Bizi Takip Edin

Girişimcilik

Johann Jacobs’un Başarı Hikayesi

Yayınlandı

tarihinde

Johann Jacobs hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

20. yüzyılın başlarına kadar kahve çekirdekleri arasında ayrıştırma işlemi yapılmıyor, farklı kahve çekirdekleri bir arada harmanlanarak kavruluyordu. Bu nedenle kahvenin aromasını korumak mümkün olmuyordu. Bu durum karşısında Johann Jacobs, kahve çekirdeği türleri arasında ayrıştırma işlemi yaptı. Kurduğu kahve kavurma tesisinde kahve çekirdeklerini köken ve sertlik derecesine göre 11 farklı tür içinde sınıflandırdı. Kendi adıyla anılan Jacobs kahveleri, sahip olduğu aromalarıyla dikkat çekti ve kahve severlerin diledikleri kahve deneyimine ulaşmalarını kolaylaştırdı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Jacobs markasının kurucusu Johann Jacobs‘un başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. 

Johann Jacobs kimdir?

Johann Jacobs, 20 Mayıs 1869 tarihinde Almanya’nın Bremen şehrine bağlı Borgfeld kasabasında dünyaya geldi. Çiftçilikle geçimini sürdüren Jacobs ailesinin ikinci çocuğu olan küçük Johann, 2 yaşına geldiğinde annesini kaybetti. Çiftlik işlerini abisi sürdürürken köy okulunda ilköğrenimini tamamladı. 14 yaşına geldiğinde, köy bakkalının yanında çıraklığa başladı. Kahveyle tanışması da bu dönemde gerçekleşti. Çıraklık yaptığı dönemde kahve kavurma ve çeşni hazırlama işlerinde kendisini yetiştirdi. Bu işlerde yetenekli olduğu anlaşılınca, kahve işinin tüm sorumluluğu ona verildi.

4 yıl süren çıraklığın ardından Johann Jacobs, 1887 yılında bir toptancının yanında işe başladı. Bu toptancı, dünyanın farklı coğrafyalarından başta kahve olmak üzere pek çok ürünü Almanya’ya getiriyor, ticaretten iyi para kazanıyordu. Johann Jacobs bu dönemde kendi işini kurmaya karar verdi. Toptancının yanında çalıştığı 8 yıllık süre zarfında ticaretin inceliklerini öğrendi. Ticaretin yalnızca ucuza ürün alıp pahalıya satmak olmadığını, pazarlama alanında da önemli çabaların verilmesi gerektiğini patronundan öğrendi. 1895 yılında işinden ayrıldı ve Bremen’de kahve, kakao, çikolata ve bisküvi satışı yapmak üzere kendi dükkanını açtı.

Johann Jacobs Kahve Dükkanı

Johann Jacobs, kahve dükkanını büyük umutlarla açmış ve bu işe çok emek harcamıştı. Ne var ki, işler umduğu gibi gitmedi ve birkaç yıl içinde iflasın eşiğine geldi. Çözüm yolu olarak dükkanın yerini değiştirmeyi denedi ve cadde üzerinde güzel bir dükkan kiraladı. Yeni dükkanı eskisinden daha büyük ve daha iyi dekore edilmişti. Dahası, dükkanının yeri ve kahvelerinin kalitesini daha geniş kitlelere duyurmak için reklam vermeye başladı. Şehrin en önemli caddelerinde pano ve el ilanlarıyla Johann Jacobs kahve dükkanının tanıtımı yapıldı. Bu çalışmaların sonucu olarak Johann Jacobs, daha geniş kitlelere ulaşmayı başardı.

1907 yılına gelindiğinde Jacobs kahveleri, Bremen’de hatırı sayılır bir ün kazanmıştı. Kahvenin yanı sıra kakao, çikolata ve bisküvi satışları da iyi gidiyor, sermaye artışı sağlıyordu. Dükkanın cirosu misliyle artınca Johann Jacobs, işleri büyütmeye karar verdi. Bunun için ilk önce, kahveyi bizzat kavuracağı bir kahve kavurma tesisi kurdu. Bu dönemde kahve kavurma işlemleri, kahve çekirdekleri arasındaki farklılıklara dikkat edilmeksizin gerçekleştirilmekteydi. Bunun sonucu olarak kahvenin aroması bozuluyor, bir kez deneyimlenen bir kahve lezzetine bir daha erişmek kolay olmuyordu. Bu durum karşısında Johann Jacobs, kahvenin aromasını koruması için kahve çekirdeği türleri arasında ayrıştırma işlemi yapmak gerektiğine inandı. Kurduğu kahve kavurma tesisinde kahve çekirdeklerini köken ve sertlik derecesine göre 11 farklı tür içinde sınıflandırdı. Böylelikle her bir kahve çekirdeğinin kendine özgü aromasını korumayı başardı.

Johann Jacobs tarafından gerçekleştirilen bu ayrıştırma işlemi, Jacobs kahvelerinin benzerlerinden ayrışmasını sağladı. Aynı zamanda da Jacobs kahvelerinin markalaşma sürecinde en önemli aşamayı gerçekleştirdi. Yaptığı reklamların da etkisiyle Jacobs kahvelerinin ünü 1910’lu yıllarda çevre şehirlere yayılmaya başladı. Kahve dükkanında istihdam ettiği gençlerle birlikte farklı bölgelere taze kahve servisi gerçekleştirdi. Ne var ki, I. Dünya Savaşı’yla birlikte Alman ekonomisinde olduğu gibi Johann Jacobs’un işlerinde de çeşitli sorunlar başladı. Savaş döneminde kahve ithalatı durduruldu ve üstelik, tüm kahve stoklarına el konuldu. 1916 yılında kahve dükkanını kapatan Johann Jacobs, bu dönemde pirinç, yulaf ezmesi, irmik gibi diğer gıda ürünlerinin ticaretini yaptı.

Jacobs Kahvelerinin Yükselişi

I. Dünya Savaşı’nın ardından Almanya’da kahve ithalatı yeniden serbest bırakıldı. Fakat alınan vergiler nedeniyle kahve satışlarında kârlılık düzeyi çok düşüktü. Bu dönemde Johann Jacobs, kahve satışlarını yeniden canlandırmaya çalıştı. Verdiği ilanlar ve reklamlarla halkın ilgisini çekmeye çalıştı. Ne var ki, 1929 yılında başlayan Büyük Bunalım, kahve satışlarını bir kez daha durma noktasına getirdi. Bu dönemde yaşanan kötü ekonomik gidişat, Johann Jacobs üzerinde olumsuz etkiler yarattı. Bunun sonucunda, işleri yeğeni Walther Jacobs’a devrederek köşesine çekildi.

İki dünya savaşı arasındaki dönemde Avrupa ekonomisi büyük sorunlarla karşılaştı. Liberalizme geçiş denemeleri nedeniyle devletin ekonomiden elini çekmesi, pek çok işletmenin iflas etmesine yol açtı. Arz sıkıntısının yanı sıra düşen talep de ekonominin kendini toparlamasına fırsat vermiyordu. Bu dönemde Walther Jacobs, çok önemli bir karar aldı ve perakende mağazalarına doğrudan taze kavrulmuş kahve satışını başlattı. Bu kararın sonucu olarak Jacobs kahveleri, artık Bremen ve yakın çevresinin dışında da pek çok bölgede perakende satış noktasında tüketiciyle buluşmaya başladı. Bu sayede Jacobs markasının tanınırlığı da her geçen gün arttı.

1948 yılında yapılan kur reformuyla birlikte kahve satışları yeniden canlandı. Bu dönemde Jacobs kahveleri yalnızca Almanya’da değil, aynı zamanda hemen tüm Avrupa’da tüketilmeye başlanmıştı. Walther Jacobs tarafından geliştirilen satış ağı sayesinde Johann Jacobs, gençliğinde kurduğu hayalleri gerçekleştirme fırsatı buldu, kahvelerini her gün yüz binlerce kullanıcıya sundu. 21 Şubat 1958 tarihinde hayata veda ederken arkasında güçlü bir marka bıraktı. Jacobs kahvelerinin dünya pazarına çıkışı ise ailenin üçüncü kuşak üyeleri tarafından gerçekleştirildi. 1961 yılında Klaus J. Jacobs liderliğinde Viyana’da kurulan Jacobs Kaffee Ges, II. Dünya Savaşı’nın izlerini silme çabasındaki Avrupa’da hızlı bir büyüme ivmesi yakaladı. Türkiye pazarına ise Jacobs kahveleri, ilk olarak 1995 yılında hazır kahve ve filtre kahve çeşitleriyle girdi.

Ofis dostu Jacobs ürünleri Ofix’te!

Johann Jacobs’un hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini kısaca özetlediğimiz bu yazımızı bitirmeden önce, online ofis marketiniz Ofix’in verilerine göre ofislerin en çok sipariş verdiği Jacobs ürünlerinden ilk üçte yer alanları kısaca tanıtacağız. Sitemizde kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için OfixPlus üyesi olabilirsiniz.

Jacobs Monarch Filtre Kahve 500 g

Listemizin ilk sırasında, Jacobs Monarch filtre kahve 500 g var. Filtre kahve kategorisinde en fazla ilgi gören ürünlerden biri olan bu ürünler, Jacobs markasının en çok satan ürünler listesindeki yerini uzun yıllardır koruyor. 1 fincan kahvede ortalama 0.18 gram protein, 0.06 gram yağ ve 3 gram sodyum bulunuyor. Şekersiz ve sütsüz kullanılması durumunda kalori değeri yalnızca 1-2 kalori kadar. 

Jacobs 2’si 1 Arada Hazır Kahve 14 g x 40 Adet

Listemizin ikinci sırasında, Jacobs 2’si 1 arada hazır kahve 14 g x 40 adet var. Şeker içermeyen bu ürünlerde kahve kreması ve kahve oranı özel bir denge içinde. Ofiste çalışırken veya mola anlarınızda kolayca hazırlayabileceğiniz bu ürünleri dilerseniz misafirlerinize de ikram edebilirsiniz. 

Jacobs 3’ü 1 Arada Hazır Kahve 12 g x 40 Adet

Listemizin üçüncü sırasında, Jacobs 3’ü 1 arada hazır kahve 12 g x 40 adet var. Bu ürünlerde suda kolayca çözülebilen kahve çekirdeklerine, özel şeker ve beyazlatıcı ekleniyor. İşlenmiş kahve çekirdeklerinden elde edilen bu ürünün tadını çıkarmak için bir bardak ve sıcak su yeterli. 

Ofix’te satışı devam eden diğer Jacobs ürünlerini inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza başarı hikayeleri ile dolu bir hafta diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Girişimcilik

Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’de taşlar yerinden oynamaya devam ediyor.

Yayınlandı

tarihinde

Ayın başında tablo şuydu: 11 kurucu ortaktan sadece ikisi şirkette kalmıştı.
Şimdi o iki isim de yok. Business Insider’ın aktardığına göre Manuel Kroiss ve Ross Nordeen da xAI ile yollarını ayırdı.

Kroiss’in yakın çevresine ayrılık kararını ilettiği konuşuluyor. Nordeen’in ise cuma günü şirketten ayrıldığı söyleniyor.

Musk kısa süre önce xAI için “ilk seferde doğru kurulmadı” demişti. Şirketin şu an baştan, daha sağlam bir şekilde yeniden kurulduğunu ifade ediyor. Bu arada xAI’nin SpaceX tarafından satın alınmasıyla birlikte SpaceX, xAI ve X (eski Twitter) aynı çatı altında toplandı. Tüm bunlar olurken SpaceX’in halka arz planları yaptığı da konuşuluyor.

Kroiss ve Nordeen doğrudan Musk’a bağlı çalışan iki kritik isimdi. Kroiss, şirketin pretraining ekibini yönetiyordu. Nordeen ise Musk’ın en yakınındaki operasyon isimlerinden biriydi. Daha önce Tesla’da çalışan Nordeen’in, Musk’ın Twitter’ı satın aldığı dönemdeki büyük işten çıkarmaların planlanmasında da rol aldığı biliniyor.

TechCrunch da konuyla ilgili xAI’ye ulaşıp yorum istemiş durumda.

Kaynak : TechCrunch

Okumaya Devam Et

Başarı Hikayeleri

Ayn Rand: “Ben merkezliyim” deyip kaçmayın… kadın bunu felsefeye çevirmiş

Yayınlandı

tarihinde

Bir yerde mutlaka denk geldiniz:
Atlas Shrugged efsane” diyen biri…
Ya da LinkedIn’de “birey ol, sürü olma” temalı bir paylaşım.

Peki kim bu Ayn Rand ve neden hâlâ konuşuluyor?

Spoiler: Bencilliği savunuyor ama sandığınız gibi değil.

Kısaca Ayn Rand kim?

Ayn Rand, 1905’te Rusya’da doğuyor, genç yaşta ABD’ye göç ediyor. Romanlarıyla hem edebiyat hem de felsefe dünyasında olay yaratıyor.

En bilinen kitapları:
The Fountainhead ve Atlas Shrugged

Ama asıl bomba: Kendi felsefesini kuruyor → Objektivizm

Objektivizm ne diyor?

Çok basit üç cümleyle özetleyelim:

1. Gerçeklik gerçektir.
“Ben öyle hissediyorum” demek, gerçeği değiştirmez.

2. En büyük rehber akıl.
Hisler değil, mantık karar verir.

3. Hayatının amacı: kendi mutluluğun.
Evet, kulağa iddialı geliyor.

“Rasyonel bencillik” meselesi

Rand’ın bencillikten kastı:
“Kimseyi ez geç” değil.

Daha çok şu:
Kendi hayatını ciddiye al.
Kendi emeğini savun.
Başkaları için kendini sürekli feda etmek zorunda hissetme.

Yani:
“Kendini yok sayma” diyor aslında.

Biraz da magazin tarafı..

  • Hollywood’da figüranlık yapmışlığı var.
  • Hatta gelecekteki eşiyle bir film setinde tanışıyor.
  • Bir tiyatro oyunu yazıyor ve jürisini seyirciler arasından seçtiriyor. (Evet, interaktif içerik 1930’lar edition.)

Kadın içerik üreticiliği olayını zamanından önce çözmüş.

Neden bu kadar tartışılıyor?

Çünkü şunu söylüyor:
“Toplum için yaşamak zorunda değilsin.”

Kimi bunu özgürleştirici buluyor,
kimi fazla sert.

İki taraf da haksız sayılmaz.

Son soru:

Kendi mutluluğunu merkeze almak mı daha cesur bir duruş, yoksa fazla mı ‘ben merkezli’?

Yorumlarda düşünceler serbest

Okumaya Devam Et

Girişimcilik

Cüneyt Arkın: Sinemaya adanmış bir hayat…

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Cüneyt Arkın'ın başarı hikayesi Ofix Blog'da...

28 Haziran Salı günü sanat dünyamızdan bir yıldız kaydı. Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncusu Cüneyt Arkın hayatını kaybetti. 300’den fazla sinema filmi, birçok dizi ve tiyatro oyununda seyircisine unutulmaz anlar yaşatan Cüneyt Arkın‘ın vefatı ülkemizde büyük bir üzüntü yarattı. Yeşilçam melodramlarının yakışıklı jönü, oynadığı her rolü adeta yaşadı, her rolün hakkını verdi. 1970’li yıllarda rol aldığı tarihsel içerikli filmlerde Malkoçoğlu, Kara Murat, Battal Gazi karakterleriyle milli bilinci güçlendirdi. Yenilmez ve yiğit direnişçi rolleriyle Türk insanının gönlünde taht kurdu. Filmlerinde dublör kullanmayı reddetti. Bu nedenle sayısız kaza geçirdi. Aldığı yaralar bedeninde kalıcı hasarlar meydana getirdi. Fakat en ufak bir pişmanlık duymadan yoluna devam etti. Oyunculuğun yanı sıra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılık alanlarında da önemli başarılara imza attı. Bir Ofix Blog klasiği olan başarı hikayeleri köşemizde bu hafta, Cüneyt Arkın‘ın hayatından kesitler sunarak başarı hikayesini okurlarımızla paylaşacağız. Bu vesileyle kendisine rahmet, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz. 

(daha&helliip;)

Okumaya Devam Et

Trendler