Bizi Takip Edin

Lifestyle

Göz nezlesi nedir?

Yayınlandı

tarihinde

Göz nezlesi hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Göz sağlığına zarar veren hastalıklardan biri olan göz nezlesi, etkileri ve sonuçları yeterince bilinmediği için çoğu zaman ihmal edilen bir hastalık. Daha çok bahar aylarında görülen bu hastalık, gözlerde kızarıklık ve yanma hissi, göz kapaklarında şişkinlik ve göz kuruluğu gibi belirtiler vermekte. Göz nezlesi olan hastalar bu belirtileri çoğu zaman ekrana fazla bakmak, grip veya soğuk algınlığı ya da yanlış klima kullanımı gibi nedenlerle ilişkilendirdiği için göz nezlesine karşı etkin bir mücadele verememekte. Ofix Blog‘da bu haftaki sağlık köşemizde, göz nezlesi hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Kısaca Göz Nezlesi

Göz nezlesini kısaca, göz kapağının iç yüzeyi ve gözün beyaz yüzeyinin bir kısmını örten konjonktiva zarının enfeksiyon kapması sonucu oluşan hastalık olarak tanımlamak mümkün. Bu hastalığın en önemli nedenleri bakteriler, virüsler ve alerjen maddelerdir. Görülme sıklığı konusunda yetişkinlerde daha çok viral göz nezlesi, çocuklarda ve yaşlılarda ise daha çok bakteriyel göz nezlesinin görüldüğünü söyleyebiliriz. Göz nezlesi, yeni doğan bebeklerde de görülebilir. Gözde oluşan enfeksiyonlar, tahriş veya gözyaşı kanallarının tıkalı olması durumunda bebeklerde de göz nezlesi oluşabilir.

Göz nezlesinin en sık karşılaşılan belirtileri gözlerde kızarıklık ve akıntı, göz kapaklarında yapışkanlık, gözde yabancı bir cisim hissi ve ışığa karşı artan hassasiyettir. Göz nezlesi olan kişilerde gözler pembe veya kırmızı bir renk alır, bir veya iki gözde birden ağrı oluşur, kaşınma hissine yanma hissi eşlik eder. Özellikle sabahları göz kapaklarını açmakta zorluk çeken hastalar, gün içinde gözlerinde aşırı sulanma ve göz akıntısı yaşar, çapaklanma ve göz kapaklarında şişkinlik oluşur.

Göz nezlesinin nedenleri ve türleri nelerdir?

Göz nezlesinin farklı nedenlere bağlı olarak farklı türleri mevcut. Nitekim göz nezlesi bakteriyel, viral ve alerjik olmak üzere 3 farklı tür altında incelenmekte. Bu türlerden her birinin kendine özgü nedenleri ve belirtileri mevcut.

Bakteriyel Göz Nezlesi

Bakteriyel göz nezlesi, çeşitli bakterilerden kaynaklanan göz nezlesidir. Kontakt lens kullanan kişilerde daha sık görülür. Ayrıca makyaj malzemeleri, sudaki klor, göz yaralanması, yoğun ışık ve dumana maruz kalmak da bakteriyel göz nezlesinin nedenleri arasındadır. Gözde hafif rahatsızlık ve yanma hissiyle başlayan ilk belirtiler akıntı, ışığa aşırı duyarlılık ve göz akında iltihapla devam eder. Bakteriyel göz nezlesi için antibiyotik kullanmak gerekebilir.

Viral Göz Nezlesi

Viral göz nezlesi, büyük ölçüde adeno virüsünün yol açtığı göz nezlesidir. Genellikle solunum yoluyla bulaşan bu virüs, gözlerde yanma yapar ve birkaç gün içinde göz nezlesinin oluşmasına yol açar. Virüse yakalanan kişilerle yakın temas halinde hastalık hızlı bir şekilde yayılabilir ve göz sağlığı bozulur. Önce tek gözde oluşan belirtiler, birkaç gün içinde diğer göze sıçrar. Gözlerde sulu ve mukuslu bir akıntı oluştuktan sonra göz kanaması, göz içinde yoğun kızarıklık gibi şikayetler ve ödem oluşabilir.

Alerjik Göz Nezlesi

Alerjik göz nezlesi, alerjen maddelere bağlı olarak oluşan göz nezlesidir. Özellikle polen alerjisi olan kişilerde bahar aylarında artan polenlere bağlı olarak gelişir. Alerjik göz nezlesinin bir diğer nedeni de göz damlalarıdır. Göz damlasına alerjisi olan kişilerde göz nezlesinin bu türü en çok göz kapaklarını etkiler ve gözlerde kuruluğa yol açar. Kaşıntı ve akıntıyla başlayan ilk belirtilerin ardından hapşırma ve burun akıntısı gibi şikayetler gelişebilir. Bu şikayetler sabah saatlerinde daha belirginken, akşam saatlerinde hafifleyebilir. Alerjik göz nezlesi bulaşıcı değildir.

Göz nezlesinden korunmak için neler yapmak gerekir?

Göz nezlesini kısaca bu şekilde ele aldıktan sonra yazımızın bu kısmında, göz nezlesinden korunma yolları hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Fakat şu noktayı özellikle belirtmek istiyoruz. Burada paylaşacağımız bilgiler yalnızca genel sağlık bilgileri bağlamında olup göz nezlesini tedavi edici bir niteliğe sahip değildir. Göz nezlesi şikayetiniz varsa, vakit geçirmeden hekiminize başvurmalısınız. Nitekim göz nezlesi, doğru tedavi edilmediğinde görme kaybı ve hatta körlüğe bile yol açabilmekte.

Kişisel hijyeninize dikkat etmelisiniz.

Göz nezlesinden korunmak için her şeyden önce, kişisel hijyeninize dikkat etmelisiniz. Özellikle ofis ortamında mikroplar sabit objelerin üzerinde saatlerce yaşayabilir. Ofiste en sık kullandığınız masaüstü gereçler, kapı kolları, ofis telefonları, kumandalar ve elektrik düğmeleri enfeksiyonların yayılması için ideal zeminlerdir. Bu yüzeylere sıkça temas eden ellerinizi temiz tutarsanız, kişisel hijyeninizi sağlar ve birçok enfeksiyondan korunabilirsiniz. Ellerinizi yıkamakta güçlük çektiğiniz durumlarda ıslak mendil kullanabilirsiniz. Bununla birlikte, ıslak mendillerin enfeksiyon riskini ortadan kaldırmaya yeterli olmadığını belirtelim.

Özel eşyalarınızı kimseyle paylaşmamalısınız.

Ofiste kullandığınız özel eşyalarınızı ve özellikle kişisel bakım ürünlerinizi hiçbir zaman hiç kimseyle paylaşmamalısınız. Her türlü bakım kremi, makyaj malzemesi vb. ürünler, göz nezlesine neden olan bakteri ve virüsler için ideal bir yaşam alanıdır. Özel eşyaların paylaşılması göz nezlesi şikayetlerinin yayılmasına yol açabilmekte.

Hasta kişiye fazla yaklaşmamalısınız.

Göz nezlesi olduğundan şüphelendiğiniz bir kişiye fazla yaklaşmamanızda yarar var. Nitekim göz nezlesine yol açan bakteri ve virüsler, doğrudan temas olmasa bile solunum yoluyla da yayılabilmekte. Göz nezlesine yakalanan bir ofis arkadaşınıza 1.5-2 metreden yakın olmanız durumunda, enfeksiyon riskiniz artacaktır.

Alerjen maddelerden uzak durmalısınız.

Alerjen maddelere bağlı olarak göz nezlesi şikayetleri yaşıyorsanız, alerjen maddelerden uzak durmalısınız. Özellikle polenlere karşı alerjiniz varsa çok daha dikkatli olmalı, her akşam eve geldiğinizde duş yapmalı ve aynı giysiyi ertesi gün giymemelisiniz. Giysilerinize yapışacak polenler, çeşitli şekillerde vücudunuza girebilir. Göz çevresi ve cildinizde polenlere bağlı olarak alerjik etkiler ortaya çıkıyorsa, bakım kremlerinden de faydalanabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler