Bizi Takip Edin

Lifestyle

Kova burcuna alınabilecek ofis hediyeleri nelerdir?

Yayınlandı

tarihinde

Kova burcuna alınabilecek ofis hediyeleri önerileri Ofix Blog'da...

Ofix sitesinin online alışveriş rehberi Ofix Blog‘da burçlara göre ofis hediyeleri yazı dizimizin sonuna yaklaşıyoruz. 2017 yılının bu son günleri, umarız başarılarla dolu yeni bir yılı sevgiyle ve umutla inşa eder… Yazı dizimizde bugün, kova burcuna alınabilecek ofis hediyeleri konusunu ele alacağız.

Kova burcunun genel özellikleri nelerdir?

Önce biraz kova burcundan bahsedelim. Kova burcunun en dikkat çeken özellikleri, nazik ve hoşgörülü olmaları, özgürlüklerini korumaya önem vermeleri ve zengin bir hayal gücüne sahip olmalarıdır. Taklitten ve taklitçilikten hiç hoşlanmayan kovalar, doğallık ve sadeliği çok severler. Bu özellikleri, konuşma ve davranışlarına da yansır. Yalan ve sahte konuşma ve davranışlardan hiç hoşlanmazlar. Sosyal ilişkilerinde herkese karşı saygılıdırlar. 

Kovaların dikkat çeken bir diğer özelliği de geçmişe bağlılık ile yenilik isteği arasında denge kurmayı başarmalarıdır. Bu özellikleri, yaptıkları işlere doğrudan yansır. Kovalar bir yönüyle gelenekleri korurlar. Fakat, özgürlük duyguları ve hayal güçleri yüksek olduğu için, yaptıkları işlere mutlaka orijinal bir şeyler kazandırırlar. Özellikle de el becerisi gerektiren işlerde çok başarılıdırlar. Kovaların elinden çıkan şeyler, her defasında yeni bir nitelik kazanır. 

Kovalar gerek özel hayatlarında, gerekse iş hayatlarında süsten ve gösterişten uzak dururlar. Onlar için gerçek yaratıcılık, doğallık ve sadelik içinde mümkündür. Her türlü süs ve gösterişin bir taklit olduğuna inanırlar. Ayrıca, kendilerinin taklit edilmesinden de hiç hoşlanmazlar. İş hayatında öne çıkmak veya örnek gösterilmek gibi beklentileri yoktur. Yaptıkları işleri en güzel şekilde yapmak mutlu olmaları için yeterlidir.

Oldukça enerjik bir burç olan kova burcu, hayatı dolu dolu yaşamak ister. Hem çalışkan, hem de pratik olan kovalar, teknolojik ürünleri severler. Teknolojik gelişmeleri yakından takip ederler. Kovalar iyi birer dosttur, dinlemesini iyi bilirler, bilgilerini paylaşırken bilgiçlik taslamazlar. Üstelik, kendileri gibi düşünmeyen insanlarla arkadaşlık yapmaktan keyif alırlar. Bu tartışmaların kendi yaratıcılıklarını güçlendireceğine inanırlar.

Kova Burcuna Alınabilecek Ofis Hediyeleri

Kova burcunun genel özelliklerini bu şekilde özetledikten sonra, kova burcuna alınabilecek ofis hediyeleri konusunda somut önerilerde bulunacağız. Kova burcuna ofis hediyesi seçerken, teknolojik ürünleri ilk planda değerlendirebilirsiniz. Ayrıca, her türlü süs ve gösterişten uzak, işlevsel özellikleriyle öne çıkan ve yaptıkları işlere yaratıcılıklarını yansıtmalarına katkı sağlayan ürünler, kova burcu için güzel bir ofis hediyesi olabilir.

Teknolojik Ürünler

Teknolojik ürünler, hayatımızı büyük ölçüde kolaylaştırıyor ve gereksiz emek ve para kaybının önüne geçiyor. Ofis ortamında kullandığımız araçların nitelikleri, yaptığımız işlerin niteliklerini doğrudan etkileme gücüne sahip. Bize hız kazandıran ve ergonomik özelliklere sahip ürünler, işte geçirdiğimiz süreyi daha keyifli ve verimli hale getirmekte. Teknolojik ürünlere pek meraklı olan kovalar için bu ürünler, iyi bir ofis hediyesi olabilir.

Örneğin, Logitech klavye ve mouse kova burcuna alınabilecek ofis hediyeleri arasında değerlendirilebilir. Logitech kalitesini parmaklarınızın ucuna getiren bu ürünler hem kaliteli, hem de dayanıklı. Kablosuz oldukları için, ofiste büyük bir kolaylık sağlıyor ve görüntü kirliliğinin önüne geçiyor. 

Yine monitörler de güzel bir seçim olabilir. Sitemizde farklı ebatlar ve özelliklerdeki monitör çeşitlerini inceleyebilirsiniz.

Kova burcuna alınabilecek ofis hediyeleri için tercihiniz teknolojik ürünlerden yanaysa, online ofis marketiniz Ofix’te satışını yaptığımız diğer ürünleri teknoloji kategorimizde inceleyebilirsiniz.

Sunum Ürünleri

Kova burcu, iletişim yeteneğinin yanı sıra sunum becerisi yüksek bir burçtur. Bildiklerini paylaşmaktan ve karşıt görüşteki insanlarla tartışmaktan keyif alır. Sunumlarda görselleştirme yoluyla kolaylık sağlayan ürünler de kova burcuna alınabilecek ofis hediyeleri arasında değerlendirilebilir.

Örneğin, Panda teleskopik ayaklı yazı tahtası güzel bir ofis hediyesi olabilir. 60 x 85 cm başta olmak üzere farklı ebatlardaki bu ürünler, 1. sınıf laminant malzemeden üretilmekte. 

Sunum kumandası içinse Mühlen R400 sunum kumandası güzel bir seçim olabilir. Mühlen markasının en çok satan sunum kumandası olan bu ürünler, 15 metre mesafeden bile lazer ışığını dağıtmadan nokta gösterimi yapabilmekte. 37.8 x 115.5 x 27.4 mm ölçüsündeki bu ürünlerin ağırlığı yalnızca 57 gram. 

Kova burcuna alınabilecek ofis hediyeleri için tercihiniz sunum ürünlerden yanaysa, sitemizde satışını yaptığımız diğer ürünleri ofis cihazları kategorimizde inceleyebilirsiniz.

Veri Depolama Ürünleri

Veri depolama ürünleri de yine, teknolojiye büyük ilgi duyan kovalar için güzel bir ofis hediyesi olabilir. Örneğin, 1 TB taşınabilir disk iyi bir seçim olabilir. USB 3.0 bağlantı özelliğine sahip bu ürünler, NTFS dosya formatında biçimlendirilmiş. 

Kova burcuna alınabilecek ofis hediyeleri için tercihiniz veri depolama ürünlerinden yanaysa, sitemizde satışını yaptığımız diğer ürünleri veri depolama ürünleri kategorimizde inceleyebilirsiniz.

Ayrıca, USB bellek seçimlerinize ışık tutacak faydalı bilgileri, Ofix Blog‘da daha önce yayınlamış olduğumuz USB bellek alırken nelere dikkat etmek gerekir? yazımızda bulabilirsiniz. 

Mutlu İşler, Huzurlu Ofisler…

Yeni yıla çok kısa bir süre kaldı. Ofix’te yıl sonuna özel kampanyalarımızda da son günlere yaklaşıyoruz. Yeni yılda ofisinizde yenilenme sağlamak için bu fırsatları kaçırmayın deriz…

Devam eden kampanyalarımızı kampanyalar sayfamızda inceleyebilirsiniz.

Tüm okurlarımıza keyifli ve bol kazançlı nice yıllar diliyoruz…

Not: Hangi burca nasıl bir ofis hediyesi alırsanız alın, hediye paketinizin içine sevgi ve dostluk duygularınızı eklemeyi unutmayın…

Okumaya Devam Et
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Lifestyle

As Bayrakları: Türkiye’nin Dünya Kupası Yolculuğunda Yeni Bir Sayfa

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Futbol, Türkiye’de sadece bir spor değil;
bazen bir umut, bazen birleştirici bir heyecan, bazen de “bu sefer olacak” duygusu.

Dünya Kupası ise bu hikayenin en büyük sahnesi.
Ve biz, o sahnede az görünmüş ama unutulmayacak izler bırakmış bir ülkeyiz.

Türkiye Dünya Kupası’na Kaç Kez Katıldı?

Türkiye, FIFA Dünya Kupası tarihine bakıldığında
çok sık katılım gösteren bir ülke değil.

  • 1954 Dünya Kupası (İsviçre)
  • 2002 Dünya Kupası (Güney Kore & Japonya)

Toplamda sadece 2 kez katıldık.

Ama işin ilginç kısmı şu:
Bu iki katılımın biri, Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine dönüştü.

2002 yılı…
Türkiye için sadece bir turnuva değil, kolektif bir hatıradır.

Teknik direktör Şenol Güneş yönetimindeki milli takım;
disiplinli oyun, güçlü savunma ve doğru zamanda gelen gollerle turnuvaya damga vurdu.

Türkiye Neden Uzun Süredir Dünya Kupası’nda Yok?

Bu soru yıllardır soruluyor.

  • İstikrarsız performans
  • Kadro sürekliliğinin sağlanamaması
  • Avrupa elemelerindeki zorlu rekabet

gibi faktörler, Türkiye’nin bu sahneden uzak kalmasına neden oldu.

Ama futbolun güzel yanı şu:
Her zaman yeni bir hikaye yazma şansı vardır.

Yeni Nesil, Yeni Umut

Son yıllarda genç ve yetenekli oyuncuların yükselişi
milli takım için yeniden umut oluşturuyor.

Avrupa’da forma giyen Türk futbolcuların sayısı artarken,
oyun kalitesi ve rekabet gücü de yukarı çıkıyor.


Ofiste Dünya Kupası Heyecanı

Dünya Kupası sadece sahada yaşanmıyor.

Ofiste:

  • Maç skorları takip edilir
  • Tahminler yapılır
  • “Bu maç alınır” tartışmaları döner
  • Kahve molaları uzar

İşte tam da bu anlarda, küçük detaylar büyük fark yaratır.

İyi bir kahve, rahat bir çalışma ortamı ve ihtiyaç duyulan ofis ürünleri…
Tüm bunlar, o heyecanı daha keyifli hale getirir.

Ofix, ofislerin bu tarz anlarda ihtiyaç duyduğu her şeyi bir araya getirirken,
günün temposunu bozmadan keyifli molalar vermenizi sağlar.

Son Söz: Yine Olabilir

Türkiye, Dünya Kupası’na çok sık katılmamış olabilir.
Ama katıldığında iz bırakmayı başarmış bir takım.

2002 bunun en büyük kanıtı.

Belki bir sonraki turnuvada,
yine aynı heyecanı yaşarız.

Ve belki yine ofislerde, ekran başında
“bu sefer gerçekten oluyor” deriz.

Okumaya Devam Et

Lifestyle

İş Güvenliği: Plaza Hayatında Fark Etmeden Biriken Riskler

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Ofiste çalışıyorsan büyük ihtimalle kendini güvende hissediyorsundur.
Ne de olsa ne şantiye var ne ağır makineler. Masa, sandalye, bilgisayar… hepsi oldukça “zararsız” görünüyor.

Ama işin aslı şu: Ofis ortamı tehlikesiz değil, sadece tehlikeleri sessiz.

Gün içinde başına gelenleri düşün.
Masaya oturuyorsun, bilgisayarı açıyorsun, bir yandan kahve içiyorsun. Saatler geçiyor ama fark etmiyorsun. Çünkü her şey alıştığın gibi. Zaten problem de tam burada başlıyor: alışkanlıklar, zamanla hataları görünmez hale getiriyor.

Mesela masa altındaki kablolar…
İlk gün dikkat edersin. Sonra görmezden gelmeye başlarsın. Bir süre sonra artık orada olduklarını bile unutursun. Ta ki bir anlık dalgınlıkta ayağın takılana kadar.

Ya da sandalye…
“Rahat gibi” gelir ama aslında doğru ayarda değildir. Günler geçtikçe omuzların biraz daha öne düşer, ekran biraz daha aşağıda kalır. O an bir şey hissetmezsin ama gün sonunda yorgunluk artar. Bir süre sonra bu durum normalin olur.

İşte plaza hayatındaki riskler tam olarak böyle çalışır: büyük değil, biriken.

İş güvenliği denince çoğu kişinin aklına prosedürler, eğitimler, uzun uzun anlatılan kurallar gelir. O yüzden de sıkıcı bulunur. Ama ofis tarafında iş güvenliği aslında çok daha basit bir yerden başlar: düzen.

Düzenli bir masa, doğru yerleştirilmiş bir ekran, güvenli kullanılan prizler… Bunlar kulağa küçük detaylar gibi gelir ama günün sonunda hem konforu hem verimi doğrudan etkiler. Hatta çoğu zaman fark etmeden yaşadığın yorgunluğun sebebi bile bu küçük eksiklikler olur.

Bir de işin hijyen tarafı var ki genelde en çok atlanan konu burası.
Ortak kullanılan alanlar, mutfak, masa yüzeyleri… Bunlar sadece temizlik meselesi değil, doğrudan iş güvenliği konusu. Çünkü sağlıklı olmayan bir ortamda çalışmak da bir risk.

Bu noktada doğru ürün seçimi devreye giriyor. Ergonomik ofis ekipmanları, kablo düzenleyiciler, güvenli priz çözümleri ya da temizlik ürünleri… Bunların hepsi aslında “daha konforlu” bir ofis için değil, daha güvenli bir çalışma ortamı için var. Ofix gibi platformlarda bu ürünleri doğru şekilde seçmek, işi oldukça kolaylaştırıyor.

Sonuçta kimse ofise gelirken “bugün başıma bir şey gelir” diye düşünmez.
Ama kimse de gün sonunda sebepsiz yere yorulmak, ağrıyla kalkmak ya da küçük bir kazayla günü kapatmak istemez.

Plaza hayatında riskler gürültüyle gelmez.
Sessizce birikir, alışkanlığa dönüşür.

Ve çoğu zaman çözümü de büyük değişikliklerde değil,
gözünün önünde duran küçük detaylarda saklıdır.

Okumaya Devam Et

Beyaz Yakalım

Neden her iki beyaz yakalıdan biri “ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyor?

Yayınlandı

tarihinde

Yazar:

Sabah alarm çalıyor.
Bir anlığına “bugün işe gitmesem ne olur?” düşüncesi geçiyor aklından.

Sonra herkes gibi kalkıyorsun. Kahveni alıyorsun, bilgisayarın başına geçiyorsun.
Ama içten içe şunu hissediyorsun: Bu sadece yorgunluk değil.

Son dönemde beyaz yakalıların büyük bir kısmı aynı şeyi düşünüyor.
Gitmek değil belki… ama kalmak da eskisi kadar kolay gelmiyor.


İş sandığımızdan daha fazlası

Kimse sadece para kazanmak için çalıştığını düşünmek istemiyor.
İnsan biraz da “ben ne yapıyorum?” sorusunun cevabını arıyor.

Yaptığın işin bir anlamı olsun istiyorsun.
Bir katkın olsun.
Birileri fark etsin.

O yüzden iş sadece iş olmuyor.
Yavaş yavaş senin bir parçan haline geliyor.

Ama işte tam bu yüzden, karşılığını alamadığında sadece yorulmuyorsun… kırılıyorsun.


“Biraz daha dayan” hali

İş hayatı sana açık açık şunu söylemiyor ama hissettiriyor:
Biraz daha hızlı ol, biraz daha fazla sorumluluk al, biraz daha idare et.

Bir süre sonra bu “biraz daha”lar birikiyor.

Akşam laptopu kapatıyorsun ama zihnin kapanmıyor.
Hafta sonu geliyor ama tam dinlenemiyorsun.
Pazartesi daha gelmeden yorgun hissediyorsun.

Ve bir noktada insan kendine şu soruyu soruyor:
“Ben gerçekten bu tempoya alıştım mı, yoksa sadece katlanıyor muyum?”


Gün bitiyor ama iş bitmiyor

Eskiden iş çıkınca iş biterdi.
Şimdi sadece mekan değişiyor.

Mail gelirse bakılıyor.
Mesaj düşerse cevaplanıyor.
“Şunu da hızlıca halledeyim” dediğin şey, geceye sarkıyor.

Bir de hayatın kendisi var.

Ev, sorumluluklar, yapılacaklar…
Yani aslında gün içinde tek bir iş yapmıyorsun.
Sürekli bir şeyleri dengede tutmaya çalışıyorsun.

Ama o denge çoğu zaman tutmuyor.


İçten içe bir şeyler eksik

En yorucu olan şey bazen işin kendisi değil.
Karşılığını alamadığını hissetmek.

Çok çalışıyorsun ama yeterince görülmüyorsun.
Emek veriyorsun ama fark yaratıyormuş gibi hissetmiyorsun.

Bazen aynı işi yaptığın insanların farklı yerlerde olduğunu görüyorsun.
Ve o an şunu düşünüyorsun:

“Ben nerede yanlış yapıyorum?”

Aslında çoğu zaman yanlış yapan sen değilsin.
Ama bunu anlamak zaman alıyor.


“İstifa” dediğimiz şey

Dışarıdan bakınca basit:
“İşi bırakmış.”

Ama içeride olan şey biraz daha farklı.

Bu karar genelde bir anda verilmiyor.
Biriken şeyler var.

Yavaş yavaş uzaklaşmak,
kendini geri çekmek,
eskisi kadar önemsememek…

Ve bir gün, artık devam edemediğini fark etmek.

O yüzden bu sadece bir işten ayrılma değil.
Bir hissin, bir yükün, bir döngünün içinden çıkma hali.


Aynı döngü, aynı yorgunluk

Birçok insanın yaşadığı şey aslında birbirine çok benziyor.

Yaptığın işin karşılığını tam alamadığını hissetmek,
ilerliyormuş gibi değil de yerinde sayıyormuş gibi hissetmek,
ne kadar çabalarsan çabala yetmiyormuş gibi gelmesi…

Ve en önemlisi,
hayatın sadece işten ibaretmiş gibi hissettirmesi.

İşte bu his biriktiğinde,
insan “bırakayım mı?” diye düşünmeye başlıyor.


Asıl mesele

Bugün beyaz yakalıların yaşadığı şey tembellik değil.

Kimse çalışmaktan kaçmıyor.
Ama kimse de kendini kaybedecek kadar çalışmak istemiyor.

İnsanlar üretmek istiyor, faydalı olmak istiyor, iyi hissetmek istiyor.

Ama bunun karşılığında sadece yorgunluk kalıyorsa,
orada bir problem var.

O yüzden mesele şu değil:
“İnsanlar neden çalışmak istemiyor?”

Asıl mesele şu:
İnsanlar neden bu şekilde çalışmak istemiyor?

Okumaya Devam Et

Trendler