Bizi Takip Edin

Lifestyle

Kahve çekirdeği türleri ve özellikleri nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Kahve çekirdeği türleri ve özellikleri hakkında faydalı bilgiler Ofix Blog'da...

Gün içinde en sık tüketilen içeceklerden biri olan kahvenin hayatımızda farklı bir yeri var. Aroması, lezzeti ve yanında yapılan sohbetiyle birlikte evde ve ofiste kahve tüketimi, günlük rutinlerimizin ayrılmaz bir parçası. Kahvenin pişirme ve öğütme tekniklerine göre farklı çeşitleri olsa da tüm kahve çeşitleri aslında dört farklı kahve çekirdeği türünden elde edilmekte. Arabica, robusta, liberica ve excelsa kahve çekirdeği türleri ve özelliklerini bilirsek, kendi damak zevkimize uygun bir kahve keyfi yaşayabiliriz. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, kahve çekirdeği türleri ve özellikleri hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. 

Arabica Kahve Çekirdeği

Anavatanı Etiyopya olan ve “coffea Arabica” olarak da bilinen Arabica kahve çekirdeği, günümüzde en fazla tüketilen kahve çekirdeği türüdür. Öyle ki, dünya genelinde satılan tüm kahve türlerinin dörtte üçünden fazlası, Arabica kahve çekirdeği ile üretilmekte. Başta Ortadoğu, Afrika, Uzakdoğu ve Latin Amerika olmak üzere dünyanın farklı coğrafyalarında 80’den fazla ülkede Arabica kahve çekirdeği üretilmekte. Dünyanın en önemli Arabica kahve üreticileri arasında Etiyopya, Kosta Rika, Kolombiya, Brezilya ve Meksika yer almakta. Arabica kahve çeşitleri her ülkenin üretim koşulları ve iklimine göre farklı özelliklere sahip olabilmekte. Türk kahvesi olarak bildiğimiz kahve de aslında, Arabica kahve çekirdeğinin kavrularak öğütülmesinden elde edilmekte.

Arabica kahve çekirdeğinin en önemli özelliği, oldukça hassas olması ve bu nedenle, yetiştirilmesinin özel ilgi gerektirmesidir. Öyle ki, Arabica kahve çekirdeği yetiştirilen topraklarda bulunan diğer meyve veya baharatların aromaları, Arabica kahvenin aromasına kolayca geçebilmekte. Batıda “Arabica coffee” olarak bilinen bu kahve türü hangi ülkenin hangi coğrafyasında yetiştirildiğine göre farklı aromalar taşır. Her ülkenin ve coğrafyanın Arabica kahvesinin aroması birbirinden farklıdır. Bunun için eğer alıştığınız bir aroma varsa, kahve alışverişinizi aynı markadan yapmayı tercih edebilirsiniz. Kahve çekirdeği türleri arasında aynı aromayı bir başka markanın ürününde bulamayabilirsiniz.

Arabica kahve çekirdeğinin bir diğer özelliği de yetiştirilmesi sırasında birçok bakım ve ilaçlamaya ihtiyaç duymasıdır. Yetiştirilmesindeki bu güçlük, Arabica kahve fiyatlarının yükselmesine yol açar. Arabica filtre kahve fiyatları da yine, diğer filtre kahve türlerine oranla daha yüksektir. Arabica çekirdek kahve fiyatları biraz yüksek olsa da kahve severler tarafından keyifle tüketilmekte. Arabica kahvesi ülkemizde daha çok Türk kahvesinde tercih ediliyor. Kahve çekirdeği türleri arasında Arabica çekirdeği Türk halkının damak zevkine daha uygun. Yumuşak ve meyvemsi bir aromaya sahip olan Arabica kahve özellikleri müdavimleri tarafından tercih edilmesini sağlıyor. Filtre kahve Arabica çeşitleri ise yüksek asidite oranına sahip olduğu için metabolizmayı daha hızlı çalıştırmak gibi bir etkiye sahip.

Robusta Kahve Çekirdeği

“Coffea canephora” ve “coffea robusta” olarak da bilinen robusta kahve çekirdeği, daha çok Orta Afrika, Güneydoğu Asya ve Brezilya’da yetiştirilen farklı bir kahve çekirdeği türüdür. Kahve çekirdeği türleri arasında Arabica kahve çekirdeğinden sonra en fazla tüketimi yapılan robusta kahve çekirdeği, tüm kahve türleri arasında yaklaşık yüzde 30’luk bir hacme sahip. Orta Afrika ve Güneydoğu Asya’da pek çok ülkenin ekonomisinde robusta kahve çekirdeğinin önemli bir payı mevcut. Hatta bu ülkeler arasında dünya pazarında daha yüksek bir paya ulaşmak konusunda bir rekabetin olduğunu bile söyleyebiliriz. Kahve çekirdeği türleri arasında en dayanıklılarından biri olan robusta kahve çekirdeğinin fiyatı Arabica kahve çekirdeğine oranla daha uygundur.

Robusta kahve çekirdeği ülkemizde ve dünya genelinde daha çok hazır kahve çeşitleri ve espresso bazlı kahve türlerinde kullanılmakta. Arabica kahve çekirdeğine oranla daha dayanıklı olan robusta kahve çekirdeği, aroma bakımından da daha farklı bir deneyim sunuyor. Kahveyi eğer sütlü tüketmeyi tercih ediyorsanız, robusta kahve çekirdeğinin aroması sütle birleştiğinde son derece lezzetli bir kahve deneyimi yaşatmakta. Aynı lezzeti Arabica kahve çekirdeğinin aromasında bulamayabilirsiniz. Sütlü kahve türlerinin yanı sıra kullanımı günümüzde giderek yaygınlaşmakta olan buzlu kahve türlerinde de robusta kahve çekirdeği tercih edilmekte. Çünkü Arabica kahve çekirdeği, sıcak olarak tüketildiğinde lezzetini verir, soğuk tüketim için uygun değildir.

Robusta kahve çekirdeğinin bir diğer özelliği de Arabica kahve çekirdeğine oranla daha yüksek kafein miktarına sahip olmasıdır. Bazı robusta kahve çekirdeği türlerinde bu miktar 2 katına kadar çıkabilmekte. Robusta kahve fiyat bakımından daha uygun olduğu gibi, aynı zamanda da iyi bir “uyandırma aracı”dır. Robusta kahve satış miktarı ülkemizde yakın dönemde hızlı bir artış ivmesi yakaladı. Fakat robusta kahveden üretilen hazır kahve ve espresso bazlı kahveler fazla tüketilmemeli. Kronik bir hastalığınız yoksa, Arabica kahveyi günde 2 bardak, robusta kahveyi ise 1 bardak tüketebilirsiniz. Kronik bir hastalığınız varsa kahve tüketmekten kaçınmanızı tavsiye ederiz.

Liberica Kahve Çekirdeği

Kahve çekirdeği türleri arasında liberica kahve çekirdeği, diğerlerine oranla daha az bilinmekte ve tüketilmekte. Anavatanı Filipinler olan liberica kahve çekirdeği, 19. yüzyılın sonlarında Arabica kahvede oluşan kıtlık nedeniyle kullanımı yaygınlaşan bir kahve çekirdeği türü. Taneleri diğerlerine oranla daha iri olan liberica kahvenin aroması da diğerlerine oranla daha yavandır. Yeşil renkli iri taneleri, liberica kahve çekirdeğinin kavrulmasını ve öğütülmesini zorlaştırır. Kafein miktarı da diğerlerine oranla daha düşük olduğu için metabolizma üzerinde uyandırıcı bir etkiye sahip olduğunu söylemek güçtür.

Günümüzde liberica kahve daha çok Güneydoğu Asya’da tüketilmekte. Dar gelir grubuna hitap eden bu kahve çeşidinin üretimi sınırlı olduğu için farklı coğrafyalara ihraç edildiğinde fiyatı yükselmekte. Çekirdek kahve türleri arasında liberica kahve ülkemizde çok küçük bir kesim tarafından tüketiliyor. Kahve çekirdekleri kullanıma hazır hale getirilirken kahve çekirdeği öğütücü kullanılıyor. Kavrulmamış kahve veya çiğ kahve çekirdeği yurtdışında gıda sanayisinde hazır yiyecek ve atıştırmalık grubunda kullanılabilmekte. En iyi kahve çekirdeği türleri arasında pek yer almayan liberica kahveyi özellikle Güneydoğu Asya’ya yapacağınız gezilerde deneyimleyebilirsiniz.

Excelsa Kahve Çekirdeği

Anavatanı Güneydoğu Asya olan kahve çekirdeği türlerinden bir diğeri de excelsa kahve çekirdeğidir. Liberica kahve çekirdeğine oranla daha lezzetli kabul edilen excelsa kahve çekirdeğinin en önemli özelliği, son derece güçlü bir aromaya sahip olmasıdır. Bu özelliği nedeniyle excelsa kahve çekirdeği, genellikle diğer kahve türlerinin aromasını güçlendirmek için kullanılır. Arabica kahvenin excelsa kahve çekirdeğiyle harmanlanması, tadındaki yumuşaklığı ortadan kaldırır ve sert içimli bir kahve oluşmasına yol açar. Arabica kahvenin müdavimleri, excelsa kahveyle yapılan harmanlamayı kolayca fark edebilir.

Bununla birlikte, robusta kahvenin excelsa kahveyle harmanlanması oldukça sık rastlanan bir durumdur. Daha güçlü bir aromaya sahip hazır kahve ve espresso kahve severler, excelsa kahveyle harmanlanmış robusta kahveyi tercih etmekte. Aynı şekilde, liberica kahvenin excelsa kahveyle harmanlanarak tüketilmesi de özellikle Güneydoğu Asya’da sık rastlanan bir durumdur. Kahve çekirdeği çeşitleri arasında excelsa kahve çekirdeğinin yoğun aroması, excelsa kahvenin müdavimleri dışında günlük tüketimini zorlaştırmakta. Kahve keyfi konusunda farklı lezzetleri deneyimlemek isterseniz, excelsa kahve çekirdeğini farklı kahve çekirdekleriyle birlikte harmanlamayı deneyebilirsiniz. Bu lezzetler arasında kendi damak zevkinize en uygun karışımı kendiniz bulabilirsiniz.

Online ofis marketiniz Ofix’te satışı devam eden tüm çekirdek kahve çeşitlerini çekirdek kahve kategorimizde inceleyebilir, kurumsal müşterilerimiz için sunduğumuz özel fırsatlardan yararlanmak için Ofix Plus üyesi olabilirsiniz.

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden Her İki Beyaz Yakalıdan Biri “Ben Bunu Daha Ne Kadar Yapacağım” Diyor?

Yayınlandı

tarihinde

İş sandığın şey aslında biraz daha fazlası.
Beyaz yakalılar için iş, sadece maaş değil. Kimse sabah kalkıp “bugün de Excel açayım, hayatımın anlamı bu” diye uyanmıyor.

İş; kendini kanıtlama, bir yere ait olma, “ben bir şey yapıyorum” hissi.
Bir nevi kimlik.

Ama işte tam burada işler karışıyor.
Çünkü beklenti büyüdükçe, hayal kırıklığı da büyüyor.


Herkes süper kahraman… ama kimse o kadar güçlü değil

Modern iş hayatı sana şunu söylüyor:
Hem hızlı ol, hem iyi ol, hem ulaşılabilir ol, hem de asla yorulma.

Yani bir nevi:
“Makine gibi çalış ama insan gibi hissetmeye devam et.”

Bir noktadan sonra bu denklem bozuluyor.
Ve insanlar şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben mi abartıyorum, yoksa bu gerçekten fazla mı?”

Spoiler: Fazla.


Mesai bitiyor… ama aslında bitmiyor

Ofisten çıkıyorsun ama iş kafadan çıkmıyor.
Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj gelirse cevaplanıyor.
“Bir bakayım” diye açılan laptop 2 saat kapanmıyor.

Sonra bir de hayat var:
Ev, düzen, sorumluluklar…

Yani günün sonunda sadece çalışmıyorsun,
sürekli bir şeyleri yetiştiriyorsun.


Aynı iş, farklı hayatlar

Aynı pozisyonda iki kişi düşün.
Biri daha az çalışıyor ama daha çok kazanıyor gibi hissediyorsun.

Ya da şöyle:
Çok emek veriyorsun ama kimse fark etmiyor.

İşte o an bir şey kırılıyor.

Çünkü mesele sadece para değil.
Mesele “karşılığını alıyor muyum?” hissi.


Bugün birçok beyaz yakalının kafasında dönen o soru tam da buradan çıkıyor:
“Ben bunu daha ne kadar yapacağım?”

Çünkü mesele işin kendisinden çok,
o işin hayatın içindeki yerinin giderek büyümesi.

Ve belki de asıl ihtiyaç,
daha fazla çalışmak değil…
daha dengeli yaşamak.

Okumaya Devam Et

Trendler