Bizi Takip Edin

Lifestyle

2018’in Yazlık Giyim Trendleri

Yayınlandı

tarihinde

2018'in yazlık giyim trendleri hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

İş hayatında ne çok siyah, gri ve lacivert giyiyoruz, öyle değil mi efendim!?… Çünkü bu renkler, iş hayatında vermek istediğimiz mesajları deyim yerindeyse adrese teslim eden renkler. Fakat yaz aylarının gelişiyle birlikte, renk paletimiz genişliyor ve yazın enerjisini stilimize yansıtmak için birçok fırsat yakalayabiliyoruz. Bu fırsatları günün trendleriyle birleştirirsek, kişisel imajımızı daha güçlü hale getirebiliriz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, 2018’in yazlık giyim trendleri hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız.

Açık Pembe ve Gök Mavisi

2018’in yazlık giyim trendleri içinde renk çeşitlerinde en çok açık pembe ve gök mavisi öne çıkıyor. Bu yaz hem günlük giyimde, hem de ofiste ve davetlerde bu renkleri bolca görebilirsiniz. Açık pembede gül kurusuna yakın tonlar daha fazla tercih ediliyor. Gök mavisi için de açık tonları deneyebilirsiniz. Yaza ayak uydurmanızı sağlayacak bu tonlardaki kıyafetlerinizi birbirleriyle ve uygun aksesuarlarla kombinleyebilirsiniz.

Bu tonlar ayrıca, ağırbaşlı ve otoriter tavrınızda bir yumuşama sağlayıp daha sıcak bir imaj vererek ikili ilişkilerinizi güçlendirebilir. Nitekim kıyafet seçimi, yalnızca modanın konusu değil, aynı zamanda da bir imaj yönetimi meselesidir. Yapacağınız seçimlerle istediğiniz mesajları çok güzel bir şekilde verebilir, bulunduğunuz ortamlarda kendi stilinizle fark yaratabilirsiniz. 

Bol Kesimli ve Çizgili Elbiseler

Bol kesimli elbiseler aslında her mevsim giyilebilir olsa da daha çok yaz aylarında tercih ediliyor. Bu elbiselerde bu yıl bakır rengi daha ön planda. İlham verici bir renk olarak bilinen bakır rengini, pek çok renkle kombin edebilirsiniz. İçinde barındırdığı kızıl rengi, iç içe geçen sarı, turuncu, pembe ve mor gibi gün batımı renkleriyle muhteşem kombinler oluşturmanıza imkan sağlıyor. Bakır rengi bol kesimli bir elbiseyi kemik detaylara sahip bir aksesuarla kombinleyerek yaz ayları için ideal ekürinizi yaratabilirsiniz.

Bol kesimli elbiselerde bakır renginin yanı sıra kalın çizgiler ve renk blokları da 2018’in yazlık giyim trendleri içinde. Kalın çizgili tasarımları bu yaz ayrıca gömlek, tişört, pantolon, ayakkabı ve çantalarda da sıkça görebilirsiniz. Aslına bakarsanız, kalın çizgili elbiseler güçlü bir kişilik imajı verir, fakat çizgilerde hareket yoksa biraz monoton bir görüntü yaratır. Bu monotonluğu aksesuarlarla kırmak oldukça güçtür. Çünkü kalın çizgiler, aksesuarlara oranla dikkatleri daha fazla üzerlerine çeker.

Bol kesimli bir elbisenizin çizgilerinin tekdüze olmasındansa farklı genişlik ve uzunlukta olmasını tercih edebilirsiniz. Çizgiler beden ve kollarda ayrı renk ve kalınlıklarda olabilir. Ya da benzer renk veya tonlarda renk bloklarını da tercih edebilirsiniz. Çizgilerdeki tekdüzeliği kırarsanız, güçlü bir kişilik imajının yanı sıra cüretkar bir imaj da verebilirsiniz. Aksesuar seçiminde ise fazla abartıya kaçmamakta yarar var. Elbisenize kontrast basit bir fular veya bel hattınızı vurgulayacak kalın bir kemer yeterli olacaktır.

Beyaz Gömlek ve Takımlar

Beyaz rengini, günlük hayatta pek tercih etmiyoruz. İş hayatında ise daha çok özel günler ve toplantılarda kullanıyoruz. Oysa beyaz, her yıl olduğu gibi bu yıl da yazın değişmezleri arasında. Yazlık kombinleriniz içinde beyazdan hem gömlek, hem de takımlarınızda yararlanabilirsiniz. Özellikle de beyaz takımlar, bulunduğunuz ortamlarda özgüveninizi ve enerjinizi yükseltecektir.

Takım elbise konusundaki tercihinizi geniş vatkalı ve klasik dökümlü takımlardan yana değil, vücut hatlarınızla uyumlu skinny takım elbiselerden yana yapabilirsiniz. Hem modern, hem de son derece zarif bir görüntü yaratan skinny takım elbiseleri İtalyan stili slim fit yelekle tamamlayabilirsiniz. Ayakkabı renginiz ise beyaz veya taba tonlarında olabilir.

Beyaz takımlar size göre değilse, beyazdan farklı şekillerde de yararlanabilirsiniz. Örneğin, polo yaka takımınızın içine giyeceğiniz beyaz gömlekle hem ofiste, hem de davetlerde çok şık görünebilirsiniz. Ya da serin yaz akşamlarında ince yün dokulu balıkçı yaka trikolar için de renk tercihinizi rahatlıkla beyazdan yana kullanabilirsiniz.

2018’in yazlık giyim trendleri içinde erkeklerde beyaz takım elbiselerin yanı sıra gök mavisi takımlar da oldukça revaçta. Beyaz gömlekle giyebileceğiniz gök mavisi takımınızla sezonun nabzını tutabilirsiniz. Hem bu renk takımlar, erkek modasının giderek feminenleştiğini düşünen ve giyecek bir şey bulamayan erkekler için güzel bir çözüm olabilir. Beyazı ayrıca, kontrast yaratmak için de kullanabilirsiniz. Nitekim beyazın, diğer renkleri öne çıkartmak gibi güçlü bir etkisi var.

Kadın giyiminde ise 2018’in yazlık giyim trendleri içinde beyaz ve acı kahve tonları, yılın ideal ekürisi olarak değerlendiriliyor. Beyaz takımların yarattığı tekdüzeliği kırmak için içine giyeceğiniz acı kahve bir giysiyle kıyafetinize hareket kazandırabilirsiniz. Davetlerde beyazın yanı sıra ışıltılı ve pullu elbiseleri de tercih edebilir, püsküllü detaylarla şıklığınızı tamamlayabilirsiniz. Bel ve basen yapınız uygunsa, büzgülü elbiseleri de deneyebilirsiniz. Fakat bel ve basen yapınız uygun değilse, büzgülü elbiselerin üzerinizde şık durmayacağını belirtelim.

Denim Şort ve Kanvas Pantolonlar

Yazın olmazsa olmazları içinde yer alan denim şort ve kanvas pantolonlar, bu yıl da sokak modasının vazgeçilmezleri arasında. Hem sportif, hem de kendinden emin bir görüntü veren bu giysilerin üzerine, patlamaya hazır yüksek voltajlı renkler tercih edebilirsiniz. 2018’in yazlık giyim trendleri içinde özellikle de dışavurumcu tasarımlar, denim şortlarla birlikte tercih ediliyor. Kıyafetinizi kalın tabanlı bir sneakerla veya kısa topuklu bir ayakkabıyla tamamlayabilirsiniz.

Dışavurumcu tasarımlardan pek hoşlanmıyorsanız, denim şort ve kanvas pantolonların üzerine huzur ve dinginlik hissi veren manzara baskılı tişörtler veya eğlenceli bir kişilik imajı uyandıran esprili desenlere sahip kısa kollu gömlek veya tişörtler de giyebilirsiniz. Nitekim bu giysiler, yaz mevsiminin ruhuna uygun bir şekilde paletimizdeki renkleri arttırmak için güzel bir fırsat. Özellikle de tatil dönemlerinde ve rotayı sahil şeritlerine kıranlar, bu gibi kombinlerle çok hoş bir görüntü yaratabilir, sık giyilen renklerle oluşan monotonluğu aşabilirler.

Kanvas pantolonlar için bir diğer alternatif de keten gömlekler. Doğal dokusu nedeniyle hem serin tutan, hem de enerji veren keten gömleklerde en çok beyazı tercih edebilirsiniz. Beyazın yanı sıra pastel tonlarını da kanvas pantolonlarla kombinleyebilir, baharat renkleri ile egzotik desenlere sahip giysileri de deneyebilirsiniz. Bu kombinlerde ayakkabı tercihiniz spor ayakkabılardan yana olabilir.

Kemik Detaylı Aksesuarlar

Yakın dönemlere kadar kemiği yalnızca optik gözlüklerde görüyorduk. Fakat günümüzde kemik detaylar çantadan kemere, saatten küpe ve bileziklere kadar pek çok aksesuarda kullanılmaya başlandı. 2018’in yazlık giyim trendleri içinde kemik detaylı aksesuarları kıyafetlerinizi tamamlayacak şekilde tercih edebilirsiniz. Bu aksesuarlar özellikle de pastel tonları ve beyaz giysilerle mükemmel kombinler oluşturuyor.

Aksesuarlar konusunda kadınların alternatifleri çok fazla. Örneğin hasır tabanlı terlikler, hasır veya örme çantalar, toka ve kemerler ile küpe ve bileziklerde bu yıl çok fazla kemik detay görebilirsiniz. Oysa erkek giyiminde ve özellikle de yaz aylarında saat, güneş gözlüğü ve kemerden başka pek fazla seçenek yok. Erkek aksesuarlarının demirbaşları olan bu ürünlerde kemik detaylarla sezonun ruhunu kıyafetlerinize yansıtabilirsiniz.

Yeşil ofise giden yol Yeşil Ofix’ten geçer!

2018’in yazlık giyim trendleri hakkında faydalı bilgiler paylaştığımız bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix.com‘da hizmete devam eden Yeşil Ofix kategorimizden de kısaca bahsetmek istiyoruz. WWF Yeşil Ofis programını tamamlayarak yeşil ofis diplomasını alan ilk online ofis marketi olan Ofix.com‘da oluşturduğumuz Yeşil Ofix kategorisinde, tüm doğa dostu ofis sarf malzemelerini bir araya getirdik. Kırtasiyeden gıdaya, temizlik ürünlerinden ofis mobilyalarına kadar 150’den fazla doğa dostu ürünü bu kategoride kolayca bulabilir, ofisinizi yeşil ofis haline getirebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
2 Yorum

1 Yorum

  1. odevvebilim

    28 Ağustos 2018 saat 19:48

    Harika bir yazı. gerçekten, çok teşekür ederim..

  2. Güner

    3 Haziran 2021 saat 16:44

    Çok güzel bir blog olmuş,tebrik ederim.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler