Bizi Takip Edin

Lifestyle

Ofislerde Hesap Hatalarını Önlüyoruz

Yayınlandı

tarihinde

Ofiste hesap makinesi kullanmadan önce Ofix Blog'u ziyaret edebilirsiniz...

Merhaba sevgili beyaz yakalılar! Hiç düşündünüz mü, ofiste hesap makinesi olmasaydı iş hayatımız nasıl geçerdi? Hayal bile edemiyorsunuz değil mi? Çünkü iş hayatının temelini oluşturan ticari işler, hesaplamaya dayalı işlerdir. Hesaplama işlemlerini kolaylaştıran hesap makineleri sayesinde hesap hatalarının önüne geçilir ve ticari ilişkiler sağlıklı bir şekilde sürdürülür. Günümüzde hesap makinelerine akıllı cihazlar ve dijital kanallardan ulaşmak mümkün olsa da masaüstü hesap makineleri halen ofislerin en fazla sipariş verdiği ürünler arasında yer almakta. Bu haftaki blogumuzda, Ofix üzerinden yapılan hesap makinesi alışverişlerine ilişkin bazı veriler paylaşacağız. Ama öncesinde gelin hesap makinesi alırken nelere dikkat etmeniz gerektiğine bakalım. 

Hesap Makinesi Alırken Nelere Dikkat Etmek Gerek?

Fonksiyonlar ve İşlevsellik: İhtiyaçlarınıza uygun bir hesap makinesi seçmek önemli. Bilimsel hesaplamalar için gelişmiş fonksiyonlara sahip bir makine mi yoksa basit hesaplamalar için standart bir model mi istediğinizi belirlemek gerekiyor.

Ekran ve Görsellik: Büyük ve okunaklı bir ekran tercih etmek, hesaplamaları daha kolay yapmanızı sağlar. Geri aydınlatmalı bir ekran da düşük ışık koşullarında kullanımı kolaylaştırır.

Pil veya Güç Kaynağı: Bazı hesap makineleri güneş enerjisiyle çalışırken bazıları pil kullanır. İhtiyaçlarınıza göre hangi türün size daha uygun olduğunu düşünebilirsiniz.

Taşınabilirlik: Eğer taşınabilirlik önemliyse, küçük boyutlarda ve hafif bir hesap makinesi seçmek faydalı olabilir.

Tasarım ve Tuş Düzeni: Kullanımı rahat olan ve kolayca erişilebilen tuşlara sahip bir model seçmek işleri daha pratik hale getirebilir.

Marka ve Kalite: Bilindik ve güvenilir markaların ürünlerini tercih etmek uzun süreli kullanım için önemlidir. İyi bir garanti ve müşteri desteği de düşünülmelidir.

Hesap Makinesi Çeşitleri Nelerdir?

Hesap makineleri, farklı kullanım amaçlarına ve fonksiyonlara göre çeşitlilik gösterir. Bazı hesap makinesi çeşitleri şu şekildedir:

Temel Hesap Makineleri: Toplama, çıkarma, çarpma, bölme gibi temel işlemleri yapmak için kullanılır. Genellikle en basit hesap makineleridir.

Bilimsel Hesap Makineleri: Trigonometrik, logaritmik, karekök gibi daha karmaşık matematiksel fonksiyonları hesaplayabilen makinelerdir. Mühendislik, matematik veya bilim alanlarında kullanılır.

Grafiksel Hesap Makineleri: Grafik çizme, fonksiyonları analiz etme ve karmaşık grafiksel işlemleri yapabilen hesap makineleridir. Özellikle matematiksel grafikler üzerinde çalışanlar için idealdir.

Programlanabilir Hesap Makineleri: Belirli algoritmaları veya hesaplama adımlarını saklayabilen ve tekrar eden işlemleri gerçekleştirebilen hesap makineleridir. Programlama öğrenme sürecinde veya özel işlemler için kullanılabilir.

Finansal Hesap Makineleri: Amortisman, faiz hesaplama, net bugünkü değer gibi finansal hesaplamalar için kullanılır. Muhasebe ve finans alanlarında sıkça tercih edilir.

Ofix Kullanıcılarının Hesap Makinesi Tercihleri

En sık kullanılan hesap makineleri dört gruba ayrılmakta. Bunlar elektronik hesap makineleri, standart hesap makineleri, bilimsel hesap makineleri ve masaüstü hesap makineleridir. Hesap makinesi çeşitleri içinde elektronik hesap makineleri, ticari hayatta sıkça kullanılan hesaplama şekillerine uygun olarak üretilmekte. Standart hesap makineleri, dört işlem ve yüzde hesaplamaları için pratik çözümler sunmakta. Bilimsel hesap makineleri trigonometrik işlemler, koordinat dönüştürme, kombinasyon, permutasyon gibi daha karmaşık hesaplamalar için uygun özellikte. Masaüstü hesap makineleri ise tasarım ve kullanım özellikleri nedeniyle ofiste hesaplama yaparken daha kullanışlı olabilmekte. Ofiste hesap makinesi kullanmak istiyorsanız, ilk tercihinizi masaüstü hesap makinelerinden yana kullanabilirsiniz.

Ofix kullanıcılarının hesap makinesi siparişlerini incelediğimizde, masaüstü hesap makinelerinin ofislerde daha fazla tercih edildiğini görüyoruz. Hesap makinesi grubunda son 1 yıl içinde en çok sattığımız ürünümüz Canon AS-120 Masaüstü Hesap Makinesi 12 Haneli oldu. Hesap makinesi alan her 2 kişiden biri bu ürünü tercih etti. Nitekim bu ürünler kullanım kolaylığı, özel tuşları ve farklı tasarımlarıyla ofislerde hesaplama işlemlerine farklı çözümler sunmakta. Ofiste hesap makinesi için ilk tercihiniz bu ürünler olabilir.

Listemizin ikinci sırasında, Casio MX-12B Masaüstü Hesap Makinesi 12 Haneli var. Geniş ekranı sayesinde rakamları daha kolay okumaya yardımcı olan bu ürünler, ışığın yeterli olduğu zamanlarda güneş enerjisiyle, yetersiz olduğu zamanlarda ise pille çalışmakta. Tuşlarla gerçekleştirilen işlemler ara bellekte saklandığı için, yüksek hızda giriş sırasında bile hiçbir veri kaybolmamakta. Ofiste hesap makinesi kullanmak istiyorsanız, tercihleriniz arasında bu ürünleri de değerlendirebilirsiniz.

Listemizin üçüncü sırasında, Canon AS-220RTS Masaüstü Hesap Makinesi 12 Haneli var. Oldukça şık ve yay şekilli gövdesiyle ofiste hesap makinesi ihtiyacını karşılayan bu ürünlerde, hafızaya alınan ve Auto Check tuşuyla erişilebilen 120 hesaplama adımı mevcut. Üstelik plastik parçaları, geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilmekte ve bu sayede, doğanın korunmasına katkı sağlamakta.

Ofix’te Hesap Makinesi Satışları

Yıl içinde adet bazında en fazla hesap makinesi satışını Ocak ayında gerçekleştirdik. Korona döneminin ardından işyerlerinin yeniden açılmasıyla birlikte hesap makinesi satışlarımız yeniden yükselişe geçti. Eylül ayında hesap makinesi satışlarımız, ciro bazında yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Hesap makinesi siparişi veren kullanıcılarımız, sepet başına ortalama 2 adet hesap makinesi siparişi verdiler. Hesap makinesi siparişleri en çok gayrimenkul sektöründeki müşterilerimiz tarafından verildi. En çok sipariş veren ilçeler ise sırasıyla Ümraniye, Ataşehir, Kadıköy, Başakşehir ve Üsküdar oldu.

Ofix’te satışı devam eden diğer hesap makinelerini hesap makineleri kategorimizde inceleyebilir, kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için Ofix Plus üyeliğimizi inceleyebilirsiniz.

Haftaya görüşmek üzere.

Ofixboy…

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Ben Her Sabah Kalkıp Ofise Gitmem Diyenlere İş Fikirleri

    7 Ocak 2021 saat 04:35

    Ben Her Sabah Kalkıp Ofise Gitmem Diyenlere İş Fikirleri

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler