldız Kenter‘in yanında sahne hayatını sürdürüyordu. Kendisi 1955 yılında Ankara Devlet Konservatuarı‘ndan mezun olmuştu. Fakat Muhsin Ertuğrul‘un görevden uzaklaştırılmasıyla Kenter Kardeşler Ankara defterini kapatıp İstanbul’a döndüler. Burada Muhsin Ertuğrul ve Muammer Karaca ile birlikte sahne hayatlarını sürdürdüler. Oynadıkları ilk oyun Salıncakta İki Kişi oyunuydu. Ardından Çöl Faresi ve Öfke isimli oyunlarda yer aldılar. Ekipte Şükran Güngör ve Kâmran Yüce de yer alıyordu. Sonradan aralarına Sadri Alışık ve Çolpan İlhan da katıldı. Böylelikle kendi tiyatrolarını kurmaya karar verdiler ve Site Tiyatrosu adını verdikleri ilk tiyatrolarını kurdular. Bu ismi 1962 yılında Kent Oyuncuları Topluluğu şeklinde değiştirdiler. Aynı yıl Yıldız Kenter, tiyatroya hizmetlerinden dolayı yılın kadını seçildi. 

1968 yılında İstanbul’da Kenter Tiyatrosu‘nun binasının inşaatı tamamlandı. Bu tarihten sonra Kenter Tiyatrosu sadece İstanbul için değil, Türk tiyatro ve sinema dünyası için de çok önemli bir kurum haline geldi. Her biri birbirinden değerli oyuncular bu kurumda buluştu. Böylelikle Yıldız Kenter sayesinde kendilerini geliştirme fırsatı buldular. Örneğin Kemal Sunal, Erdal Özyağcılar, Tuncel Kurtiz gibi pek çok isim Kenter Tiyatrosu‘nda sanat hayatlarının en özel anlarını yaşadılar. Bu isimler içinde ilk kez sahneye çıkanlar da vardı. Örneğin Kemal Sunal profesyonel anlamda ilk oyunculuk deneyimini Kenter Tiyatrosu‘nda yaşadı. Onun gibi başka birçok isimle Kenter Tiyatrosu, sanat dünyamızda bir okul haline geldi. Diğer taraftan Yıldız Kenter sinema da önemli bir kariyer elde etti. Rol aldığı ilk film, 1951 yılında vizyona giren Vatan İçin filmiydi. Ardından 1964 yılında İspanyol yazar Alejandro Casona‘nın Ağaçlar Ayakta Ölür oyununun sinema uyarlamasında başrolde oynadı. 

Tiyatro ve Sinema Dünyasında Yıldız Kenter

1960’lı yıllardan itibaren Kent Oyuncuları Topluluğu, birbirinden önemli tiyatro oyunlarını seyirciyle buluşturdu. 1960 yılında özellikle Antigone ile Yıldız Kenter önemli bir başarıya imza attı. Ardından Evdeki Yabancı, Öfke, Baharın Sesi oyunları geldi. Sonrasında Necati Cumalı‘nın Nalınlar isimli eseri seyirciyle buluştu. Bir yıl sonra Derya Gülü geldi. Ayrıca Kim Korkar Hain Kurttan, Kalbin Sesi, Miras oyunları seyircilerin beğenisini kazandı. Diğer taraftan Brecht‘in Üç Kuruşluk Opera isimli eseri 1964-1965 sezonunda kapalı gişe oynadı. Ardından her sezon ortalama 4 oyunla Yıldız Kenter ve Kent Oyuncuları Topluluğu seyirciyle buluştu. Bu süreçte Yıldız Kenter, sadece Türkiye’de değil, yurt dışında da birçok kez sahneye çıktı. Özellikle ABD, İngiltere ve Almanya’da Türkçe ve İngilizce oyunlar sergiledi. Annesinin İngiliz olması nedeniyle İngilizceyi mükemmel şekilde konuşabiliyordu. Böylelikle oynadığı oyunlarla aynı zamanda Türk tiyatrosunu da yurt dışında mükemmel şekilde temsil etti. Oynadığı her rolü adeta yaşadı. 

Yıldız Kenter‘in sinema serüveni 1970’lerde büyük bir ivme kazandı. Nitekim 1971 yılında Elmacı Kadın ile Anneler ve Kızları filmlerinde rol aldı. 1972 yılında vizyona giren Fatma Bacı filmiyle beyaz perdede önemli bir başarıya imza attı. Ardından 1974 yılında Bir Ana Bir Kız, Kızım Ayşe ve Kartal Yuvası filmleri bu başarıyı taçlandırdı. Bununla birlikte 1980’lerde sinemaya ara verdi ve sadece iki filmde rol aldı. 1983 yılında Zulüm, 1988 yılında Hanım filmleriyle seyirciyle buluştu. Fakat 1990 yılında bir televizyon klasiği haline gelen Uğurlugiller dizisiyle seyirciyle tekrar buluştu. 1995 yılında Kültür Bakanlığı tarafından tiyatroya katkılarından dolayı onurlandırıldı. 2002 yılında Aşk ve Gurur dizisinde tekrar televizyonda göründü. 2007 yılında rol aldığı Beyaz Melek filmi ise Yıldız Kenter‘i özellikle genç kuşaklarla yeniden buluşturdu. 2008 yılında oynadığı Mevlana Celaleddin-i Rumi: Aşkın Dansı filmi, oynadığı son film oldu. 10 Kasım 2019 tarihinde akciğer rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı. 17 Kasım’da hayata gözlerini yumdu. 

Ofix.com ekibi olarak tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘nü en içten dileklerimizle kutluyoruz. Tüm okurlarımızın her gününün bir başarı hikayesi ile geçmesini diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler