Bizi Takip Edin

Lifestyle

Finansal okuryazarlık nedir?

Yayınlandı

tarihinde

Finansal okuryazarlık hakkında merak ettiğiniz konular Ofix Blog'da...

2021 yılının son çeyreğinde yaşadığımız finansal gelişmeler yediden yetmişe herkesin hayatını bir şekilde etkiledi. Faiz, enflasyon, döviz kuru, mevduat hesapları gibi kavramlar günlük konuşmalarımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası‘nın faiz kararları kamuoyunun gündeminde geniş yer buldu. Amerikan Merkez Bankası‘nın varlık alımlarını durdurma ve faiz arttırma kararları ise tüm dünyada yakından takip ediliyor. Bu süreçte büyük yatırımcılar finansal gelişmeleri doğru analiz ederek gerekli hamleleri doğru zamanda yapıyor. Küçük ve orta ölçekli yatırımcılar ise finansal konularda çeşitli bilgilere ihtiyaç duyuyor. Hal böyle olunca finansal okuryazarlık kavramı daha sık gündeme gelmeye başladı. Nitekim küçük ve orta ölçekli yatırımcıların finansal hareketlerden zarar görmemesi için temel bilgileri öğrenmeleri şart. Bu sayede geliştirecekleri finansal tutumlar kayıpları azaltabilir, birikimlerini daha kazançlı hale getirebilir. Ofix Blog‘da bugünkü yazımızda, finansal okuryazarlık hakkında faydalı bilgiler paylaşacağız. Finansal okuryazarlık nedir diye merak ediyorsanız, ihtiyaç duyduğunuz tüm bilgileri bu yazımızda bulabilirsiniz. 

Kısaca Finansal Okuryazarlık

“Finansal okuryazarlık nedir?” sorusu yakın dönemde en merak edilen konulardan biri haline geldi. Finansal okuryazarlığı kısaca, gelirinizle veya bütçenizle ilgili bilgi sahibi olmak ve bunları etkin şekilde yönetme becerisi kazanmak şeklinde tanımlayabiliriz. Günümüzde bu konuyla ilgili farklı kanallarda çeşitli eğitimler veriliyor. Finansal becerileri geliştirmeye dönük çeşitli çalışmalar yapılıyor. Nitekim finansal okuryazarlık eğitimlerinde bütçe oluşturma, tasarruf yapma, borçlanma ve yatırım gibi finansal kavramlar hakkında temel bilgiler verilir. Bu bilgileri öğrenen kişiler, finansal kavramlarla iletişim kurma becerisi kazanır. Başka bir deyişle, finansal işlerini günlük kavramlarla değil, finansal kavramlarla çözümleme ve değerlendirme fırsatı elde ederler. Böylelikle finansal yönetim becerileri gelişir. Aynı zamanda da finansal karar alırken daha sağlam temellerden hareket ederler. Finansal ihtiyaçlar için planlama yaparken de aynı bilinçle hareket ederler. Buna ek olarak finansal varlıklarını etkin şekilde kullanırlar. Dolayısıyla finansal okuryazarlık, kişinin veya kurumların sahip oldukları gelirleri akıllıca yönetmelerine katkı sağlar. 

Finansal konularla ilgili karar alma süreçleri, finansal bilgiye sahip olmayı gerektirir. Bu bilgiler en temelde bütçe, tasarruf, borçlanma, yatırım gibi temel finansal kavramlarla ilgilidir. Bu bilgiler sayesinde faiz, enflasyon, kredi, risk, getiri gibi finansal konular hakkında doğru analizler yapabilirsiniz. Finansal kavramlara ilişkin bilgiler, finansal tutumların şekillenmesinde kritik bir öneme sahiptir. Gerçekleşecek tüm harcamalar finansal tutumlardan etkilenir. Finansal tutumlar da sahip olunan finansal araçları dikkatli kullanma ve kazanç sağlamaya dönük pek çok deneyimden etkilenir. Finansal okuryazarlığa sahip olanlar doğru yatırım araçlarına yönelme, para kazanma ve tasarruf yapma konusunda daha sağlam kararlar alırlar. Piyasalarda yaşanan değişimlerin esas nedenlerini görüp analiz etmede daha başarılı olurlar. Kritik kararlar almadan önce güvenilir bilgi kaynaklarını incelerler. Bu nedenle sergileyecekleri finansal davranışlar anlık değişimlerden etkilenmez. Kişisel borç ve kredilerini yönetmede de daha başarılı olurlar. Dolayısıyla finansal okuryazarlık, kişi veya kurumların finansal geleceklerini güvenli şekilde inşa etmelerini sağlar. 

Finansal okuryazarlık niçin önemlidir?

Hangi sektörde ne tür bir iş yaparsak yapalım finansal konular hayatımızı bir şekilde etkilemekte. İnsan ihtiyaçlarının karşılanması için mal ve hizmetlerin üretimi ve değişimini inceleyen ekonomi bilimi, bu alana ilişkin pek çok kavram ve teori üretir. Bu kavram ve teoriler, doğal kaynaklar ile örgütlü emek gücünün verimli şekilde kullanımına ışık tutar. İnsan ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin temel yasaları ortaya koyar. Sahip olduğumuz para aslında bir değer muhafaza aracıdır. Satın alma gücümüz paranın değeriyle belirlenir. Paranın değerini korumak için fiyat istikrarını korumak gerekir. Fiyatların sürekli arttığı enflasyonist ortamda para değerini kaybeder. Bunun sonucunda ekonomik ve sosyal refah seviyesi azalır. Finansal okuryazarlık sayesinde meslekten ekonomist olmayan kişiler bile ellerinde tuttukları birikimleri doğru değerlendirme fırsatı yakalar. Bu sayede satın alma güçlerini korurlar. Dolayısıyla enflasyonist ortamdan daha az etkilenirler. Paranın değerini etkileyen tüm konular finansal okuryazarlığın kapsamı içindedir. Birikim sahiplerinin doğru karar alma becerilerini geliştirmeleri için finansal okuryazarlığa gereksinimleri vardır. 

Finansal okuryazarlık aynı zamanda hanehalkının da ekonomik davranışlarını şekillendirmeleri için gerekli ve faydalıdır. Aynı çatı altında yaşayan ve ortak finansal kararlar alan hanehalkı, mal ve hizmetlerin alıcısıdır. Hanehalkının vereceği satın alma kararları ekonomik işleyişe yön kazandırır. Para ile ilgili temel kavramları bilen hanehalkı, harcamalarını etkin şekilde yönetir. Aynı zamanda da birikimlerini daha iyi değerlendirir. Enflasyonist ortamda hanehalkının harcamalarını kısma yoluna gitmesi piyasalarda durgunluğa neden olur. Hiçbir ekonomide arz ve talep hiçbir zaman eşit değildir. Fiyatlar da hiçbir zaman sadece piyasa tarafından belirlenmez. Piyasalarda oluşan dalgalanmalar hanehalkını doğrudan etkiler. Ancak hanehalkı da alacakları kararlarla piyasaları etkileme gücüne sahiptir. Nitekim hanehalkı, elindeki sınırlı kaynaklarla en yüksek doyuma ulaşmak ister. Finansal okuryazarlığa sahip hanehalkı resmin tümünü görüp ona göre adım atar. Örneğin birikimlerin yastık altından çıkartılıp finans kurumlarında değerlendirilmesi, para politikaları üzerinde önemli sonuçlar doğurur. Hanehalkı tasarruflarını etkileyen faktörler finansal okuryazarlıkla daha sağlıklı temellere kavuşur. 

Finansal okuryazarlık nasıl öğrenilir?

Bu konuda pek çok kanal üzerinden pek çok fırsatı değerlendirmek mümkündür. Örneğin çocuklara finansal okuryazarlık eğitimi 4 yaşından itibaren verilebilir. Bu dönemde çocuklar az, çok, büyük, küçük gibi kavramları öğrenebilirler. Daha sonra alacakları harçlıklar onlar için ilk gelirdir. İhtiyaçlarını karşılamak için harcama yapmaya başlamaları gider kavramıyla tanışmalarını sağlar. Özellikle 7 yaşından itibaren çocuklar ellerindeki geliri daha verimli şekilde nasıl kullanacaklarını öğrenmeye hazırdır. Dolayısıyla çocuklara tasarruf yapma bilincini kazandırmak için 7-10 yaş arası en ideal zaman dilimidir. Bu süreçte çocukların tüm ihtiyaçlarını karşılamak yerine birikim yapmalarını teşvik etmek gerekir. Nitekim paranın değeri, para kazanmanın önemi, ihtiyaçlar arasında sıralama yapmak gibi konularda çocuklar temel bilgileri 10 yaşından önce kazanabilirler. Diğer taraftan ergenlik dönemindeki çocuklar daha büyük ihtiyaçlar için daha büyük kaynaklar bulmak ister. Okuldan artakalan zamanlarda çalışan çocuklar, finansal okuryazarlığı kendi deneyimleriyle öğrenir. Çalışma ortamından uzak, tüm istekleri karşılanan çocuklarda ise finansal okuryazarlık bilinci daha zayıftır. 

Aile ortamının yanı sıra okulda verilen finansal okuryazarlık eğitimi de bu bağlamda önemlidir. 2018 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından eğitim müfredatına eklenen finansal okuryazarlık dersleri bu bağlamda önemli bir ihtiyacı karşılamakta. Bu dersi alan çocuklar bütçe yapma, tasarruf, borç alma ve yatırım gibi temel finansal kavramları okulda öğrenme fırsatı buluyor. Çocukların büyük bir bölümü aslında para ve harcamalarla ilgili çeşitli bilgilere sahiptir. Ancak tasarruf yapma, yatırım, finansal sistem gibi konularda çok azı aile ortamında yeterli bilgiye ulaşıyor. Finansal okuryazarlık dersleri sayesinde çocuklar bu konularda temel bilgileri okulda kazanabiliyor. Ayrıca okul ortamının dışında da finansal okuryazarlıkla ilgili pek çok kaynaktan bilgi sahibi olmak mümkündür. Başta bankalar olmak üzere çeşitli finans kuruluşları bu konuda eğitim ve seminerler düzenlemekte. Buna ek olarak sivil toplum örgütleri de özellikle küçük ve orta ölçekli yatırımcılara yönelik çeşitli seminerler düzenliyor. Diğer taraftan koronavirüs salgınıyla birlikte online eğitim kanalları bu süreçte daha fazla öne çıktı. 

Finansal okuryazarlık ne gibi hataları önler?

Pek çok faktörün etkili olduğu finansal piyasalarda oluşan kayıplar bazen büyük ve yıkıcı hale gelebilir. Örneğin paranın değeri bir gecede ciddi ölçüde düşerken yatırımcılar tüm servetlerini kaybedebilirler. Yatırımcıların verecekleri hızlı kararlar bazen birçok kaybı önleyebilir. Fakat bazen de tersine sonuçların oluşması mümkündür.  Finansal okuryazarlık sayesinde kişiler ve kurumlar, finansal hareketleri kısa, orta ve uzun vadeli olarak takip ederler. Bu sayede ani kararlar alma nedeniyle oluşabilecek kayıpları minimum seviyede tutarlar. Diğer taraftan kontrolsüz ve aşırı şekilde harcama yapmak, günümüzde en sık karşılaşılan finansal hatalardan biridir. Bu konuda hanehalkı ile büyük şirketler arasında çok önemli farklar yoktur. Hanehalkının bazen gereksiz ve aşırı harcamalar yapması mümkündür. Aynı şekilde büyük şirketler de bazen gereğinden fazla personel alımı yapmış olabilir. Veya yanlış yatırım kararları almış olabilirler. Finansal okuryazarlığa sahip kişiler ve kurumlar, finansal süreçleri daha iyi yönetir. Kayıpları telafi etmek ve verimliliği arttırmak için de daha doğru planlama yaparlar. 

Finansal okuryazarlıkta nelere dikkat etmek gerekir?

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki finansal okuryazarlık eğitimi alanlar gelirlerinin bir kısmını tasarrufa ayırmaları gerektiğini iyi bilirler. Harcamalar için ödeme planları oluştururlar. Böylelikle gelirleri ile giderleri arasındaki makası kontrol altında tutarlar. Planlı harcama süreçleri, gelirden fazla harcama yapmayı önler. Borçlanmalar için de finansal planları kontrollü şekilde gerçekleştirmeyi sağlar. Dolayısıyla bu kişiler bütçe planlarını nasıl yapmaları gerektiğini bilirler. Planlarını kısa, orta ve uzun vadelere göre ayrı ayrı şekillendirirler. Risk analizlerini de bunlara göre yaparlar. Örneğin uzun vadeli finansal yatırımlar için kurdaki dalgalanmalar önemli bir sonuç doğurmaz. Kısa süreli finansal yatırımlar için ise orta vadeli finansal politikalar çoğu zaman daha önemlidir. Diğer taraftan finansal okuryazarlığın geliştiği toplumlarda yatırımcıların kendilerine ait rasyonel bir risk analiz tablosu vardır. Değişkenleri bu tablolarda doğru şekilde anlamlandırıp finansal kararlarını resmin bütününe bakarak verirler. Oysa finansal okuryazarlığın zayıf olduğu toplumlarda bazen küçük ve saçma bir dedikodu bile piyasaları altüst eder.

Şirketlerde olduğu gibi hanelerde de finansal okuryazarlık sayesinde harcamalar kontrollü şekilde gerçekleşir. Bu sayede hanehalkının toplam refah seviyesi yükselir. Finansal okuryazarlığı evde gerçekleştirmek için mutlaka bir ev bütçesi yapmalısınız. Çünkü hanehalkı, haneye giren toplam gelir ile hanenin yaptığı toplam harcamalar hakkında bu yolla bilgi sahibi olur. Hanedeki tüm gelirlerin yanı sıra tüm harcamaların da takip edilmesi bu bağlamda önemlidir. Böylelikle hanehalkı kontrolsüzce harcama eğiliminden uzak durur. Yapacakları harcamalar ihtiyaçlarına ve alım güçlerine uygun şekilde gerçekleşir. Bununla birlikte ev bütçesini yaparken çocuklarınızı da mutlaka bu sürecin içine dahil etmelisiniz. Hangi kaleme ne kadarlık bir pay ayırdığınızı çocuklarınız mutlaka görmeli. Bu sayede küçük yaşlardan itibaren harcama kalemlerini doğru belirlemeyi ve gereksiz harcamalardan uzak durmayı öğrenirler. Ayrıca bütçenizin belirli bir kısmını tasarrufa ayırmak konusunda da çocuklarınıza örnek olmalısınız. Böylelikle çocuğunuz harçlıklarının bir kısmını tasarrufa ayırarak ihtiyaçlarını karşılama konusunda aile içinde doğru bir eğitim almış olur. 

Tüm okurlarımıza sağlıklı, keyifli ve bol kazançlı günler diliyoruz… 

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Bilgi Pal

    2 Şubat 2022 saat 11:53

    Özgür Demirtaş’ta bahsetmişti kesinlikle herkesin finansal okuryazarlığı olmalı. Makale için teşekkürler faydalı oldu.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Beyaz Yakalım

Ofisteki Gizli Çalışan: Yapay Zeka

Yayınlandı

tarihinde

Eskiden ofiste gizlenen şeyler belliydi.

İş saatinde sosyal medyada geçirilen birkaç dakika, mutfakta uzayan kahve molaları ya da Excel dosyasının arkasına saklanmış bir alışveriş sekmesi…

Şimdi ise yeni bir “gizli yardımcı” var: Yapay zeka.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki çalışanların yaklaşık 5 kişiden 1’i işlerinde yapay zeka kullandığını yöneticilerinden veya ekip arkadaşlarından gizliyor.

Peki ama neden?

Sonuçta yapay zeka kullanmak bugün birçok şirkette internet kullanmak kadar sıradan hale gelmiş durumda. Yine de bazı çalışanlar hazırladıkları raporları, yazdıkları mailleri veya oluşturdukları sunumları yapay zekanın desteğiyle hazırladıklarını söylemek istemiyor.

Sebebi aslında düşündüğümüzden daha basit.

Bir kısmı “İşim kolay görünecek” diye çekiniyor.

Bazıları “Yerime yapay zekayı koyarlar mı?” endişesi taşıyor.

Kimileri ise “Hazıra konmuş gibi görünmek istemiyorum” diye düşünüyor.

Kısacası sorun yapay zekanın kendisinden çok, onun nasıl algılandığında yatıyor.

Oysa işin ilginç tarafı şu:

Şirketler çalışanlarının daha verimli olmasını istiyor.

Çalışanlar daha verimli olmak için yapay zekadan yardım alıyor.

Ama sonra bunu kimseye söylemiyor.

Biraz garip bir denklem gibi duruyor.

Bugün birçok çalışan toplantı notlarını özetletiyor, uzun e-postaları sadeleştiriyor, rapor taslakları hazırlatıyor veya araştırmalarını hızlandırıyor. Yani yapay zeka çoğu zaman işi yapan kişi değil, işi hızlandıran bir yardımcı rolünde.

Tıpkı hesap makinesinin muhasebecinin yerini almaması gibi.

Asıl soru artık “Çalışanlar yapay zeka kullanıyor mu?” değil.

Çünkü kullanıyorlar.

Asıl soru şu:

Şirketler çalışanlarının bunu rahatça söyleyebileceği bir ortam oluşturabiliyor mu?

Belki de geleceğin ofislerinde performans değerlendirmeleri sırasında çalışanlar şu cümleyi kuracak:

“Bu projeyi üç günde bitirdim.”

Ve kimse “Nasıl?” diye sormayacak.

Çünkü cevabı zaten biliyor olacak.

Yapay zeka artık ofisin içinde.

Sadece bazı masalarda hâlâ gizli oturuyor.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Türkiye İlk Kez Sabah Maçlarına Çıkıyor: Ülkece Uyku Düzeni Dağılıyor

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye olarak yıllardır gece maçına alışmış insanlarız.
20.45 mi? Mis gibi saat.
Çay koy, kanepeye yayıl, maçı aç.

Ama sabah 06.00’da milli maç izlemek…
İşte orada pek alışık değiliz gibi.

Bu Dünya Kupası’yla birlikte ilk kez “güne Türkiye maçıyla başlama” dönemine giriyoruz.
Yani artık alarm sesi bile stres yaratacak.

Sabah Alarmıyla Milli Duygu Aynı Anda Yaşanır mı?

Muhtemelen yaşanacak.

Çünkü milyonlarca insan ilk kez kendi isteğiyle 05.30 alarmı kuracak.
Normalde işe zor uyanan insanlar, Türkiye maçı için karanlıkta ayakta olacak.

Ve o sabah herkesin evinde aşağı yukarı aynı sahne dönecek:

  • Tek göz açık televizyonu açma çabası
  • Mutfakta sessiz sessiz kahve yapma
  • “Daha hava bile aydınlanmadı ya” söylemleri
  • İlk düdükle birlikte bir anda kendine gelme

Ofisler Birkaç Gün Hafif Dağılabilir

Şimdiden söyleyelim…
Bu maç saatleri ofis düzenini biraz bozacak gibi duruyor.

Çünkü biri maçı izlemek için 3 saat uyuyacak.
Biri “Uyumam ben” diyecek, öğleden sonra ekrana boş boş bakacak.
Birileri toplantıda istemsizce maç yorumu yapacak.

Hatta bazı ofislerde şu konuşmaların geçme ihtimali çok yüksek:

— “Kaçta yattın?”
— “Yatmadım.”
— “Maçı izledin mi?”
— “İkinci yarıyı hatırlamıyorum bile.”

FIFA Biraz Bizi Zorlamış Gibi

Maç saatleri şöyle:

  • 07.00
  • 06.00
  • 05.00

Yani biri özellikle “Türk halkının sabır seviyesi ölçülsün” istemiş gibi.

Ama işin garip tarafı şu:
Ne kadar erken olursa olsun, konu milli maç olunca insanlar yine ekran başına geçiyor.

Normalde sabah yürüyüşüne çıkmayan adam, Türkiye maçı için gün doğmadan kahveyle koltuğa kurulacak.

Bu Turnuvanın Gizli Kahramanı Kahve Olabilir

Bu süreçte en yoğun mesaiyi futbolcular kadar kahveler de yapacak gibi duruyor.

Çünkü sabah 5’te maç izlemek normal seyircilik değil.
Bir noktadan sonra hayatta kalma mücadelesine dönüyor.

Şimdiden bazı klasikler oluştu bile:

  • “Ben maçı ofisten açarım”cılar
  • Termosu akşamdan hazırlayanlar
  • Maç günü toplantıyı ertelemeye çalışanlar
  • Ve “Ben zaten erken kalkıyorum” diye hava atanlar

Ama Güzel Tarafı da Bu Galiba

Ne kadar uykusuz olursak olalım…
O saatlerde yine milyonlar aynı anda aynı maçı izleyecek.

Bir yanda kahve, bir yanda milli heyecan.
Göz yarı kapalı ama yorumlar tam gaz.

Çünkü Türkiye’de milli maç sadece futbol değil.
Biraz stres, biraz umut, biraz da “Bu maçı alırız” inadıdır.

Ve galiba ilk kez,
Dünya Kupası’nı “günaydın” diyerek yaşayacağız.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

Eskiden “Çıkıp Alalım” Diyorduk, Şimdi Kargo 1 Gün Gecikince Sinirleniyoruz..

Yayınlandı

tarihinde

Türkiye’de e-ticaret artık sadece “internetten alışveriş” meselesi değil.
İnsanların günlük alışkanlıklarını değiştiren bambaşka bir düzene dönüştü.

Bir dönem internetten sipariş vermek insanlara riskli gelirdi.
Şimdi ise kargo bir gün geç kalsa herkesin canı sıkılıyor.

Çünkü alıştık.
Hem de çok hızlı alıştık.

Son 5 yılda Türkiye’de e-ticaret hacminin yaklaşık 12 kat artıp 10,6 trilyon liraya ulaşması da bunu açıkça gösteriyor.

Üstelik sadece para büyümüyor.
İşlem sayısı da inanılmaz seviyelere çıktı.

Bugün Türkiye’de e-ticaret işlem sayısı 25,85 milyara ulaşmış durumda.
Yani insanlar artık büyük küçük fark etmeksizin birçok ihtiyacını internetten çözmeye başladı.

Bir kulaklık…
Bir kahve makinesi…
Bir paket fotokopi kağıdı…
Hatta ofisin çayı kahvesi bile artık birkaç dakikada sipariş veriliyor.

Dolar bazında bakıldığında da tablo aynı.
Türkiye’nin e-ticaret hacmi 43 milyar dolardan 115,4 milyar dolara yükseldi.

Aslında bu değişimi anlamak için istatistiklere bile çok gerek yok.

Çevremize bakmamız yeterli.

Eskiden biri bir şey alacağı zaman mağaza mağaza gezerdi.
Şimdi önce telefondan fiyat bakılıyor.
Yorum okunuyor.
“Yarın gelir mi?” diye teslimat süresi kontrol ediliyor.

Hatta bazen mağazada görülen ürün bile internetten sipariş ediliyor.

Çünkü artık insanlar sadece ürün almıyor.
Kolaylık satın alıyor.

Özellikle şirketler tarafında bu durum çok daha net hissediliyor.

Kimse tek bir eksik için gün içinde farklı yerlere yetişmeye çalışmak istemiyor.
Kırtasiye ayrı yerden, temizlik ürünü başka yerden, kahve başka yerden derken iş uzayıp gidiyor.

Bu yüzden Ofix gibi platformlar son dönemde şirketlerin işini ciddi anlamda kolaylaştırmaya başladı.

İnsanlar artık ofis ihtiyaçlarını tek tek düşünmek yerine, tek noktadan hızlıca çözmek istiyor.
Ürün bulunsun, fiyat uğraştırmasın, sipariş zamanında gelsin yeterli oluyor çoğu zaman.

Geldiğimiz noktada e-ticaret artık ekstra bir seçenek değil.
Günlük hayatın normal akışına dönüşmüş durumda.

Ve görünen o ki insanlar bu hızdan kolay kolay vazgeçmeyecek.

Okumaya Devam Et

Trendler